NTV

Başbakan Yıldırım: 2019'a kadar seçim yok

Anadolu Ajansı

Türkiye

Başbakan Binali Yıldırım, TİM'in düzenldiği toplantıda konuştu. Yıldırım, "En kısa sürede de referanduma, milletin önüne götüreceğiz. Ondan sonra artık seçim filan yok. 2017'de seçim filan yok, 2018'de yok, 2019'a kadar hiçbir şey yok" dedi.

Başbakan Binali Yıldırım, Ekonomi Bakanlığı koordinasyonunda Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından düzenlenen İhracat Zirvesi 2016'da yaptığı konuşmada, toplantıda sektör temsilcileriyle bir araya gelmekten mutluluk duyduğunu söyledi.

Toplantıda 28 sektör temsilcisinin toplantıya katıldığını dile getiren Yıldırım, "Sektör temsilcileri burada kısıtlı sürede görüşlerini dile getirdi. İlgili bakanlarımız dikkatle dinlediler. Bu konudaki sorulan sorulara ve taleplere cevap vermeye çalıştılar. Benim söyleyeceklerim bu taleplerle ilgili olmaktan ziyade genel anlamıyla geleceğe, ekonomimize, ihracatımıza yönelik konularda neler yapmalıyız, beklentiler nedir, bunları nasıl karşılarız? Böyle bir değerlendirme yapmak istiyorum. Türkiye'de 14 yılda büyük değişimler oldu. Bunu hep beraber yaşıyoruz. Devlet, özel sektör ve üniversiteler arasındaki mesafe daha da yaklaştı. Bir yanda sektör temsilcileri bir yanda burada olduğu gibi hükümet temsilcileri bir araya gelerek sorunlarımızı bütün detaylarıyla konuşma fırsatları bulduk. Bu ortamları oluşturduk." diye konuştu.

Yıldırım, daha müreffeh daha kalkınmış bir Türkiye için herkesin düşüncesi ve hedeflerinin aynı olduğunu aktararak, iş adamlarının daha fazla üretmesini, ihraç etmesini istediklerini kaydetti.

Bunun başarılması halinde daha fazla insanın iş ve aş temin edeceğine vurgu yapan Yıldırım, şöyle devam etti:

"Cari açığımızı azaltabiliriz. Döviz rezervlerimizi daha çok artırabiliriz. Kısacası Türkiye'nin gücüne güç katarız. Açıkça her fırsatta ifade ediyorum. Sizler, ihracatçılar, iş adamlarımız, yatırımcılarımız ekonominin bel kemiğini oluşturuyorsunuz. Ekonominin çarkını sizler döndürüyorsunuz. Türkiye'nin ismini ve bayrağını dünyanın dört bir yanına sizler taşıyorsunuz. İhraç ettiğiniz her ürünle Türkiye'nin gücüne güç, ününe ün katıyorsunuz. İhraç ettiğiniz her ürünle bir gencimize daha fazla iş alanı açıyorsunuz. Türkiye'nin kalkınmasında, milli gelirinin yükselmesinde, refahın adil bölüşülmesinde ihracatçılarımızın, sanayicilerimizin, çiftçilerimizin, emekçilerimizin velhasıl bütün toplum kesimlerinin çok büyük payı vardır. Sizlerin ödediği vergiler, dev yatırımların kısa sürede hayata geçmesine vesile oluyor. Sizler sayesinde Türk ürünleri dünyanın dört bir yanına yayılıyor, biz de bununla iftihar ediyoruz. Ülkemizin ürünlerini görmek Türk vatandaşı olarak bizleri mutlu ediyor. Türkiye'nin gücünü ve potansiyelini dünyaya tanıtanlar sizlersiniz."

Başbakan Yıldırım, iş adamlarının daima milletten, demokrasiden, hukuktan ve adaletten yana olduğunu söyledi.

