NTV

Akıncı Üssü davasında ikinci gün

Anadolu Ajansı

Türkiye

FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullanılan Akıncı Hava Üssü'ndeki eylemlere ilişkin davanın ikinci celsesi sona erdi.

İlişkili Haberler

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı belirlenen Akıncı Hava Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 486 kişi hakkında açılan davanın ikinci celsesi sona erdi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları kampüsündeki duruşma salonunda görülen duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ve avukatları ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da arasında bulunduğu müşteki avukatları ve bazı müştekiler katıldı.

Duruşmada hazır bulunanların tutanağa geçirilmesinin ardından sanık savunmalarının alınmasına başlandı. 

SUÇLAMALARI REDDETTİ

İlk olarak ifadesine başvurulan Akıncı Üssü'ndeki "sivil imam" sanık Kemal Batmaz, yöneltilen bütün suçlamaları reddetti. Savunmasında, 2001-2006 yıllarında Kaynak Holding bünyesinde çalıştığını, 2006 yılında ekibiyle birlikte Kaynak Kağıt A.Ş'ye geçtiğini söyleyen Batmaz, 2016'ya kadar önce birim müdürü, sonra da genel müdür olduğunu anlattı. 

"ABD SEYAHATLERİ DENETİM İÇİN"

Kaynak Kağıt A.Ş. ile birçok ülkeden şirketlerle ticari faaliyet yürüttüklerini ifade eden Batmaz, 10-15 ülkeden kağıt ithal ettiklerini, kalite ve fiyat avantajları nedeniyle özellikle ABD'den önemli oranda ithalat yaptıklarını, bu nedenle başta ABD olmak üzere birçok ülkeye seyahatler düzenlediğini söyledi.

Savcılığın, yurtdışı seyahatlerinden bazılarının iddianameye aldığını, bunun yanı sıra, fuar ve bayi toplantıları gibi gerekçelerle Çin, Japonya, Portekiz, İtalya, İngiltere, Rusya gibi ülkelere yaptığı seyahatlerin iddianamede gösterilmediğini savunan Batmaz, örgütün Hava Kuvvetleri imamı olduğu belirtilen firari Adil Öksüz ve diğer sivil imamlarla aynı tarihlerde gerçekleştirdiği seyahatlere ilişkin, "Savcılık makamı yurtdışı seyahat analiz raporunda 20 yıllık uzun bir zaman dilimini baz almış. Bu uzun zaman diliminde bazı çakışmalar olabilir. 20 yıllık zaman dilimi içinde, '3 gün, 5 gün, 10 gün arayla giriş çıkış yaptığınız tespit edilmiştir' şeklinde yalnızca bu tarihler ele alınarak değil, doğru bir analiz yapılması için seyahatlerimin hepsinin ortaya konularak kümülatif bir şekilde bakılması gerektiği kanaatindeyim" dedi.

"VİZEM YOKTU"

İddianamede bazı seyahatlerine ilişkin yanlış bilgiler bulunduğunu savunan Batmaz, "Adil Öksüz'ün Ankara'da darbeye hazırlık toplantılarına 27 Aralık 2015'te başladığı, bu toplantıdan sonra 31 Aralık 2015'te İngiltere'ye gittiği, aynı dönemde şüpheli Kemal Batmaz'ın da İngiltere'de bulunduğu anlaşılmaktadır" şeklinde iddianameye giren bilginin gerçek olmadığını, bu tarihte ABD'de bulunduğunu, İngiltere vizesinin olmadığını öne sürdü.

İddianamede ilk ABD ziyaretini 20 yıl önce 1997'de gerçekleştirdiğinin yer aldığını belirten Batmaz, bu tarihte ABD vizesinin olmadığını iddia etti. Batmaz, "Bu tarihlerdeki hatalar, Öksüz ile çakışan seyahatlerime ilişkin iddialara da gölge düşürmüştür" şeklinde konuştu.

"ABD TÜRKİYE'DEN 20 KAT BÜYÜK"

Bazı seyahatlerde iddianamede belirtilen kişilerle aynı zamanda yurtdışında bulunmuş olmasının aynı yerde bulunduğu anlamına gelmediğini öne süren Batmaz, savunmasına şu ifadeleri kullandı:

"Yüz ölçümü Türkiye gibi olan bir yeri hesap etmemek lazım. ABD yüz ölçümü olarak Türkiye'nin 20 katı büyüklüğünde bir yer. Hangi sebeple, insanın nereye gittiğine bakmak lazım. İddianamede, Mart 2016 ABD yolculuğuyla alakalı darbeye hazırlık faaliyetleri kapsamında örgüt lideriyle toplantı yaptıktan sonra Türkiye'ye döndüğümüz öne sürülüyor. Belirtilen zaman aralığı, 17-21 dört gündür. Bu zaman zarfında Öksüz New York'ta, Batmaz Miami'de, Hakan Çiçek, çocuklarının dil okulu için Los Angeles'ta, Nurettin Oruç da film festivali için San Francisco'da. Bilenler bilir birbirinden çok alakasız yerler ABD'de. Biri ABD'nin doğusunda, ikisi batısında, Miami güneyinde. Tedbir amaçlı, savcılığın iddiası bu. San Francisco'ya uçan biri için basit hesap yaparsak, buluşuldu denilen yer Türkiye'den çıkan biri için San Francisco'ya 13 saatte gidiyor. Buradan New York'a 7 saatte geliyor. Buradan Pensilvanya'ya araçla 4 saatte gidiyor. Toplam 24 saatlik bir yolculuk yapıyor. Dönüş yolculuğu da 24 saat. Bir görüşme için 2 günlük aralıksız bir seyahatin yapılması gerekiyor. Bunun mümkünatı yok. Uçak kullananlar bunu bilir."

ÖKSÜZ'ÜN KAYINBİRADERİ İLE ORTAKLIĞI

Bazı ABD yolculuklarının anlaşılması için ortaklık ilişkisine ilişkin bilgi vermek istediğini belirten Kemal Batmaz, geçmişe dayalı bir arkadaşlıkları olan ve tıbbi malzemeler üzerine şirketi bulunan Mehmet Sungur'un şirketine, 2006 yılında ortak olduğunu söyledi.

