NTV

'Bakanlıklar kalıcı değil, geçici'

Türkiye

Başbakan, katıldığı bir programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yaptığı kabine revizyonu ile ilgili "Bakanlıklar geçicidir" diyen Erdoğan, TSK'ya yönelik tutuklamaları da eleştirdi, "Donanmaya gönderecek komutan kalmadı" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yaptığı kabine revizyonunun ardından ilk kez konuştu.

Katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, "Olumsuz bir yaklaşım tarzı olarak değerlendirilmemeli, bakanlıklar kalıcı değil geçicidir" dedi.

''Kabineler göreve başladığından sonra ilanihaye görev yapar diye bir kayıt yok" diyen Erdoğan konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:

"Süreç içerisinde gerçekten zaman zaman bir meslekte bakıyorsunuz zayıflama oluyor, bir performans düşüşü oluyor.

Zaman zaman bakıyorsunuz toplumla olan ilişkilerde bazı sıkıntılar yaşıyoruz. Tabii bizim de gerçekten sorumluluk mevkisinde olan bir başbakan olarak, kabinede eğer değişimi gerektiren bir şeyi yakalıyorsanız, sevk-i idareci olarak da bunu yapmak zorundasınız.

Bu hiçbir zaman arkadaşlarımdan farklı noktada, Allah göstermesin, olumsuz yaklaşım tarzı olarak değerlendirilmemeli. Onlar ellerinden gelen bütün gayreti ortaya koydular.

Örneğin Sağlık Bakanımız uzun yıllar bu görevi başarıyla sürdürdü. Milli Eğitim'de Ömer Bey'le başladığımız 4+4+4 dediğimiz bir süreci Nabi bey ile sürdüreceğiz.

Kültür ve Turizmi birleştirdik. Sebebi kültür turizmini artırmaktı. Bunu kültür ve sağlık turizmiyle de birleştirdik. 2012'de 32 milyonla patladı. Biz bunu tabii yeterli bulmuyoruz. Turizm daha da iyi bir noktaya gidecek. İstanbul'a otel yetiştiremiyoruz. Antalya'da şimdi dört mevsim turist görebilirsiniz.

İçişleri Bakanımız da aynı gayreti gösterdi. Ama bir değişim olması, bakanların kalıcı değil geçici olduğuna inanan bir partiyiz. Bu arkadaşlarla farklı bir süreci başlatacağız, bazı değişimler şart."

'ÇÖZÜM SÜRECİ KESİLMEYECEK'
Erdoğan, Kürt ve terör sorunun çözümü için başlatılan sürecin devam edeceğini bir kez daha yineledi.

Bu süreçte her türlü enstrümanı kullanacaklarını söyleyen Başbakan, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bu süreçte en ufak bir kesinti düşünmüyoruz. Ana muhalefet partisinin 'biz bu işi çözmek istiyoruz ama iktidar yaklaşmıyor' sözleri dürüstçe ifade edilen sözler değil. Nitekim geçenlerde milletvekillerinin yaptıkları açıklamayla baltayı taşa vurdular. Anlayış bunlarda bu. Bunlar daha millet nedir, ulus nedir, kavramı bilmiyorlar. Önce bunları öğrenmeleri lazım. Biz kalktık milletin tanıtımını yaptık. Bunlar bunu öğrenemedi.

Tıpkı asabiyetin tanımını öğrenemedikleri gibi. Bunu da öğrenecekler yavaş yavaş. Ana muhalefete 'bunun çözüm yeri parlamentodur' diyor. Biz parlamentoda kapalı oturumlar yaptık. Zaten açık oturumlarda hemen her zaman gündemde bu konu. Bunun dışında ben çağrımı yine yeniliyorum; Anayasa değişikliği mi yapılacak, yasa değişikliği mi yapılacak Ana muhalefetle bizim oyumuz buna yeter. Yasal düzenlemeye zaten biz yeteriz ama anayasal bir değişiklik gerekiyorsa ana muhalefetle oylarımız rahat rahat yeter.