"Sırtını şu veya bu örgüte dayayan, şu veya bu devletin yönlendirmesiyle hareket edenler hem siyasette hem ticarette kaybetmeye mahkumdur." diyen Yıldırım, ekonominin, gelişmenin olmazsa olmazını güven ve istikrar şeklinde açıkladı.

Yıldırım, güven ve istikrarın olmadığı ülkelerde ekonominin gelişmeyeceğini, toplumsal huzur ve kardeşliğin olmayacağını vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Burada bazı arkadaşların kötümser bir ruh halini gördüm. Bu durum doğrusu bizim ülkemiz için hak ettiğimiz bir durum değildir. Şunu kabul etmemiz lazım, büyük bir darbe belasından kurtulduk. Kolay bir iş değil, tanka, topa, tüfeğe, uçağa, helikoptere karşı hiçbir silahı olmayan, iman gücüyle, vatan gücüyle karşı koyan bir milletin zaferiydi 15 Temmuz gecesi. Çok büyük bir zaferdi. Gelecek için, bayrak için, çocuklarımız için meydanlara inen, canını seve seve veren şehitlerimizi şükranla, rahmetle anıyorum. Gazilerimize hayırlı uzun ömürler diliyorum. Gerek vatan savunmasında, gerekse demokrasi ve özgürlük mücadelesinde bu kahramanlarımız, bu ülkenin daha huzurlu, güvenli olması için onlar gereken her şeyi yaptılar."

"HEM DARBEYİ HALLETTİNİZ HEM EKONOMİYİ YOLUNA KOYDUNUZ"

Başbakan Yıldırım, böylesine zor bir dönemden geçen Türkiye'de, çok daha farklı şeyler beklediklerini aktararak, "Onlar zannetti ki 15 Temmuz girişiminden sonra Türkiye'de her şey altüst olacak, ekonomik istikrar bozulacak ve toplumda çok büyük kargaşa, huzursuzluk meydana gelecek ama hesapları tutmadı." diye konuştu.

Milletin, sadece darbeyi önlemediğini, aynı zamanda Türkiye'nin ekonomisine yapılmak istenen darbeye de karşı koyduğunu vurgulayan Yıldırım, şöyle devam etti:

"İlk mesai gününde 2,5 milyar doları bozdurarak bankalara koydunuz, ekonomi zarar görmesin diye. Hem darbeyi hallettiniz hem ekonomiyi yoluna koydunuz. Takip edilen 15 gün içinde bozdurulan döviz miktarı 12 milyar dolara çıktı. Bu bir telkinle değil, bir talimatla değil, bu ülkenin asil evlatlarının hür iradesiyle, ülkesini, milletini düşünerek ortaya koyduğu bir vatanseverlik örneğidir. Bu da sadece bu asil millete yakışır, Türk milletine yakışır, sizlere yakışır."

Yıldırım, dünyanın zor günlerden geçtiğini, 2008'den beri küresel daralmanın, küresel krizin devam ettiğini aktararak, küresel krizin en önemli sonucunun da küresel ticaretteki daralma olduğunu söyledi.

Küresel ticaretteki daralmanın da en önce ihracatçıları, ticaretle meşgul olanları etkilediğini belirten Yıldırım, "Üstüne üstlük, pazar daralınca bu sefer rekabet konusu da ön plana çıkmaya başlıyor. O halde ne yapmak lazım? Yeni birtakım çareler üretmemiz lazım. Yeni yöntemler geliştirmemiz lazım. Hükümet olarak biz iş başına geldiğimizde dedik ki 'Bizim ekonomideki hedefimiz bir yatırım, iki istihdam, üç üretim, dört ihracat. Bu dört hususta çok büyük destek vereceğiz. Büyük bir gayret göstereceğiz." ifadelerini kullandı.

