NTV

AB Bakanı Ömer Çelik'ten Türkiye İlerleme Raporu'na tepki

ntv.com.tr

Türkiye

AB Bakanı Ömer Çelik, Avrupa Birliği Türkiye İlerleme Raporu'nu "Yapıcı ve yol gösterci olmaktan uzak" diye nitelendirdi.

İlişkili Haberler

"Objektif değerlendirmeden, yapıcı ve yol gösterci olmaktan uzak, ilişkilere hizmet edecek bir rapor değil, PKK ile ilgili değerlendirmeler AİHM içtihatlarına aykırı..."

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, bugün yayımlanan Avrupa Komisyonu'nun bugün yayımladığı 2016 Türkiye İlerleme Raporu'nu bu sözlerle eleştirdi.

Bakanlıkta, rapora ilişkin düzenlediği basın toplantısında konuşan Çelik, raporda 15 Temmuz darbe girişiminin kınanmasını da doğru bulduklarını söyledi. 

AB Bakanı, FETÖ ile mücadelede görevden alma ve tutuklamalara yönelik eleştirilere ise "Darbe girişimine yönelik mücadelenin yeterince anlaşılmadığını düşünüyoruz. Bunlara karşı aldığımız tedbirler orantılı ve hukuka uygun tedbirlerdir yanıtı verdi.

Bakan Ömer Çelik'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Avrupa Komisyonu'nun 2016 Türkiye raporu bugün açıklandı. Bu Türkiye için hazırlanan ilerleme raporundan 19'uncusu. Bunlar doğası gereği eleştirel belgeler. Bizim yaptığımız değerlendirme eleştiri neden var değildir. Eleştiri bir haktır ama kalitesi ve doğruluğu önemlidir. Biz bu bakımdan eleştiriye açığız. Eğer objektif değerlendirmeler olursa biz bütün belgeleri, yararlanacağımız zeminler olarak değerlendiririz. Objektif bir değerlendirme olmasını istedik ama bir kısmı yansımadı. Objektif değerlendirmeden uzak çeşitli bölümler var. Raporun değerlendirme dönemine giren son bir yıllık dönem, tarihte görülmemiş konuların gündemde olduğu dönem olmuştur. Pek çok terör örgütünün saldırısına maruz kaldık, darbe girişimiyle karşı karşıya kaldık. 

Avrupa Birliği yeterli gelecek perspektifi üreten bir kurum değil şu aşamada. AB uzun zamandır bildiri yayımlayan bir kuruma dönüştü. Bunlar siyasi kurumlar mı, eleştiri üreten kurumlar mı, kafa karışıklığı yaratmaya başladı. Telefonda aynı cümleleri tekrar tekrar söylüyorlar. Yeni kapılar açamıyorlar. Sürekli siyasi diyalogdan bahsediyorlar. Bizim işimiz eylem üretmek. Yapıcı olmaktan, yol gösterci olmaktan uzak bir raporla karşı karşıyayız. Avrupa Birliği'ne ait değerler ortak değerlerdir. Bu rapor ilişkilere hizmet edecek bir rapor değil. Katılım sürecinde nasıl ilerleyeceğimizi belirtmekten uzak. Siyasi pratikler konusunda yeterince ilerleme sağlayamıyorlar. Türkiye ile AB arasında çok daha güçlü ilişkilerin kurulması gereken bir dönemden geçiyoruz. 

"DARBE GİRİŞİMİNE YÖNELİK MÜCADELE ANLAŞILAMADI"

AB'nin bu ilerleme raporunda darbe girişiminin kınanmasını olumlu değerlendiriyoruz. Ancak darbe girişimine yönelik mücadelenin yeterince anlaşılmadığını düşünüyoruz. Bunlara karşı aldığımız tedbirler orantılı ve hukuka uygun tedbirlerdir. Bu doğru düzgün anlaşılamamıştır. FETÖ demokrasi, toplum ve devlete karşı düşmanlık besleyen bir örgüttür. Bu örgüt, Nazileri bile geride bırakacak eylemlere imza atmış bir örgüttür. Mücadelemiz hukuka, evrensel ve ülkemiz hukukuna uygundur. FETÖ ile mücadele hükümetimizin siyasi bir tercihi değildir. AB kurumlarına FETÖ'yü anlatmaya devam edeceğiz. Anlayanlar da var anlamayanlarla ilgili çabalarımızı da sürdüreceğiz. Bütün yükümlülüklerimize bağlıyız.

