NTV

Ali İl ve Yeşim Koçak yeni oyunlarını anlattı (Topuklu Terlik Süt Yapar)

Sanat

Öykü Özdoğan’ın hazırlayıp sunduğu “20 DAKİKA”; oyuncu Ali İl ve Yeşim Koçak’ı konuk etti. İkili, NTV Radyo dinleyicilerine “Topuklu Terlik Süt Yapar” isimli yeni tiyatro oyunlarından bahsetti.

20 Dakika’da bugün de tiyatro konuşalım istedik. Dayatılmış kadın rollerini ele alan ‘Topuklu Terlik Süt Yapar’ın oyuncularından Ali İl ve Yeşim Koçak 20 Dakika’nın konukları bu akşam. Merhaba, hoş geldiniz 20 Dakika’ya.

Ali İl – Yeşim Koçak: Merhaba, hoşbulduk.

Topuklu Terlik Süt Yapar, 19 Ocak’ta prömiyerini yaptı. Adı son derece dikkat çekici. Kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan bir kadının yaşadıklarını anlatıyor. Hikayeyi sizden dinleyebilir miyiz?

Yeşim Koçak: Müjde, kadınımızın adı. Müjde babasıyla istediği gibi bir ilişki kuramamış. Yazar olmak istemiş olmuş, ama o da istediği gibi gitmemiş. Bir takım ilişkileri olmuş, ama evlenmemiş. Çocuğu olmamış, 40 yaşına gelmiş ama toplumun istediği hiçbir şeyi tam becerememiş bir kadın.

Neler geliyor o kadının başına? Siz hangi roldesiniz, Ali İl’i hangi rolde izliyoruz?

Ali İl: Ben de Yiğit’i oynuyorum. Başına ne geliyor? Yiğit’le tanışma gibi bir şanssızlık geliyor başına Müjde’nin. Aralarında öyle tek gecelik bir ilişki cereyan ediyor. Hızlı bir tanışma ve sonrasında gelişenler.

Yeşim Koçak: Hiçbir şey olmamız, hiçbir şeyi başaramamışlıktan sonra böyle bir aşk ihtimali doğuyor kadının hayatında. Ama kadınla adam başka açılardan bakıyorlar aynı olaya ve öyle gelişmiyor olaylar.

Oyunun adı ve hikayesi kadar oyuncu kadrosu da oldukça dikkat çekici. Ekipte kimler var sizden dinleyebilir miyiz?

Ali İl: Durul Bazan var hepimizin tanıdığı. Mert Aykul, Şehir Tiyatroları’ndan bir arkadaşımız. İpek Türtan Kaynak, o da çok tecrübeli bir tiyatrocu arkadaşımız. Ve Füsun Kostak. Yeşim’le benim dışında.

“Pala Hayriye” romanında yer alan “Pişti” hikayesinden uyarlandı Topuklu Terlik Süt Yapar. Bu isim nasıl, nereden çıktı merak ediyor insan?

Yeşim Koçak: Bu isim bizim yazarımızın bulduğu bir şey. Yani ilk bana tekst geldiğinde, teklif geldiğinde ben de gerçekten bir anlam veremedim. Ama ondan sonra teksti, oyunu okuduktan sonra gerçekten çok tatlı bir buluş, yüksek düzeyde ironi içeren bir isim kendisi. Yani o topuklu terliği giymeyi başaran, o bir simge tabii ki. Ben hep şey diyorum; o kırmızı rujda olabilirdi. Kırmızı ruj süren kadın süt yapar da olabilirdi. O manada bir simge o. Cinsiyet rolünü oynamayı başaran kadını anlatıyor aslında.

Yeşim Koçak’a sormak istiyorum. Şehir Tiyatroları oyuncususunuz aynı zamanda. Rosenbergler Ölmemeli, Mefisto, Mutfak Söyleşileri gibi pek çok oyunda rol aldınız. Mutfak Söyleşileri’nin de yönetmenliğini üstlendiniz. Yeni projeler var mı?

