NTV

Mehmet Şimşek, NTV/CNBC-e ortak yayınında soruları yanıtladı

ntv.com.tr

Ekonomi

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, NTV/CNBC-e ortak yayınında, Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadelesinde elini güçlendirmek için hükümetin atacağı adımları anlattı.

İSTANBUL- Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, NTV/CNBC-e ortak yayınında Berfu Güven'in sorularını yanıtladı.

Merkez Bankası'nın (MB) bağımsızlığına vurgu yapan Şimşek, MB'nin enflasyona odaklanma konusunda güçlü duruş sergilemesi gerektiğini söyledi.

''MERKEZ BANKASI'NIN ELİNİ DAHA DA GÜÇLENDİRECEĞİZ''

Şimşek MB'nin elini güçlendireceklerini belirtti. Enflasyonla ilgili Şimşek, "25 sektörel dönüşüm programıyla verimliliği artırmak hedef. Bu şekilde enflasyon da düşecek. Mikro reform yeni bir konu. Burada atacağımız adımlarla MB'nin elini daha da güçlendireceğiz. Enflasyon şu anda yüzde 7,9; çekirdek enflasyon yüzde 7. Enflasyonda katılık var. Bu katılığı aşmanın yolu mikro reformlarla olacak. 1250 mikro reformun bir tanesi yalıtım. Mesela bir teşvik getireceğiz, yalıtım için. Bu ne yapacak? Enerji tasarrufu, cari açığı azaltacak, yeni istihdam yaratacak. Uzun vadede enflasyonu da düşürecek" dedi.

-Bu sabah Mersin ve Adana'da HDP il binalarında patlamalar meydana geldi. Yaralananlar var, henüz nedenine ilişkin net bir açıklama yok. Tam da seçim öncesi bu tarz olayları nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Bunlar seçimi sabote etmeye yönelik provokatif eylemler ve kınıyorum her şeyden önce. Vatandaşlarımızı ve HDP'li, kardeşlerimizi sağduyulu olmaya davet ediyorum. Toplumun bu tür önemli dönüş noktaların bu tür eylemler olabiliyor. Eminim güvenlik güçlerimiz en hızlı şekilde faillerini bulur ve gereğini yapar. Bu bir siyasi rekabet ve buna şiddetin bulaşmaması lazım.

3 hafta kaldı seçimlere ve 7 Haizran haftasında yeniden iktidara gelirseni ekonomide birinci önceliği ne olacak AK Parti'nin?

Biz seçimlere epey zaman kala çok kapsamlı bir reform programı hazırlamakla geçirdik. 25 sektörel dönüşüm programını hazırladık ve 1250'nin üzerinde mikro reform hazırladık. Şu anda da programı uygulamaya koyduk. Bir taraftan finansal istikrarı koruyup siyasi istikrar olunca finansal piyasalardaki ekonomideki istikrarı korumak mümkün. 2008-09'da son 80 yılın en büyük küresel krizi yaşandı arkasından Avrupa 6 yıllık bir durgunluğa girdi ve borç krizi yaşadı, Rusya'da ciddi sıkıntılar var, Ortadoğu'da kaos var ve tüm bunlara rağmen Türkiye'de güçlü bir iktidar olduğu için, siyasi bir istikrar olduğu için, reformlarla Türkiye'nin temelleri sağlamlaştığı için bütün bu gelişmelere rağmen Türkiye yoluna devam ediyor. 90 yılların sonunda Türkiye büyük makro problemlerle karşı karşıyaydı. Koalisyon hükümetleri, içi boş vaatleri, büyük bütçe açıkları, yüksek faiz, yüksek enflasyon, zayıf bankacılık sektörü ve Türkiye'nin 2000'li yılların başında iflas etmesi. Biz geldiğimizde o makro sorunları çözdük. Enflasyonu tek haneye indirdik, bankacılık sistemini sağlamlaştırdık, biz borçları düşürdük, bütçe açıklarını düşürdük ve Türkiye'de faizler düştü. Şimdi ikinci yarı dediğimiz Türkiye'nin mikro reformları, Türkiye'de verimlilik artışı, tasarrufları arttırmak, katma değer zincirinde yukarı çıkması, bilgi yoğun teknoloji yoğun ürünleri üretirse o zaman ücretlerde artacak. Diyelim kendi helikopterimizi üretiyoruz kilosu 5 bin dolar ama Türk ihracatının kilosu 1 dolar 55 sent. Dolayısıyla bu reform programı bunun temelini hazırlıyor. Enerjide dışa bağımlılığı daha da azaltmaktan tut enerji verimliliğine kadar bir çok konu başlığımız var. O reform programını hızlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz. En büyük önceliğimiz büyüme, istihdam bunun içinde yatırım ve ihracat. Verimliliği arttırırsanız o sektörel dönüm sağlanırsa reform programıyla birlikte enflasyon düşük tek haneye iner. Bizden önce enflasyon 50 ile 80'ler arasındaydı biz geldik yüzde 10'un altına çektik şimdi hedefimiz yüzde 5'in altına çekmek. Bu şirketlerimizin finansmana erişimini kolaylaştıracak. Aynı şekilde ev almak isteyen araba almak isteyen vatandaşlarımıza da uzun vadeli daha düşük faizler olacak. İlk defa Türkiye AK Parti dönemin krediyi keşfetti.