Biz, reform yapmakla hükümetin siyasi varlığı arasında doğru bir ilişki kurduk. Yargı bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü konusunda raporda gerçekçi olmayan ifadeler var. Sürekli olarak anlatmamıza rağmen ifade özgürlüğü konusunda gazeteci, yazar, akademisyen falan diyorlar... AB içerisinde de böyle bir şey yok ama Türkiye söz konusu olunca mikroskop yerine teleskop kullanmayı tercih ediyorlar. 

"ORANTISIZ GÜÇ İFADESİNİ KABUL ETMİYORUZ"

PKK ile mücadelede orantısız güç kullanıldığına yönelik ifadeyi kabul etmiyoruz. Bu AB'nin utanç vesikasıdır. Orantılılık sözü PKK konusunda ama kelimesini kullanmadan cümle kuran AB vizyonsuzluğunun simgesidir. DAEŞ konusunda hiçbir 'ama'ya tahammül edemiyorlar doğrudur ama PKK da DAEŞ kadar acımasız bir örgüttür. Bu ilerleme raporunda PKK ile ilgili yapılan değerlendirmelerin hepsi Avrupa İnsan Hakları içtihatlarına aykırıdır. AB hukuku PKK'yı terör örgütü olarak kabul etmektedir. Türkiye'de iç savaş varmış gibi bir ifade kullanılıyor.

"HDP'LİLER HAKKINDA OBJEKTİF DEĞERLENDİRME YOK"

HDP milletvekillerinin tutuklanmasıyla ilgili konuda da objektif bir değerlendirme yok. Dokunulmazlıkları HDP gündeme getiriyordu. Diğer partiler tamam dediğinde bu sefer onlar geri adım attı. Çünkü başka bir projenin peşindeydiler. Burada parlamentoya yönelik bir tavır yoktur. Pekçok milletvekili gitti ifade etti. Onlar bunu istediler. Bu başlı başına bir meseledir. AB makamlarının Türkiye'yi eleştirmek yerine, AİHM içtihatlarına saygılı olmaları gerekir. Onları AİHM içtihatlarına saygı göstermeye davet ediyoruz. Anayasa önünde herkes eşittir. Terör örgütüne mesafe koymayanlar çözümden bahsedemez.

BÜYÜKELÇİLERİN HDP GRUP TOPLANTISINA KATILMASI

HDP grubundan boy göstermelerinin mesajını biliyoruz. Birçok AK Parti teşkilatı mensubu PKK tarafından öldürülmüştür. Keşke AK Parti grubuna da taziye ziyaretinde bulunsalardı. Bizim eleştiriler karşısında ilerleyebileceğimiz somut alanlar katılım müzakereleridir. Biz eleştirilerden korksaydık, 23 ve 24'üncü fasılların açılmasından geri durmamız gerekirdi. Ben ısrar ediyorum. Gelin 23 ve 24'üncü fasılları açalım. Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü konularını konuşalım. Söylediklerinizle yüzleşmeye hazır mısınız? Bu fasılları açmadan eleştirilere devam ediyorsanız söz konusu şeyler bahanedir. AB ile yeni yollar bulma, köprüler kurma zamanıdır. İlişkilerin daha da güçlenmesi için fırsatları değerlendirmeliyiz. 

"SİYASİ KONULARDA YAKLAŞIM TUTARLI DEĞİL"

Raporda ekonomi ile ilgili değerlendirmeler de var. Kesintisiz büyüyen ekonomimiz darbe girişiminden bile etkilenmedi. Bu raporda ekonomiyle ilgili konularda siyasi değerlendirmelere yer verilmiştir. Buna siyasi konular karıştırılmamalıdır. Siyasi konularda Türkiye'ye yaklaşım tutarlı değil. Bu konularda siyasi mülahazalardan uzak durulması ekonomik ilişkilerimiz açısından önemlidir." 

ETİKETLER