NTV

"Gülen'in iade edilmemesi er ya da geç ilişkilerimize zarar verir"

ntv.com.tr,Anadolu Ajansı

Dünya
erdogan1.jpg

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD'deki Türk toplumunun temsilcilerine seslendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gülen'in iade edilmemesi er ya da geç ilişkilerimize zarar verir" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, New York'ta Türk-Amerikan Kültür Toplumu tarafından organize edilen, ABD'de yerleşik Türk STK'larının temsilcilerinin katıldığı programdaki konuşmasına tüm vatandaşları selamlayarak başladı. 

Türk-Amerikan toplumu mensuplarıyla tekrar bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti ifade eden Erdoğan, "İki ülke ilişkilerini geliştirme konusundaki özverili ve samimi gayretlerinizi yakından takip ettiğimizi özellikle bilmenizi isterim. Bu çalışmalarınız için sizlere teşekkür ediyorum. Projelerinize verdiğimiz desteği önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz. Esasen sizlerden beklentimiz, yalnızca Amerikan toplumu ile uyum içerisinde yaşamanız değildir, bunun ötesine geçerek sosyal ve siyasi hayata aktif biçimde katılmanızı, özellikle siyasette etkin olmanızı istiyoruz. Faaliyet gösterdiğiniz çevrede oluşturacağınız geniş ağ ile Amerikan siyasetine görünür katkılarda bulunmanız, yerel ve ulusal düzeyde siyasetçilerin sizi tanıması bizler için çok çok önemlidir." diye konuştu.

Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesinin faaliyetlerinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu Amerika'da ihtiyaç duyduğumuz bir mekanizmaydı. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Türk-Amerikan dernekleri ve çatı kuruluşlarını esnek bir çerçeve içinde ortak bir paydada birleştirmeyi hedefleyen bu komiteyi hep birlikte desteklemeliyiz." dedi.

Erdoğan, Komitenin amacının diğer derneklerin ve çatı kuruluşların yerini almak olmadığını, önde gelen dernek ve çatı kuruluşlarının ortak meselelerde birlikte, süratle ve etkin bir şekilde kabiliyetini artırmayı hedeflediğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu Komiteyi hep beraber sahiplenerek, etkin şekilde işleyen bir mekanizma haline getirmek her şeyden önce sizlerin yararına olacaktır." ifadesini kullandı.  

"AZİZ MİLLETİMİZ DÜNYAYI ONLARA DAR ETMİŞTİR"

ABD'deki vatandaşların, Türkiye'deki gelişmeleri yakından takip ettiklerini söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Son olarak 15 Temmuz gecesi milletçe, darbe girişiminde bulunan teröristlerle mücadele ederken sizlerin de burada kalben bizimle beraber olduğunuzdan hiç şüphem yok. Türkiye 17-25 Aralık'ta yargı ve emniyet bürokrasisi içindeki örgüt mensuplarının darbe girişimine muhatap olmuştu. 15 Temmuz'da ise bu defa Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki askeri üniformaya bürünmüş bir azınlık terörist grubunun ne yazık ki darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı. Devletin ve milletin namuslarına emanet ettiği savaş uçaklarını, helikopterleri, tankları, silahları millete çeviren, kan döken, can alan bu gözü dönmüş teröristler bir kez daha hüsrana uğradılar. Ele geçirdikleri, gasbettikleri silahları görünce dağılıp gideceklerini, evlerine saklanacaklarını sandıkları aziz milletimiz sokaklarda, caddelerde adeta darbecileri kovalamış ve dünyayı onlara dar etmiştir."

"241 ŞEHİT VERDİK FAKAT ELHAMDÜLİLLAH VATAN KURTULDU"

"Dünyada bunun benzeri bir başka millet yok, dolayısıyla ben milletimle iftihar ediyorum." ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu millet karakteriyle üstün millet, farklı millet. Zira benim milletim şehadete yürüdü, benim milletim demokrasisini, iradesini kimseye teslim etmeyeceğini göstermek suretiyle yürüdü. F-16'lardan bombalar yağdırılırken, helikopterlerden aynı şekilde bombalar yağdırılırken, tanklar yürürken, gençlerimiz tankların paletleri arasına kendisini atabildi. Hanım kardeşlerimiz aynı şekilde parçalanma pahasına da olsa o ZPT'lerin karşısına dikilebildi. 241 şehit verdik, 2 bin 194 yaralımız oldu fakat elhamdülillah vatan kurtuldu. Demek ki güç silahlarda değil. Onların F-16'ları varsa, tankları, topları, helikopterleri varsa benim milletim de ortaya çıktı 'Benim de imanım var' dedi."