"ALÇAK ÖRGÜTÜN OLUŞTURDUĞU MİKROPLARI HALA TEMİZLEYEBİLMİŞ DEĞİLİZ"

Geçilen 6 ay içerisinde aslında bu anlamda düzenleme olarak çok şey yaptıklarına işaret eden Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Ama burada da görüyorum, başka yerde de karşılaştığım bir şey var. Tabii 15 Temmuz'u yaşamış bir ülke olarak, kamu kurumların içerisine yuvalanmış, tüm kurumların sistemini adeta zehirlemiş bir alçak örgütün oluşturduğu mikropları hala temizleyebilmiş değiliz, bunun için gayret ediyoruz. O yüzden de bürokraside, kollukta, yargıda, askerde hala bu temizlik harekatı devam ediyor. Bir müddet daha devam edecek. Bu da devlet aygıtının işleyişini der demez olumsuz etkiliyor. Bazıları giderayak hainlik yapmaya devam ediyor. Kararlar alınıyor ama burada da ona şahit oldum, uygulamalarla ilgili hala problemlerimiz var. Demek ki karar almak yetmiyor, takip edeceğiz, uygulamada ortaya çıkan aksaklıkları da gidereceğiz. Buradan size 65. Hükümetin Başbakanı olarak açık bir şey söylüyorum, karşılaştığınız her sorunun çözümü için şahsen yanınızdayım. Bizim enerjimizi azaltan, hızımızı kesen bu bürokrasi canavarına karşı birlikte mücadele edelim. Bu bizim ortak geleceğimiz. Devletin görevi vatandaşın işini zorlaştırmak değil, devletin görevi vatandaşın işini kolaylaştırmak, önünü açmak, sorunlarını çözmek. Burada da ciddi bir direncin olduğunu biliyoruz, kaynağını da biliyoruz. Ama sabredin, bunların hepsinin üstesinden geleceğiz."

Başbakan Yıldırım, "Bir yandan da Türkiye'de istikrarın bozulacağı, ekonominin kötüye gideceği yönünde yine bu alçak terör örgütünün ülkemiz dışında belirli mihraklarda acımasızca bir algı operasyonu tüm hızıyla devam ediyor." dedi.

Ancak ne yaparsa yapsınlar asla başarılı olamayacaklarını aktaran Yıldırım, "Çünkü yaptıkları iş yanlış iştir, yaptıkları iş ne insanlığa sığıyor, ne hukuka sığıyor, ne de vatandaşlığa sığıyor. Bu örgüt küresel bir terör örgütü. İşin adını doğru koymamız lazım. Sadece Türkiye'nin başının belası değil, birçok ülkenin de potansiyel tehdidi olan bir örgütten bahsediyoruz. Bunlar bütün değerlerimizi kullandılar. Bizi biz yapan kutsallarımızı yok ettiler. Verdikleri tahribatın ölçülmesi adeta imkansız hale geldi. Ama yapacakları en son iş silahlı darbe girişimiydi, onu da yaptılar, boylarının ölçüsünü de aldılar. Bundan sonra ne yapmak isterlerse bu millet misliyle karşılık verecektir." değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Binali Yıldırım, ümitsiz olmaya gerek olmadığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2017 yılı çok daha güzel olacak. Buradan söylüyorum. Hesabınızı ona göre yapın. Beklemeye gerek yok. Bu yapılan algı operasyonları Türkiye'nin gerçek gücünü yansıtmıyor. Türkiye'nin gerçek yüzü, gerçek potansiyeli, kabiliyeti bunun çok çok üzerinde. Bunu birebir konuştuğunuzda muhataplarınız da söylüyor. Ama ne yapılıyor? 'Önce bir moralleri bozalım, verimi düşürelim, insanların geleceğe yönelik ümitlerini azaltalım, böylece darbeyle yapamadığımız işleri belki yapabiliriz' gayreti içerisindeler ama asla başaramayacaklar. Bunu bilmenizi istiyorum."

