NTV

Zafer Algöz ve Can Yılmaz'la mizah sohbeti

Sanat

Öykü Özdoğan’ın hazırlayıp sunduğu '20 Dakika'; tiyatro ve sinema oyuncuları Zafer Algöz ile Can Yılmaz’ı konuk etti. Algöz, NTV Radyo dinleyicilerine 'Haşırt Dı Bilekbord' adlı yeni kitabını, Yılmaz da mizah yazarlığı serüvenini anlattı.

Öykü Özdoğan’ın NTV Radyo'da hazırlayıp sunduğu 20 Dakika adlı programa Zafer Algöz ve Can Yılmaz konuk oldu. Algöz, 'Haşırt Dı Bilekbord' adlı yeni kitabını anlattı. 

İşte Zafer Algöz'ün sözleri:

"KİTAP ÇIKARMAK GİBİ BİR İDDİAM YOKTU"

"Önce Kafa dergisinde yazmaya başladım. Gazeteci Candaş Tolga Işık, beni bu konuda teşvik etti. 'Biz Kafa dergisi çıkarıyoruz, orada yazar mısın ağabey?' dedi. Ben de dedim ki 'Ben hikayeci adamım. Yazım işi pek bana göre bir şey değil'. 'Ayda 1 kere, hiç olmazsa A4 kağıdını dolduracak kadar, canın ne istiyorsa yaz, yeter ki bu dergide sen de ol' dedi. O beni cesaretlendirince ben yazmaya başladım, benim ardımdan sağolsun Can Hocam (Can Yılmaz) geldi dergiye, büyük transfer olarak, başka dergilerden de teklif vardı ama ben hocamı tuttum yakaladım, 'Hocam gel buraya' diye. Kafa dergisinde çıkan bu yazıları İnkılap Kitabevi takip etmiş, onlar bana 'Bunu kitap haline getirebilir miyiz' dediler. Ben de daha önce hiç bunu düşünmemiştim, kitap çıkarmak gibi bir iddiam yoktu. Can Hocam bana önderlik yaptı. Can Hocam önce bir kitap çıkardı. Can çıkarınca bana da bir cesaret geldi. Ben de olur dedim. Orada yazdığım hikayeleri daha da genişleterek toparladıktan sonra kitabın adı ne olsun diye düşündük."

"KİTABIN ÖNSÖZÜNÜ CEM YILMAZ YAZDI"

"Kitabı ilk defa derli toplu hale bir nüshasını Cem Yılmaz'a, bir nüshasını Can Yılmaz'a verdim, okuyup baksınlar diye. Cem okuduktan sonra 'Bayıldım, çok çok güzel, bir stand-up gösteri gibi' dedi. İsim olarak ne bulalım dedik, o da dedi ki 'Kitabın ismi Haşırt dı Bilekboard olsun'. Kitabın önsözünü de Cem Yılmaz yazdı. 'Haşırt Dı Bilekboard olur mu acaba, insanlar anlar mı' dedik ama bir baktım ki benim kuşakta olan, benim kuşağın üstünde olan, benden daha genç olan insanlar da bu sözcüğü kullanıyor. Şöyle bir anlamı var: Hiç ummadığınız bir anda karşılaştığınız tuhaf bir durum için ya da kazık yediğiniz zaman ya da sürpriz bir şey olduğu zaman kullanılıyor. Tabii bu 'Haşırt Dı Blackboard Et Dı Sisayd' mucidi rahmetli Öztürk Serengil'dir. Ben 1985 senesinde ilk defa ondan duydum. Zaten kitaptaki hikayeler içinde de birinci hikaye o."

"SAHNE HAYATIM BOYUNCA BENİ EN ÇOK GÜLDÜREN HİKAYE 'AYRANLARI TAZELEYİN' OLDU"

"Tiyatro, sahne hayatım boyunca beni en çok güldüren hikaye 'Ayranları Tazeleyin'. Tarihi bir oyun oynuyorduk. Yıldırım Beyazıt ve Timur'un karşılaştığı bir yerde Timur'u oynayan rahmetli Macit Flordun'un birgün sahnede şiddetli soğuk algınlığından sesi kısıldı, oyun yarım kaldı. Yerine bir hafta içinde başka bir aktörü hazırlamak durumunda kaldık. Hazırlanan oyuncu bir haftada hallederim diyerek rahattı ama Timur'un çok ezberi vardı. Genel provada takıldığı yerlerde biz hep ona açmazlar vererek yardım ediyorduk ama çok büyük bir sahne vardı. Esir olarak Timur'un otağına geliyorlar, Timur konuşuyor bir yerde diyor ki 'Konuklarımız susamıştır ayran getirin.' Oyun duruyor, bir tane asker altın kupalar içinde ayran getiriyor. Ben de yedek Timur'a dedim ki 'O büyük blok sahnede biz seni kurtaramayız. Senin yapman gereken önünde koskocaman bir masa var, üstünde üzümler, elmalar, kupalar, bardaklar var. 6-7 sayfalık teksti oraya sakla, oradan meyvelerin arasından bakıp devam ettirirsin. Çok sıkıştığın yerde de 'Konuklarımız susamıştır ayran getirin' dersin. Ayran gelirken 15-20 saniye geçer, o arada tekste bakarsın. Genel provada çok iyi işledi. Ama oyunda, heyecandan sayfaların yerini karıştırdı. Tam o sahneye geldik, iki laf etti daha, birdenbire 'Konuklarımız susamıştır, ayran getirin' dedi. Biraz erken söyledi ama sağlık olsun dedik. Moğol askeri geldi hepimize birer tane ayran verdi. Hepimiz aldık elimize."

