NTV

35. İstanbul Film Festivali'nde 'NTV Belgesel Kuşağı'

NTV Haber

Sanat

35. İstanbul Film Festivali kapsamında NTV’nin 11. kez sponsorluğunu üstlendiği ‘NTV Belgesel Kuşağı’nda fotoğrafçılıktan, toplumsal krizlere, sinemadan siyasete, müzikten enerjiye, kapitalizmden savaşlara, futboldan aile içi tacize, casusluktan spora dünyanın dört bir yanından 14 belgesel izleyicilerle buluşacak.

Büyükbabam Allende / Allende, mi abuelo Allende / Beyond My Grandfather Allende / Marcia Tambutti Allende

Marcia Tambutti Allende, büyükbabası Salvador Allende’yi gayrimeşru bir şekilde iktidardan indiren darbeden 35 yıl sonra ailesinin konuşmama geleneğini yıkmak isteyen bir kadın. Marcia nihai bir amacın peşinde, trajik anılarla baş etmenin zamanının geldiğine, geçmişin üzerindeki örtüyü kaldırmak gerektiğine inanıyor ve Şili’ye geri dönüyor. Marcia Tambutti Allende’nin aile tarihine epeyce içeriden bir bakışla eğildiği belgeseli Beyond My Grandfather Allende / Büyükbabam Allende, bir tarafıyla kişisel, bir diğer tarafıyla toplumsal bir belgesel.

Hitchcock/Truffaut / Kent Jones

Francois Truffaut’nun 8 gün boyunca Alfred Hitchcock’la yaptığı söyleşiden derlediği ve 1966 yılında yayımlanan “Hitchcock’a Göre Sinema” kitabı Kent Jones tarafından bir belgesele dönüştürüldü. Hitchcock/Truffaut belgeseli bir yandan iki yönetmenin başyapıtlarından parçalar ile arşiv görüntülerini ekrana getirirken bir yandan da bu efsanevi röportaj/kitabın ses kayıtlarını ve fotoğraflarını ortaya çıkarıyor. David Fincher, Paul Schrader, Martin Scorsese, Olivier Assayas, James Gray, Richard Linklater, Peter Bogdanovich gibi yönetmenlerin kitap hakkındaki yorumları ve Hitchcock’un yönetmenlikleri üzerindeki etkilerini de anlattıkları Hitchcock/Truffaut belgeseli NTV Belgesel Kuşağı bölümünde izleyiciyle buluşacak.

Hiçbir Yere Ait Değilim / I Don't Belong Anywhere: The Cinema of Chantal Akerman / Marianne Lambert

1999 yılında festivalin Uluslararası Altın Lale Yarışması’nın jüri başkanlığını üstlenen Chantal Akerman’ı bu belgeselle anıyoruz. Kariyeri boyunca pek çok farklı ülkede çalışmış, sürekli yeni şeyler deneyerek hiçbir yere ve hiç kimseye bağlı kalmamış, kendini “göçebe” olarak tanımlayan Akerman ile birlikte bu belgesel de şehir şehir, ülke ülke dolaşıyor. I Don't Belong Anywhere: The Cinema Of Chantal Akerman / Hiçbir Yere Ait Değilim, çok sevdiği otel odalarında sinema tutkusundan, annesinden, sürekli taşınma halinden ve anılarından bahseden ünlü yönetmeni takip ediyor. Belgeselin yönetmeni Marianne Lambert, daha önce Akerman'ın çeşitli filmlerinde prodüksiyon amiri olarak çalışmış.

De Palma / Noah Baumbach, Jake Paltrow

Carrie, Dressed to Kill, Blow Out, Scarface, Body Double, The Untouchables, Carlito's Way, Femme Fatale gibi filmlerin yaşarken efsaneleşen yönetmeni Brian De Palma’nın şahsına münhasır sinemasına heyecan verici bir bakış. Sıradışı kariyeriyle kendi kuşağındaki birçok isimden ayrılan Brian De Palma, Noah Baumbach ile Jake Paltrow’un karşısına geçiyor ve 29 uzun metrajlı filmini, kısalarını ve gerçekleşemeyen projelerini açık sözlülükle tartışıyor. De Palma'nın akıl almaz mizansenlerinin sırlarından, film teorisine ve set anılarına uzana sohbete, eşsiz filmlerinden sahneler eşlik ediyor. De Palma, yönetmenin hayranları ve sinefiller dışında kendisine yabancı olan seyircileri de içine alabilecek kadar sürükleyici bir belgesel. 

Ben, Ingrid / Jag är Ingrid / Ingrid Bergman in Her Own Words / Stig Björkman

Sinemanın gelmiş geçmiş en büyülü yıldızlarından Ingrid Bergman’ın özel hayatına odaklanan Ingrid Bergman in Her Own Words / Ben, Ingrid, eleştirmen ve yönetmen Stig Björkman’ın imzasını taşıyor. Bergman’ın kızı Isabella Rossellini’nin isteğiyle hayata geçirilen proje, günlükleri, mektupları, aile fotoğrafları ve evde çekilmiş videolardan yararlanarak yıldız oyuncuyla izleyici arasında yakın bir ilişki kuruyor. Büyük övgü toplayan belgesel, izleyicisine sinemanın bu karizmatik yıldızının gizemini çözme, onu sadece oyunculuk yetenekleriyle değil, modern, güçlü ve bağımsız bir kadın olarak takdir etme imkânı sunuyor.

