NTV

'Türkiye yüz nakline hazır'

Sağlık

ABD'de fareden fareye ilk yüz nakli yapan ekipte yer alarak dünya tıp literatürüne geçen Doç. Dr. Betül Gözel Ulusal, Türkiye'de 2 yıl içerisinde ilk yüz naklinin gerçekleşebileceğini söyledi.

Amerika'daki eğitimi sırasında hayvan modellerinde uyguladığı çalışmalar sonucunda başarıya ulaşan ve ilk yüz nakli projesinin koordinatörü olarak literatüre adını yazdıran Doç. Dr. Betül Gözel Ulusal, bir derginin yaptığı araştırmada ''48 Türk Mucizesi''nden biri seçilmişti.

9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde plastik cerrahi ihtisasına başladığını, mikrocerrahi eğitimini ABD'deki Cleveland Clinic Foundation Plastik Cerrahi Bölümünde yaptığını belirten Ulusal, Türkiye’de yüz naklinin yakın gelecekte gerçekleşeceğini söyledi. Doç. Dr. Betül Gözel Ulusal, yüz naklinin Türkiye’deki rotasıyla ilgili soruları yanıtladı:

Dünyada ilk yüz naklini gerçekleştiren ekipteydiniz, ne söylemek istersiniz?
Mikro cerrahi dalında eğitim almak üzere Amerika’ya gittim. Gittikten bir yıl sonra dünyada ilk yüz naklini gerçekleştirmiştik. Bu ekip içinde de proje koordinatörüydüm. Maria Semenov, ben ve eşim Ali Ulusal ile birlikte Amerika’da Cleveland Clinic‘te bu nakli gerçekleştirdik. Nakil dünyada ciddi ses getirdi, birçok cerraha cesaret verdi. Çünkü ilk başarılı nakildi. Yüz naklini gerçekleştirmek yetmiyor, nakli yaptığınız canlının yaşayabiliyor ve hayatını devam ettirebiliyor olması gerekiyor. Çünkü birçok denemeler yapılmıştı ve başarılı olunamamıştı. Ertesi gün hayvanlar ölüyorlardı. Bizim bu başarılı yüz naklimiz, Amerika’da ciddi infial yarattı. Onlar için bir Türkün Amerika’da bu başarıyı sağlaması da ciddi bir işti. 2003 yılında Amerika Plastik Cerrahi dalında Beritt Brown Ödülü’nü aldım. Bizim bu çalışmamızdan sonra Çin’de insana iki kulak, saç ve derisi nakli gerçekleştirildi. Bu nakil sonunda Çinli doktorlar, 'Biz bu nakli gerçekleştirmeden önce Ulusal ve arkadaşlarından ciddi cesaret aldık. Onların başarılı olması bizi buna daha çok yaklaştırmış oldu' dediler.

Yüz nakli sizin çalışmanızdan sonra mı başladı?
Evet, kesinlikle öyle. Doktorlar ve insanlar cesaret aldılar. 1960′lardan beri yüz nakli doktorların en çok yapmak istediği şeydir. Fakat bir türlü gerçekleştirilememiştir. İnsanlar bizden sonra bu konuya daha fazla eğilim gösterdiler ve odaklandılar. Nakil sonrasında çok röportaj istekleri oldu ve insanlar işin daha çok magazin yönüyle ilgiliydiler. Çünkü popüler kültürde çok işe yarayacak bir operasyondu. Röportajlarımda ben, yüz naklinin insanlarda 5 yıl sonra yapılacağını söyledim. 2005 yılında Fransa’da bir yüz nakli gerçekleştirildi. Bir köpek tarafından burun, ağız ve çene kısmı ısırılmış ve tanınmaz hale gelmiş bir yüzdü. Sonraki aylarda başka bir insana tam yüz nakli yapıldı. Benim yanında çalıştığım Marina Seminov, nakil başarımızdan sonra büyük bir popülarite elde etti. Çünkü bizim adımızı hiç kullanmadan bunu direkt Amerikalılara mal ettiler, biz ödül aldığımızı daha sonra öğrendik.

