NTV

Davutoğlu: CHP'nin mektubu olumlu

Anadolu Ajansı

Dünya

ABD’de bulunan Başbakan Ahmet Davutoğlu basın mensuplarıyla bir araya gelerek soruları yanıtladı.

Davutoğlu, BM'de "Gül Bahçesi" olarak adlandırılan alanda, Türk basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

BM Genel Kurulu Genel Görüşmeleri için bulunduğu New York'ta, çok taraflı zirveler ve ikili görüşmelerle temaslarını sürdürdüğünü anlatan Davutoğlu, Türkiye'nin bütün platformlarda aktif rol oynadığını ve görüşlerini aktardığını söyledi.

ABD Başkanı Barack Obama ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ayrı ayrı görüştüğünü, Suriye'deki son gelişmeler kapsamında görüş alışverişinde bulunduklarını aktaran Davutoğlu, dün akşam verdiği resepsiyonda da ABD Başkanı Obama ile görüşme imkanı olduğunu dile getirdi. İkili görüşmeler açısından New York ziyaretinin son derece verimli geçtiğini belirten Davutoğlu, "Özellikle Suriye ve mülteciler konusu, görüşmelerin ana odak noktasını oluşturuyor. Türkiye'nin teröre karşı yürüttüğü mücadele konusunda bir çok ülkeden gelen açık destek var. Hem bir taraftan terörle mücadele konusunda uluslararası desteği sağlamak diğer taraftan da Suriye ve mülteciler konusunda da artan duyarlılığı uygulanabilir politikalara dönüştürebilmek bağlamında BM zemini çok önemli bir imkan sağladı" diye konuştu.

BM Genel Kurulu'na yarın hitap edeceğini hatırlatan Davutoğlu, konuşmasında dünyadaki küresel adalet arayışları bağlamında Türkiye'nin tutumunu ve Suriye, Filistin, Kıbrıs gibi konular başta olmak üzere beklentilerini uluslararası toplumla paylaşılacağını vurguladı.

"BÜTÜN PARTİLERİN ORTAK BİR TUTUMA GELMESİ BİZİM ARZUMUZDUR"

Bir basın mensubunun, "CHP size seçim kampanyalarının centilmence geçmesi için bir mektup yazmış" sözleri üzerine, CHP'nin mektubunun Ankara'ya iletildiğini, henüz eline ulaşmadığını kaydetti.

Mektubu dikkatlice okuyacağını söyleyen Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Muhtevasının seçimlerde karşılıklı siyasi nezaket içerisinde davranma noktasında yapmış olduğum çağrıya cevabi mahiyette olumlu bir cevap niteliği taşıması açısından olumlu olduğu kanaatindeyim, güzel bir gelişmedir. Siyasi parti liderleri arasında diyaloğun olması, siyasi parti liderleri arasında yazışmalarla bazı prensip ve ilkesel bazda konuların ele alınması baştan beri savunduğumuz bir husus.

Ben her vesileyle ortak meselelerde, teröre karşı mücadele başta olmak üzere siyasi partilerin ortak bir tutumda buluşmasına önem veriyorum. Mektubu elime geçtiğinde detaylı bir şekilde inceleyeceğim ama ilk izlenimim, muhteva ile ilgili aldığım bilgi itibarıyla söylüyorum, olumludur. Biz buna zaten kendi teklifimiz, davetimiz olduğu için olumlu şekilde yaklaşırız ama önemli olan MHP ve HDP'nin de buna olumlu tavır sergilemesi... Çünkü siyasi nezaket bağlamında zaten biz gereğini yaparız herkes olumsuz olsa da ama kampanya konusunda bütün Türkiye'de tek bir standardın uygulanması lazım. AK Parti'nin diğer partilerden farkı şu, biz her yerde propaganda, kampanya yapıyoruz ama bazı partiler bazı bölgelere yoğunlaşmış durumda. Bizim CHP ile varacağımız prensip anlaşması, diyelim Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da kampanyanın mümkün olan az israf ve bayrak, parti bayraklarını kastediyorum, olması anlamında bir karşılığı tam olmayabilir. Onun için bütün partilerin bu konuda ortak bir tutuma gelmesi bizim arzumuzdur."

