NTV

AÖG sendromuna karşı önleminizi alın

Sağlık

Kadınların yaşam kalitesini düşüren adet öncesi gerginlik sendromu şikayetleri kısa sürse de iş ve sosyal yaşamı olumsuz etkiliyor. Süreci konforlu şekilde atlatmak için bazı tedbirler almak gerekiyor.

Adet öncesi gerginlik sendromu kadınlarda adetten yaklaşık 1 hafta önce başlayan ruhsal ya da fiziksel birtakım sıkıntı ve gerginlik belirtileri gösteren bir süreç. Bu şikayetler genellikle adetin görülmesiyle birlikte birkaç gün içinde geçiyor ancak yaşamı olumsuz etkiliyor. Bu süreci daha rahat geçirmek için bir takım tedbirler alınmasının önemli olduğunu belirten Memorial Hizmet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Hakan Peker, adet öncesi gerginlik sendromu ve alınması gereken önlemler hakkında şunları söyledi: “Adet öncesi gerginlik sendromu, depresyon, anksiyete, uykusuzluk, gerginlik, göğüslerde hassasiyet, vücutta şişkinlik, yorgunluk, sıcak basmaları, iştah değişiklikleri, baş ve kasık ağrısı, konsantrasyon azlığı, sakarlık, ağlama krizleri gibi davranışsal değişiklikler gibi şikayetleri içeren sendromdur. Kadınlar arasında %75 oranında görülen bu şikayetler adetin ikinci yarısında ve en az 2 siklus (adet dönemi) görülüyorsa adet öncesi gerginlik sendromu tanısı konulabilinmektedir.

DEPRESYON, AŞIRI SİNİRLİLİK VE HAFIZA KAYBINA DİKKAT
Her kadında adet öncesi dönemde bazı belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtilerin amacı kadının adet olacağından haberdar edilmesi ve böylece hazırlıksız yakalanmasının engellenmesidir. Bu belirtiler kadınların yarısından daha azında rahatsız edici, ancak dayanabilecek şiddette olurken, %5 kadın oldukça şiddetli belirtiler hissettirmektedir. Depresyondan endişeye ve aşırı sinirliliğe kadar pek çok değişik duygu durumu olabilmektedir. Bazı kadınlarda hafif hafıza kaybı görülebilir. Bazı kadınlarda görülen depresyon hali, huzursuzluk ve gerginlik tablosuna Premenstruel disforik bozukluk (PMDD) adı verilmektedir.

UZMAN YARDIMI ALINMALI
Sendrom, yumurtalıkları düzenli çalışan, yumurtlaması olan kadınlarda görülmektedir. En sık görülme yaşı 20’li yaşların sonları ile 30’lu yaşların başlarıdır. Bu sendrom, yumurtlamanın olmadığı ergenlik ve menopoz döneminde görülmemektedir. Bir kişiye premenstruel sendrom tanısını koymak için günümüzde geçerli tarama ve tanı testi yoktur. Bu sendromda görülen şikayetlerle ilgili olabilecek psikiyatrik, mide, bağırsak, genital ve idrar yoluna ait hastalıkların muayene ile yok edilmesi ve doktorun bu sendromdan şüphelenip hastanın hikayesini öğrenmesi ve ile tanı konulması gerekmektedir.

YOGA VE DÜZENLİ EGZERSİZ TEDAVİDE ÖNEMLİ
Bu sendrom, öneriler ve ilaç desteği ile tedavi edilmektedir. İlk önce yeme alışkanlığının değiştirilmesi gerekmektedir. Az ve sık, yağsız karbonhidrattan zengin düzenli dengeli beslenmek gerekmektedir. Ayrıca kafein, alkol, sigara, çikolatadan uzak durmak faydalı olmaktadır. Stres ile başa çıkabilmek için yoga veya düzenli egzersiz yapılabilir. Düzenli egzersiz, serotonin hormonunun artmasını sağlayarak tedavide etkili olmaktadır.”