Türkiye’de yüz nakli henüz yapılmadı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Zaten dünyada 7 tane yüz nakli yapıldı. Türkiye’de Akdeniz üniversitesinde ise çift kol nakli yapıldı. Fakat yüz nakline hazırlanıyoruz. Tahminen 2 yıl içinde Türkiye’de yüz nakli yapacağız. Bu süreç ciddi sıkıntılara gebedir, kullandığınız ilaçlar hastada ciddi zararlara yol açabiliyor. Hastanın sağlığını bozmaya kadar gidebiliyor. Bu yüzden getirisi ve götürüsünü iyi hesaplamak lazım. Nakil yapıldıktan sonra en az 6 yıl hastayı takip etmek gerekiyor. Aslında bu süre yetersiz bile kalabilir, çünkü verilen ilaçların hastada ne gibi reaksiyonlar gösterdiğini izlemek gerekiyor. 1995 yılında ilk kol nakli yapıldı ve uzun süre ilaç kullandığı için, 10-15 yıl sonra hastada ciddi kemik erimesi, kırıklar, diyabet gibi ciddi rahatsızlıklar başladı. Kısacası hastayı uzun dönemde takip etmek gerekiyor.

Türkiye teknik olarak yüz naklini gerçekleştirecek durumda mı?
Evet, ben şahsen kendimi teknik olarak hazır görüyorum. Yüzü bir insandan alıp diğerine teknik olarak aktarabilirim. Önemli olan nakledilen hastanın buna uzun dönemde nasıl reaksiyon göstereceğidir. Burada hastaya nakil sonrası verilen ağır ilaçlar nedeniyle, organ transplantasyon cihazlarını kullanarak akciğerlerin, karaciğerin, kan seviyelerinin, doku reddi testlerinin sürekli takip edilmesi gerekiyor. Yani hastayla olan diyaloğunuz sadece nakille bitmiyor. Bu bir ekip işi, tek başına münferiden gerçekleştirilecek bir operasyon değildir. Özellikle şunu da söylemek istiyorum; Türkiye’de hayat kurtaran ve hayat kalitesini yükselten nakiller olarak iki grupta nakil yöntemi var.


Özellikle Akdeniz Üniversitesi organ nakli konusunda çok iyi işler yapıyor. Hatta yenidoğan bebeklerde bile ciddi ve başarılı nakiller yapıyorlar. Çok iyi ekipleri var. Bu işte ekip çok önemlidir. Ekibiniz iyiyse teknik olarak yeterliyseniz bu konuda ciddi başarılarınız olur. Akdeniz Üniversitesi Plastik Cerrahi kliniğinde Prof. Dr. Ömer Özkan’ın ekibin başında olması büyük bir avantaj. Türkiye’de ilk kol ve rahim naklini gerçekleştirdi. Ekibinde arkadaşlarım da var. Şu anda yüz nakli yapmak üzere, hastaları tespit etmiş durumdalar ve uygun donör bekliyorlar. Hocam ve ekip davet ederse, seve seve ben de bu ekipte olmak isterim ve bu yüz naklinde çalışmak isterim.

Yüz nakli için size talepler geliyor mu?
15-16 kişi beni aradı. İstekleri ilginçti, ‘sonuçları ne olursa olsun biz bu ameliyatı olmak istiyoruz, çünkü daha fazla bu şekilde toplum içinde yer almak istemiyoruz’ diyorlardı. Tabii nakil sonrasında takip süreci ve alınması gereken ilaçların kendilerinde yaratabileceği olumsuz durumları anlattığımda vazgeçmek isteyenler de oldu. Kolay bir süreç değil çünkü.


Amerika'da gösterdiğiniz başarı sonrasında Türkiye’de iş teklifi aldınız mı?
Aksine iş teklifi almadım, reddedildim. 6 ay iş aradım, birçok başhekim ve hastane ile görüştüm. Hiçbiri benim başarımla ya da yaptığım işle ilgilenmedi. Onlar için bir anlam ifade etmiyordu. Çalışmalarımı devam ettirebilmek için devletten ücretsiz izin alıp Amerika’ya gitmek istemiştim, fakat bakanlık bunu reddetti ve bende çalıştığım kurumdan istifa etmek zorunda kalmıştım. Ama döndüğümde daha vahim bir gerçekle karşılaştım. Kimse sizin başarınızla ilgilenmiyor.

Mesleğinizde size en çok keyif veren şey nedir?
Hastalarımı mutlu etmek. Onların operasyon sonrasında mutlu olduğunu görmek.

Röportaj ve fotoğraflar: Murat Tellioğlu