NTV

Liz Behmoaras'tan yeni roman: Alman Subayının Evi

Sanat

Liz Behmoaras'ın yeni romanı Alman Subayının Evi raflardaki yerini aldı.

Yazar Liz Behmoaras’ın son kitabı Alman Subayın Evi okur ile buluştu. Kitapta Behmoaras, yanmış yıkılmış kentlerde, açlığın sefaletin hüküm sürdüğü yıllardan kalma bir aşk hikayesi anlatıyor.

Yarım kalan bir aşkın, ama aynı zamanda bir dostluğun, imkansız bir paylaşımın, anlaşılamamanın ve yıllarca ödenen bir kefaretin hikâyesi olan Alman Subayın Evi Doğan Kitap etiketi ile raflardaki yerini aldı. 

Ölüler arkalarında hep gölgelerini bırakırlar, yaşamış oldukları mekânlar da her daim sesleriyle yankılanır… Tabii görmesini, duymasını bilenler için… Küçük kızların söylediği eski bir Sefarad ezgisi “Birde doğdum, ikide büyüdüm, üçte âşık oldum… Sonra…” diye başlar. Sonrasında mutluluk hayalleri kuruluyordu mutlaka; evlilikle noktalanan, çoluk çocukla taçlandırılmış… Ama Birinci Dünya Savaşı yıllarında mutluluk herkese çok uzaktır. Belirsizliğin, huzursuzluğun insanların yaşamını sinsice ele geçirdiği zamanlardır…

Savaşın harap ettiği, yoksulluğun kol gezdiği kentler; yüzyıllarca bir arada yaşamış ancak sonra düşman kesilmiş halklar; duyguları ve düşünceleri örselenmiş insanlar… Leman, Elsa ve Despina… Aynı okulda okumuş, aynı duyguları paylaşmış üç arkadaş… ama ne yazık ki savaş onların ilişkilerini de sarsma noktasına getirmiştir. Çağdaş bir aile ortamında büyüyen özellikle de edebiyata ilgi duyan, ele avuca sığmaz Leman, aynı zamanda evrensel barış, kadın özgürlüğü ve hümanist fikirleri coşkuyla savunan, dönemin önemli yayınlarından birinde bu bağlamda yazılar bile yazmayı hayal eden bir genç kızdır.

Ancak, başta ağabeyi ve babası olmak üzere sevdiği bütün insanlar savaşın trajik gerçeğiyle örselenirken, onun günlük hayatı da kasvete bürünmüştür… En yakın arkadaşları Elsa ve Despina’dır, fakat aralarındaki dostluk bağları pek çok şey gibi savaşın getirdiği yıkıma kurban gidecektir. Cephede yaralanıp Büyükada’ya dinlenmek üzere gelen Alman subay Manfred von Hagen, Leman’ın abisinin arkadaşıdır. Leman ile Manfred arasında başlayan yakınlaşma, kültürel farklılıkların ve savaşın, hele hele savaşın sorgulandığı kasırgalarla dolu bir aşka dönüşür. Bir aşk ki sonuçları herkes için çok ağır olmaya mahkûmdur…

Günümüzde, Büyükada’daki “perili” bir harabenin adı olan Alman Subayın Evi, yarım kalan bir sevdanın, ama aynı zamanda acımasızca sınanan dostlukların, imkânsız bir paylaşımın, anlaşılamamanın ve yıllarca ödenen bir kefaretin hikâyesidir…