Hastane laboratuvarları kurduklarını, bu sektörün o dönemde Türkiye'de hızla geliştiğini anlatan Batmaz, bu işi bilmediği için şirketin işleyişine karışmadığını, şirketi işi bilenlere bıraktığını belirtti.

Mehmet Sungur'un şirketinin Samsun merkezli olduğunu ifade eden Batmaz, Öksüz'ün kayınbiraderi Abdulhadi Yıldırım ile ortaklığına ilişkin, "Samsun'da üniversite okurken Mehmet Bey'in tanıştığı ve benim de sonradan belli bir miktar ilişkimin olduğu savcılık makamından da Öksüz'ün kayınbiraderi olduğunu öğrendiğim Abdulhadi Yıldırım'ı başta çalışan olarak, sonra da az bir hisse vererek işe aldık. Mehmet Bey'in çalışma prensibi şuydu, istikbal gördüğü bazı çalışanları çok küçük ortaklıklar vererek işe aidiyetlerini arttırmak istiyordu. Bu bağlamda gerçekleştirilmiş bir durum. Yıldırım, bir süre sonra kendi işini kurmak için ayrıldı. Bizim ortaklığımızda 2015 yılının ilk çeyreğine kadar devam etti, Mehmet Bey'le ortaklıktan ayrıldım" diye konuştu.

Mehmet Sungur'un bir süre sonra yurtdışına gittiğini anlatan Kemal Batmaz, 2015'ten sonra ABD'ye yaptığı bazı ziyaretleri Sungur ile ortaklığından kaynaklı sorunları çözmek için gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Batmaz, iddianameye konu olan 1 Mart 2016'daki New York seyahatinde Mehmet Sungur ile görüştüğünü, 13 Mart'ta eşi ile tatil için Miami'ye gittiklerini, 30 Mayıs ve Haziran aylarındaki ABD yolculuğunda Washington'a gittiğini ve otel işletmeciliği, inşaat ve solar enerji konularında iş olanaklarını araştırdığını savundu.

"ADİL ÖKSÜZ'Ü BİR İKİ KEZ GÖRDÜM"

11 Temmuz'da Mehmet Sungur ile görüşmek için New York'a gittiğini öne süren Batmaz, Sungur'un telefonu kapalı olduğu için bu görüşmenin gerçekleşmediğini, 2 gün sonra THY ile Türkiye'ye döndüğünü söyledi.

Batmaz, şöyle devam etti:

"Dönüş yolculuğunda basında Atatürk Havalimanı görüntüleri olarak devamlı verilen Öksüz ile belli periyotlarla aynı karede olmam yine planlı bir şey değildi. İddianamede Öksüz banko önünde işlemini yaptırırken Kemal Batmaz'ın elinde bavulla beklediği ifadesi var. Doğrudur, THY Gold kart üyelerinin yurtdışı seyahatlerinde kullandıkları kontuar, pasaport kontrol gişeleri farklıdır. Gold kart üyelerinin kullandıkları bir yer vardır. Bundan dolayı aynı kontuar, aynı pasaport kontrol noktası kullanılmıştır, arka arkaya gelmemiz çok normaldir. Öksüz'ü biraz önce bahsettiğim Abdulhadi Yıldırım'ın yanında bir iki defa görmüştüm. Yalnızca dönüş yolculuğunda bir, iki defa görmeden dolayı merhabalaşma olabilir. Çünkü göz aşinalığı var. Birlikte gitme gibi bir durum olsaydı gidişte de birlikte olurduk. Gidişte birliktelik yok. Yan yana koltuklar alınırdı. Bir hesabım kitabım olsaydı New York uçuşumu farklı bir ülke üzerinde alırdım. Hatta o ülkeden aktarmayı bir gün sonra yapıp izimi kaybettirirdim. Böyle bir şeye tenezzül etmedim. Tüm bilgilerin paylaşıldığına inandığım THY ile de seyahat etmez, kendimi sorgulatmazdım. İddianamede bu yolculuğa istinaden (darbe planını) onaylatmak için gittiler ifadesini kesinlikle reddediyorum. Ne Pensilvanya'ya gittim ne görüştüm ne de bir şeyi onaylattım. Asla kabul etmiyorum. Hangi amaçla ABD'ye gittiğimi açıkladım."

"SUÇLAMALARIN DAYANAĞI YOK"

İddianamede hakkındaki suçlamaların hiçbir dayanağının olmadığını savunan Batmaz, iddiaları kabul etmediğini belirterek, "Benim hiçbir görüşmem, talimat almam söz konusu olmamıştır. Herhangi bir talimat almadığım gibi kimse de bana bu şekilde bir talimat verdiğini söyleyemez. Bu kesimle bağlantım yalnızca mazide şirketlerinde çalışmam şeklinde gerçekleşmiştir" dedi.

"TARLA BAKMAK İÇİN"

Kemal Batmaz, 15 Temmuz'da şüphelilerden Harun Biniş ile tarla bakmak için sözleştiklerini belirterek, "Kendisiyle Kaynak Holding'deyken tanışıyordum. O, Verona Bilişim, ben Kaynak Kağıt'ta çalışıyordum. Benim gayrimenkul işiyle uğraştığımı biliyordu. Bir miktar parasının olduğunu, gayrimenkul alacağını, yardımcı olup olmayacağımı sordu. Ben memlekete gideceğimi, Ankara'dan geçerken uğrayabileceğimi söyledim. Ümitköy'de ayın 16'sında buluştuk. Ben Ankara'yı bilmiyorum. O yer gösterecek, ben de piyasa araştırması yapıp yardımcı olacaktım" dedi.