Merkez Bankası bu yıla başlarken çok kuvvetli bir düşüş bekliyordu enflasyonda ve bunu sadece Ocak ayında gördük. En son Nisan itibariyle yıllık yüzde 8'e yakın bir enflasyon var. Orada gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle enflasyon bir türlü beklenen düşüşü gösteremiyor yorumu da var. Seçimden sonra enflasyonla ilgili böyle bir adım gelebilir mi hükümetten?

Zaten 25 sektörel dönüşüm programına bakarsanız hepsini amacı Türkiye'de verimliliği arttırmak. Rekabet olunca yenilikçilik oluyor verimlilik oluyor. Bunun sayesinde enflasyonda kalıcı olarak düşecek. Para politikasını desteklemek için biz hep mali disiplini yani bütçe ayağını güçlü tuttuk. Mikro reform konusu yeni bir konu ve burada atacağımız adımlarla Merkez Bankası'nın elini daha güçlendireceğiz. Merkez Bankası ile bir ekip olarak çalışıyoruz. Gıda komitesi fikri ortak bir fikirdir. Tarladan evlere tarımsal ürünler niye bu kadar değişikliğe uğruyor? Acaba depolama mı eksik, ulaşımda mı bir sıkıntı var, rekabet mi eksik? Gıda komitesi bütün bu konulara bakacak. Enflasyon şu anda 7.9 ama çekirdek enflasyona bakarsanız yüzde 7. Dolayısıyla enflasyonda yüzde 5 ile 7 arasında bir katılık var. Bu katılığı aşmanın yolu mikro reformlardır.

Bu mikro reformların faydası ne kadarlık bir süreçte görülebilir?

1250 mikro reformun birisi yalıtım. Mesela Türkiye'de 6 buçuk milyona yakın yatırım standartları itibariyle düşük kaliteli bina var. Biz bir teşvik getireceğiz ve bütün binaların yalıtımını yapılaması ve bu enerjide tasarruf sağlayacak. Bizim enerji ithalatımızı azaltacak cari açığı azaltacak. Yeşil ekonomi dediğimiz yeni bir istihdam alanı oluşturacak. Bütün bu konularda çok ince düşünülmüş. Hangi kurum hangi reformu ne zaman uygulayacak kaynak nedir hepsi belli. Biz yarışa başlamadan dedik ki Türkiye için böyle bir yapısal dönüşüm öngörüyoruz. Muhalefet olmayan kaynakları nasıl dağıtırım onun yatırışında. Onların yarışı 90'ların yarışı bizim ise küresel yarışta Türkiye'yi nasıl güçlü tutarız nasıl daha ileri taşırız biz onun peşindeyiz.

Asgari ücretin arttırılması, emekliye ikramiye, mazotta verginin sıfırlanması gibi öne çıkan vaatler var. Siz bunun için kaynağın olmadığını söylüyorsunuz muhalefette kaynak bütçedir diyor.