"GİDİN DÜNYANIN HER TARAFINA GİDİN"

İhracatçı iş adamlarına, "Gidin, dünyanın her tarafına gidin" diyen Yıldırım, ancak bu şekilde rekabet gücünün muhafaza edilebileceğini, arttırılabileceğini ama yavaş yavaş da teknolojik, katma değeri yüksek, kilogram başına değeri daha fazla ürünlere yönelinmesi gerektiğini vurguladı.

Başbakan Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bunu nasıl yapacağız? Araştırma, geliştirmeye, yenilikçiliğe daha çok kaynak ayıracağız daha çok kafa yoracağız. Sadece alın teri değil, alın terine akıl terini de daha fazla katarak, dünyada fark oluşturacağız. Bizim mutlak üstünlüğümüz yok, petrolümüz yok. Ama bizim mukayeseli üstünlüğümüz var. Mukayeseli üstünlüğümüzün başında genç nüfusumuz, kabiliyetli insan kaynağımız. Ayrıca bulunduğumuz coğrafya. Bulunduğumuz coğrafya, dünyanın en stratejik coğrafyasıdır. Adeta Türkiye, dünyanın merkezinde yer alıyor.

Şimdi bu da nereden çıktı demeyin? Dünya bir küre, parmağını nereye koysan orası dünyanın merkezi. Avustralya da dünyanın merkezi ama dünyanın en alt köşesinde kalmış bir yer. Gideceği kendi ülkesinde bile bir uçtan bir uca 9 saatte gidiyor. Bırakın en yakın kara parçasına, bir o kadar daha uçakla uçmak zorunda kalıyor. Ama Türkiye öyle değil. Türkiye, 3 saat uçuşla 56 ülkeye erişilebilecek bir konumda yer alıyor. Bu 56 ülkedeki nüfus 1,5 milyardan fazla. Buradaki yıllık gayri safi milli hasıla 30 trilyon dolara yaklaşmış durumda."

"YOLLARI BÖLERİZ AMA VATANI, MİLLETİ BÖLDÜRTMEYİZ"

Türkiye'nin gücünü, potansiyelini en iyi ihracatçıların bildiğini ifade eden Yıldırım, ihracatçıların "Potansiyeli keşfedin" sloganını anımsatarak, bu sloganın Türkiye'yi en iyi tanımlayan ifade olduğunu aktardı.

Türkiye ile gurur duyulması için çok sebebin olduğunu dile getiren Yıldırım, "Dünyanın en büyük hava limanını yapan başka bir ülke var mı? Dünyanın deniz altından en derin tünellerini yapan Marmaray ve Avrasya'yı yapan başka ülke var mı? Dünyanın en geniş açıklıklı Çanakkale Köprüsü'nü yapan başka bir ülke var mı? Dünyanın ikinci büyük tünelini, Ovit Tüneli'ni 2,5 senede tamamlayan başka ülke var mı?" diye sordu.

Türkiye'de 50 senedir hızlı trenin konuşulduğunu hatırlatan Yıldırım, "Amerika, İngiltere'de hızlı tren yok, Türkiye'de var. Kendimizi de o kadar şey görmeyelim. Türkiye birçok ülkeye göre, çok büyük işler başardı. Yaptığımız yollar, hastaneler... Bakın bölünmüş yollar trafik kazalarını yüzde 62 azalttı. 8,5 milyon araçtan 21 milyona çıktı Türkiye, kazalar da yüzde 62 azaldı. Niye? 6 bin kilometrelik bölünmüş yolu, 25 bin kilometreye çıkardık 14 yıl içinde. Yolları böldük, hayatları birleştirdik. Yolları böldük, milleti birleştirdik. Yolları böldük, gönülleri birleştirdik. Yolları böleriz ama vatanı milleti böldürtmeyiz." diye konuştu.