"BURADAKİ BİR MECZUBUN, BİR ŞARLATANIN ARKASINA TAKILDILAR”

İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy'un, "İmandır o cevher ki, ilahi ne büyüktür/İmansız olan paslı yürek, sinede yüktür" dizelerini okuyan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bir tarafta imanıyla yürüyen bir millet, öbür tarafta ne yazık ki yeis halinde bir imana sahip olan bir FETÖ terör örgütü. Netice çok çok hayırlı oldu, Rabbimiz öyle buyuruyor 'Siz hakkınızda kerih, kötü zannedersiniz ama o hakkınızda hayırlıdır'. Şimdi böyle oldu, tam böyle oldu ve şu andaki süreç içerisinde normal zamanlarda yapamayacağımız birçok şeyi hamdolsun yapabilme imkanına, yapabilme gücüne sahip olduk. Ne oldu? Biz bunlara araziler verdik, arsalar verdik. Ne diye verdik? Gelin bu ülkede eğitim için okul yapın diye verdik. Ne diye verdik? Ülkenin ekonomisine katkınız olsun diye verdik. Normal şartlarda bunları biz geri alabilir miydik? Alamazdık. Ama şimdi işte kanun hükmünde kararnamelerle, olağanüstü hal ile bunları ne yaptık, şimdi hepsini toparlayarak bu okulları devletimize teslim ettik. Vakıf ise, onları da Vakıflar Genel Müdürlüğüne teslim ettik ve ihanet şebekesinin üzerindeki mal, mülk varsa onlara da şimdi devlet ne yapmaya başladı? El koymaya başladı. Bunlar kendilerini akıllı zannettiler. Buradaki bir meczubun, bir şarlatanın arkasına takıldılar ve zannettiler ki biz gideceğiz. Hayır, gidemediniz, gidemeyeceksiniz. Çünkü unutmayın, hesapların üzerinde bir hesap vardır, o da Allah'ın hesabıdır."

FETÖ'nün darbe girişimini "ihanet teşebbüsü" olarak nitelendiren Erdoğan, "Milletimizin o destansı direnişi, siyasi partilerimizin ve medyamızın ilkeli tutumu, hükümetimizin kararlı duruşu sayesinde bertaraf ettik." diye konuştu. 

15 Temmuz gecesi hayatını kaybeden şehitlerin evlerini ve yaralanan gazileri ziyaret ettiğini belirten Erdoğan, gittiği her evde yeni yeni bazı destansı hikayeler dinlediğini kaydetti.

Erdoğan, 15 Temmuz gazisi Sabri Ünal ile arasında geçen konuşmayı şöyle anlattı:

"Bazıları bakıyorsun, o tankın altına nasıl kendini attığını sorduğumda verdiği cevap manidar ve 'Sayın Reis'im' diyor, 'Ben atmazsam, bir başkası atmazsa bu tanklar nasıl duracaktı' diyor. Birincisi tankın altına atıyor kendini, ardından ikinci tank geliyor, onun iki paleti arasına da kendini atıyor. Orada kolu parçalanıyor ma koruyan Allah koruyor ve bir, iki, üç, beş, on operasyon geçiriyor, hala devam ediyor, düşünebiliyor musunuz? 'Sen nereden mezun oldun?' dedim. Söylediği, 'Ben imam hatibi bitirdim' dedi, 'sonra ilahiyat bitirdim' dedi. 'Peki şimdi ne yapıyorsun?' dedim. 'Ben aslında 6 yaşından itibaren savunma sistemlerinin yazılımlarıyla uğraştım' dedi, Reis'im. Tahsilinin bununla alakası yok. Şimdi ne yapıyorsun? 'Özel sektörde bir firmada yine bu savunma sistemlerinin yazılımlarıyla ilgileniyorum' dedi ve çok başarılı da bir yazılımcı. 'Hadi bakalım bir an önce inşallah Rabbim şifayı versin, seninle oturup ayrı konuşacağız' dedik."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz şehidi olan Sivas Koyulhisarlı Çetin Can ile ilgili de şunları kaydetti:

"Boğaz Köprüsü'ne doğru herkes yürüyünce o da eşine diyor ki 'Hanım ben çıkıyorum' diyor, abdestini alıyor, iki rekat şehadet namazı kılıyor. Eşi diyor ki 'ben de geliyorum' diyor. O da aynı şekilde abdestini alıyor, o da namazını kılıyor ve beraber köprüye gidiyorlar, yani 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne gidiyorlar. Bu kardeşimiz Çetin, orada şehit oluyor, eşi dönüp geliyor." 

