NTV

Filistin’in unutulmuş örgütleri yine sahnede

Dünya

İslami Cihad, Demokratik Kurtuluş Cephesi… Hamas ve Fetih tarafından domine edilmiş Filistin siyasetinde, son bir haftadır bu örgütler yeniden kendilerinden söz ettiriyor. İsrail’e karşı ödünsüz ve uzlaşmasız direniş çizgisini artık Hamas temsil etmiyor gibi…

Yaklaşık 5 yıldır Filistin’le ilgili haberlerde hep iki örgütün adı geçiyor: El Fetih ve Hamas. İlki Arafat’ın kurucusu olduğu ve Batı Şeria’yı kontrolü altında bulunduran laik ulusal kurtuluş örgütü, ikincisi ise Gazze Şeridi’ni hâkimiyeti altında bulunduran, Birinci İntifada’da doğup büyümüş İslami direniş örgütü.

Filistin’e dair haberlerde kâh birbirleriyle sürtüşmeleri ve çatışmalarından söz ediliyor, kâh İsrail’le ilişkileri ve çatışmalarından. En son geçen ay Hamas ile İsrail arasında varılan tutsak değiş tokuş anlaşmasıyla gözler yeniden Gazze’ye çevrildi. Hamas elinde tuttuğu İsrailli asker Gilad Şalit’i serbest bıraktı, karşılığında ise İsrail, hapishanelerinde tuttuğu 477 Filistinliyi salıverdi. Yıl sonuna doğru 550 mahkûmu daha serbest bırakacak.

Ama şimdi gelişmeler, İsrail’e, “kalan mahkûmları salmıyorum” demesini mümkün kılacak bir bahane verme yolunda ilerliyor. Geçen Çarşamba’dan beri Gazze Şeridi’nden İsrail’e derme çatma roketler atılıyor, bir hedefe isabet etmesi tamamen şansa bağlı bu roketlere misilleme olarak da İsrail ordusu “nokta atışı” misali hava saldırılarıyla kimi hedefleri vuruyor. İşin ilginci, roketleri ateşleyenler Hamas militanları değil.

Fetih ve Hamas’tan farklı olarak siyasi parti örgütlenmesi bulunmayan, ama Hamas’tan çok daha önce kurulmuş bir örgüt olan İslami Cihad’a (İC) bağlı militanlar Çarşamba günü Gazze’den İsrail’e bir roket saldırısı düzenledi. Boş bir alana düşen bu rokete misillemede bulunmak için İsrail Cumartesi’yi bekledi.

Ahmet Şeyh Halil adlı İC kumandanı bir grup örgüt üyesiyle toplantı halindeyken hava saldırısı düzenlendi, Halil ve dört adamı öldü. Örgüt İsrail topraklarına 20 adet roket yollayarak buna cevap verdi, İsrailli bir sivil hayatını kaybetti, yaralananlar oldu.

İsrail jetleri aynı günün gecesinde saldırdılar, 4 İC üyesini daha öldürdüler. İC Pazar günü de roketli saldırılarda bulundu. Pazar günkü İsrail bombardımanının hedefi ise bu sefer iki Filistin Demokratik Kurtuluş Cephesi militanıydı. Çoktandır adı duyulmayan bu Marksist-Leninist örgütün militanlarının da İsrail’e roket yollama hazırlığında olduğu öne sürüldü. Saldırıda biri öldü, diğeri ağır yaralandı.

LİBYA’DAN GELEN SİLAHLAR
Ortalık şu an için biraz sakinleşmiş görünüyor. Gazze Şeridi’nden İsrail’e daha önce de “ev yapımı” roketler gönderilirdi, Hamas’ın askeri kanadı bu silahlarını Kassam roketleri diye adlandırmakta, İC ise bunlara El Kudüs roketleri diyor. Şimdilerde bu derme çatma ve düşük maliyetli silahlardan Gazze Şeridi’nde daha bol bulunuyor anlaşılan. Bunun, Libya’daki karmaşa esnasında bu ülkeden Filistin’e bu tür silahların sokulmuş olmasından kaynaklandığı zannediliyor.