"SINIRLI BİR DEĞİŞİKLİK YAPACAĞIZ"

Başbakan Yıldırım, Türkiye'nin bütün bunları yaparken bir yandan da vesayet odaklarıyla mücadele yaparak bu günlere geldiğini ifade ederek, "14 senedir, hangi badirelerden geçtiğimizi sizler biliyorsunuz. Hatırlayın 2003'ten bu tarafa, Cumhurbaşkanlığı seçimi ile başlayan ve 15 Temmuz'da zirveye ulaşan vesayet girişimlerinin her birini, milletten aldığımız güçle, birer birer ortadan kaldırarak bu hizmetleri yaptık. Bir de böyle işlerle uğraşmasaydık, o zaman siz düşünün ne kadar daha çok iş yapacaktık. Ama inşallah bütün bunlar geride kalıyor." dedi.

Türkiye'nin geleceğinde belirsizlik olmadığının altını çizen Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Belirsizlik varmış algısı oluşturmaya çalışanlar var. Çok net. Türkiye'nin şimdi önünde bir iş kaldı. Onda da bir mesafe kat ettik. Darbeden kalan ve 2007 Cumhurbaşkanlığı seçilememesinden kaynaklı, daha sonra referandumla Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin gerçekleşmesiyle ortaya doğan bir mevcut durum var. Bu durum, Anayasa ile uyuşmuyor. Şimdi yapacağımız iş, bu hükümet sistemini, mevcut Anayasa ile uyumlu hale getirmek. Böylece bu alandaki enerji kaybına da son vermek. Bu da belli. Bu çok kapsamlı bir değişiklik olmayacak. Sınırlı bir değişiklik yapacağız, en kısa sürede de referanduma, milletin önüne götüreceğiz. Ondan sonra artık seçim falan yok. 2017'de seçim yok, 2018'de de yok, 2019'a kadar hiçbir şey yok. İşinize gücünüze bakın kardeşim. Şimdi seçim zamanı değil, geçim zamanı. Millet zaten geçen sene seçim yorgunu oldu. Durmadan seçim. Yeter. Artık biraz işimize gücümüze bakalım."

Başbakan Yıldırım, TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi'ye yönelik "İhracatçılar çok şey söyledi ve çok istedi başkan ama hiçbir şey vaat etmediler. Nasıl oluyor bu? Tek taraflı mı çalışıyorsunuz? Maşallah hepsi alma ağacının altında." dedi.

"İhracat yapma, yapamama" tartışmalarının çok geride kaldığını ifade eden Başbakan Yıldırım, şunları söyledi:

“Biz ihracatımızın kalitesini, katma değerini ne kadar yükseltiriz, yani kilo başına 2 dolar mı olacak? 10 dolar mı olacak? 20 dolar mı olacak? Bazı sektörler olacak 20 dolar, 30 dolar, makine sektörü 50 dolar, bunların sayısını artırmamız lazım. Geleneksel sektörlerimizi de ihya etmemiz lazım, yaşatmamız lazım. İşte fındıkta, süs bitkilerinde, balıkçılıkta, denizcilik ürünlerinde, hayvancılıkta, daha birçok sektör var, tarımda, tütünde, bunlar bizim geleneksel ürünlerimiz. Bunları da buradaki tecrübemizi de yaşatmamız lazım, geleceğe taşımamız lazım. Değişen dünya şartlarına göre kendimizi ayarlamamız lazım.”

“SİZİ ÇIRAK ÇIKARTIRLAR”

Konuşmasını ihracatçılardan özellikle bir şey istediğini belirterek sürdüren Yıldırım, “Birbirinizin müşterilerini kapmaya çalışmayın. Yeni müşteri bulun kardeşim, yeni müşteri. Çantayı biriniz alıp gidiyorsunuz, onunla anlaşamayınca öbürü hemen dalıyor, ‘Ben 1 dolar daha eksiğine vereceğim’. Bu olmaz. Bunun bu ülkeye bir faydası yok. Dışarıda bunu yapmayın. Yeni müşteri, yeni alan. Sonra bu teşvikleri veriyoruz diye, alıcılar da sizin kadar uyanık. Bunların hepsini hesap edip, şunu düş kardeşim, bunu düş, bunu düş yine sizi çırak çıkartırlar. Bu oyuna da gelmeyin. Şimdi adam mal alıyor, tarladan verecek gibi hesap yapmayın.” ifadelerini kullandı.

