NTV

Domuz gribinin gizli tarihi

Sağlık

H1N1 virüsü altı ay kadar önce küresel bir tehdit haline geldi. Birden bire ortaya çıkmış gibi bir izlenim olmasına karşın, aslında bu virüsün neredeyse yüz yılı aşkın bir geçmişi var.

Domuz Gribi adıyla bilinen salgın hastalıa neden olan virüs, uzun ve karmaşık bir evrim sürecinin sonunda ortaya çıktı. İşte H1N1'in 100 yılı aşkın bir dönemi kapsayan soy ağacı:

İlişkili Haberler


1889: Bu yıla kadar insandan insana bulaşarak dolaşan temel grip virüsü H1 ailesindendi. Ancak 1889’da Rusya’da H2 adı verilen yeni bir virüs cinsi türedi ve hızla dünyaya yayılarak 1 milyondan fazla insanın ölümüne yol açtı. Daha sonra bu virüs H1’in yerini aldı. Grip salgınlarında bu tür yer değiştirmeler sıkça rastlanan bir durum.
Dolayısıyla 1889’dan önce doğanlar H1 virüsüne karşı bir derece bağışıklık sahibi. Bu da onlara 1918’deki H1N1 salgınında kısmi koruma sağladı. 1889’dan sonra doğanların ie H1’e karşı hiç bir koruması yoktu.

1918: Patlak veren ‘İspanyol Gribi’ tüm dünyada en az 50 milyon kişiyi öldürdü. Hastalığa, bir tür kuş gribinden insan gribine doğrudan evrilerek ortaya çıkan H1N1 virüsü neden oluyordu. Çoğu kişi hastalığı hafif atlatıyordu ama bazılarında hastalıkla birlikte ciğerlerde enfeksiyonlar ortaya çıkıyordu. Ölümlerin asıl sebebi de buydu. 1889’dan önce doğup H1N1 virüsüne maruz kalanlar, kısmen bağışık oldukları için daha şanslıydı. H1N1 virüsü 1919’dan sonra da insanlarda ve domuzlarda mevsimsel salgınlara yol açtı.

1931: Domuz gribi ilk kez Iowa’da bir domuzdan ayrıştırıldı.

1933: İnsan grip virüsü ilk kez Londra’da insanda ayrıştırıldı. Kobay gelinciğe verilen virüsün hayvanda yarattığı grip, Iowa’daki domuz gribi virüsünün semptomlarımdan pek azını taşıyordu. Yani insan virüsüne bağışıklık geliştiren gelincik domuz gribine karşı savunmasızdı. Bu da iki virüsün birbirinden farklı istikamette evrilmeye başladığını gösterdi.

H2N2 virüsünün yol açtığı Asya Gribi yaklaşık 1-15 milyon insanın ölümüne yol açtı.
H2N2 virüsünün yol açtığı Asya Gribi yaklaşık 1-15 milyon insanın ölümüne yol açtı.

1957: ‘Asya Gribi’ne yol açan H2N2 virüsü, 1918’den beri insanlar arasında dolaşan H1N1 virüsünün yerini aldı. Orta şiddette olmasına karşın dünyada 1-1.5 milyon insanın ölmesine yol açtı. Bu yeni versiyon, inanın bağışıklık geliştirdiği H1N1 virüsünin H2N2 kuş gribi virüsüyle gen değiş tokuşu sonucunda doğmuştu. Virüsteki yeni tip H ve N proteinlerine insanlar bağışık değildi ama 1918’teki virüsten gelen ve insanın bağışık olduğu genleri, salgının aşırı şiddetli olmasıın önledi.
İnsan vücudu genelde ilk karşılaştığı grip virüsüne karşı en iyi bağışıklık yöntemini geliştiriyor. Dolayısıyla 1957’den önce doğup da ilk gribini H1N1 virüsüyle yaşayanların 2009 Domuz Gribi salgınından görece daha az etkilenebiliyor. 1957’den sonra doğanların bu kısmi bağışıklığı bulunmuyor.

