NTV

“Mahalle baskısı” anne ve çocukları nasıl etkiliyor?

ntv.com.tr

Sağlık

Birazdan bahsedeceğim konu, biz çocukken de böyleydi, hatta annem ve onun annesi çocukken de…

Genetik miras gibi bir şey bu, kaç nesil önceden başladığı veya zihnimizde bu kodlamayla mı doğduğumuz araştırılmalı mutlaka.

Tabiri caiz ise, genetik kodlamanın adı; “mahalle baskısı”.

Büyürken, evlenirken, doğum yaparken, çocuk büyütürken, evlilik, arkadaşlık, iş ilişkilerinde hep diğer insanların ne diyeceğini düşünerek yaşıyoruz.

Evlenirken belki çoğumuz, başkaları ne der diye düşünerek düğünümüzü organize ediyoruz. Üniversitede hangi bölümde okuyacağımıza bile çevrenin etkisiyle karar veriyoruz, evleneceğimiz kişinin sosyal statüsü, yakın çevremiz tarafından ilk mercek altına yatırılan konu. Sevgisinden, aşkından ziyade, “hangi üniversiteden mezun, evi var mı?” gibi sorular sorulur nedense.

Doğum yaparken, çevresi baskı yaptığı için hiç istemediği halde ilk önce normal doğum için kendini zorlayan insanlar tanıyorum. Çocuk büyütürken de “mahalle baskısı” üzerimizde. Sokakta, kafede “bağırma evladım, insanları rahatsız edersin”, parkta henüz salıncağa oturttuğun çocuğunun başına anında gelip dikilmek suretiyle taciz eden insanların, “kalk yavrum, kardeş sallansın” sözleri, çocuğun bir yerde sıkılıp ağladığında “hiç terbiye verememişler” bakışları karşısında bunalmış, daralmış anne…

Şimdi sana sesleniyorum sevgili “mahalle baskısı” mağduru anne;

• Önemseme başkalarının ne dediğini, duyma, hiç duyma, çünkü onlar sen ne kadar kendini savunmak istesen de, kendi doğruları doğrultusunda, seni yargılamaya ve üzerinde baskı kurmak adına olumsuz bakışlarına devam edecekler.

• Sen, ben, hepimiz, etraf ne der baskısıyla büyüdük, sence doğru mu?

Başkaları için yaşamak, onların beğenilerini kazanmak adına mutsuz hayatları seçmek, sence doğru mu? Cevabın “hayır“ ise sen bu yanlışı çocuğuna yapma ve yapılmasına izin verme!

• Çocuğunun sağlığını tehlikeye atacak konular hariç, istediği gibi yaşamasına izin ver, çünkü o bir birey!

• Sokakta, kafede, parkta koşmasına, düşmesine, ağlamasına, “aman anneye bak ne kadar rahat” diyenleri önemsemeden izin ver. Çünkü o eleştirenler de, eleştirilerek öğrendikleri bu durumu senin ve çocuğunun üzerinde uyguladıklarının farkında değiller. Onlara bu hakkı verme ki, senin bir farkın olsun ve senin çocuğun mutlu büyüsün.

• Çocuğunu, başkalarının kurallarına göre büyütmek yerine, çocuğun için, onun yaşam yolunda rehber olmayı seç ki, büyüdüğünde kendi seçimlerini başkalarının değil, kendi mutluluğu için yapan bir birey yetiştirmiş ol.

Yıllarca bankacılık yaptıktan sonra ressam olmaya ve bu yolla hayatını idame ettirmeye karar veren insanları düşün. İkinci evliliğini ailesinin değil, kendi seçimiyle yapan kadınları düşün.

İnsanoğlu, önünde sonunda kendisi için doğru olanı değil, kendisini mutlu edeni seçme yoluna gitse de, yitirilen yılları, o mahalle baskısını kuran, yargılayan bakışlı teyzelerden soramayacağımıza göre, bu farkındalıkla ışık olursak, “örnek gösterilecek“ değil ama “mutlu çocuklar” yetiştirmiş olmaz mıyız?

ETİKETLER