MUTSUZ İNSANLARIN AÇIKHAVA CEZAEVİ
Gazze Şeridi halen dünyanın en büyük açıkhava hapishanesi. Halk yoksul, yoksun ve umutsuz. İsrail’in Gazze’ye yönelik sıkı sınır kontrolü, daha doğrusu ablukası devam ediyor. Filistinli küçük örgütlerin İsrail ablukasına karşı radikal bir mücadelenin bayraktarlığını üstlenmelerinde ve eyleme geçmelerinde şaşılacak bir şey yok. Kanada gazetesi The Globe and Mail’den Patrick Martin’in yazdığı gibi;

“İC gibi gruplar İsrail’in sınır kontrolüne direnmeye devam etmek ve halka Hamas’ın Gazze’deki tek direniş örgütü olmadığını göstermek istiyor. İC git gide, Hamas’ı İsrail’e karşı topyekûn bir savaş yürütmemekle eleştiren köktenci Selefi gruplarla yakınlaşıyor. Hamas ise bu grupların kimi militanca eylemlerini tolere ediyor; hem biriken buharı dışarı vermek için, hem de İsrail’in sınır geçişlerini serbest bırakması için verilen mücadelenin devam edeceğini göstermek için.”

TAÇ GİYEN BAŞ AKILLANIR
Burada ilginç olan, bir zamanlar nispeten uzlaşmacı El Fetih karşısında İsrail’e karşı uzlaşmaz bir mücadele çizgisinin temsilcisi olarak sivrilen Hamas’ın, İC ve sol örgütler karşısında şimdi o yıllardaki El Fetih’in konumuna benzer bir noktada bulunması. Taç giyen baş akıllanır demeli belki de. 2007’den beri Gazze’nin mutlak hâkimi olan Hamas; İsrail ve Mısır’la komşu olan bu bölgeyi yönetirken ister istemez daha “sorumlu” davranmak zorunda kalıyor.

Bundan sonra radikalizmin bayrağını İC ve Filistin Demokratik Kurtuluş Cephesi, Filistin’in Kurtuluşu İçin Halk Cephesi (FKHC) ve FKHC-Genel Komutanlık gibi sosyalist örgütler taşıyabilir (Bir diğer sol örgüt olan Filistin Halk Partisi’nin de belli bir gücü var, partinin adayı 2005’teki Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 2.67 oy almıştı, ama bu parti öbürleri kadar radikal bir pozisyonda bulunmuyor).

HAMAS, FETİH’İN DURUMUNA DÜŞTÜ
Aslında El Fetih’in 1990’lardan beri İsrail’le uzlaşmaya açık bir konumda bulunması ve şimdi de Hamas’ın yavaş adımlarla da olsa o noktaya doğru ilerlemesi, Filistin’deki silahlı mücadelenin çok uzak olmayan bir gelecekte sonlanmasının yolunu açmış gibi görünüyor.

Yeni dönemde radikalizmin bayraktarlığında tabii ki İC sol örgütlere göre çok daha şanslı, zira bu örgütler Gazze’den ziyade Batı Şeria’da varlık gösterebiliyor. Ama burada FKHC için bir bahis açılabilir, Filistin’deki muhtemelen en kitlesel 3. örgüt olan Marksist FKHC, Gazze Şeridi’nde pek bir gücü bulunmamasına rağmen, iki yıl önceki kuruluş yıldönümünde Gazze’de 70 bin kişiyle miting yaptı.

FKHC’nin 2004’ten beri kayda değer silahlı bir eylemi yok ama, İC’ninki kadar gösterişli olmasa da, o da mevcut koşullarda bir silkiniş dönemine girebilir.