Lampedusa’da Kış / Lampedusa in Winter / Jakob Brossmann

Jakob Brossmann, ilk uzun metrajlı belgeseli Lampedusa in Winter / Lampedusa’da Kış’ta ölümü yaşama bağlamakla mükellef Afrika’ya en yakın İtalyan adasının, yaşama ve adaya tutunmaya çabalayan mültecilerin ve onlarla büyük bir dayanışma içerisinde olan ada insanının hikâyesini anlatıyor. Afrika ve Avrupa arasında bir basamak olan Lampedusa adası turistlerin terk ettiği, mültecilerin kendini kabul ettirmek istediği bir kara parçası. Lampedusa’da Kış, hem sığınmacının hem de adanın yalnızlığına yakılan bir ağıt.

Ben Belfast’ım / I Am Belfast / Mark Cousins

Ünlü The Story of Film: An Odyssey / Sinemanın Hikâyesi belgeselinde 15 saat boyunca sinemanın tarihçesini anlatan Mark Cousins bu kez anlatmaktan ziyade “dinleyen” belgeselinde Kuzey İrlanda’nın başkenti, kendi memleketi Belfast’a geçiyor. I am Belfast / Ben Belfast’ım’ın bir turistin göz ardı edeceği yollardan yürüyen ve kentin kendisi olduğu söyleyen 10.000 yaşındaki bir kadını dinliyor ve takip ediyor. Ben Belfast’ım, bir hatırlayışın postmodern belgeseli, metaforlarla dolu bir makale, bir kente hitaben yazılmış bir aşk mektubu. Filmin müzikleri Belfast’lı DJ ve besteci David Holmes’a ait; görüntü yönetmeni ise efsane Christopher Doyle.

Vatanım / Homeland (Iraq Year Zero) / Abbas Fahdel

Fransa’da yaşayan Iraklı sinemacı Abbas Fahdel, ABD işgalinden bir yıl önce Bağdat’a giderek ailesinin gündelik yaşamını kaydetmeye başladı ve 2003’te ABD Irak’ı işgal ettiğinde ise ailenin hayatının nasıl değiştiğini, yaşanan trajik kayıpları, akıp giden yaşamın savaş hattına dönüşmesi sürecini Homeland / Vatanım ile belgeledi. Vatanım, Irak’ta neler yaşandığını halkın gözünden gösteren, Ortadoğu’yu anlamak için rehberlik görevi üstlenen ve izleyiciyi ajans bültenlerinde sayılarla ifade edilen Iraklıların gerçek trajedileriyle yüzleştiren önemli bir belgesel. Halen Fransa’da yaşayan yönetmen Abbas Fahdel’in filmi çekmek için çıkış noktası, eğer çocukluğunu geçirdiği Irak’ta kalsaydı başına neler gelebileceğini araştırmak ve gençliğinin “kayıp” Irak’ını, tanıdık yüzleri ve mekânları yeniden görebilmek. “Düşüşten Önce” ve “Muharebeden Sonra” başlıklı iki bölümden oluşan film, Visons du Reel, Locarno, Yamagata, Montreal, Kartaca, Milano film festivallerinde ödüllendirildi.

Steve Jobs: Makine Değil İnsan / Steve Jobs: The Man in the Machine / Alex Gibney

Amerika’nın en üretken belgeselcilerinden Alex Gibney, Steve Jobs: Tne Man in the Machine / Steve Jobs: Makine Değil İnsan belgeseliyle, modern zamanların en büyük ikonlarından birini etraflı bir kişilik incelemesi yapıyor. Gibney, Jobs hakkındaki “Dünyayı değiştirmiş bu adam gerçekte kim?”, “Teknoloji çağının yeni nesil Einstein’ı mı yoksa kapitalizmin bir halka ilişkiler balonu mu?”, “Birçok kişinin söylediği gibi fren pedalı olmayan, açgözlü bir zorba mı yoksa muhakeme yöntemlerine saygı gösterilmesi gereken duygusal bir dahi mi?” sorularının cevabını arıyor

Evimin Avlusu / El patio de mi casa / No Place Like Home / Carlos Hagerman

Meksikalı belgeselci Carlos Hagerman yeni belgeseli No Place Like Home / Evimin Avlusu’nda seyirciyi kendi evinin avlusuna davet ediyor. Hagerman, kendi ebeveynlerinin Meksika yerlileri için yaptığı fedakârlıkların izini sürüyor. Meksika’nın kırsal bölgelerine el yordamıyla ulaştırılan eğitimin ve bilgiye ulaşımın bir toplumda neleri değiştirebileceğini gösteriyor. Meksika’yı içtenlikle kucaklayan, Super8 kamerayla çekilmiş güçlü bir arşiv çalışmasına sahip olan Evimin Avlusu ailevi yönüyle dikkat çekiyor.

