NTV

Benim Adım Feridun'dan ilk izlenim notları: “Ağlamak yok gülmek var”

Sanat

Çağan Irmak... Çoğu filminde gözyaşı, biraz da gülümseme olan adam. Hatta Karanlıktakiler ve Ulak’ta triplere sokan yönetmen. Son iki işinde “Ağlamak yok gülmek var” diyor. Aslında kahramanlar ağlıyor, canları da yanıyor. Onları izleyin, siz yanmayın diyor. “Benim Adım Feridun” Cuma vizyona giriyor.

Çağan Irmak’ın yeni filmi “Benim Adım Feridun”, Mahir Ünsal Eriş’in “Olduğu Kadar Güzeldik” isimli kitabındaki aynı adlı hikayeden yola çıkılarak çekildi.

HALİL,ERSAN,FERİDUN

Halil Sezai, şarkıcı olarak ünlenmeden önce oyuncu idi. Her iki alanda da kendine has bir tarzı olduğunu düşünüyorum. Filmin baş karakteri Ersan’ı çok güzel taşımış. Yazmaya üşenen, tatile çıkmaya üşenen, adım atmaya üşenen, düşünmeye üşenen, aslında temelde başarısızlıktan korkan, özgüveni tamamlanmamış, hepimizden izler taşıyan bir karakter Ersan. Onun ağlanacak haline güldük, salonca. Bazen gülünecek hallerimize ağladığımız gibi. Yani gülmek de, ağlamak da, üşenmek de, korkmak da bize dair. Sadece bazen izleyen, bazen de izlenilen oluyoruz, o kadar. Ersan’ın biricik aşkı, “Bebeği” tarafından terkedilmesiye yaşadığı ayrılık buhranı kısım kısım serildi gözlerimin önüne. Bir adamın çok sevip de terkedildikten sonra düştüğü halleri izlerken azıcık üzüldüm, azıcık da haz duydum. Yaşadığım tüm acı aşkların intikamını Ersan’dan aldım. Aslında kendimi de seyrettim bir yandan. Terkedilişe verilen tepkiler aynıydı. Terkedilmenin kadını-erkeği yoktu.

Filmde sevgilisi Ayla tarafından terkedilen Ersan’ın yaşadığı bunalımdan kaçmak için gittiği memleketi Balıkesir’de başına gelen komik yanlış anlaşılma anlatılıyor.

OYUNCU VAR, OYUNCU VAR

Çağan Irmak ilk filminden bu yana iyi oyuncularla çalıştı. Hümeyra, Çetin Tekindor, Meral Çetinkaya gibi ustalar geçti kamerasından. Oyunculardan yana içim ferahtı. İzleyince daha da ferahladı. Suzan Aksoy, Tarık Papuçcuoğlu, Kadriye Kenter harikaydı. Defne Yalnız, alzheimer nine karakteriyle bana tüm bildiklerimi unutturdu. Çocukluğumda Lady’lik makamı böyle bir şeymiş dediğim Güngör Bayrak’ın, zerafetinden gram eksilmemişti. Filmin uzunca bir bölümünün geçtiği tek mekanda, o düğün salonunda, bir masanın etrafına toplanmış birkaç insan tüm filmin yükünü, hiç sıkmadan, hiç yormadan, aldıkları tiyatro nefesini hazmederek, o nefesi gerçeğe üfleyerek sırtlamışlardı. Ellerinden öpüyorum.

Halil Sezai, Büşra Pekin, Özge Borak, Suzan Aksoy, Tarık Pabuçcuoğlu, Güngör Bayrak, Cem Kurtoğlu, Ayşe Tunaboylu, Defne Yalnız ve Kadriye Kenter zor rollerinin altından büyük bir başarıyla kalkıyor.

YENİDEN DOĞAR MIYIM?

Ersan terkedildi ve bir şarkı başladı. Onun kalbinde, benim kulaklarımda. “Yeniden Doğar Mıyım?” bir Çiğdem Erken bestesi. Halil Sezai’nin yorumuyla çok dokunaklıydı. Sözlerden öte, müzik ele geçirdi beni. Kendi halinden bıkmış, sonra bir anda umutlanmış, sonra vazgeçmişlerin müziğiydi bu. Ellerine sağlık Çiğdem Erken.

BENİM ADIM FERİDUN FRAGMAN İZLE

ETİKETLER