473 milyar liralık bir bütçemiz var ama onun her kuruşu bir programa bir harcamaya tahsislidir. Bu sene memura ödeyeceğimiz maaş 140 milyar lira. Emekliye ödeyeceğimiz maaş 1 60 milyar lira. Oradan mı kısacaklar? Muhalefet her seçimde olduğu gibi bol keseden yapamayacağı bir sürü vaatte bulunuyor. Biz tamam bunları söylüyorsunuz ama kaynağı neresi dedik. Kaynak bütçe diyorlar ama bu sene açık verecek bu bütçe. Bu bütçe açığını 10'a katlamaktan bahsediyor muhalefet. Siz bütçe açığını 10'a katlarsanız bunun finansmanını nasıl yapacaksınız? Para mı basacaksınız, vergileri mi arttıracaksınız? Bugüne kadar somut bir şey yok. Bende vazgeçtim zaten. Bu kadar gerçek dünyadan realiteden kopuk bu kadar içi boş neredeyse fıkralık bir noktaya gelmişiz. Muhalefetin bu vaatleri acaba birkaç kişinin kafasını karıştırır mıyız ona yönelik. Yunanistan'da inanılmaz popülist bir söylemle bir parti kazandı. O vaatlerin hiç birisini yerine getiremediği gibi ülke tekrar küçülmeye daralmaya girdi. Şu anda kapı kapı dolaşıp dileniyorlar ve en son sonunda da tıpış tıpış IMF'nin ve AB'nin dediğini yapacaklar. Türkiye'nin bu hallere tekrar düşmemesi lazım. 90'lı yıllara gidin o zaman ki siyasiler kim ne verirse ben beş fazlasını veririm diyordu. 94 yılında dünyada bir kriz yok ama Türkiye tarihinin en büyük krizini yaşadı. Koalisyon hükümetinde bugünkü Cumhuriyet Halk Partisi var. 2000'li yılların başında Türkiye büyük bir kriz yaşıyor Türkiye iflas etmiş iktidarda bugünkü Milliyetçi Hareket Partisi var. Bunlar hep yapılan hesapsızlık ve boş vaatler. O nedenle biz bu yarışta yokuz. Asgari ücret düşüktür ülkeyi zenginleştikçe biz arttıracağız. Biz geldiğimizde asgari ücret 184 liraydı bugün 1000 lirayı aşacak. Buda yetmez daha da arttırmamız lazım. Türkiye geçen sene kendi uydusunu üretti Göktürk 2. O uydunun kilogramı 200 bin dolar. Geçen ben bir makarna fabrikasına gittik makarnanın kilosu 60 cent. Biz mazottan vergi alacağız ama o vergiyi üniversite öğrencilerinden harç almayacağız. Tabletini, kitabını, akıllı tahtasını sağlayacağız. Eğitimde biz şu anda topladığımız 100 liralık verginin 23 lirasını eğitime harcıyoruz. Önümüzdeki 50 yıl için Türkiye'nin geleceği eğitimde. Altyapı olmadan kalkınma olmaz, yatırım olmaz. Yol, havalimanı, liman vesaire AK Parti döneminde Türkiye inanılmaz bir başarı sağladı. Ar-ge şu anda en büyük önceliğimiz. Mazottan vergi alacağız ve ar-ge teşviki olarak vereceğiz. Siz mazotun vergisini kaldırdığınız zaman tüketimi artar. Geçen sene biz 55 milyar dolar enerji ithal ettik. Tüketimi artarsa bu ithalata belki 80 milyar dolara çıkacak. Peki bunun finansmanını nasıl bulacaklar? Cari açığı söylemiyorlar ama patlatacaklar. Bütçe açığını da patlatacaklar. Peki bu açığa uluslar arası yatırımcı tolerans gösterir mi? Sayın Kemal Kılıçdaroğlu benim bir ana muhalefet liderine yalan atıyor demek bana zor geliyor. Meydan meydan dolaşıyor elmastan, yakuttan vergi almıyor diyor külliyen yalan. Eskiden ÖTV yüzde 20 vardı KDV yoktu. Ama bütün dünyada KDV var ÖTV yok. Biz şimdi yüzde 18 KDV getirdik ve nihai tüketici nerede olursa olsun aldığı zaman yüzde 18 KDV ödeyecek. Meydanlarda diyor ki vergiyi sıfırladınız diyor bu yalan. Eğer siz dünya gerçeklerinden bağımsız bir yüksek asgari ücret belirlerseniz bunu şirketler ödeyecek devlette çalışan yok asgari ücretle. Bunun maliyetini yüzde 50 arttırırsanız ya kayıt dışı çalıştırır dedim ya da işsiz kalacak. Ben bu çerçevede söyledim maliye bakanı şu kadar para alıyor fakat asgari ücrete 1500 lira fazla diyor diye meydanlarla söylüyor. 1500 lira fazla değil ama bu ülke bilgi yoğun teknoloji yoğun ürünler üretecek katma değer zincirinde yukarı çıkacak ve asgari ücret reel olarak artmaya devam edecek.

