NTV

CHP Sözcüsü Böke: Gelecek kriz diğerlerine benzemiyor

Anadolu Ajansı

Ekonomi

CHP Merkez Yönetim Kurulu sonrasında açıklamalarda bulunan parti sözcüsü Selin Sayek Böke, ülkenin ekonomik krizin eşiğinde olduğunu savundu ve "Gelecek krizin ne 1994 ne 1999 ne 2001 ne de 2009 krizine benziyor" dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke, "Türk lirası kendisine benzeyen bütün para birimlerinden 2 kattan daha fazla değer kaybetti bu dönemde. Bu kriz Türkiye'de siyasetin, siyasetin göbeğinde oturan iktidarın kendisinin yarattığı kriz. Dünyadan Türkiye'ye gelen bir kriz değil" dedi. 

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında parti genel merkezinde toplandı.

Parti Sözcüsü Böke, toplantının ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Türkiye ekonomisinin olağanüstü bir dönemden geçtiğini, ülkenin bir ekonomik krizin eşiğinde durduğunu savundu.

Bu krizin daha önce yaşananlara hiç benzemediği ve bir reel sektör krizi olduğunu belirten Böke, "Hepimizin evinde hissettiğimiz, eğer hükümet gereken adımları acilen atmazsa, her geçen gün evimizde daha da derinden hissedeceğimiz bir kriz bu" diye konuştu.

Gelecek krizin ne 1994 ne 1999 ne 2001 ne de 2009 krizine benzediğini vurgulayan Böke, şöyle devam etti:

"Bu bambaşka bir şey. Bu kriz, küresel bir krizin Türkiye'ye yansımasının sonucu değil, bu kriz basbayağı Türkiye'nin kendi krizi. OHAL'i uzatan, KHK'larla hukuku yerle bir eden, bir tek adam iddiasıyla demokrasiyi ve özgürlükleri tamamen ortadan kaldıran siyasetin bir sonucu bu kriz. Türkiye'yi dünyadan koparma iddiasıyla, Türkiye ekonomisini de dünyadan koparan, vatandaşını da işsiz bırakan ve doğrundan fakirleştiren bir kriz bu. Kapısının eşiğinde durduğumuz bu kriz, bir ekonomik kriz ama esasında bunun özü bir siyasi kriz. Bu siyasi krizin özü de hukuksuzluk durumu. Bu hukuksuzluğu yaratanlar da bunun devam etmesi için destek verenler de Türkiye'de 80 milyonun ortak olacağı bu krizin doğrudan müsebbibi olacaklar. Eğer ekonomideki bu durum gerçekten küresel koşullardan kaynaklansaydı, o zaman Türkiye'ye benzeyen bütün ülkelerde aynı şeyleri konuşuyor olurduk. Oysa Türkiye kendisine benzeyen bütün ülkelerden ciddi bir biçimde ve olumsuz bir biçimde ayrışmış durumda."

KAYIP 3 EKİM'DE BAŞLADI

Bunu görmek için sadece Türk lirasına bakmanın yeterli olacağına değinen Böke, Türk lirasının son 10 ay içerisinde dolara karşı yüzde 15 değer kaybettiğini, bu değer kaybının neredeyse hepsini son iki ayda yaşadığını bildirdi.

Böke, bu kayba bakıldığında keskin artışın 3 Ekim'de başladığını aktararak, 3 Ekim tarihinde ise OHAL'in uzatıldığının açıklandığını anımsattı.

OHAL'in uzatılmasıyla başlayan değer kaybının, devamında gelen "hukuksuzluklarla" sürdüğünü iddia eden Böke, "Üstelik kendisine benzeyen diğer bütün para birimlerine kıyasla çok daha fazla değer kaybetti. 3 Ekim'den itibaren Türk lirasının kaybettiği değer aynı dönem içerisinde Rus rublesinin değer kaybından 3 kat fazla. Eğer bu kriz küresel bir kriz olsaydı kayıp aynı oranda olurdu." dedi.

Türk lirasının aynı dönemde yine kendisine benzeyen Polonya, Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan, Romanya ve Macaristan'ın para birimlerine kıyasla da 2 kat daha fazla değer kaybettiğini ileri süren Böke, "Türk lirası kendisine benzeyen bütün para birimlerinden 2 kattan daha fazla değer kaybetti bu dönemde. Bu kriz Türkiye'de siyasetin, siyasetin göbeğinde oturan iktidarın kendisinin yarattığı kriz. Dünyadan Türkiye'ye gelen bir kriz değil." ifadesini kullandı.