Gece İstanbul'un Anadolu yakasından otobüsle yola çıktığını anlatan Batmaz, 15 Temmuz günü öğleye doğru Ankara'ya geldiğini, ismini vermek istemediği bir arkadaşıyla buluştuğunu ve ondan aracını istediğini söyledi. Bazı işlerini halledip Harun Biniş ile buluşmayı düşündüğünü, ancak araç arızalandığı için bunu gerçekleştiremediğini savundu. Batmaz, yorgun olduğu için ismini vermek istemediği arkadaşının evinde istirahat ettiğini, gece saat 23.00 sularında uçak sesleriyle uyandığını, gelişmeleri arkadaşıyla birlikte televizyondan takip ettiklerini ileri sürdü.

Söz vermesi nedeniyle ayın 16'sında Harun Biniş ile buluştuğunu anlatan Batmaz, Biniş ile bir restoranda buluştuklarını, taksi ile Kahramankazan tarafına geçtiklerini, taksinin geri döndüğünü, yolda kasketli bir kişi gördüklerini, muhtarı sormak için bu kişiye yöneldiğinde güvenlik güçlerinin kendisini görüp gözaltına aldığını söyledi.

"TAKDİRİNİZE BIRAKIYORUM"

Batmaz, iddianamedeki sanıklardan hiçbirinin aleyhinde bir beyanının bulunmadığını, telefonunda örgütün kullandığı belirtilen programlardan hiçbirinin bulunmadığını öne sürdü. Batmaz, "Akıncı Üssü'nde hangi eylemlerin yapılacağı, hangi noktaların vurulacağına yönelik kararı veren heyetin içinde adım geçtiği öne sürülüyor. Bu iddiayla alakalı şimdiye kadar bir kişi bile 'Bu heyetin içinde Batmaz da vardı' dedi mi? 'Şuraya gitmemi, şu eylemleri gerçekleştirmemi, şu noktaları vurmamı söyledi' denildi mi?' Bunu sizin takdirinize bırakıyorum" diye konuştu.

ÖKSÜZ İLE 925 GÖRÜŞMEYE YALANLAMA

Adil Öksüz'un eşiyle aynı iş yerinde çalışmasına ilişkin, "Bu kişinin işe alınması benimle ilgili değil. Yüzlerce kişinin çalıştığı bir yerde benim bu kadının işe alındığını bilmem mümkün değil" dedi. Batmaz, Öksüz ile 925 telefon görüşmesi yaptığı bilgisini de yalanladı. Batmaz, "patates" hat kullandığı, bazı telefon hatlarını iz bırakmamak için kapattığı iddiasını da reddetti. Batmaz Muhammet Namlı'nın ifadesinde geçen cemaat evlerinde kaldığı yönündeki iddiayı da kabul etmeyerek, "Ben ne böyle bir evde kaldım ne adım Abdullah oldu ne babamdan bana 20 TIR kaldı ne de birilerinin inisiyatifiyle böyle bir şirkete yatırdım" ifadelerini kullandı.

"Suçluluğu bir yargı hükmüne bağlanana kadar kişinin masumiyeti esastır. Soruşturmada gizlilik esastır" diyen Batmaz, soruşturma evresinde kendisine dahi verilmeden delillerin ifşa edildiğini ve şahsının ilk önce medyada infaz edildiği görüşünü dile getirdi.

SUÇLAMALARI REDDETTİ

Batmaz, "Hiç kimseye herhangi bir emir ve talimat vermemiş olmam, Ankara'da yapıldığı iddia edilen 2016'daki toplantıların bazılarının gerçekleştiği tarihlerde yurtdışında olmam, darbenin ne planlayıcısı ne de yöneticisi olmadığımın delilidir. Ben hiçbir zaman bu girişimin bir parçası olmadım, üzerime atılı suçları kabul etmiyorum" diye konuştu.

ÇAPRAZ SORGU

İfade işleminin ardından Kemal Batmaz'ın çapraz sorgusuna geçildi.

Mahkeme Başkanı Selfet Giray, Batmaz'a, savcılık ifadesinde "Kavacık otobüs terminalinden otobüsle gelecektim. Terminale gittim, Nilüfer firmasıyla Ankara'ya gelecektim. Oradaki değnekçi tabir edilen bilet satanlardan birisi bana 'Abi Ankara'ya gidiyorsan benim tanıdığım birisi özel aracıyla gidecek. Benzin parasını paylaşırsanız sizi de aracına alabilir' dedi. Bunun üzerine isminin Ahmet olduğunu bildiğim, cep telefonu ve kimliğini bilmediğim gri renkli Toyota marka araçla Ankara Çayyolu'na Ahmet isimli şahıs bıraktı" beyanını verdiğini, bugünkü ifadesinde ise Ankara'ya otobüsle geldiğini söylediğini hatırlatarak aradaki çelişkiyi sordu. Batmaz, Ankara'da evinde kaldığı arkadaşının zarar görmemesi için savcılıkta böyle bir beyanda bulunduğunu dile getirdi.

Mahkeme başkanının Ankara'ya geldiği firmanın adını sorması üzerine Batmaz, "Gece yarısı Kavacık köprü altında bindim, hangi firma olduğunu bilmiyorum" dedi.

"GİTMİŞ OLABİLİRİM, GÖREV ALMADIM"

Mahkeme başkanının FETÖ ile nasıl tanıştığını sorduğu Batmaz, "Bahsedilen yıllar 80'li yıllar, aradan 30 yıl geçmiş. O dönemde gitmiş olabilirim. Gitmeyen yoktu. Hiçbir şekilde içlerinde görev almadım" dedi.

HAKİMDEN UYARI

Selfet Giray, Batmaz'a "Böyle bir şirkete kendi mensubu olmayan kişiyi genel müdür seçerler mi?" diye sorunca salondakiler alkışladı. Mahkeme Başkanı bunun üzerine, "Alkış yok. Kendimize hakim olalım" diye izleyicileri uyardı. Batmaz, bu soruya, "Seçerler. 2001 yılında çalışmaya başladım. Burada belirli bir büyüme ivmesi gerçekleşince 2006'da Kaynak Kağıda kendi ekibimle geçtim. Başarılı birini neden başa getirmesinler? Bu şirketin ticari amacı var" dedi.