1968: Hong Kong gribine yol açan H3N2 virüsü, Asya gribindekinden bile daha zayıftı. Dünyada 750 bin ila 1 milyon kişiyi öldürdü. H2N2’den sadece tek bir ‘H’ yüzey proteinie farklılaşıyordu. İnsanların çoğunun, yeni virüste değişmeden bulunan N2 yüzey proteinine bağışıklığı olduğu için, salgın da çok şiddetli olmadı. Ancak H3N2, selefi olan H2N2’nin tümüyle yerini aldığı için 1968’den sonra doğanların H2’ye bağışıklığı bulunmuyor.

1972: Araştırmacılar Graham Laver ve Robert Webster su kuşlarının grip virüsleri için doğal taşıyıcısı olduğunu keşfetti. Bu kuşlar insanda henüz bilinmeyen grip virüsü türlerini barındırıyor, bu virüsler insandakilerle karışıp yepyeni virüslere ve salgınlara yol açabiliyordu.

Çin'de 1977'de ortaya çıkan H1N1 virüsünün şimdiki H1N1 ile ciddi farklılıkları bulunuyor.
Çin'de 1977'de ortaya çıkan H1N1 virüsünün şimdiki H1N1 ile ciddi farklılıkları bulunuyor.

1977: Çin’in kuzeydoğusunda ortaya çıkan bir H1N1 virüsü insanlar arasında yayılmaya başladı. Virüs, esasen H1N1 virüsünün son kaybolduğu yıl olan 1957’den sonra doğanları etkiledi. Ancak asıl sürpriz, bu son H1N1 virüsünün, o yıllarda yaşayan daha tehlikeli ve mevsimsel H3N2virüsünün yerini almaması, ondan ayrı olarak dolaşmasıydı.
Bu H1N1’le enfekte olanlarda üretilen antikorlar, ne yazık ki 2009 Domuz Gribi’ne karşı bağışıklık sağlamıyor. Ancak enfeksiyonlarla sadece antikorlar değil ‘hücre-aracılı bağışıklık’ yoluyla da savaşılabiliyor. Enfeksiyon, hücre-aracılı bağışıklığı harekete geçiriyor ve bazı beyaz kan hücreleri enfekte olan hücreleri yakalayıp imha ediyor. Bu da H1N1’e karşı belki tam bir koruma getirmiyor ama hastalığın daha hafif geçirilmesini sağlıyor.



1998: 2009 H1N1’in selefi olan domuz gribi ABD’de ortaya çıktı. Bu yeni nesil, insan, domuz ve kuş gribi virüslerinin bir meleziydi ve 1999’da ABD’deki domuzlarda en çok görülen grip virüsü olarak kayda geçti.
Ülkedeki domuz çiftlikleri hastalığı aşıyla alt etmeye çalıştılar ancak başaramadılar, çünkü virüs çok çabuk evriliyor, çekirdekteki genetik yapısını muhafaza ederken aşının hedeflediği yüzeydeki proteinlerini değiştirerek hedef saptırıyordu. 2009 salgınındaki virüs de 1998’tekinin bir türevi ve aynı şekilde davranıyor.

2004-2006: İlk kez 1997’de Hong Kong’ta tespit edilen ve insanlar için tehdit olarak sınıflanan H5N1 virüsü, yabani kuş sürüleri yoluyla Asya’dan tüm dünyaya yayıldı. İnsanlar için ölümcül olduğu açıklanan virüs bulaştığı insanların yarısıı öldürdü, ama yayılma hızı, insandan insana bulaşma kabiliyeti olmadığı, korkulduğu kadar yüksek değildi. Virüs eşzamanlı olarak Endonezya’daki bazı domuzlarda da görüldü ve domuzdaki insan gribi virüsleriyle gen değiş tokuşu yapıp çok daha ölümcül türevler doğurmasından korkuldu.
Kuş Gribi salgını, dünya çapında farkındalığı da artırdı. Hükümetler ve uluslararası örgütler, ilk kez elbirliğiyle geniş çaplı programlar geliştirip aşı stoklamayı öğrendi. İlaç firmaları da grip aşılarına ayırdıkları Ar-Ge bütçesini artırdılar.

