NTV

Ufak tefek yalanların... (Big Little Lies)

ntv.com.tr

Sanat

"Big Little Lies” dizisi, Mehmet Açar'ın yeni kitabı "Kayıp Hasta" ve polisiye dergi 221B'yi Ceren Ala yazdı.

"Yalan söylemeye ne zaman başladım", "Yalan söylemekten ne zaman vazgeçebilirim?", "Her şey anlatılabilir mi?", "Kadın olmak ne zaman suç sayılmayacak?", "Geçmişimden kurtulmak için bütün hesapları kapatmalı mıyım?" gibi soruları 5 haftadır kendimle tartışıyorum. “Big Little Lies” dizisinin 5. bölümünü izledim. Ruhumda depremler yaratan diziyle ilgili birkaç kelime yazayım dedim.

Sanki Biraz Affair’di önceleri...

Reese Witherspoon, Nicole Kidman, Shailene Woodley gibi 3 acayip kadın bir dizide oynuyor. Heyecanımı maruz görün ama duyunca kendi etrafımda dönmek suretiyle, mütevazi ama coşkun bir sevinç gösterisi yaptım. Kollarımı sıvadım, kahvemden bir yudum aldım, derin bir nefesle play’i tuşladım. Daha ilk saniyesinde müziğiyle beni esir alan jeneriği hala hızlı sarmıyorum.

Michael Kiwanuka’ya “Cold Little Heart” şarkısını yazdığı için teşekkür ediyorum. Kafa karıştıran, ruhu zehirle besleyen, biraz sonra zor şeylerin olacağını hissettiren müzik ve görüntüler garip bir haz verdi bana. Deniz, kadınlar, iyi müzik, zengin muhit insanları, siyahi dedektif gibi şeyleri gördükçe dizinin “Affair”i andırdığını düşünmeye başladım. Kız kardeşim “Önyargı” hemen notu verdi. Amerika’da da böyle. Sevilen hikayelerin benzerleri çekiliyor. Ünlü sinema yıldızları dizilerde boy gösteriyor filan. Aslında dizi önyargının ne beter bir duygu olduğunu, olmak istediğimiz kişilerin ve şeylerin bizi bu noktaya getirdiğini anlatıyordu. Ve kadınlar....

Eski kocasına takıntılı, her şeyi kontrol etmek isteyen ve her seferinda duvara toslayan iki çocuklu Madeline, yaşça kendisinden küçük ve çok yakışıklı bir adamla evlenen- ki bu adam “True Blood”un yıldızı Alexander Skarsgård- Allah’ın belası her gün o adamdan şiddet gören, ikiz çocukları ve kocası için avukatlığı bırakan Celeste, yaşadığı tecavüzü unutamayan, unutmaması için çok geçerli bir sebebi olan bir çocuk annesi Jane...

Reese Witherspoon, Nicole Kidman ve Shailene Woodley’in yanı sıra Laura Dern, Zoe Kravitz, Adam Scott gibi isimler de kadroda. Yüz yıllardır anlatılan “görünen ve görünenin ardındaki” gerçeği dizide her hücresine kadar can buluyor. Kocaman, denize sıfır villalarında yaşayan aileler, kendilerine bile söylemeye utandıkları öyle anların mimarı oluyor ki... Her gece yalnızken, öfkeyle, pişmanlıkla, korkuyla yıkılan duvarlar, her sabah dışardakilere normalmiş gibi gözükmek için örülüyor. Pembe ve çiçekli duvarların ardında kocaman bir karanlık var, hepimizin bir yerinden tırmandığı...

Avustralyalı yazar Liane Moriary’nin aynı adlı romanından David E. Kelley’nin uyarladığı dizinin yapımcıları arasında Reese Witherspoon da var. Dizinin IMDB puanı 8,5.
Avustralyalı yazar Liane Moriary’nin aynı adlı romanından David E. Kelley’nin uyarladığı dizinin yapımcıları arasında Reese Witherspoon da var. Dizinin IMDB puanı 8,5.

Kayıp hastalar için ideal bir kitap

Mehmet Açar... Her zaman sakin, mütevazı ve güleryüzlü bir sinema eleştirmeni olarak tanırım onu. Arkasında yaşayansa muazzam bir eğitim hayatı ve sıradışı bir kalem. Birine baktığınızda, sadece baktığınızda onunla ilgili fikirleriniz sınırlı oluyor. Onun içini gördüğünüzdeyse haz artıyor. Ben Mehmet Açar’ı kitaplarında görüyorum. Yeni kitabı “Kayıp Hasta” distopik gibi görünen ancak şimdiki zamanda yaşadığımız kayıp ruh olma halini anlatan bir roman. Ustaca ördüğü karakterleri, diyalogları, betimlemeleri ve merak uyandıran hikayesi için Açar’a teşekkür ediyorum.

Mehmet Açar’ın “Kayıp Hasta” isimli romanı Doğan Kitap etiketiyle çıktı.
Mehmet Açar’ın “Kayıp Hasta” isimli romanı Doğan Kitap etiketiyle çıktı.

221B’de oturmasak da onu okuyabiliriz!

Agatha Christie, Edgar Alan Poe, Arthur Conan Doyle, Dorothy L. Sayers, Celil Oker, Ahmet Ümit... Polisiye yazarları müthiş insanlar bence. Ördükleri cinayet ve gizem ağlarını çözmeye çalışmak, ipuçlarını takip etmek, bazen yanılmak, bazen başarmak muazzam bir egzersizdir. Karakterlerin en kusurluları da o romandadır, havanın en pusluları da... Resmedilen bir pencerenin, güzel bir kadının parmağındaki pırlantanın veya simitçi çocuğun ayakkabısına yapışan sakızın mutlaka çözülmesi gereken bir yanı vardır. Uyanık ve açık olmak zorundasın. Yaşarken de okurken de... Bir dergi var, üstelik bize ait. “221B”. Sherlock Holmes’in kapı numarasını taşıyan derginin içeriği de numaralarla dolu. Özel dosyalar, kısa öyküler, röportajlar, yeni yazarlar, klasikler... Dergi 8. sayısında polisiye-gerilimin kraliçesi Agatha Christie’yi mercek altına alıyor. Okuması çok keyifli bir sayı. Biz okurlar için değerli bir hediye, emeği geçen herkesin ellerine sağlık!

ETİKETLER