"TANIMAK DEĞİL GÖZ ISIRMASI DENİR"

Daha önce Adil Öksüz'ü tanımadığını söylediği, mahkemedeki ifadesinde ise "Abdulhadi Yıldırım'ın yanında bir iki kez görmüş olabilirim" dediği hatırlatılan Batmaz, "Birkaç kez görmek... Tanıyorum denmez, göz ısırması, göz aşinalığı denir" diye konuştu.

Mahkeme Başkanının, "Böyle büyük bir olayın merkezine arazi bakmak için gidiyorsunuz. Sizce 15 Temmuz emlak bakmak için uygun bir gün mü?" sorusuna karşılık Batmaz, Harun Biniş'e söz verdiği için gitmek durumunda kaldığını söyledi. Batmaz, "Evet, hayatın olağan akışına uygun değil ama söz vermiş olmam nedeniyle gittim" dedi.

Kahramankazan'da kimlerle buluşacakları, kimden tarla alacakları sorulan Batmaz, buraya piyasa araştırması için gittiklerini, herhangi bir kişiyle randevularının bulunmadığını söyledi.

"BEN DEĞİLİM" DEDİ

143. Filodaki görüntüler ile Atatürk Havalimanı görüntüleri izletilen Batmaz, 143. Filo'daki kişinin kendisi olmadığını, Atatürk Havalimanındaki görüntülerin ise kendisine ait olduğunu söyledi.

Batmaz'a izletilen görüntüler ile Batmaz'ın değişik açılardan çekilen fotoğraflarının karşılaştırılması sonucunda hazırlanan bilirkişi raporu ekrana yansıtılarak gösterildi. Başkan Giray, bilirkişilerin, Akıncı Hava Üssü'ndeki görüntülerin kendisine ait olduğu yönünde "kesin tanımlama" raporu verdiğini bildirdi.

Batmaz, bunun üzerine "Akıncı Üssü'nde olduğu iddia edilen yüzlerce kişiden birinin kendisine ilişkin beyanı olmadığını" ifade ederek, "Atatürk Havalimanı'ndaki görüntüler benim, 143. Filo'daki görüntüleri kabul etmiyorum, ben değilim" dedi.

Mahkeme Başkanı Giray'ın "Görüntüdeki kişiyi kendinize benzetiyor musunuz?" sorusuna ise "Net bir şekilde bilemiyorum. Mantık yürütmek lazım. Olmadığını ifade ettiğim bir cümle karşısında nasıl 'benzetiyorum' diyeyim" ifadesini kullandı.

"ÖKSÜZ'LE YÜRÜMEM ANORMAL DEĞİL"

Başkan Giray, Atatürk Havalimanındaki görüntülerde Adil Öksüz ile yürümesinin anormal olup olmadığını sordu. Batmaz, selamlaştığı bir kişiyle bir süre yürümesinin anormal olmadığını ifade etti.

Giray'ın, "Taksilerin olduğu yerde niye ayrılmadınız?" sorusuna, "Bilemiyorum. 13 ay geçti" yanıtını veren Batmaz, "Öksüz ile başka bir yerde tanışıklığınız oldu mu?" sorusu üzerine ise "Olmadı diye biliyorum" dedi.

Davanın sivil sanıklarından olan ve darbe girişimi sırasında Akıncı Üssü çevresinde yakalanan Hakan Çiçek ve Nurettin Oruç'u tanımadığını savunan Batmaz, Başkan Giray'ın sorusu üzerine, davanın asker sanıkları İdris Aksoy, Kubilay Selçuk, Ömer Faruk Harmancık ve Hakan Evrim'i tanımadığını, bu kişilerle görüştüğünü hatırlamadığını söyledi. Motorlu aracı olup olmadığı sorulan Batmaz, "Belli zamanlarda kullandığım, plakasını bilmediğim, siyah Passat bir aracım var" diye konuştu.

"ÇAKIŞMA OLAMAZ MI?"

Savunmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Avukatı Hüseyin Aydın, Başbakanlık ve TBMM'nin de aralarında bulunduğu müşteki avukatları sanığa sorular yöneltti.

"Harun Biniş, Adil Öksüz ve Kaynak Holding ile ilişkileriniz var. Benzer tarihlerde bu kişilerle ABD seyahatleriniz var. Darbe girişimi sırasında hepiniz Akıncı Üssü civarında yakalanıyorsunuz. Bunların hepsi tesadüf mü?" sorusuna Batmaz, "Hepsini ayrı bağlamlarda değerlendirmek lazım. Adil Öksüz'le belli aralıklarda seyahatlerimiz var diye gözüküyor, ben de size soruyorum 20 yıllık bir zaman dilimi alınmış bazı çakışmalar olamaz mı? Çok sık yurtdışına seyahat eden birisiyim" yanıtını verdi.

"Savunmanızda, 'Sanık beyanlarında aleyhime bir beyan yok' dediniz. 'Ben, darbe girişimi gecesi evinde kaldığım kişinin ismini hukuki sıkıntıya düşmemesi için vermedim' diyorsunuz. Bu tavrınızla sanıklara 'Ben isim vermedim, siz de vermeyin' mi diyorsunuz? sorusu üzerine Batmaz, "Niyetimde olmayan şeyleri aklıma getirmeyin" dedi.

GÜLEN İSMİNİ HİÇ KULLANMADI

"Savunmanızda Fetullah Gülen ismini hiç kullanmadınız. Bunun bir nedeni var mı?" sorusuna Batmaz, "Kastım yok, aklımda olmayan bir şey" karşılığını verdi.

"HTS kayıtlarında, İngiltere'de bulunan bir telefonla görüştüğünüz, mesajlaştığınız ortaya çıktı. Bu numarayla dosyadaki 22 sanığın daha görüşme yaptığı tespit edildi. Bu görüşmeyi hatırlıyor musunuz? Ne görüştünüz?" sorusunu Batmaz, "Hiç hatırlamıyorum." diye yanıtladı.

"15 Temmuz'un darbe teşebbüsü olduğuna inanıyor musunuz? sorusuna Batmaz, "İnanıyorum" yanıtını verdi.

