NTV

Fransız solu hasretine kavuşuyor

Dünya

Fransa'da geçtiğimiz ay cumhurbaşkanı seçilen François Hollande 10 Haziran pazar günü yapılan genel seçimlerin aslında gerçek galibi. İlk tur sonuçları sonrasında belki de en rahatlayan kendisi oldu.

Zira büyük olasılıkla 17 Haziran'daki ikinci turda da tekrarlanacak bu sonuçlar sayesinde gelecek 5 yıl boyunca kendisine taraf olan ya da en azından kendisine köstek olmayacak bir parlamentoyla çalışacak.

Sol partiler geçtiğimiz yıl eylül ayında parlamentonun üst kanadı olan Senato'da mutlak çoğunluğu zaten ele geçirmişlerdi. Genel seçimlerin ikinci turu sonunda Millet Meclisi'nde de aynı performansı sergilerlerse yasamanın tamamını kontrol altına almış olacaklar. Fransız solu, doğrusunu söylemek gerekirse, uzun zamandır bu senaryonun hasretiyle yaşamaktaydı.

Fransız siyasi yelpazesinin solundaki partileri tek bir bütün olarak görmek elbette yanlış olur. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda Hollande'ı desteklemek dışında aslında pek ortak yanları da yok. Ne Hollande ne de mensubu olduğu adı "Sosyalist" kendisi liberal ekonomi yanlısı sosyal demokrat parti (PS) ülkenin genel siyasi ve ekonomik yönelimlerinde devrim anlamına gelecek değişikliklere imza atmak niyetinde değiller.

YEŞİLLER NÜKLEER ENERJİ İSTEMİYOR
Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerde "doğal" müttefikleri olarak ortaya çıkan Yeşiller ve Sol Cephe'nin programlarında Sosyalistlerin dünya vizyonu ile bağdaşmayan noktalar var. Örneğin Yeşiller, Fransa gibi dünya nükleer enerji şampiyonu bir ülkenin bu tip enerjiden vazgeçmesinde ısrarlılar. Hollande şu ana kadar sadece ülkenmin en köhne nükleer santralinin kapatılması konusunda Yeşillere umut verdi.

Hollande, özellikle borç krizi derinleşirse emek sendikaları ve bu sendikaların içinde ağırlığı olan Sol Cephe'yle de sorunlar yaşayabilir. Sol Cephe'nin en çok tanınan siması "Fransa'nın Chavez'i" olarak da adlandırılan lideri Jean-Luc Melenchon. Ancak bu birkaç alternatif küreselleşmeci ve neo-komünist parti ve hareketten doğma oluşumun en önemli unsurunu yeni bir soluk arayışı içinde olan köklü Fransız Komünist Partisi oluşturuyor. Melenchon bu genel seçimlerde belki de hayatının en büyük siyasi kumarını oynadı.

FRANSA'NIN CHAVEZİ KUMARI KAYBETTİ
Ülkenin kuzeyinde, Soğuk Savaş döneminde Komünist Parti'nin kalesi olan bir seçim bölgesinde, bölgenin son yıllardaki yeni "hakimi" aşırı milliyetçi lider Marine Le Pen'le boy ölçüşmeye kalktı. İlk turda oyların yüzde 40'tan fazlasını alan Le Pen karşısında yüzde 10'u bile geçemeden silindi. Bu acınası skorla daha ilk turda havlu atarak gelecek 5 yıl için Millet Meclisi üyeliğine veda etti. Buna rağmen Sol Cephe'nin ilk turda elde ettiği yaklaşık yüzde 7'lik oy ile ikinci tur sonunda Meclis'e 15-20 milletvekiliyle temsil edilmesi öngörülmekte.

LE PEN YERİNİ SAĞLAMLAŞTIRDI
Marine Le Pen ise partisinin artık Fransız siyasi yaşamında kemikleştiğini bir kez daha gösterdi. Asıl hedefi merkez sağı yıkıp "Milli Sağ" etiketiyle yerine konmak olan Le Pen, ülke genelinde ilk turda yaklaşık yüzde 14 oy aldı. AB karşıtlığını Fransız seçmenin bir bölümünün bilinçaltına yerleştirmeyi başardı görünüyor. İkinci turda 60 seçim bölgesinde adaylarıyla yeniden seçime girecek. Fakat iki turlu seçim sistemi ve ikinci turda diğer siyasi partilerin kendisiyle "işbirliği" yapmaması nedeniyle bu adaylardan birçoğu seçilemeyecek. Sadece başta kendisi olmak üzere en çok 3 adayını Meclise gönderebilecek konumda olduğu söyleniyor. Gönderemeyeceği yerlerin çoğunda da merkez sağın adaylarını sandığa gömecek ve sol partilerin adaylarının kazanmasını sağlayacak. Merkez sağda daha şimdiden "Sosyalistler Komünistlerle işbirliği yapıyor, biz neden Le Pen ile yapmayalım" diyenler var.

MERKEZ SAĞDA LİDERLİK YARIŞI
Merkez sağ ise ilk tur sonuçlarına bakıldığında kimilerinin öngördüğünden daha fazla direniş gösterdi. Sarkozy'nin cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası gemiyi hemen terk etmesinin ardından merkez sağın büyük partisi Halk Hareketi İçin Birlik (UMP) içinde liderlik yarışı başlamıştı. Bu yarış, UMP'nin çıkaracağı milletvekili sayısına göre gelecek haftadan itibaren yeniden kızışacak. Sonbahardaki parti kurultayıyla sonuçlanacak liderlik yarışı şu an partinin genel sekreteri olan ve kendisini daha şimididen partinin 2017 cumhurbaşkanlığı seçimi adayı olarak gören Jean-François Cope ile beş yıl boyunca Sarkozy'nin başbakanlığını yapan François Fillon arasında yapılıyor.