Gelir ve servet adaletsizliğini ortadan kaldırmak için bütçenin hep çok güçlü olduğundan bahsediliyor bütçe de böyle bir esneklik payı olabilir bütçe açığı oranının artmasına biraz göz yumulabilir böyle durumlarda deniliyor. Yoksullukla mücadele için biraz genişlemeci bir politika izlenebilir yorumu da var.

Bu öngördükleri tedbirler geçici konjonktürel yani mevcut ekonomik iklimi geçici olarak destekleyene tedbirler olsaydı o zaman ben o argümanı satın alırdım. Emeklinin maaşını hesapsız bir şekilde arttırdınız geri alabilecek misiniz? Burada tamamen demagoji yapıyorlar. Ekonomide bir yavaşlama var biz bütçe açığını arttıracağız geçici olarak deseler ve şu tedbirleri alacağız deseler tam aksine tüketimi arttıracak cari açığı arttıracak ve bütçe açığını patlatacak tedbirlerin tamamını sunuyorlar. Söyledikleri ile beyannamelerindeki eylemler tutarlı değil. Bir ülkede cari açık varsa siz büyük bütçe açığı vermeye başlarsanız ikiz açık olur ve kriz olur. Biz ikiz açığa izin vermemeye çalışıyoruz. Az önce söylediniz merkez bankasının para politikasında elini güçlü tutmanın tek yolu var o da mali disiplini devam ettirmek. Siz harcamaları hesapsız arttırırsanız o enflasyonu getirir. Üçüncü sebep, biz 25 yapısal dönüşüm programı hazırladık. Bunlar kaynak gerektiriyor. O nedenle bugün dengeleri sağlam tutacağız ki önümüzdeki 4 yılda biz bu kaynağı reform için harcayalım. Şu anda Türkiye'nin en büyük sorunu cari açık ve bunun sebebi düşük tasarruf. Tasarrufları arttırmak için bireysel emeklilik sistemini güçlendirdik. Kim 100 lira tasarruf ederse biz 25 lira hesabına yatıracağız dedik ve yatırıyoruz. Bu sene bütçenin 2.4 milyar lirası bireysel emeklilik sistemine gidiyor. Reformlar bedava değil. Bütçemiz sağlam manevra alanı var ama ikiz açığa izin veremem, ben enflasyon sürecini yeniden başlatmamak lazım ve reformlara kaynak lazım. Çıksınlar şimdi bu söylediklerim doğru değil desinler. Ortadoğu en büyük ikinci pazarınız savaşta, Avrupa'da büyük bir durgunluk ve kriz var, Rusya ülke olarak en büyük ticaret ortağınız orada büyük sorunlar var.

Tam da bu sebepler nedeniyle biraz daha zorlu koşullarda mı giriyoruz seçimlere? Ekonomik vaatler bu nedenle mi ön plana çıktı?

Ekonomide son bir kaç yıldır yavaşlama var doğru. Peki Türkiye'de bir siyasi istikrar olmasa güçlü bir hükümet olmasa bu reformları yapmasa Türkiye bu rüzgarlar karşısında nasıl sallanırdı. Bugünleri Türkiye mumla arar. Çözüm süreci devam edemez. Milliyetçi Hareket Partisi ile HDP nasıl bir araya gelir.

Yüzde 4 büyüme hedefinin tutması için tek parti iktidarının devamına mı bağlı?