Nedir teklifiniz, gelin bunu yapalım. 3 tane arkadaşıma ben talimatı verdim. Siz de o bana getirdiğiniz 3 arkadaşa talimatı verin otursunlar çalışsınlar, araştırmaysa araştırmayı yapsınlar. Sonra eğer anayasal bir değişiklik gerekiyorsa bunu yapalım. Yasaysa yasa. Bunu dışında genelge vesaire hepsine varız. Yeter ki bu ülkede biz terör belasından halkımızı kurtaralım.''

'İMRALI İLE İLGİLİ TAKVİM YOK'
Ahmet Türk'ün İmralı'ya gidişini engellediği iddialarına değinen Başbakan Erdoğan, ''Şu tarihte heyet gidecek diye belirlenmiş herhangi bir şey yok'' dedi.

Erdoğan, ''Bu işin belli bir süresi söz konusu değil. Bu konuda bizler istişaremizi yapıyoruz. Ne zaman gidilmesi gerekirse bu konuda gerek Milli İstihbarat Teşkilatımız, gerekse Adalet Bakanlığımız bu konuda, bu işi karara bağlayıp, gitmesi uygundur veya değildir. Bu bir süreç. Oradaki istatistiki eğri, sosyolojik olarak hatta psikolojik olarak neyi gerektiriyorsa, biz de buna göre adım atmak zorundayız. İlla da tabii bu iki kişinin gideceği anlamına gelmez. Kiminle, aklıselimle bu iş gidecek. Buna bakmak durumdayız. Eğer buradan gelen şeyler geri döndüğünde farklı olarak dönüyorsa, bu bir tahrike dönüşüyorsa, o zaman tabi ki biz aynı şekilde bu yola devam edemeyiz'' diye konuştu.

'TUTUKLAMALAR MORALLERİ ALT ÜST ETTİ
Başbakan Erdoğan, Balyoz ve Ergenekon davalarında tutuklanan asker sayısının çok olmasını da eleştirdi.

Tutuklamaların terörle mücadeleye zarar verdiğini kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:

''Bizim burada üzerinde durmamız gereken şey şu. Şu anda içerde 400'e yakın emekli, muvazzaf subay, astsubayımız var. Bunların hemen hemen ağırlıklı kısmı tutuklu. Bu arada da yine mağdur veya şüpheli şeklinde zaman zaman çağrılanlar oluyor. Tabii bazılarında bir ara ajan meselesi ortaya çıktı biliyorsunuz. Hele hele bana göre de çok daha ağır olanı örgüt kurmaktan, örgüt elemanı olmaktan... Böyle bir şeyin delili kesinse ver hükmünü işi bitir. Ancak elinde senin kesin hükümler yok da yüzlerce subayı, astsubayı örgüt elemanı olarak veya örgüt kuran olarak, hele hele Genelkurmay Başkanı'nı kalkıp da bu şekilde değerlendirirsen burası gerçekten Silahlı Kuvvetlerin kendi içindeki

bütün moral değerlerini altüst eder. O zaman terörle nasıl mücadele edecek bu insanlar. Benim Genelkurmay Başkanım sağolsun ta Şemdinli'ye kadar yanında kuvvet komutanlarıyla beraber gidip operasyon yönetebiliyor, yönetiyor. Çünkü diyor ki 'ben oraya gitmezsem oradaki subay, astsubayım teröriste karşı can feda mücadele veremez, ben orada görüneceğim ki can feda mücadele versin'. Siz şimdi orada bu mücadeleyi veren insanlara arka taraftan 'bu örgüt elemanıdır' dersen, nasıl oluyor da bu örgüt elemanı gidiyor da terör örgütüyle mücadeleyi veriyor. Bu yenilir yutulur bir şey değil. İster istemez tabii altta 232 kişi bu şekilde sürekli çağrılınca kuvvet komutanlarımız bunun rahatsızlığı içerisinde 'biz bu mücadeleyi verirken ben 232'yi nasıl göndereceğim oralara' diyor. Bunu anlamak mümkün değil. Bunu çözmeden, 35'in neyini çözeceksin ''

'DONANMAYA GÖNDERECEK KOMUTAN KALMADI'
"Bizim neredeyse donanmaya gönderecek komutanımız kalmadı, böyle şey olmaz" diyen Erdoğan, bu konuda yasal düzenleme yapılacağı sinyalini de verdi.

