NTV

Erdal Tosun giderken biz çok üzüldük!

Sanat

Hayat çok acayip. Sanki ölmek için yaşıyoruz. Her şeyin zıttı ile var olduğu evrende yaşamı ölümden ayırmak mümkün değil tabi ki. Keşke öyle bir gücüm olsaydı! Şu yaşadığmız 3 günü ölümsüz geçirebilseydik...

Belki yaşama sevincini tek başımıza hissedemiyoruz ama tüm dünyaya yetecek kadar acı biriktirmişiz kalbimizde. Herkesin dilinde de aynı acı vardı dün ve bugün: Küçük bedenlerin kaybına ağlarken bir ölüm haberi daha geldi, yıkıldık. Erdal Tosun’dan bahsediyordu dostları. Her ölüm erken ölümdü. Baba ve kardeşin erken göçünden sonra Erdal da ayrıldı doğduğu topraklardan. Üstelik babasıyla aynı sonu paylaşarak.

Erdal Tosun, babası gibi trafik kazası sonucu sadece 53 yaşındayken hayatını kaybetti.

"BEN HİÇBİR ŞEYİN AZI OLAMAM" 

Her zaman gülmek için gelen kalabalık bu kez çok üzgün yürüdü BKM Sahnesi’ne. BKM’nin oyuncuları ve Tosun’un dostları tüm dünyanın acısını sırtlamış gibiydi. Ben bu kadar üzgün bir topluluk daha görmedim. Belki hastalığı sonucu kaybetseydik onu bu kadar çarpıcı olmazdı. Acı birden gelince sancısı da büyük oluyor. Hep hastaymış zaten, söylediklerine göre. Hep uğraşmış böbrekleriyle. Nasıl oldu diye soran dudaklar, trafik kazası cevabını alınca, şokla, kızgınlıkla, kederle titremiş belli ki. Salon doldu. Ekrana rol aldığı dizi ve filmlerden görüntüler verildi. Birçok film ve dizinin bir yerinde olmuş hep. En önde değil belki ama hep en fazla hissedilenlerden. 20 yıl boyunca hayatı paylaştığı İlknur hanım çıktı sahneye ilk önce. Çok üzgündü. Her şeyin en iyisi olduğunu söyledi Erdal’ın. İyi bir dost, iyi bir baba, iyi bir entellektüel... Yılmaz Erdoğan devraldı mikrofonu. 90’larda bizi ekrana bağlayan “Bir Demet Tiyatro”da başlayan yol arkadaşlığı Yılmaz Erdoğan’ın yoluna ışık olmuştu belli ki. Google’den önce Erdal vardı, diye takılırlarmış arkadaşlarına. Erdal her şeyi bilirmiş çünkü. Girdiği her iddiayı kazanırmış. Demet Akbağ, Gürdal Tosun’u kaybettikten sonra onun fotoğrafını öpüp sahneye çıktığını, bu ritüelin uğuru olduğunu anlattı. “Bugünden sonra iki fotoğrafı öpeceğim, artık iki uğurum olacak” dedi. Alkışlar konuştu sonra. Sonra herkes sustu. Üzüntü uzun süre geçeceğe benzemiyordu.

BKM Sahnesi’nde Tosun’un ailesi ve dostları son görevlerini yapmak için bulundular. Demet Akbağ, Yılmaz Erdoğan, Cem Yılmaz, Ozan Güven, Erkan Can gibi isimler dostlarını gözyaşları eşliğinde uğurladı.

DÜNYANIN EN BÜYÜK ACISI BU OLSA GEREK 

Küçük bedenli, nur yüzlü bir kadın, iki genç kadının kollarına girerek geldi salona. Yüzünde anlam veremediğim bir duygu vardı. Sonsuz acının duygusuydu bu. Önce kocası Necdet Tosun’u, sonra oğlu Gürdal’ı sonra da Erdal’ı kaybetmişti Sevim hanım. Dünyanın en büyük acısı bu olsa gerek. Anne olmak ölüme karşı verilen en büyük savaş. Nasıl ayakta duracak bilemiyorum. Sadece Demet Akbağ’ın “Üzülme Sevim teyze artık hepimiz senin çocuklarınız” cümlesi su serpti içime. Ne kadar serpebilirse...

Necdet Tosun 1975’te bir trafik kazası sonucu, Gürdal Tosun 2000 yılında sadece 33 yaşındayken hayatını kaybetti.

BU KİTAP ÜZÜNTÜME ÇOK İYİ GELDİ: KARMAKARIŞIK SARMAŞIK

Ölümle yaşamın saçma ilişkisini düşünürken bir kitap eşlik ediyor bana son günlerde. “Binbir İnsan Masalları” serisinin 6. Kitabı “Karmakarışık Sarmaşık”. Cem Mumcu imzalı. Dün bir röportaj yaptım kendisiyle. Yanına oturup, ben hiçbir şeyi anlamıyorum hocam, dedim. Teşhis etsin istedim bendeki hastalığı. Nasıl yani? Dedi. Güldük. Kitabı da öyle, acı bir şeyi anlatıyor olsa bile küçük bir gülücük bırakıyor yüzde. Kısacık öykülerden oluşuyor. 2 sayfa bazen 3. O kadar kısa öykülerle bende bu kadar büyük duygular yaratabilmesine şaşırıyorum. Ölüm-yaşam, ciddiyet-ironi, aşk-nefret gibi her şeyin karşıtıyla var olduğunu hissettiriyor öyküler. Hem hepsi bir kalemden çıkmış gibi hem de hiçbiri aynı kalemden çıkmamış gibi. Biz gibi yani, insan gibi. Kitabın ilk öyküsü de Leyla Erbil’le ilgili. Ona ithaf edilmiş bir kitabın ilk sayfası da ona ayrılmış. Gidenlere, gelenlere, bir türlü gidememelere yazılmış bir dip not gibi bu kitap. Delirmek isteyip de deliremeyenlere de iyi gelecek. Unutmadan Mumcu’nun ilk kişisel resim sergisi "Sandığınız Değilim, Sandığınız Şeylerden Hiçbiri Değilim, Sandık Da Değilim" 7 Aralık’ta Teşvikiye 44A Sanat Galerisi’nde açılacak. Kontrollü deliliği resimlerden izlemek isteyenler kaçırmasın derim.

ETİKETLER