NTV

En sinsi öldüren hastalık: Aort anevrizması

ntv.com.tr

Sağlık

Genellikle belirgin bir belirti vermeyen aort anevrizması, hayatı tehdit eden ciddi bir hastalık. Son yıllarda kullanılan endovasküler yöntem ise hastalığın tedavisinde önemli bir aşama olarak nitelendiriliyor.

Endovasküler cerrahi, halk arasında bilinen adıyla kapalı yöntemle damar hastalıklarının tedavisi anlamına geliyor. Kapalı yöntemler, teknolojinin de gelişmesi ile özellikle son 15 yılda daha çok kullanılmaya başlandı.

İstanbul Ümraniye’de düzenlenen ‘’Endovasküler Cerrahi Sempozyumu’nda, farklı ülkelerden ve Türkiye’den gelen 153 hekim, dünyanın en gelişmiş tıbbi prosedür eğitim merkezlerinden biri olan Medtronic İnovasyon Merkezi’nde bu yöntemlerle ilgili hem teorik hem de pratik bilgi aldı.

Kalp Damar Cerrahı, Girişimsel Radyolog, Girişimsel Kardiyologların katıldığı sempozumda, artık tıp eğitiminin olmazsa olmazı simülatörlerden de yararlanıldı.

AORT ANEVRİZMASI SİNSİ ÖLDÜRÜYOR

Sempozyumda, hayatı tehdit eden hastalıklardan biri olan aort anevrizması ve tedavisi de ele alındı.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Füruzan Numan, aort anevrizmasının, vücudun karın ve göğüs bölgelerine denk gelen aort damarındaki balonlaşma olduğunu söyledi, ‘‘Çoğu zaman çok belirgin belirti vermemekle birlikte eşlik eden karın - sırt ağrıları ve kalp atımındaki ritmik hareketlenme ile karın bölgesinde ele gelebilen kitle olarak belirti verebilir’’ dedi.

Marmara Üniversitesi, Pendik Eğitim Araştırma Hastanesi, Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim İsbir de aort anevrizmasının hayatı tehdit eden çok ciddi bir hastalık olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:

‘‘Aort damarı kalbimizden çıkan ve vücudumuza kan götüren ana damardır. Aort kalbimizden çıktıktan sonra önce göğüs boşluğunda, sonrasında ise karın boşluğunda seyreden vücudumuzdaki ana damardır. Gögüs boşluğundaki aort çap genişlemelerinin normalin iki katı ve üstü çapa çıkmasına, torakal aort anevrizması denir. Karın boşluğu içerisinde aort damarının genişlemesi ise abdominal aort anevrizması adını alır. Anevrizma tanısı konulan hastanın müdahalesi senelik büyüme çapına, olası ani büyüme ve /veya yırtılma belirtisine göre planlanır.”

Prof. İsbir, aort anevrizmasının sinsi seyreden ve çoğunlukla belirti vermeyen özellikte olduğunu vurgulayarak,”‘Sigara içen, 60 yaş üstü, hipertansiyonu olan erkeklerde daha sık görülmektedir. Görülme sıklığı 50 yaş üstünde her bir milyon nüfus için 25’tir. Ülkemizdeki nüfus yapısı dikkate alındığında yılda yaklaşık 3-4 bin civarında yeni hasta görülme riski mevcuttur. Tanı sıklıkla başka bir sebeple yapılan tetkikler sırasında şans eseri konulmaktadır. Ülkemiz için tespit edilmiş bir kesin bir rakam yoktur ancak, Amerika Birleşik Devletleri’nde ölüm nedenleri arasında onuncu sırada yer almaktadır’’ dedi.

Prof. Füruzan Numan ise, aort anevrizmasının hem Türkiye’de hem de dünyada bilinirliğinin az olduğunu kaydetti, endovasküler yöntemin, hastalığın tedavisinde önemli bir aşama olduğunu söyledi. 


Numan, endovasküler yöntemin kasıktan anjiyo yapar gibi uygulandığını ifade ederken, Dr. İşbir ise endovasküler yöntemin hastalar için yüz güldürücü sonuçları olduğunu vurguladı.

ETİKETLER