"HERKESİN SANDIĞA, SANDIK GÜVENLİĞİNE SAYGI DUYMASI BEKLENİR"

HDP'den, "bazı sandıkların taşınması durumunda seçim boykotu yapılabileceğine" yönelik açıklamalar geldiğinin ifade edilmesi üzerine ise Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Açıklama, aslında sandıklar konusunda duydukları güvensizliğin ifadesidir. YSK, Türkiye'de bağımsız bir kurum olarak Türkiye'deki seçim güvenliği bağlamında eğer bunu gerekli görüyorsa herkesin buna saygı duyması lazım. Herkesin rahat ve güvenlik sağlanmış ortamda siyasi iradesini beyan edebilmesine imkan sağlayacak her düzenleme teşvik edilmeli, olumlu görülmeli.

Burada alınan karar seçim güvenliği içinde her vatandaşımızın objektif ve kendi iradesini sağlayacak tarafsızlık içinde oyunu kullanabileceği ortamın sağlanmasıdır. Bu konuda HDP, aslında zihninin gerisindeki art niyeti ortaya koyan bir açıklamadır bu. Güvenliğin olmadığı düşünülen yerlerde YSK için baskı uygulama imkanlarının ortadan kalkması HDP'nin oyunun bozan bir gelişmedir. Bu sebeple bu tepkiyi veriyorlar. Herkesin sandığa, sandık güvenliğine saygı duyması ve sandıktan çıkacak neticeye de kesinlikle uyması beklenir."

"ÇOK UCUZ BİR POLEMİK"

"İran Cumhurbaşkanı ile görüşmenizde Türk bayrağının olmamasını muhalefet iç siyaset malzemesi yapıp Meclis'e taşıdı, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusu üzerine Davutoğlu, "Çok ucuz bir polemik" ifadesini kullandı.

BM'nin, tam anlamıyla karşılıklı ziyaretlerle gerçekleşen bir toplantılar zemini olmadığına işaret eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dikkat ederseniz bayrak da masaya konan sembolik mahiyette bir şey. Bunu yazanların şunu bilmesi lazım, bir kere İran Cumhurbaşkanı olması hasebiyle ziyarete giden benim. Biz onların mekanını ziyaret ediyoruz. Dolayısıyla yani Cumhurbaşkanı-Başbakan protokol ilişkisi bağlamında söylüyorum, onların mekanında olan bir görüşme. Dikkat ederseniz görüşmelerimizde bazılarında bayrak oluyor bazılarında olmuyor. Fransa Cumhurbaşkanı ile yaptığımız görüşmede vardı, yine biz cumhurbaşkanı olarak onu ziyarete gitmiştik. Bazılarında hiç bayrak olmuyor. Birleşmiş Milletler platformunda bunlar tartışılır konular değil. Biraz protokol bilen bunu mesele yapmaz. Bizim bayrağa olan saygımız ve bayrağımızı her yerde nasıl dalgalandırdığımıza da cümle alem şahittir, bunun için kimseden ders almaya da ihtiyacımız yok. Buradan ucuz polemik çıkarmak seçim öncesi sadece gülünç duruma düşürür insanları."

Başbakan Davutoğlu, AK Parti'nin 4 Ekim'de açıklanacak seçim beyannamesinde demokratikleşme ve kamu düzeni bağlamında nasıl bir tanımlama olacağı sorusuna, "Biraz önce arkadaşlarla tekrar konuştum. Türkiye'de ilgili komisyon çalışmalarını aralıksız sürdürüyor, ben de buradan takip ediyorum. Bütün bu unsurlar, tabii 7 Haziran'dan sonra yaşadığımız gelişmeler de dahil olmak üzere, seçim beyannamesinde yer alacak. Onu inşallah pazar günü açıkladığımızda herkes görecek" yanıtını verdi.

"TÜRKİYE İLE RUSYA ARASINDA İSTİŞARİ İLİŞKİ DERİNLEŞTİRİLEREK DEVAM EDECEK"

Rusya'nın DAEŞ hedeflerine yönelik operasyon kararının ardından Pentagon'dan "Amerikan askerleri ile Rus askerleri arasında bir diyalog oluşturulacağı" yönünde açıklama yapıldığının belirtilmesi ve "Bu diyaloğu Türkiye ile Rusya arasında da oluşturma durumu söz konusu mu" diye sorulması üzerine Davutoğlu, dün Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüştüğünü anımsattı. Başbakan Davutoğlu, "Türkiye ile Rusya arasında bu anlamda istişari ilişki derinleştirilerek devam edecek. Her iki dışişleri bakanımızı da bu konuda görevlendirdik, onlar bu görüşmeleri sürdürecek" dedi.