DARBENİN ARKASINDA GÜLEN VAR DİYEMEDİ

Batmaz, "Darbe girişiminin arkasında Fetullah Gülen ve ekibinin olduğuna inanıyor musunuz?" sorusu üzerine ise "Benim kafama takılan bir şey var kabul eden eder. Böyle bir teşebbüs neticesi itibariyle başarılı olsun ya da olmasın, bu tip meseleler ateşten gömlek gibidir. Sözüm çok açık. Kendisine ulaşacağını bildiği unsurlarla bu tür meseleleri hiçbir kimse gerçekleştirmez" karşılığını verdi.

"Darbe girişiminin arkasında Gülen var mı yok mu?" sorusuna Batmaz, "Mahkeme tarafından hükme bağlandığı anda söyleyebilirim ancak. Bunu bana sormayın. Mahkemenin neticesi bunu belirleyecektir" yanıtını verdi.

"SORU NEZAKET DIŞI"

Avukat Şule Nazlıoğlu Erol'nun "Yargılandığınız davada Hava Kuvvetleri Komutanlığı personeli çoğunlukta. Kamera kayıtlarında 143. Filo Komutanlığı'ndaki görüntüler size ait değil mi?" sorusu üzerine Batmaz, "Sorunun soruluş tarzı nezaket kuralları dışında. Yanıt vermek istemiyorum." dedi. Avukat Erol da "Zaten size nezaket göstermek istemiyorum" karşılığını verdi.

"143. Filodaki görüntülerinize ilişkin bilirkişi raporuna itiraz ettiniz mi?" sorusuna Batmaz, cevap vermek istemediğini söyledi. Bunun üzerine Erol, "Sanık, somut delillerden kaçıyor. 'Ortada kuyu var, yadan geç diyor.' diyor" ifadesini kullandı.​

"HİKAYE"

Başkan Giray'ın, ABD seyahati için Abdulhadi Yıldırım'ın adresini verdiğini hatırlatması üzerine Batmaz, Yıldırım ile bir dönem beraber çalıştığını, tanıştığını, bu sebeple adresini vermesinin çok normal olduğunu savundu.

Başkan Giray'ın bugünkü ifadesinde İstanbul'dan otobüsle geldiğini, savcılık ifadesinde ise Ahmet adlı bir kişinin aracıyla geldiğine ilişkin sözlerine atfen, "Daha önce bahsettiğiniz bu Ahmet isimli kısım hikaye yani" sözü üzerine Batmaz, "Hikaye" dedi.

"BEDELLİ EĞİTİMİNDE BÖYLE BİR SELAM GÖRMEDİM"

Bazı gazilerin avukatı Hasan Oğuz Altınkaynak, sanıklardan eski Akıncı Üssü Komutanı Hakan Evrim'in Batmaz'a üs koridorunda başıyla selam vermesine atfen, "Üs komutanı olan bir askerin sivil birine selam vermesi mantıklı mı?" sorusunu yöneltti.

Batmaz, askerliğini bedelli olarak 21 gün yaptığını bildirerek, "Onun ben selam olup olmadığını da bilmiyorum. 21 gün bedelli askerlik yapan birisi olarak onun selam olup olmadığını da bilmiyorum. Bedelli eğitiminde o şekilde bir selam görmedim" diye konuştu.

Bazı gazilerin avukatı Fatih Atalay ise Batmaz'a, "El hareketleriniz, vücut diliniz, kesinlikle Fetullah Gülen'in kopyası. İnanılmaz bir vücut dili benzerliğiniz var" dedi.

"ÖKSÜZ'E SİZ Mİ ARSA GÖSTERECEKTİNİZ"

Atalay, "Adil Öksüz de arsa bakıyormuş. Ona da siz mi arsa gösterecektiniz?" diye sordu.

Batmaz ise "​Yaptığım iş, mesleğim itibarıyla söylediğim şeyler örtüşüyor. Başkası ne ifade etmiş, beni enterese etmiyor" dedi. Atalay, Kaynak Holding'de yapılan bir aramada polisin, Fetullah Gülen ve Kemal Batmaz'ın da adının yer aldığı bir dua listesi bulunduğunu bildirerek, "İçinde olmadığınız bir örgüt sizi neden dua listesine alsın?" sorusunu yöneltti. Batmaz, daha önce holdingde çalıştığını anımsatarak, "Benim ismimi çalışan bir kişi eklemiş olamaz mı?" yanıtını verdi. Ardından avukat Atalay, Batmaz ve Mahkeme Başkanı Giray arasında şu diyalog geçti:

"EN SON NE ZAMAN AYNAYA BAKTIN"

"Atalay: Burada sabahtan beri zekamızla dalga geçiyorsun. Kendi zekanla da dalga geçiyorsun? "O görüntüler ben değilim", dedin. Aynaya en son ne zaman baktın?

Batmaz: Başkan Bey siz dinleme makamında değilsiniz.

Giray: Ben ne makamında olduğumu biliyorum. Müştekiler kendi iddialarını dile getirecek. Onlar size birtakım suçlamalar yöneltebilir.

Batmaz: Soru değil bu.

Giray: Müştekiler sizin hakkınızda istedikleri şekilde beyanda bulunur, itham eder. Soru değildir, cevap vermezsiniz, sorulara cevap verirsiniz. Müşteki taraf kendi iddiasını dile getirecek. Siz de savunma yapacaksınız.

Batmaz: Sınırların aşıldığı düşüncesindeyim.

Giray: Sizin görüntüleri kabul etmemeniz üzerine yorum yaptı."

“Mahkeme size görüntüler izletti. 'O görüntülerdeki şahsın kendiniz olmadığınızı' söylediniz. Sizce, o kamera görüntüsündeki sivil şahıs, darbenin kontrol noktası olan Akıncı Üssü'nde ne yapıyor?" sorusuna Batmaz, "Askerliğini bile bedelli yapmış, askerlikten anlamayan biriyim. Askeriyenin içindeki şahsın gecenin bir vakti ne yaptığını bilmem." yanıtını verdi.

