NTV

"Önce dalga geçtim, sonra kendimden geçtim" (Madame Tussauds İstanbul Yolcusu Kalmasın)

Sanat

Dünyanın en ünlü balmumu müzesi Madame Tussauds’un 21. şubesi 28 Kasım Pazartesi İstiklal Caddesi’ndeki Grand Pera'da ziyarete açılıyor. Görmeden önce yargıladığım, gördükten sonra çocuklar gibi eğlendiğim müzeyi siz de mutlaka görün derim.

Çok ünlü olduğunuzu düşünün. Balmumu heykeliniz yapılacak, sizden bir tane daha olacak. Buraya kadar her şey güzel. Zor olan kısmıysa yüzünüzün ve boyunuzun ölçüsünün alınıyor olması. Tam 3 saat boyunca yüzün simetrisine bakılıyor, oraya buraya noktalar çiziliyor, fotoğraflar çekiliyor. Ne kadar ünlü olursan ol, yoruluyorsun işte. “Ay benim asistanın ölçüleri benimkilerle aynı sayılır, o duruversin” deme şansı yok mesela. Yani evet, ünlüleri de yorarlar.

Ünlülerin 300'ün üzerinde fotoğtafı çekiliyor. Göz renkleri, parmak ölçüleri, el izleri gibi birçok detay alınıyor. Bazı figürlerin balmumu heykele dönüşme süreci 7-8 ayı buluyor.

ÖNCE DALGA GEÇTİM, SONRA KENDİMDEN GEÇTİM!

Kameraman arkadaşımla müzenin basın için düzenlediği geziye katıldık. Kalabalık bir gruptuk. Eyvah dedik. Şimdi herkes fotoğraf çektirmek için müthiş bir çaba gösterecek ve biz sağlıklı çekim yapamayacağız. Öyle de oldu. Ne ara kendimizden geçtik, hunharca fotoğraf çekmeye başladık hatırlamıyorum. Mekanın büyüsünden büyük ihtimalle. Önce çok acayip bir kapıdan girdik. Bizi Gazi Mustafa Kemal karşıladı. Asil, sarı, mavi ve şıktı. Tek başınaydı. Kendisine ayrılan özel bölümde oldukça mütevazıydı. Birkaç adım sonra Osmanlı topraklarına girdik. Fatih Sultan Mehmet oturmuş, gül kokluyordu, üstelik oda gül kokuyordu. Kanuni de ordaydı, Mimar Sinan da. Sinan düşünceliydi. Arkasındaki duvarda eskizleri ve çizimleri diziliydi. Konya’ya birçok kez gidip, araştırmalar yapan müze yetkilileri Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’yi unutmamıştı. Temiz, beyaz, berraktı Mevlana, düşlediği insanın tasviri gibi. Sonra kitapları gördüm, sonra Yaşar Kemal’i. Oturmuş bir koltuğa, yüzüne yerleşik ince gülümsemesiyle bakıyordu etraftaki kalabalığa. Yaşar Kemal’in tam karşısında Beethoven ve Einstein vardı. Beethoven piyanosuyla, Einstein formülleriyle poz veriyordu. Ve evet, önyargıyı parçalamak hala en zoruydu. Adile Naşit, ne tatlı kadınsın sen! Bu kadar küçük bir kadın kalpte nasıl bu kadar büyük bir yer tutar? Hoşçakal... Sporun her dalına ilgi duymuyor olmam sporculara ilgi duymamı engellemiyor. Messi, Arda Turan, Usain Bolt ve Hidayet Türkoğlu bence en yakışıklı halleriyle huzurumuzdaydı. Tabi ben çok sevdiğim Muhammed Ali’nin kollarında buldum huzuru.

Müzede, Mustafa Kemal Atatürk, Mevlana, Barış Manço, Adile Naşit, Kanuni Sultan Süleyman, Fatih Sultan Mehmet, Mimar Sinan, Sabiha Gökçen, Arda Turan, Hidayet Türkoğlu, Beren Saat, Kerem Bursin ve Kıvanç Tatlıtuğ gibi Türk ünlülerin yanı sıra Angelina Jolie, Brad Pitt, Audrey Hepburn, Beyonce, Rihanna, David Becham, Messi, Marilyn Monroe ve Muhammed Ali'nin figürleri yer alıyor.