Suriye konusuna, Türkiye, Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri'nin, üçlü bir mekanizmayla ortak bir tavırla yaklaşması konusunun, hem Obama hem de Putin ile yaptığı görüşmelerde ele alındığını aktaran Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Prensipte olumlu bir yaklaşım var. Sayın Obama ile öğlenki görüşme dışında, akşam da resepsiyonda bir araya geldik. Orada da Putin ile yapılan görüşmenin prensipte yapıcı bir şekilde seyrettiği konusunda bize kanaatini beyan etti ama daha detaylı olarak da bütün bu konularda ABD ile istişarelerimiz devam ediyor. Rusya ile de devam ediyor. Üçlü bir çerçeve konusunda da prensipte bir sıkıntı görünmüyor. O konularda da gerekirse üçlü bazı çalışmalar da yapma imkanı var.

Bu, diğer ülkeleri dışlamak anlamına gelmiyor. Bölgede, Suriye'deki soruna çözüm konusuna katkı sağlayabilecek, İran, Suudi Arabistan, Katar gibi ülkelerin de mutlaka devrede olacağı, bu konularda da dışişleri bakanları arasında yoğun faaliyetler sürüyor. Önemli olan burada, en azından ortak olunan noktalarda birlikte hareket edebilmek. Nedir? İnsani konu. Herhalde kim, neyi desteklemiş olursa olsun, mülteciler konusunda herkes bunun insani boyutunda bir çaba gösterilmesinde görüş ayrılığına düşmez. Beni, BM Genel Kurul çalışmalarından en fazla ümitlendiren husus, artık mülteciler konusunun bir dünya meselesi olarak herkes tarafından ele alınması, ciddi bir duyarlılığın uyanmış olması. Bu, önemli bir aşamadır. Bu konuda Rusya'nın da Amerika'nın da herkesin de anlaşması lazım."

"DAEŞ ve Şiddete VaranAşırıcılıkla Mücadele Liderler Zirvesi"nde yaptığı konuşmayı anımsatan Davutoğlu, bölgedeki bütün terör örgütlerine karşı ortak bir tavırda buluşma konusunda da mesafe alınabileceği kanaati taşıdığını belirtti. Suriye rejimiyle ilişkiler bağlamında Türkiye ve ABD'nin pozisyonunun belli olduğunu söyleyen Davutoğlu, "Sayın Obama da dün konuşmasında açık bir şekilde ortaya koydu, biz de ortaya koyduk. Rusya ile olan görüş ayrılıklarımız bu çerçevede ikili ve üçlü diyaloglarla aşılmaya çalışılır" değerlendirmesini yaptı.

"LİDERLER DÜZEYİNDE BİR MUTABAKAT OLUŞMUŞ"

Yaptığı görüşmelerde, Suriye sınırında güvenli bölge oluşturulması yönünde somut bir sonuca yaklaşılıp yaklaşılmadığı sorusunu da yanıtlayan Başbakan Davutoğlu, "Hem Sayın Hollande hem Sayın Obama hem de Sayın Cameron ile yaptığımız görüşmelerde, üç liderin de Türkiye'nin güvenli bölge konusundaki taleplerini, daha öncekilere göre çok daha gerekli, doğru bir talep olarak gördüğünü gözlemlemekten büyük memnuniyet duydum" diye konuştu.

Türkiye'nin iki, üç yıldır bu talebi gündeme getirdiğini anımsatan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Bu, Türkiye'nin ulusal çıkarıyla ilgili bir talep değil. Aksine mültecileri Suriye içinde tutarak, Suriye'de en iyi hizmeti vererek, mülteci sorununun yayılmasına engel olmak. Ve güvenli bölgede herkesin kendi vatanında kalmasını temin etmek. Sayın Hollande bu konuda Türkiye'nin görüşlerine katıldığını ifade etti. Toplantıdan sonra basın açıklamasında da aynı tutumu sergiledi. Bundan sonra bunun nasıl gerçekleşebileceği ve nasıl sürdürülebileceği konusunu çalışmamız gerekiyor. Bunu liderler düzeyinde bir mutabakatın oluşmuş olduğunu, Sayın Hollande ve Sayın Cameron bağlamında da aynı şeyi söylemek mümkün. Ama onun teknik çalışmaların yapılması gerektiği hususunda da ortak bir kanaat var."

ETİKETLER