Reforma bağlı. Ama reformu da güçlü hükümetler yapıyor. 70'li yıllarda sorunlarımızı çözebildik mi? 90'lı yıllarda koalisyon hükümetleri var reform yapabildik mi sorunlarımızı çözebildik mi? Sorunlar büyüdü Türkiye iflas etti. Menderes dönemi reform yapılıyor Türkiye ayağa kalkıyor. Atatürk dönemi reform yapılıyor Türkiye ayağa kalkıyor. Rahmetli Özal dönemi Türkiye reform yapıyor güçlü çıkış yapıyor. Bugün AK Parti hükümetleri dönemi reformlar yapılıyor ve tarihinin en büyük çıkışını yaşıyor Türkiye. Ama dış konjonktür çok kırılgan. Amerika'da faiz artışı gündemde, Ortadoğu'da savaş var, Avrupa'da durgunluk var yani küresel krizin artçı şokları devam ediyor. Böyle bir ortamda ufak tefek sorunlar nedeniyle ben AK Parti'yi cezalandırayım derseniz esas bu ülkeyi cezalandırırsınız. Çünkü siyasi istikrara kaybolursa ne çözüm süreci deva eder, ne de ekonomi de bu reformlar yapılır.

Son birkaç haftadır hem dolar-TL'de bir gevşeme var, Borsa 90 bine dayandı faizlerde biraz düşül var. Bir seçi.m fiyatlaması mıdır bu?

Sebeplerden birisi Amerika'daki faiz artışına ilişkin eskiden güçlü bir beklenti vardı, o beklenti biraz zayıfladı. Belki bizim kendi iç tartışmalarımız vardı ondan dolayı bir miktar zemin kaybetmiştik kamuoyu yoklamalarında. Bu son dönemde tekrar zemin kazanmaya başladık. Dolayısıyla muhtemelen piyasalar onu da takip ediyor olabilirler. Bu sabah ben Avrupa'nın en büyük 50 şirketinin CEO'larıyla bir araya geldim. Kapalı bir toplantıydı ve özellikle 25 yapısal dönüşüm ve hükümetimizin öncelikleri reformlar hakkında bahsettim. Bugün G20 ülkelerinin başkanıyız biz. G20 ülkeleri arasında bugüne kadar en kapsamlı yapısal reform programını Türkiye üretmiştir ve uyguluyor. Ben maliye bakanıyım, AK Parti seçim kazanmak istemez mi? İster. Biz de çıkıp bunlar ne diyorsa beş fazlasını veririz hatta hemen yapıyoruz diyemez miyiz? Yarın sabah bakanlar kurulu kararıyla istesek vergileri indirebiliriz. Madem bunlar yapılabiliyor ben maliye bakanı olarak bu seçim kazanılmasına yardımcı olmak istemiyor muyum? Bu ülkenin uzun vadeli geleceğini kısa vadeli popülist söylem ve eylemlerine kurban etmek istemiyoruz. Yunanistan 14 maaş ödüyordu şimdi hallerine bakın. Yazı göndermişler konsoloslukta 3-5 vize parasını bir an önce merkeze gönderin diye. Bu ülkeyiz biz bu hala düşürmek istemiyoruz.

Bizim durumumuz Yunanistan kadar bıçak sırtımı deniliyor oradan örnek verilince

Yunanistan 10 yıl önce durum bıçak sırtı mıydı? İspanya'da, Portekiz'de, İrlanda'da öyle miydi? Yanlışlar çok hızlı şekilde patikaya götürüyor. 1990 yılında SSK'nın fazlası vardı. Ben bu sene SSK'ya 80 katrilyon eski parayla para aktarmam lazım ki emekli maaşı ödensin. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu SSK genel müdürüydü. Gelmeden önce SSK'da fazla vardı geldiğinde SSK sürekli açık verdi. Kendi suçu mu? Sayın Demirel'le ortak yönetiminin sonucu. Sayın Demirel geldi emeklilik yaşını kaldırdı ve bugün ortalama yaşı 44 olan 11 milyon emekli var. Bugün Avrupa'da olduğu gibi emeklilik yaşı 60 ve üzeri olsaydı bizim 5 buçuk milyon emeklimiz en fazla olacaktı. Bugün bırakın emekliye bir iki ikramiyeyi 12 ikramiye verebilirdik.