Böke, krizin tek sorumlusunun ise "dünyadaki en ufak esintiyi Türkiye'ye zatürre olarak taşıyan AKP" olduğunu öne sürdü.

Bu krize Türkiye'nin "müthiş bir borçlulukla" yakalandığını belirten Böke, 2002'de vatandaşların bankalara olan tüketici ve kredi kartı borcunun 6,6 milyar lira iken, bugün bu borcun 400 milyar Türk lirasını geçtiğini savundu.

Böke, buna göre 2002'den bu yana vatandaşın borcunun 60 kat arttığına dikkati çekerek, "Gönül isterdi ki aynı sürede gelirler de 60 kat artmış olsaydı." diye konuştu.

Çizilen tabloyu daha da detaylandırmanın mümkün olduğunu dile getiren Selin Sayek Böke, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:

"Benzer bir açıklamayı hafta başında yine buradan paylaşmıştım. Başbakanın yaptığımız uyarıları ciddiye aldığını söylemesini açıkçası gönülden önemsemek istiyoruz. Hemen bugün vakit kaybetmeden bu yaraya merhem olacak ekonomi politikalarını konuşabilir ve uygulayabilir hale getirmek için siyasetteki krizi çözmemiz gerekiyor. OHAL'i kaldırın derken bunun için söylüyoruz. İnsanlar gece yatağa girdiklerinde 'acaba kalktığımda bir KHK ile işsiz kalır mıyım' endişesi taşımamalı. Bu güveni sağlamanın tek yolu OHAL'i kaldırmak, hukuku inşa etmek, yeniden demokrasi yolunda önemli adımları atmaktır. Bunlar olmadığı takdirde bu sorunu Merkez Bankasının, ekonomi paketlerinin çözmesi mümkün değildir. Bunlar yapıldıktan sonra biz hazırız, reçete elimizde ama önce o reçeteyi konuşabilir hale getirme yükümlülüğü sizde."

EKK AÇIKLAMASINA ELEŞTİRİ

Böke, Cuma günü toplanan Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısında alınan kararları da eleştirerek, kuruldan her zamanki gibi "hamaset" çıktığını öne sürdü.

Bugün artık hukukun ve devletin yeniden inşa edilmesi gerektiğinin önemine işaret eden Böke, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu akşam saraydan izinli EKK'nın cumhurbaşkanı başkanlığında toplanmasını bekliyoruz. Başbakan 'ciddiye alıyoruz' diyor ama EKK'dan çıkan cümleler bu ciddiyeti yansıtmıyor. Topu Merkez Bankasına atıyor, oysa ki Merkez Bankasının yapacağı bir şey kalmamış. Yine ve yeniden bizleri oyalamaya çalışıyorlar. Türkiye'nin reform ihtiyacı var, bunların ne olduğunu biliyoruz. Reçete burada. Yapma iradesini göstermeyecekseniz, çekilin biz yapalım. Topu Merkez Bankasına atmak, Merkez Bankasının geleceğini de karartmaktır. İşi yapamayacak hale getirdiğiniz Merkez Bankasına bu yükü yüklerseniz, ileri de Türkiye'de iş yapacak bir Merkez Bankası da bırakmamış olursunuz. 'Ekonomi sağlam' demekle olmuyor. Ekonomi lafla yürümüyor. Herkesin gözü bu siyasi inadın bir an önce bitirildiğinin haberinde. Bitirin bu siyasi inadı. Çözüm siyasette. Türkiye'yi birbirine düşürmeyi bırakın."

Başbakan Yıldırım'ın kamu bankalarına dair "akıllara ziyan açıklamalar" yaptığını da savunan Böke, "Bu kriz içinde başka krizleri barındırabilir. Eğer kamu bankalarına 90'larda olduğu gibi görev zararı yazdıracak adımları bu iktidar atarsa, 90'larda yaşadığımız sonuçların vebalini de onlar çekerler." açıklamasını yaptı.