"Suçsuz olduğunuzu iddia ediyorsunuz. Size göre Akıncı'daki kamera kayıtlarında bulunan kişi de siz değilsiniz. Madem darbe girişimi gecesi Akıncı Üssü'nde değildiniz, o zaman neredeydiniz? Kimin evinde kaldınız?" sorusu üzerine Batmaz, "Ben, o gün akşam Ankara'nın merkezinde bir arkadaşımın evinde kaldım. Bu arkadaşın hiçbir şekilde ismini vermem ne kadar önemli olursa olsun." dedi.

Müşteki avukatlarının, "Bir sene bir aydır hapiste olduğunuzu söylüyorsunuz. Kaldığınız evin sahibi sizin adınıza davanın seyrini değiştirebilir." şeklideki sözleri karşısında Batmaz, "100 sene 100 ay kalsam yine de o arkadaşın ismini söylemem. Ne kadar sorarsanız sorun, ben o arkadaşın ismini vermeyeceğim." karşılığını verdi.

Batmaz, "Tek yumurta ikiziniz var mı? Size tıpa tıp benzeyen birini biliyor musunuz?" sorusunu ise yanıtlamadı.

"FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ile görüşüp, darbe planını onaylattığı" iddialarının sorulduğu Batmaz, "Ben ne Pensilvanya'ya gittim ne orada bir şey onaylattım ne de bu mevzu ile ilgili bir talimat aldım. Yapıldı denen toplantılara iştirak etmedim." yanıtını verdi.

"HER TÜRLÜ İNANDIĞIM DEĞERLER ADINA SÖYLÜYORUM; AKIN ÖZTÜRK'Ü GÖRMEDİM"

Eski Yüksek Askeri Şura (YAŞ) üyesi Akın Öztürk'ün avukatı Hicabi Durmuş'un "Akın Öztürk ile darbe girişiminin gerçekleştiği 15-16 Haziran'da Akıncı Üssü'nde buludunuz mu? Daha önce kendisiyle bir görüşmeniz oldu mu? Bunu inandığınız bütün değerler adına yanıtlar mısınız?" sorusuna karşılık Batmaz, "Her türlü inandığım değerler adına söylüyorum; Akın Öztürk'ü ben ne gördüm ne duydum ne de herhangi bir şekilde diyalog geçti aramızda." iddiasını dile getirdi.

Avukatların isteği üzerine, Akıncı Üssü'ndeki kamera kayıtlarında Batmaz'ın yanında görüntüleri olan eski Tuğgeneral Hakan Evrim'e Kemal Batmaz'ın darbe gecesi üsse gelip gelmediği soruldu. Evrim, Batmaz'ı görmediğini ve tanımadığını ileri sürdü.

Avukatların "Görüntülerdeki kişi siz misiniz?" sorusuna ise Evrim, "Beni andırıyor ama 'benim' diyemem." yanıtını verdi.

Kemal Batmaz'ın çapraz sorgusu sona eren davada, diğer sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi.

HAKAN ÇİÇEK: HABERLERLE DARBE YÖNETİCİSİ OLDUĞUMU ÖĞRENDİM

"Kurmay subaylar abisi" olarak örgütün tepe yöneticilerinden aldığı talimatları kurmay subaylara ilettiği belirtilen, kapatılan Anafartalar Kolejinin sahibi sivil sanık Hakan Çiçek'in savunması alındı.

Çiçek, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları kampüsündeki duruşma salonunda görülen davadaki savunmasına şöyle başladı:

"15 Temmuz menfur darbe girişiminin ülkemize yapılmış hain bir darbe girişimi olduğunu düşünüyorum ve bu girişimin içinde bulunmuş herkesi lanetliyor, hadiseyi kınıyorum. Bu darbe Sayın Cumhurbaşkanımızın dik duruşu ve Türk milletinin canları pahasına tankların önüne atılarak darbenin durdurulduğuna canıgönülden inanıyorum. Bu darbe girişiminde yakınları olan olmayan bütün şehitlerimize Allah'tan rahmet, kalanlara başsağlığı, 2 bin 200 gazimize can sağlığı diliyorum."

Darbe girişiminin aynı zamanda mağduru olduğunu söyleyen Çiçek, toplumsal travmaya neden olan 15 Temmuz dolayısıyla kendisinin, ailesinin, işlerinin, şirketlerinin zarar gördüğünü ifade etti.

Cezaevinde bulunduğu sırada, hakkında "kara propaganda" şeklinde haberler çıktığını savunan Çiçek, şöyle devam etti:

"O haberlerle darbe yöneticisi olduğumu öğrendim. Türk olarak, Türk vatandaşı olarak, bu ülkenin bir mensubu olarak gurur duyduğum bu ülkeyi yıkmakla suçlanıyorum. Yani devlete, millete, bu vatana ihanet etmiş bir insan olarak beni yargılıyorsunuz. Fakat bu iddianame içerisinde hakkımda somut suç delili olan, darbe ile alakalı bir tane bir şey bulamadım. Bunu da normal görüyorum. Zira atfedilen suçlamayla ilgili bu işin içinde olmam, yönetmem, yönetilmem, emir almam ve vermem şeklinde hiçbir ilgi ve alakam yoktur."

"Sadece varsayımlarla zanlarla darbe girişiminin parçası olduğunu" ileri süren Çiçek, "darbe girişiminin yönetildiği 141'inci, 142'nci, 143'üncü filoları iddianameden ve haberlerden öğrendiğini söyledi.

İddianamede kendisinden suçsuzluğunun ispatının istendiğini söyleyen Çiçek, "15 Temmuz akşamı ben AkıncıÜssüne neden gittim, ne yaptım, neden kaçtım, bunların cevaplarını vereceğim" dedi.

Çiçek, 16 Temmuz sabahı saat 08.00-08.30'dan itibaren iki, iki buçuk saat tarlada yürüyerek bir köye ulaşmaya çalıştığını, yürüyüşü sırasında içinde 23 bin 800 dolar olan bir çanta bulduğunu anlattı. Yürürken sonra jandarma aracı gördüğünü, ona yöneldiğini ve gözaltına alındığını anlatan Çiçek, jandarma karakolunda işlerinden ve okul sahibi olmasının ardından kendisinden şüphelenildiğini ifade etti.