Dolar çok hızlı değer kazandı yeniden tarihi zirveleri görme ihtimalimiz olabilir mi yılın kalanında?

Küresel anlamda dolara bakınca Amerika'daki para politikasının normalleşmesi, Amerika'nın ekonomisinin güçlendiği beklentisi önemli ölçüde fiyatlandı. İşgücü piyasasında Amerika güçlü bir hareketlilik tekrar olursa bir miktar daha şey olur. Türkiye'de aslında bütün ülkelere baktığınız zaman Türkiye'de de bir miktar dolar karşısında değer kaybı oldu. Genelde herkes bankasıyla ilgili tartışmalara bağlar. Geçen sene kasım, ekim, aralık aylarına gidin petrol fiyatları düşüyor Türkiye'nin cari açığı azalacak, enflasyon düşecek diye para girmeye başladı Türkiye'ye. Ocak sonundan itibaren Amerika ekonomisi çok hızlı gidiyor, para politikasındaki faiz artışı erken gelebilir diye muazzam bir tedirginlik başladı. Para çıkışı hangi ülkeye son anda fazla girdiyse oradan çok olur. 2008'in ortasından 2009'un Mart'ına kadar gelişmekte olan piyasalardan 550 milyar dolar çıktı. Gelişmekte olan ülkelerde 2014'ün Haziran'ından 2015'in Mart'ına kadar 600 milyar dolar çıktı. Yani küresel kriz döneminden daha fazla para çıkışı yaşandı. Türkiye'de o dönemsel olarak bir miktar kaynak çektiği içim o kaynağın çıkışı hızlı oldu. Tartışmalarda işin tuzu biberi oldu. O tartışmalar olmasaydı yine TL-dolara karşı çünkü dolar dünyadaki tüm para birimlere karşı son 8-10 ayda yüzde 20'nin üzerinde değer kazandı. Vatandaşımızın kafasında bu hükümetin kendi içindeki tartışmaların faturası bize çıkıyor diyebilir. Merkez bankası yapması gereken doğruları yine yaptı. Tartışmalar olur ama önemli olan ne yaptığınızdır. Merkez bankası para politikasındaki sıkı duruşu devam ettirdi. Merkez bankamız bağımsız. Merkez bankamızın enflasyona odaklanıp hedefi gerçekleştirmeye yönelik güçlü bir duruş sergilemesi lazım. Bu konuda da hükümetin güçlü bir desteği var. Eğer enflasyonda kalıcı bir düşüş trendi yakalanırsa o zaman merkez bankamız istihdamı büyümeyi yatırımları desteklemeli. Zaten görevi bu.

Kurda biraz daha düşüş sürer mi?

Ben kur konusunda öngörüde bulunmam. Kur öngörülebilir değil. Kim kur konusunda öngörüde bulunuyorsa onların yüzde 50'si doğru yüzde 50'si yanlış çıkar. Uzan vadede reel olarak bir para biriminin değerlenip değerlenmeyeceğini söyleyebilirim. Eğer Türkiye'de siyasi istikrar devam eder reformları yapar ve Türkiye'de büyüme tekrar yükselişe geçerse Türkiye'ye para akışı olacak ve Türk lirası değer kazanacak.

Yeni ekonomi yönetimi nasıl şekillenecek gibi sorular var.

Eğer Türkiye güçlü bir hükümetle yoluna devam ederse bütün bu sıkıntılar geride kalır.

Büyüme hedefi tutar mı yüzde 4'lük hedefte bir revizyon olabilir mi diye soruluyor.

Büyüme geçen sene Avrupa'da devam eden durgunluk ve IŞİD terör örgütüne rağmen ve son 14 yılın en kurak yılına rağmen Türkiye ekonomisi 2.9 büyüdü. Şimdi bu sene yüzde 4'lük büyümede yılın ilk yarısı yavaş ama ikinci yarısında siyasi istikrar devam ederse çok hızlı toparlanacak. Geçen sene eğer Türkiye'de sadece kuraklık faktörü olmasaydı büyüme yüzde 3.5 olacaktı. Bu sene yüzde 4'e ben yakalaşabileceğimize inanıyorum. Ama tabi bunun ön koşulu reform ve siyasi istikrar.