Cezaevlerindeki hastalar konusunda çalışmalar yapıldığını, bunların arasında mamayla beslenecek kadar hastaların bulunduğunu dile getiren Erdoğan, kendisinin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e konunun bir yasa ile çözülmesi gerektiğini söylediğini kaydetti.

'HAKKARİ'DE PİSLİK DİZ BOYU'
Başbakan konuşmasında Doğu'daki belediyeleri de eleştirdi.

Diyarbakır'da Suriçi ile kendilerinin ilgilendiğini anlatan Erdoğan, Diyarbakır'da kavşak düzenlemesi yaptıklarını ancak Büyükşehir Belediyesi'nin oraya iş makinesi koyarak, 'bunu ben yapıyorum' dediğini, burasını Karayolları Genel Müdürlüğünün yaptığını anlattı.

Başbakan Erdoğan, şu şekilde devam etti:

''Onların dertleri oraya bir şey kazandırmak değil. Nereden geçiniyorlar, besleniyorlar Beslendikleri sadece ideoloji, sadece yatıyorlar kalkıyorlar Kürt sorunu... 'Benim Kürt kardeşime ne veriyorsun ' diye sorduğunuz zaman verdikleri bir şey maalesef yok. Öyle bir hal var ki, hizmet noktasında bir şey almadığı halde oyunu gidip ona veriyor. Belediyelerdeki hizmetleri gazeteci gözüyle bir inceleyin inanın bir şey göremeyeceksiniz.

Hele şu Hakkari. İnanın pislik diz boyu. Afrika'ya gittik orada neyse, orada da o. Ama nedense yaşayanlar olaya şehircilikte, hizmetten bakmıyor. 'Bana ne hizmet verdin ' diye sormuyor. Yine oyunu veriyor. Ama 'Herhalde bir gün idrak edecekler, doğru neyse ona gelip oyunu verecekler' diyoruz. Neden Hakkari öyle kalsın Bütün belediyeler ne para alıyorsa biz oraya da aynı parayı gönderiyoruz. Bir ayrım yok.''

'ŞANGAY BEŞLİSİ'NE ALIN AB'Yİ UNUTALIM'
'AB üyelik sürecini unutmak diye bir şeyin söz konusu olmadığını' dile getiren Erdoğan, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın her bakanlar kurulu toplantısında AB ile ilgili sunumu yaptığını söyledi.

Erdoğan, AB'nin Türkiye politikasına yönelik ''AB bizi unutmak istiyor ama çekiniyor unutamıyor. Halbuki bir açıklasa biz rahatlayacağız. Oyalayacağına bizi, açıklasın biz de işimize bakalım" şeklinde konuştu.

Erdoğan, Avrupa'da 5 milyon Türk vatandaşının yaşadığına işaret ederek, ''Şimdi tabii bu böyle olumsuz bir şekilde gidince siz de ister istemez 75 milyonun bir başbakanı olarak başka arayışlar içeresine de giriyorsunuz. Onun için geçenlerde sayın Putin'e onu söyledim, 'bizi Şangay Beşlisi içine alın' dedim. Alın bizi Şangay Beşlisi içine biz de AB'ye 'allahaısmarladık' diyelim, ayrılalım oradan. Bu kadar oyalamanın ne anlamı var '' ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Şangay Beşlisi'nin ABD'ye göre 'çok daha güçlü' olduğunu da sözlerine ekledi.

FREN DEĞİL GAZ
Başbakan ekonomideki fren-gaz tartışmalarına da değindi. 'Frene basma' taraftarı olmadığını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

''Çok daha süratli gitmemiz lazım, vaktimiz dar. Türkiye'nin ayağa kalkmasında, şu anda biz güçlüysek, bunu özellikle vurguluyorum. Biz yatırımda, bazı arkadaşlar yatırımda frene basmak falan diyor. Frene basmadık, esasen ben bir başbakan olarak asla frene basılmasına taraftar değilim. Dikkatli gideriz, dozunda gideriz ama aralıksız devam etmek durumundayız.''