İktidarın Türkiye'yi 90'lara götürecek ve dünyadan koparacak yaklaşımdan bir an önce vazgeçmesi gerektiğinin altını çizen Böke, "Bir kez daha rica ediyoruz; bu uyarılarımızı kriz daha derinleşmeden, deprem dağılmadan gelin dinleyin ve gereğini hemen bugün yapın. OHAL'i hemen kaldırın. 3 Ekim'den itibaren Türk lirasının 40 kuruş değer kaybetmesinin sebebi OHAL'dir." diye konuştu.

ŞANGAY BEŞLİSİ ELEŞTİRİSİ

Böke, söyledikleri şeylerin yapılmaması durumunda iflaslar olacağını, işsizler ordusuna yeni 6 milyonlar ekleneceğini ileri sürerek, Türkiye'yi dünyadan koparma maceraperestliğinin de asla kabul edilemeyeceğini belirtti.

Türkiye'yi dış dünyadan kopartan her adımın bu depremi daha da derinleştireceği uyarısında bulunan Böke, Türkiye açısından Şangay Beşlisi'nin AB'nin yerini tutamayacağını bildirdi.

Türk ekonomisi ile AB ekonomisinin entegre bir ekonomi olduğuna dikkati çeken Böke, AB'nin Türkiye'nin toplam ihracatının neredeyse yarısını karşıladığını aktardı.

Türkiye'nin Şangay Beşlisi denen ülkelerle ihracatının ise sadece yüzde 3'lük bir paya sahip olduğunu vurgulayan Böke, "Biz gelirimizi elde etmek için üretimini yaptığımız o yüzde 50'lik yere arkamızı döneceğiz, ihracatımızın sadece yüzde 3'ünü yaptığımız bir pazara geleceğimizi bağlayacağız. Olacak şey değil." dedi.

Böke, yabancı yatırımların yüzde 42'sinin Türkiye'ye AB'den geldiğini belirterek, Şangay Beşlisi'nden gelen yatırımların oranının ise yüzde 8,8 olduğuna dikkati çekti.

Bu hafta Avrupa Parlamentosunda bir karar verileceğini hatırlatan Böke, "Buradan Avrupa'ya da seslenmek istiyoruz; Avrupa, Türkiye'nin birden büyük olduğunu anımsamalı. Türkiye, Erdoğan'dan daha büyük bir ülke. Türkiye yıllardır Batı ile entegre olmuş bir ülke. Umuyoruz ki AB bu gerçeği gözardı etmeden karar verir. Umuyoruz ki Türkiye'de iktidar verilecek bütün kararlara dair hazırlığını yapmıştır. Buradan sormak istiyoruz; Avrupa'yla bilerek, isteyerek yarattığınız gerginlik sonucunda Türkiye ekonomisini yıkacak bir ticaret ambargosu gelirse ne yapacaksınız Hazır mısınız " diye konuştu.

Erken evliliklerle ilgili geri çekilen önergeye de değinen Böke, konunun iktidar tarafından kapatılan değil, toplumsal muhalefet tarafından kapattırılan bir konu olduğunu ileri sürdü.

Açıklamalarının ardından soruları yanıtlayan Böke, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun şehitler arasında ayrım yapıldığı yönündeki açıklaması ve Milli Savunma Bakanlığının bu konuda verdiği cevabın hatırlatılması üzerine, şu yanıtı verdi:

"En açık olan CHP'ydi de kafası yine en karışık olan hükümetin kendisi. CHP, şu görüşte ve bu görüşü yıllardır söylüyor; şehit şehittir. Makamdan, mevkiden bağımsız. Polis de olsa subay da olsa astsubay da olsa. Sözleşmeli er de erbaş da olsa şehit şehittir. Şehitler arasında ayrım yapılamaz. Eğer bu ayrımı ortadan kaldıracak bir düzenleme yapılacaksa, bu düzenleme şehitlerin bir grubuna yapılamaz. Bütün şehitler içine dahil edilecek şekilde bu düzenlemenin yapılması çok daha önemlidir. Burada bir kez daha kimin kafasının karışık olduğu maalesef ortaya çıkıyor. Var olan kanunun içerisinde zaten bu ayrım var. Sözleşmeli erbaş ve erler o kanunun maddesinin içerisinde yoklar."

Selin Sayek Böke, başka bir soruyu yanıtlarken de AP'deki Türkiye oylamasına ilişkin CHP'nin gerekli tüm aktörlere üzerine düşen uyarıları yaptığını kaydetti.

ETİKETLER