Erdoğan, "İnşallah bunların hepsini kaleme alıyoruz, alacağız ve tarihçilerimiz bunu yazacak ama bunun yanında tabii şu anda gençliğimiz bizim göremediğimiz bu tür bir darbe girişimini yaşamış olduğu için, hem de bunun bir tarih olarak kaleme alındığını görmek suretiyle bunu çok daha farklı yaşamış olacak." ifadelerini kullandı. 

"ŞU ANA KADAR 85 KOLİ DOSYA GÖNDERDİK"

Erdoğan, "O gece, Türk milleti, sadece ülkemiz içindeki vesayet odaklarına değil, tüm dünyada şiddetle, silahla güç devşirmeye çalışan herkese büyük bir ders verdi." dedi.

"15 Temmuz darbe girişiminin arkasında Fetullahçı Terör Örgütü ve onun Pensilvanya'da yaşayan malum kişi var" ifadesini kullanan Erdoğan, "Ama biz bunu Amerikalı dostlarımıza hala anlatamadık, hala kabul ettiremedik, hala 'yargı şöyle karar verecek, o kararı beklemek zorundayız', vesaire vesaire. Şu ana kadar 85 koli dosya gönderdik ama diyorlar, 'bu dosyalar onun size iadesini gerektirmiyor, buna yeterli değil' ve bizden 10 teröristi yakalamamızı istediler, 9'unu yakaladık, kendilerine teslim ettik ama kendileri hala bu teröristi ne yazık ki burada saklıyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye ile ABD arasındaki "Suçluların iade edilmesi sözleşmesini" anımsatan Erdoğan, "Biz bu şahsın iadesini veya tutuklanmasını kendilerinden istedik ki aramızdaki suçluların iadesi sözleşmesinde de aslında bunu tutuklamaları gerekir, bunun medyayla, şurayla, burayla herhangi bir röportaj yapmamasını temin etmeleri gerekir ama bunlar, bunu hala temin ediyorlar. Bu ilişkilerimize ne yapacaktır? Er veya geç ne yazık ki zarar verecektir. Çünkü biz stratejik ortağız, biz NATO'da beraberiz, birçok ikili bağlantılarımız var ve biz hala bu konuda gerekli adımların atılmasını sabırla bekliyoruz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"ABD'deki Feto unsurları tarafından özellikle Kongre nezdinde ülkemiz aleyhine yoğun bir karalama faaliyetine girişileceği anlaşılıyor. Orada Fetocu birilerini çıkartıp konuşturabiliyorlar. Peki biz acaba Amerika düşmanı birisini çıkartıp parlamentomuzda konuştursak, Amerika yönetimi buna nasıl bakacak? Herhalde pek de memnun olmayacaktır. 'Şu anda Türkiye'de anti-Amerikancılık yaygın' diye bize söylüyorlar kendileri. Kusura bakmayın o milletimizin kararıdır. Niye? Çünkü böyle bir teröristi Pensilvanya'da misafir ettiğiniz takdirde şu anda benim milletimle bir referanduma gidecek olsanız, milletim inanıyorum ki en az yüzde 90'ı ile burada diyecektir ki 'Amerika bunu burada sakladığına göre, buna destek verdiğine göre bizim Amerika'ya olan muhabbetimiz azalmıştır' diyecektir." 

Toplantıya katılanlardan birisinin "Uyandık Sayın Cumhurbaşkanım, uyandık" sözleri üzerine Erdoğan, "Tamam da senin uyanman yetmiyor, asıl uyanması gerekenler var." karşılığını verdi.

"BİR KULAĞIMIZDAN GİRER, ÖBÜR KULAĞIMIZDAN ÇIKAR"

Geçen hafta ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nin bir toplantısında FETÖ mensubu bir kişinin 15 Temmuz'u anlattığına dikkati çeken Erdoğan, "Nasıl oluyor bu iş, nasıl bunu yaparsın? Düşünebiliyor musunuz, 15 Temmuz'u darbeye maruz kalan milletimizden değil, bizzat darbeyi yapanlardan dinleyecek kadar siyasi iradelerini kaybetmişlerdir. Böyle bir şey olamaz. Teröristlerden demokrasiye darbenin yapıldığı gece dinlenir mi? Bunlar teröristlerden bunu dinliyor, böyle bir şey olamaz. Üstelik bu Komite, yapılan toplantının ardından Türkiye ile ilgili bir kanaat edinip, belki de ilişkilerimizi ilgilendirecek adım atacaklar ama kusura bakmasınlar ne yaparsanız yapın, bir kulağımızdan girer, öbür kulağımızdan çıkar." diye konuştu. 