Ağustos Olayları / Sobytie / The Event / Sergei Loznitsa

Avrupa’nın önemli belgesel sinemacılarından Sergey Loznitsa, yeni filmi The Event / Ağustos Olayları’nda tarihin kırılma noktalarından birini sokak hareketleri üzerinden, neredeyse yorumsuz ele alıyor. Belgeselin merkezinde, 1991’de Moskova’da Başkan Mihail Gorbaçov’a karşı başarısız darbe girişiminin ardından Leningrad’da dev meydanları dolduran insanlar yer alıyor. Loznitsa, 8 kameramanın çektiği siyah-beyaz arşiv görüntüleri aracılığıyla, radyo dinleyerek haber almaya çalışan, ordunun muhtemel bir müdahalesine karşı barikatlar kuran insanların korkularını, beklentilerini, umutlarını, isteklerini gösteriyor ve geçmişi yansıtırken bugünden bahsediyor. Venedik, Toronto, Rotterdam film festivallerinde övgüyle karşılanan, Leipzig’de ödül alan Ağustos Olayları, Loznitsa’nın Maidan belgeselini takip ediyor. 1991’de Komünist Parti, başkan Gorbaçov ve Rusya başkanı Yeltsin’e karşı bir darbe girişiminde bulunmuş, ülke çapındaki protestoların ardından Sovyetler Birliği dağılmıştı.

Güneşin Altında / V paprscích slunce / Under the Sun / Vitaly Mansky

Bugüne dek 30’u aşkın belgesel film çeken Ukrayna asıllı Rus sinemacı Vitaly Mansky, ilk gösterimini Tallinn Kara Geceler Film Festivali’nde yapan Under the Sun / Güneşin Altında adlı belgeselinde Kuzey Kore’de Çocuk Birliği’ne mensup, eski lider Kim Il-Sung anısına hazırlanan bir törene katılan küçük bir kız çocuğunu takip ediyor. Gündelik hayat üzerinden Kuzey Kore’nin röntgenini çeken Mansky, filmini Kuzey Kore devletinin desteğiyle çekmesine ve sıkı kontrole rağmen belgeselde propaganda mekanizmalarını ortaya çıkarıyor. Güneşin Altında, filme destek veren iki ülke Rusya ve Kuzey Kore arasında da diplomatik krize neden oldu. Yapımcı Simone Baumann, çekimlerin gerçekleştirilebilmesi için aralarında Kuzey Kore Kültür Bakanlığı da dahil beş ülkenin kurumlarıyla işbirliği yaptı; bakanlık hem mali destek vermedi hem de filmdeki karakterlerden kullanılan kameralara kadar her şeyi denetledi. Aynı zamanda ArtDoc Film Festivali’nin kurucularından olan Vitaly Mansky, Sovyetler Birliği’nin eski halini anımsattığı için Kuzey Kore’yi seçtiğini belirtiyor, ancak Kore’deki kültürel hafıza ve eleştirel düşünce yoksunluğunun, ayrıca herkesin sürekli mutlu ve memnun görünmesinin de arada derin bir farklılık yarattığını ekliyor. Kore ve Rusya’da filmin 60 dakikalık kısa versiyonu gösterilecek.

Şimdi Nereyi İstila Edelim? / Where to Invade Next / Michael Moore

Michael Moore’un yeni belgeseli Where to Invade Next / Şimdi Nereyi İstila Edelim? sevenlerini mutlu edecek Moore tarzı bir belgesel. Yönetmen, “madem biz Amerikalılar işgal etmeyi alışkanlık haline getirdik, o halde Avrupa’yı da işgal edip oradaki güzel şeyleri de sahiplenelim,” fikrinden yola çıkıyor. Tek kişilik bir ordu olarak Avrupa’ya yaptığı bu çıkarmanın ise üç kuralı var: Kimseye ateş edilmeyecek, petrol yağmalanmayacak ve tüm Amerikalıların yararına bir şeyle geri dönülecek.

Tuz Gölü Hayalleri / I sogni del lago salato / Dreams of the Salt Lake / Andrea Segre

Belgesel filmlerinin yanı sıra Shun Li and the Poet gibi ödüllü kurmaca filmleriyle de tanınan yönetmen Andrea Segre, Dreams of the Salt Lake / Tuz Gölü Hayalleri’nde 60’lar ve 70’lerin sanayisi gelişmekte olan İtalya’sını günümüzün Kazakistan’ında arıyor. Andrea Segre, alabildiğine uzanan bozkırlarda, çokuluslu petrol şirketlerinin müdahalesiyle insanların değişen hayatlarını gözlemlerken İtalya’daki kendi çocukluğundan arşiv görüntülerini de filme katıyor. İlk gösterimini Venedik Film Festivali’nde yapan Tuz Gölü Hayalleri, petrol zengini bozkırdaki Aktav ile modern bir metropole dönüşen Astana arasında gidip geliyor ve yıllık büyüme oranı %6’yı bulan Kazakistan’ın da bir portresini çiziyor.

ETİKETLER