O sabah kendisinin de 5 bin dolar ve 7-8 bin lira parası olduğunu bildiren Çiçek, jandarmaya "Bu poşeti de yolda buldum, aldım" dediğini söyledi.

Türkiye'de farklı sektörlerde 4, ABD'de bir şirketi bulunduğunu, ABD'ye yılda 3-4 milyon liralık mermer sattığını, alışveriş merkezlerinde dükkanları ve bankada milyonlarca lira parası olduğunu anlatan Çiçek, 23 bin 800 doların kendisi için çok büyük bir meblağ olmamasına rağmen basında bu konuda aleyhine haberler çıktığını söyledi. Darbe girişiminin ardından FETÖ'ye bağlı okul ve şirketlerin kapatıldığını anımsatan Çiçek, hakkındaki haberler üzerine de kendi okulunun da kapatıldığını bildirdi.

Hakan Çiçek, asker yöneticisi olduğu belirtilen Akın Öztürk'ü tanımadığını, hayatının hiçbir döneminde görmediğini öne sürdü.

"ÖĞRENCİ BULMAK İÇİN GİTTİM"

Değişik iş kollarında faaliyet gösteren bir iş adamı olduğunu, yurt içi ve dışında sık sık seyahatlerde bulunduğunu anlatan Çiçek, 3 çocuğunun da FETÖ okullarında değil Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda eğitim gördüğünü, FETÖ'nün şirketleriyle hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, devlet ihalelerine de katılmadığını öne sürdü.

"Cumhuriyetimize, anayasamıza bağlı biriyim. Bu ülkenin vatandaşı olmaktan gurur duyuyorum." diyen Hakan Çiçek, "Benim üzerime kalmış Yenimahalle'deki okul inşaatından dolayı 24 trilyon kullanılmış kredi borcu var. Ben gizli FETÖ'cüyüm, 24 trilyon da borcum var. Oysa bu adamların piyasaya tek kuruş borcu yok" dedi.

Hakan Çiçek, Ankara'da 2 ilköğretim okulu, 1 lisesi, Yenimahalle'de de okul inşaatı bulunduğunu, Yenimahalle'deki okulun kayıtları için mart ayında bursluluk sınavı yaptığını, bu andan itibaren okulundaki pazarlama ekipleriyle yeni okula öğrenci bulmak için hep birlikte çalıştıklarını anlattı.

Özel okulların öğrenci çekebilmek için resmi kurumlarla çeşitli anlaşmalar yapıp, indirimler uyguladığını dile getiren Çiçek, en son 15 Temmuz'dan 2 gün önce Yenimahalle'deki okulun iskan işlerini halletmek için İstanbul'dan Ankara'ya geldiğini, okullarını ve iş yaptığı taşeron şirketlerin yöneticilerini ziyaret ettiğini söyledi.

Okulda bulunduğu dönemde velilerle bizzat ilgilendiğini ifade eden Çiçek, şöyle devam etti:

"15 Temmuz'da beni Akıncı Üssü'ne davet eden Albay Ahmet Özçetin ile Anafartalar Kolejinin Çankaya Yıldız'daki şubesinde 2 gün önce tanıştım. Bundan önce bu kişiyle tanışıklığım yoktu. Akşam saatlerinde okuldan çıkarken sağa sola bakınan Özçetin'e yardımcı olabileceğimi söyledim. Bana Albay olduğunu, Akıncı Üssü'nde görev yaptığını söyledi. Bunun üzerine Özçetin'e Yenimahalle'deki okul açılınca Akıncı'dan gelen çocukları Çankaya'dan Yenimahalle'ye alacağımızı söyledim. Yeni öğrenciler bulabilmek için Özçetin'den yardım istedim. Bana, 'Ben de okuldan memnunum, size yardımcı olabilirim' dedi. Okuldan pazarlama ekibini yollayabileceğimi söyledim. Cuma günü Akıncı Üssü'nde sosyal etkinlik düzenlediklerini söyledi. Buraya gelip gelemeyeceğimi sordum. Bana, 'Olabilir' karşılığını verdi. Bizzat katılmak istediğimi söyledim. Nasıl geleceğimi tarif etti. 'Üssün dışında büyük bir otopark ve cami var. Ben sizi oradan 19.30-20.00 gibi alayım. Aksilik olursa kapıya ismimi verin, ben sizi ya alırım ya da aldırırım' dedi. Zaten tek yapacağım iş orada çocukları bulunan velileri okulumuza davet etmekti, ben de bunu yaptım."

Bu beyan üzerine Mahkeme Başkanı Selfet Giray, Ahmet Özçetin'in Çiçek'i tanımadığı, Akıncı Üssü'ne de davet etmediği yönündeki ifadesini hatırlattı. Hakan Çiçek, bunun üzerine, "Benim beyanım bu şekilde. Ben doğruları söylüyorum. Darbe davasından yargılanıyorum. Kuzenim bile beni tanımadığını söylese bir şey diyemem" diye konuştu. Bunun üzerine mahkeme başkanının, "Sivil bir kişi olsa bunu anlayabiliriz. Oysa Ahmet Özçetin sanıklardan biri, yargılanıyor. Sizi tanımadığını söyleyerek neyi kurtaracak?" dedi. Çiçek'in "Onu kendisine soracaksınız" demesi üzerine Giray, "Soracağım zaten ama siz yalan söylemeyeceğinizi belirttiniz. Buna dayanarak soruyorum" karşılığını verdi.

15 Temmuz akşamı Özçetin ile anlaştıkları saatte Akıncı Üssü'ne gittiklerini belirten Çiçek, lojman bölgesine geçtiklerinde Özçetin'in bir telefon konuşması yapıp, "Acil bir durum var. Siz burada oyalanın. Ben gidip geleceğim" diyerek ayrıldığını öne sürdü.

Burada yaklaşık 45 dakika oyalandığını anlatan Çiçek, saat 20.30 gibi etkinliğin yapılıp yapılmayacağını öğrenmek için nizamiyeye doğru yürüdüğünü, kapıya varmadan hareketlilik fark ettiğini savundu. Çiçek, rütbeli 2 askerden ziyarete geldiğini belirterek yardım istediğini ancak askerlerin terör saldırısı nedeniyle giriş çıkışların kapalı olduğunu belirterek kendisini nizamiyeden uzaklaştırdığını öne sürdü.