Toplantıya katılanlara, terör örgütü elebaşının ve FETÖ bağlantılı kuruluşların Türkiye'ye karşı çalışmalarına engel olmaları gerektiğini ifade eden Erdoğan, "Dik durmanız lazım, kesinlikle dik duracağız, eğilmeyeceğiz. Bu bizim şanımızdandır, milletimizin şanındandır. İşte 15 Temmuz gecesi gördüğünüz o millet neyse, inanıyorum ki siz de osunuz. Yapmanız gereken, her yerde, her pozisyonda doğruyu anlatmanızdır. Yalan, yanlış şey anlatmanıza gerek yok, olanları anlatın yeter. Bunlar da zaten yayınlarımızda, her şeyimizde var." ifadelerini kullandı.

Türkiye'de yaşanan hadisenin demokrasi ve hukuk dışı bir darbe girişimi, daha da ötesi bir terör eylemi olduğu konusunda Amerikan kamuoyunu ikna etmeleri gerektiğine dikkati çeken Erdoğan, "Bu yapının sivil toplum kuruluşu, dini kuruluş, ekonomik kuruluş, eğitim kuruluşu veya yardım kuruluşu olmadığını muhataplarınıza göstermelisiniz." dedi. 

FETÖ'nün, ABD'de 170 civarında okulu olduğunu bu okullardan elde ettiği karın 250-300 milyon doları bulduğunu belirten Erdoğan, "Devlet bütçesinden bunlar veriliyor. Fazlası var, azı yok. Onlar da bu imkanlarını işte az önce söylediğim gibi bu Komisyondaki bazı kişilerle irtibat kurmada çok daha farklı bir şekilde kullanabiliyorlar." şeklinde konuştu. 

Türkiye'nin adeta akrebin kıskacında yoğrulmuş bir coğrafyada zorlu sınamalarla karşı karşıya olduğuna dikkati çeken Erdoğan, Suriye'de yaşanan trajedinin bütün dünyanın gözü önünde devam ettiğini belirtti.

"MESSİ FORMASI GİYDİRİP ORAYA SALDILAR"

Türkiye'nin hep sabrettiğini ancak Gaziantep'te 14 yaşında bir çocuğun gövdesine bombaları bağladıklarını ve çocuğu bir kına merasimine saldıklarını anımsatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Çocuk da Messi'yi çok sevdiği için Messi'nin formasını giydirmek suretiyle onu oraya saldılar. Daha sonra bu bomba patlatıldı, 56 kişi öldü, 100'e yakın kardeşimiz de yaralandı. Bu ölenlerin 29'u çocuk ve genç. 'Artık bitti, şimdi biz ılımlı muhaliflerle Cerablus'a gireceğiz' dedik ve Cerablus'a girdik. Ne oldu? DEAŞ'ı oradan attık ama bitmedi devam edeceğiz dedik ve Rai'den de girdik. Rai'den de yine aynı şekilde DEAŞ'ı attık, bitmedi, 'Daha ineceğiz.' dedik ve şu anda güneye doğru iniyoruz ama Azez ile Fırat'ın arasını şu anda birleştirdik, dedik ki 'Buradaki hat artık bir terör koridoru olmayacak'. 'Bu hat bir barış koridoru olacak.' dedik."

Suriye'nin topraklarında gözlerinin olmadığını belirten Erdoğan, "Bize topraklarımız yeter. Biz istiyoruz ki Suriyeli kardeşlerimiz kendi evlerine dönsünler, kendi topraklarına dönsünler onların güvenliğini sağlayalım. Hemen bayramda Cerabluslu kardeşlerimiz Cerablus'a yerleşmeye başladılar. Rai yerleşmeye başladı, birçok köydekiler yerleşmeye başladı. Koalisyon güçlerinin, Amerika da içinde olmak üzere burada desteğini inkar edemem ama yeterli değil." diye konuştu.

"4-5 BİN KİLOMETREKARELİK BİR ALANDA GÜVENLİ BÖLGE"

Erdoğan, Birleşmiş Milletler'in Halep'e insani yardım gönderdiğini, yardım konvoyunun arkasında Türk Kızılayı'nın da olduğunu, konvoyun Halep'e girerken rejim tarafından vurulduğunu, bunun mutlaka görülmesi gerektiğine dikkati çekti.