"KOSKOCA MOĞOL İMPARATORUNA 'AYRANLARI TAZELEYİN' DENİR Mİ?"

"Tekste devam ediyoruz biz daha bir yudum almadan, ezberde çuvallayınca 'Ayranları tazeleyin' dedi. Koskoca Moğol imparatoruna ayranları tazeleyin denir mi? Burası ızgara salonu mu? İkinci kez ayran ikramı oldu. O kadar tuhaf oldu ki daha bir yudum almadan elimizde ikişer tane ayran, herkes birbirine bakıyor. İçsek mi içmesek mi diye. Tekst yine aktı, asıl söylenmesi gereken yerde 'Nerede kaldı bizim ayranlar?' diyince hepimiz dağıldık tabii. Murat Karasu bizi toparladı. 'Yüce Hakanım, müsaade ederseniz biz zindanlarımıza çekilebilir miyiz?' dedi. Hayatım boyunca hiç unutamayacağım bir anı oldu. Seyirci de çok güldü."

"CEM YILMAZ: KENDİ YEMEDİĞİM MALI, MÜŞTERİME YEDİRMEK İSTEMEM"

"Kitabın önsözünü Cem Yılmaz yazdı. Sağolsun beni çok onurlandırdı, çok güzel şeyler yazdı. Bizim Cem Yılmaz, Can Yılmaz bir gönül birlikteliğimiz var. O da şundan kaynaklanıyor: Komediye bakış tarzı, gösterilen özen, gelen seyirciyi müşteri gibi görmemek. En azından prensip olarak şu benim çok hoşuma gitti: Bir gün Cem Yılmaz dedi ki 'Kendim yemediğim malı, müşterime yedirmek istemem.' Uzun yıllardır beraber çalışıyoruz."

"CEM YILMAZ İLE BÜTÜN PROJELER ÇOK KIYMETLİ"

"En küçük bir detaya bile büyük titizlik gösteren; örneğin küçük rollerde oynayanlar arada kaynar gider, kostümü saçı, sakalı falan, takip bile etmezler, ne dediğini ne giydiğini... Ama Cem öyle değil, saçının biçiminden, ayakkabısının rengine, kullandığı aksesuara kadar işin tamamına sahip çıktığı için ve bizim de işin tamamına müdahil olma konusunda bize de özgürlük tanıdığı için, değer verdiği için Cem ile olan bütün projeler benim için hayatımda hep farklı bir yerdedir. Çok kıymetlidir."

“ARAS BULUT’U ÇOK YETENKLİ BULURUM”

"İşim gereği, sinema filmlerinde, televizyon dizilerinde yeni kuşaktan çok fazla isimle çalışma şansına sahip oluyorum. Çok başarılı bulduğum çocuklar var. Aras'ı (Aras Bulut İynemli) çok yetenekli bulurum. Ondan bir önceki kuşak diyelim, Umut Kurt'u çok yetenekli bulurum. Ama şunu gördüm, şöhret olmak isteyenlerin her biri yok olup gidiyor, oyuncu olmak isteyenler hep zirvede kalıp, yollarına devam ediyorlar."

"KIVANÇ OYUNCULUĞUN SADECE UZUN BOY, RENKLİ GÖZ, SARI SAÇ OLMADIĞINI BİLİYOR"

"Bundan yıllar önce Kıvanç Tatlıtuğ da Gümüş diye bir dizide oynuyordu. Ben o zaman Kıvanç'ın nasıl bir perfromans gösterdiğini biliyorum. Bir de geçen zaman içinde nasıl gelişim gösterdiğini görüyorum. Belli ki bu adam çalışıyor. Oyunculuğun sadece uzun boy, renkli göz, sarı saç olmadığını biliyor, arkadan zıpkın gibi gençlerin geldiğini de biliyor. O anlamda çok umutluyum. Türkiye'de oyuncu anlamında, yönetmen anlamında teknik kadro ve o ekipmanı kullanacak adamlar çok fazla var."