Birkaç saat sonra nizamiye bölgesindeki hareketliliğin daha da arttığını anlatan Çiçek, gece saat 24.00'e kadar üssün lojmanlar bölgesindeki evlerin arkasına saklandığını, buradan hava hareketliliğini duyduğunu ancak bulunduğu mesafeden uçakları göremediğini savundu.

Saat 24.00 sularında dışarıdan tekbir sesleri duyduğunu bildiren Çiçek, bunun üzerine tekrar nizamiyeye geçtiğini ancak dışarı çıkamadığını belirterek, "Nizamiyeye doğru giderken silah sesleri gelmeye başladı. Kapıdakilere dağılmaları yönünde anonslar yapılıyor, patır patır silah sıkılıyor. Normal bir insan ne yapıyorsa ben de onu yaptım. Döndüm ve evlerden de uzaklaşıp kimsenin göremeyeceği şekilde kendimi gizledim. Tek derdim sabah olunca buradan çıkmaktı" diye konuştu.

"Ben oradan çıksam bugün karşınızda bulunmayacaktım, şehit olacaktım" diyen Çiçek'e salondakiler tepki gösterdi.

Hakan Çiçek, sabah 08.00 sularında tel örgülerin arasından çıkıp dışarıdaki tarlaya geçtiğini, yaklaşık 2 saat uzakta gördüğü bir köye doğru yardım istemek için yürümeye başladığını söyledi. Yolda iki jandarma aracı gördüğünü ve bu araçlara doğru yürüdüğünü belirten Çiçek, jandarma aracının da tarlaya girip kendisine yöneldiğini dile getiren Çiçek, kendisini tanıtıp kimlik kontrolünün ardından araca bindiğini ve jandarma karakoluna gittiklerini anlattı.

Aleyhindeki tanık beyanlarını kabul etmeyen Çiçek, "Ailemden bazı kişilerin Gülen'in koruması olduğu öne sürülüyor. İkinci iddia ise benim kurmay subayların abisi olduğum. Bu şahsın burada iddialarını açıklamasını istiyorum. Benim akrabamdan biri bu adamın koruması olsa bu beni bağlayan bir suç mudur? Ben kurmayların abisi olsam o güçle kendi kardeşimi kurmay yapmaz mıydım? Benim kardeşim düz subay, yargılanıyor. O gece Akıncı Üssü'ndeymiş. İddianamesinden anladığım kadarıyla hiç uçuş yapmamış, bir kenara çekilmiş. Eğer yargılama sonucu suçlu bulunursa cezasını çeksin" dedi.

"BANK ASYA'YA HİÇ PARA YATIRMADIM''

"Yılda 6-7 kez yurt dışı, 30 kez yurt içi seyahati, 4 şirketi, ABD'de şirketi, 200 çalışanı olan, işi tamamen para kazanmak olan bir adam nasıl 'kurmay subay abisi' oluyor, ben çözemedim" diyen Çiçek, örgütle hiçbir bağı olmadığını, sohbetlerine gitmediğini, himmet vermediğini, kitaplarını okumadığını ve okutmadığını iddia etti.

Kod ismim bulunmadığını söyleyen Çiçek, mali yapısının incelenmesi halinde okulunun FETÖ okulu olmadığının anlaşılacağını kaydetti.

İddianamede yer verilen tespitin aksine "ByLock" kullandığı suçlamasını kabul etmeyen Çiçek, Mahkeme Başkanı Giray'ın, "Bu darbeyi kimin yaptığını düşünüyorsun?" sorusuna "FETÖ" karşılığını verdi.

Çiçek, terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen'in Bank Asya'ya para yatırılması yönündeki talimatının anımsatılması üzerine, bu bankaya hiç para yatırmadığını söyledi.

Eşinin yatırdığının anımsatılması üzerine Çiçek, "Eşim de kendine ait olan bir parayı ben seyahatteyken yatırmış. Evde durmasın diye yatırdığı bir paradır" dedi.

Çiçek'in savunmasıyla sona eren yargılamaya yarın 09.30'da devam edilecek.

İDDİANAME

İddianamede, Çiçek'in diğer sivil sanıklar Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Harun Biniş ve Nurettin Oruç ile AkıncıÜssü'nde darbenin başarılı olması için çaba sarf ettiği belirtiliyor.

Çiçek'in bazı akrabalarının örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in yakınında korumalık yaptığı aktarılan iddianamede, meslekten ihraç edilen Pilot Yarbay İlkay Ateş'in kurmaylık sınavına hazırlanırken, örgütte "Abi" olarak nitelendirilen kişilerin sınava hazırlanılması konusunda Çiçek'in kendisini teşvik ettiğini söylediği kaydediliyor.

Ateş'in, "Nevzat" kod adlı örgüt mensubunun daha sonra Hakan Çiçek'in kardeşi olan Pilot Binbaşı Gökhan Çiçek ile tanıştırdığını, Hakan Çiçek'in ise örgütün "kurmay subaylar abisi" olarak örgütün tepe yöneticilerinden aldığı talimatları kurmay subaylara ilettiği yönündeki beyanları nakledilen iddianamede, 17-25 Aralık 2013 sürecinin ardından örgüt elebaşı Gülen'in talimatıyla Çiçek'in eşinin yanı sıra baldızları, kayınvalidesi ve amcasının yaklaşık 210 bin lirayı kapatılan Bank Asya'ya yatırdığı, ayrıca Çiçek'in FETÖ/PDY'nin tepe yöneticilerinden Kudret Ünal ile 55, Süleyman Tiftik ve İsmail Cingöz ile 19, Cemal Türk ile 5, Süleyman Uysal, Naci Tosun ve Ahmet Can ile 2, Ahmet Kirmiç, Faruk İlk, Hidayet Karaca ve İhsan İşbilen ile bir kez görüştüğünün belirlendiği kaydedildi.

ETİKETLER