BOB MARLEY'LE REGGI YAPMAK EN BÜYÜK HAYALLERİMDEN BİRİYDİ! 

Müzik, ruhun gıdası, baş belası, karın ağrısı, iyi ki var. Kim bastıysa ilk notayı ellerinden öperim. Müzenin müzik bölümüne, 80’lerde bir diskoya girer gibi girdim. Solumda Michael Jackson, sağımda Barış Manço karşımda MFÖ... Bir iki adım ileride parlayan bir şey vardı. Sıcaktı da. Güneş gibi. Sanat Güneşi. Çok yalnız bıraktık onu, yeterince anmadık, müzede de öyleydi, pek yanaşmadı kimse onunla fotoğraf çektirmeye. Müzik bölümünün en mutlusu tabi ki Bob Marley’di. Birlikte barış ve sevgi şarkıları söyledik. Ah Bob, dünya keşke senin hayal ettiğin gibi olsa!

Ünlülerin yanındaki aksesuarları ya da dekorları kullanarak fotoğraf çektirmek mümkün.

BİR TANE HAKKIN OLSA HANGİ ÜNLÜYÜ ALIP GİDERDİN? 

Müzenin en kapsamlı bölümünde yerli ve yabancı oyuncular vardı. Audrey Hepburn Tiffany’de kahvaltı yapıyor, Marilyn Monroe beyaz elbisesiyle kanımıza girmeye çalışıyordu. Steven Spielberg tek başına değil E.T. ile poz veriyordu. Tom Cruise bir motosikletin üzerine Görevimiz Tehlike’cilik oynuyordu. Çocukluğumuza dönmüştük. Çocukken Hollywood ünlüleriyle arkadaş olduğumu hayal ederdim. Bazen de sevgili... Şimdi karşımızdaydılar, en azından gerçek beden ölçüleriyle. Kameraman arkadaşımla öyle dönmüşüz ki çocukluğumuza birbirimize “Bir tane hakkın olsa hangi ünlüyü alıp giderdin” gibi sorular sormaya başladık. Çocuk olmak her yaşta güzeldi.

Tarihi değerler, sporcular, müzisyenler, oyuncular kendilerine ait özel bölümlerde sergileniyor. Her bölümün kendine ait dokusu, kokusu, ışığı ve dekoru var.

BEYONCE OLMAMIŞ MI SANKİ? 

Beyonce’yi çok severim. Gözlerim kanayana kadar dansını, kliplerini, konserlerini izlerim. Büyük bir heyecanla yanına vardığımda küçük bir hayal kırıklığı yaşadım. Kostümü her şeyiyle tamamdı. Ama yüzünde olmayan bir şeyler vardı. Belki de beklentiyi yüksek tutmuştum. Rihanna kusursuzdu, Madonna, Brad Pitt, Angelina Jolie, Kerem Bürsin çok başarılıydı. Ancak Beren Saat’te aynı hissi yakalayamadım. Belki de bir ruhu olmadığındandır. Ya da bu iki kadın benim dünyamda çok daha özel bir yerdedir.

KIVANÇ TATLITUĞ UZAKLARA BAKIYORDU! 

Kıvanç’ı deri bir koltuğa oturtmuşlardı, uzaklara bakıyordu yakışıklı. Bir kolunu koltuğa atmış, yanını boş bırakmıştı. Hemen yanındaki yerimi aldım. Dünya starlarından hiçbir eksiği yoktu çok şükür. Ama bir kez olsun yüzüme bakmadı. Uzaklardaydı gözü, yurtdışına mı açılmak istiyordu? Araya mesafeler girince yürümezdi ilişki. Bence ayrılmalıydık. O deri koltuktan kalktım, üzerinde kalbimi bırakarak.

Müze, 28 Kasım Pazartesi 14:00’da açılacak. Tek ziyaretlik biletler 38, VIP biletler 99 tl.

ETİKETLER