2007-2008: Salgın korkusu, grip visülerine yönelik araştırmaları patlattı. Avrupalı bilimciler yabani kuşlarda grip virüslerini takip için organize olurken, Vietnamlı bilim insanları kuş gribine karşı vücudun geliştirdiği antikorların diğer grip visürlerine karşı da koruma sağlayabileceğini ortaya çıkardı. Ayrıca gripten ölme ihtimalinin kısmen kişinin genetik özellikleriyle de ilintili olduğu belirlendi.

Mart 2009: Yeni tip domuz gribi ilk kez California ve Teksas’ta Mart’ın sonlarına doğru rapor edildi. Müteakip araştırmalar, virüsün insanlar arasında iki ay önce, Ocak’ta yayılmaya başladığını gösterdi.

Devletler, kuş gribi salgını sırasında işbirliği yapmayı da öğrendi.
Devletler, kuş gribi salgını sırasında işbirliği yapmayı da öğrendi.

Nisan 2009: Meksika’da 27 Nisan’da 900 kişinin domuz gribine yakalandığı açıklandı. Dünya sağlık Örgütü (WHO), salgın alarm derecesini altı dereceli ölçekte 3’ten 4’e yükseltti. Yeni virüsü anlama ve aşı geliştirme çalışmalarına hemen başlandı.
Araştırmalar sonunda, seyahat yasaklarının veya bu yöndeki caydırıcı uyarıların virüs yayılmasını durdurmadığı tespit edilse de ABD kendi vatandaşlarını Meksika’ya gitmemesi yönünde uyardı.

Mayıs 2009: Domuz gribi yavaş yayılıyor gibi görünse de, bir salgın olma yolunda işaretler veriyordu. WHO, salgın uyarısı yapmaya çekiniyordu, çünkü virüsün ilk görüldüğü yer olan Amerika kıtasının dışına çıktığı henüz görülmemişti.
Amerika’dan yeni gelen kişiler dışında Avrupa’da kimseye test yapılmıyordu. Bu yüzden Avrup’da varolan enfeksiyonların çoğu başlarda ‘görülemedi’. Ülkeler yine hazırlıksızdı ve H1N1 aşısı, ikinci salgın dalgasına kadar yetişemeyebilirdi.

Haziran 2009: Domuz gribi virüsünün Tamiflu’ya dirençli olduğu ortaya çıktı. Üstelik aşısı da normal grip virüsü aşısına göre yarı hızda gelişiyordu.
Araştırmalara göre domuz gribinin ölümcül olabilmesinin temel nedeni, virüsün akciğerde çok aşağılara kadar yerleşebilmesiydi. Aslında virüs için ‘öldürücü’ demek zor zira teşhis konulan hastaların önemli kısmı hastalığı hafif geçirirken, şiddetli geçiren hastaların pek çoğunu önceden başka hastalığı bulunanlar, obez ve gebe olanlar gibi bünyeleri zayıf ve tehditlere açık kişilerin oluşturması dikkat çekiyor.
Güney yarımkürede domuz gribinin, mevcut iki mevsimsel grip virüsünün de tamamen yerine geçmesi bekleniyor. Ancak 1977’deki durumu hatırlayan araştırmacılar, domuz gribinin sonbahar atağından sonra önceki H3N2 virüsünün geri dönme ihtimalini de dışlamıyor.

Eylül 2009: Dört büyük ilaç firması, geliştirdikleri domuz gribi aşısının tek bir dozla koruma sağlayabildiğini açıkladı. 2009 H1N1 (domuz gribi) virüsünün 1977’deki H1N1 virüsüyle benzer yüzey proteinlerine sahip olması, aşının varolan hücre-aracılı bağışıklık desteğiyle de etkili olabildiğine işaret ediyordu.
Kuzey yarımkürede devlet, sivil sağlık ve akademi organları domuz gribine karşı şimdilik hazır görünüyor. Ancak bu virüsün, kuş gribi virüsünden H5 yüzey proteinini alıp melezleşerek hızlı yayılan ve daha öldürücü olan yeni bir melez tür oluşturma ihtimaline karşı da çalışmalar devam ediyor.

Ekim 2009: Aşılama programları ABD ve Avrupa’da başladı. Üretimdeki gecikmeler programın hızlı ilerlemesini zaman zaman aksatıyor.

Domuz gribinin gizli tarihi