Yeşim Koçak: Şu anda zaten üç tane oyunum var Şehir Tiyatrosu’nda. Ayak Takımı arasında, Vakti Geldi ve Martı oyunları. Şu an faal olarak Martı oynanıyor. Diğer iki oyun; kadrolar bizim Şehir Tiyatrosu’nda zaman geçtikçe, bir iki sezon geçtikçe bölünüyor. Bölündükçe oynama ihtimali azalıyor oyunların. İki oyunum o durumda. Ama Martı baya sıklıkla oynadığımız bir oyun, Çehov’un Martı’sı. Yeni projeleri bilmiyorum. Mutlaka önümüzdeki sene oyunum olacaktır Şehir Tiyatrosu’nda. Onun dışında, dışarıda eski Kenter Tiyatrosu’ndan arkadaşım Demet Evgar’la biz şu anda tekst arayışı içindeyiz. Yeni, yeniden birlikte bir şey yapmak hasretiyle. Öyle bir şey var şimdilik, netleşmiş bir şey yok ama.

Peki, sürpriz bekliyoruz. Ali İl’e dönmek istiyorum. İstanbul Halk Tiyatrosu’nun Bezirgan, Aşk Sözleri, Tiyatro Kedi’nin Yok Böyle Bir Kız oyunlarında ve son olarak Poyraz Karayel’de izledik elbette Sadrettin rolünde. Uzun soluklu bir diziden sonra hayat nasıl akıyor? Yorulmuş musunuz?

Ali İl: Yorulmuşuz ya doğru söylemek gerekirse. Hızlı akıyor ve haftalık farklı bir yaşam formuna giriyorsunuz. Çünkü dizi programı hafta başında gelir ve o haftayı nasıl geçireceğinizi o gün öğrenirsiniz. Yani kendince bir düzeni var. Bu değiştiği zaman da dizi bittiği zaman da tekrar eski yaşam formunuza dönüyorsunuz. O kolay olmuyor. Keyifli de yapmayı özlediğiniz bir sürü şey oluyor yapamadığınız, unuttuğunuz veya ihmal ettiğiniz. Bitti, yoğundu. Seyirci de çok ilgi gösterdi. Dolu dolu bir üç seneydi. Şimdi daha sakin. Tiyatro yapmaya çalışıyorum. Bu oyun var. Biz de başka oyun arayışı içindeyiz. Başka metin arayışı var. Bir oyun daha yapmak istiyorum. Tiyatroya daha fazla zaman ayırmak istiyorum.

“Poyraz Karayel özeldi, özel kalacak hepimiz için!”

Dizinin son bölümünden önceki gece hemen hemen tüm oyuncular sosyal medyada üzüntülerini, içlerinde bir boşluk olduğunu dile getirdiler ya o duyguyu merak ediyorum.

Ali İl: Hepimiz daha önce de bir sürü iş yapmış, dizi yapmış insanlarız bütün ekip öyleydi. Ama hepimiz için Poyraz Karayel’in farklı bir yeri oldu. Seyircinin bize gösterdiği ilgi ve bizi koyduğu yer açısından. Gerçekten çok özel bir üç sene yaşadık, seyirciyle paylaşımımız. Hepimiz de gurur duyuyorduk yaptığımız işle. Vedası da duygusal oldu gerçekten. Ben de hiç sevmiyorum vedalaşmaları. İnşallah yine böyle duygular hissettirebilecek, seyirciyle böyle iletişim halinde olabileceğimiz, böyle paylaşımlarda olabileceğimiz işler gelir hepimiz için. Ama Poyraz Karayel özeldi, özel kalacak hepimiz için.

Sadrettin’i sevdiniz mi?

Ali İl: Sevdik ya

Siz kendiniz oynarken sevdiniz mi?

Ali İl: Tabii ki. Kendimden çok şey kattım, çok vakit geçti onunla. Kostümü, saçı falan. İster istemez seviyorsunuz tabii ki. Sadrettin çok da şey bir karakter değildi özellikle ilk sezonlarda. Sert, agresif bir karakterdi. Ama ben de seyirci de alıştı, sevdi.

Hafta içi her akşam 18.20’de yayınlanan 20 Dakika’nın tekrar bölümleri ntvradyo.com.tr ’de.

ETİKETLER