"ÜLKEMİZİN EN BÜYÜK SORUNU SENARYO"

"Bizim ülkemizin en büyük sorunu senaryo. Acı ama gerçek, çünkü herkes yazdığının çok iyi senaryo olduğunu zannediyor. 'Ağabey sana bir hikaye göndereceğim, beğenirsen bunu senaryo haline getireceğiz' diyor. Hikayeye bakıyorum, üç sayfa gönderiyor. Çok güzel diyorum, 2 gün sonra 185 sayfa gönderiyor. Ne çabuk yazdın. Elin oğlu 1.5 - 2 senede, 8 -10 defa, baştan sona bir daha, ekleyerek çıkararak yazıyor. Biz de ağzımız açık adamların yaptığı filmleri seyrediyoruz, nasıl film yapıyorlar diyoruz. Büyük bir prodüksiyon yok, bütün film bir telefon kulübesinde geçiyor, ama seni 1.5-2 saat sinemada çakılı vaziyette seyrettiriyor. Bu da senaryo becerisinden kaynaklanıyor. Gençlerden çok iyi olanlar var, çok yetenekli oyucular geliyor ama bizim Türk sineması ya da dizi sektörünün en büyük handikabı senaryo diye düşünüyorum."

"DELİ AŞK’IN YAPIMCILIĞINI CEM YILMAZ ÜSTLENİYOR"

"Deli Aşk'ın yapımcılığını Cem Yılmaz üstleniyor. Ben, Cem Yılmaz, Can Yılmaz ve Hakan Altun küçük küçük roller üstleniyoruz. Adana'da Kahramanmaraş dondurması satan bir çocuk var, hayattaki tek ideali rekorlar kitabına girmek. Guinness Rekorlar kitabına girmek için 2.5-3 tonluk bir dondurma yapmaya çalışıyor. Sevgilisine de evlenme teklif etmek istiyor. Evlenme teklifi için Hakan Altun ile görüşüyor. 'Ben dondurmayı piyasaya çıkardığımda, sen de oradan Teklif Ediyorum şarkını söylersin, ben de şarkı bitiminde kıza teklif edeceğim' diyor. Ve olaylar gelişiyor."

“BEN NE BİLEYİM 15 MİLYON TARAFINDAN TIKLANIP İZLENECEĞİNİ?”

"Liverpool'a 1-0 yenildiğimiz maçın akşamında Dem Ba Ba şarkısını söyledik, biri amatör bir kamera ile çekti, Umut Kurt, Hakan Altun ile beraber 6-7 kişiydik. Kamera ile çeken de ertesi gün arayıp 'Youtube'a koyabilir miyim' diye sordu, biz de 'Koy' dedik. Ben nereden bileyim, 15-16 milyon kişi tarafından tıklanıp izleneceğini?"

İşte Can Yılmaz'ın sözleri:

"ZAMAN ZAMAN CEM YILMAZ’DAN DAHA KOMİK OLDUĞUM DOĞRU"

"Zaman zaman Cem'den (Cem Yılmaz) daha komik olduğum doğru. Ama Cem sahnede çok komik. Sahne ardında da komik olduğu yerler var ama tabii benim sahneye çıkma şansım olmadığı için komik olma şansım hep sahne arkasında. Öyle baktığın zaman çok komik olan ben oluyorum. Kızkardeşim de komiktir, o benden de komiktir. Komiklik sıralamasında Cem epey yerlere indi şu an (gülüyor). Babam çok komiktir. Dayım çok komik. Cem de idare eder. Ortalarda yer bulur (gülüyor)."

“MİZAH YAZARI OLDUĞUM İÇİN KOMİK BİR ŞEY YAZMAM BEKLENİYOR”

"Yeni Başlayanlar İçin Can Yılmaz: Klişe Hayatlar Matbaası çıkalı bir sene oldu. Kafa dergisinde yayınlanan bazı yazılarımı İnkılap Yayınevi takip etmiş, kitap yapar mıyız dediler. Bir iki tanesi Kafa dergisindeki yazılardı, diğerleri hiç yayınlanmamış öykülerdi. Yanımızdan geçip giden insanların, bakkalın, kasabın, mahallede olup biten hikayelerini biraz ayrıntıya girerek yazıyorum. Genelde komik olsun diye başlıyorum hikayeye, mizah yazarı olduğum için de komik bir şey yazmam bekleniyor. Komik diye başlıyorum, finalde ağlamaklı ağlak bir öykü çıkıyor. İkinci kitaba başlarken yine dergide yayınlanmayan özgün hikayeler yazdım. 'Yap Bi Babalık' kitabın adı. Zannediyorum 1-5 Mart arası raflarda olur." 

Hafta içi her akşam 18.20’de yayınlanan 20 Dakika’nın tekrar bölümleri, hafta sonu NTV Radyo’da ve ntvradyo.com.tr’de. 

ETİKETLER