"Bunu görmemiz lazım. Eğer bunu göremiyorsak yazık olsun bizlere. Hedefimiz şu 95-45 kilometre hesabıyla istiyoruz ki 4-5 bin kilometrekarelik bir alanda güvenli bölge ilan edelim ve bu güvenli bölgeye de bizler mülteci kardeşlerimizi yerleştirelim." diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bize iltica etmek isteyenleri, buraya yerleştirebiliriz. Bize iltica etmiş olanlardan kardeşlerimizi aynı şekilde buraya yerleştirebiliriz. Yerli mimariyle burada hemen konutlar yapalım ve Suriyeli kardeşlerimiz de buralara yerleşmiş olsun. Hatta hatta gerekirse biz kendi topraklarımızda da onlar için yine konutlar yapmaya da hazırlanıyoruz. Onun da adımını atacağız. Çünkü vakit kaybına tahammülümüz yok. Zira burada 'uçuşa yasak bölge ilan edelim.' diyoruz, yaklaşmıyorlar. Karayla ilgili olarak bir adım atalım diyoruz, işi gevşek tutuyorlar. Öyle veya böyle bu işi başaracağız. Tabii bunu başarma noktasında da Türkiye ile ABD'nin işbirliği çok önemli." diye konuştu.

"DEAŞ BURALARDA KALAMAZ, KAÇACAK DELİK ARAR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda koalisyon güçlerinin 65 ülkeden oluştuğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yani 65 ülkeden oluşan koalisyon güçleri bir DEAŞ'ı halledemeyeceğiz, öyle mi? DEAŞ'ın şu anda Suriye'deki rakamı 10 bin. Irak'ta da bir 10 bin. Ben kendilerine defaatle söyledim. 'Verelim el ele' dedim, biz bu DEAŞ'ı bitiririz. Bu DEAŞ buralarda kalamaz, kaçacak delik arar. Hep bunu söyledim. Aynı şeyi dün burada söyledim, yine söylüyorum ama siz kalkar da bir başka terör örgütüyle pazarlığa girerseniz, PYD ile YPG ile DEAŞ'ı bitireceğinizi zannederseniz bitiremezsiniz, çünkü onlar da terör örgütü. Teröristin iyisi, kötüsü olur mu? Hepsi terörist, hepsi kötü. Şimdi El Nusra da DEAŞ'a karşı savaşıyor ama ona El Nusra'ya iyi demiyorsunuz, ona kötü diyorsunuz. Ama YPG, PYD onlara iyi diyorsunuz. Bu ne menem iştir. Gelin biz bunu kendimiz yapalım, bunu beraber yapalım.

Üç gün önce Kobani'ye yine iki uçak dolusu silah indirdi Amerika. Kusura bakmasınlar, dün de Sayın Biden'a söyledim, 'Bundan haberin var mı?' dedim. 'Haberim yok' dedi. 'Benim haberim var' dedim. Aynı şey daha önce de oldu, yine Kobani'ye üç uçak indirdiler, silahların yarısı DEAŞ'e gitti, yarısı PYD'ye gitti. Ortada böyle acı bir tablo var. Dolayısıyla bizim sağlıklı bir şekilde Amerika ile el ele vermek suretiyle bu bölgedeki sıkıntıyı aşmamız lazım."

"AMAN BU KONUDA DİKKATLİ OLALIM"

Erdoğan, ABD'de yapılacak seçimin böyle bir adıma vesile olmasını temenni ederek, ABD yönetiminden bu noktada ciddi bir samimiyet ve gayret beklediklerini vurguladı.

Başkanlık seçiminin getirdiği iç siyasi dinamiklerden dolayı Türkiye'nin hassasiyetlerine şu günlerde yeterince dikkat gösterilmediğini bildiklerini ifade eden Erdoğan, bunun daha önce de böyle olduğunu dile getirdi.

 Bunun için hep birlikte yönetim ve kamuoyu nezdinde daha etkin olmanın yollarını aramaları gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "FETÖ, PKK ve Suriye meselesi yanında Ermeni iddialarını ve Ermeni Diasporası'nın faaliyetlerini de gözden kaçırmadan kendi yaklaşımlarımızı her fırsatta ifade etmeliyiz. Aman bu konuda dikkatli olalım, bu iş hiç hafife alınmaz. Bir karar çıkarsa ne olur? Hiç bir şey olmaz. Dedim ya bir kulaktan girer, öbür kulaktan çıkar. Ben sizlere güveniyorum. Her zaman bizler yanınızdayız ama dedim ya dikleşmeden dik durmak. Bu çok önemli. İnanıyorum ki sizler de bunu göstereceksiniz ama bir şeyi unutmayın. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız." değerlendirmesinde bulundu.

ETİKETLER