İhracatçıların bu hatır gönül işlerine de fazla itibar etmemesi gerektiğinin altını çizen Yıldırım, şöyle devam etti:

“Ticarette hatır gönül olmaz. Ticarette her şey hesap. Limanda tarife neyse o kardeşim. Başka bir şey yok. Konşimento bilmem ne, bunları geçin, varsa haberimiz olsun. 2023’te iddialı hedeflerimiz var, hedeflerimizden hala vazgeçmiş değiliz. Biliyorsunuz Türk insanı son dakika başarısıyla maruftur. Hep böyleyiz, özel sektörümüz de böyle, devlet de böyle.”

“TÜRKLERİN SON DAKİKA MUCİZESİ VARDIR”

Bu durumu Marmaray inşaatında bizzat kendisinin yaşadığını belirten Yıldırım, o süreçte yaşadıklarını şu sözlerle aktardı:

“2013 yılının başlarındaydı. Ocak ayında. Biz de Marmaray’ı Cumhuriyetin 90. yılında, 29 Ekim 2013’te açmaya karar verdik. O zaman Cumhurbaşkanımız, Başbakan. Oturduk dedik ki ‘Ya 29 Ekim’de açalım.’ Biz tabi böyle mosmor vaziyette, çünkü teslim tarihi 2018 kontrata göre. Sonra topladık bütün Türk ve Japon ortakları. Değerlendirme yaptık. Dedik ki ‘29 Ekim’de açıyoruz.' Japon, ‘Tamam, 29 Ekim 2018’de hazır hale getiririz’ dedi. ‘Duymadın galiba kardeşim' dedim, 'bu senenin 29 Ekim’inden bahsediyoruz.’ Adam ‘Hah’ dedi ayağa kalktı. ‘Otur, bakayım, otur sen, telaşa lüzum yok.’ dedim. ‘Yapamayız, edemeyiz mümkün değil’ deyince, ‘O zaman git Sarayburnu’ndan atla’ dedim yapamıyorsan. ’Adamı bir türlü ikna edemiyoruz.’ Yok olmaz’ diyor, başka bir şey demiyor. Bizim Türk ortaklar çekiniyor zaten konuşmuyor, ama Japon’u fişekliyorlar. Sonunda baktık işler kötüye gidiyor. Dedim ki ‘Sizi bu kadar üzmeyelim. Siz bırakın, yarın ben şantiyeyi devralıyorum.’ ‘Nasıl olacak’ dediler. ‘Size ne kardeşim, siz bırakın gerisini, sorumluluk bize ait, biz yapacağız. Biz yaparız açarız. Ama şöyle bir sıkıntı olabilir. Bu Japonlar da bu Marmaray’ı yapamadılar diye bir laf ederler. Ama önemli değil ya bu kadar işin arasında. Bu onlara çok ağır geldi, fakat yaptık. Sonunda nasıl yapıldığına onlar da inanamadı. Demiştim ki bakın kardeşim Türklerin son dakika mucizesi vardır, bu mucizeye inanın. Göreceksiniz yapacağız, siz olsanız da olmasanız da yapacağız.”

Yıldırım, “Ülkeye 14 yıldır hizmet ederken, zor olan hemen yapılır, imkansız biraz zaman alır. Böyle çalışmasaydık bu işlerin hiçbirini yapamazdık. Büyük işler yaptık, yapamadığımız işler de var onu da bu arada söylemek lazım, ayıp değil. Her şeyi yaptık dersek yanlış olur, bazı şeyleri de yapamadık. Bu zaman ekonomisinden kaynaklanıyor. Zamanın herkese göre değeri farklı. Emekli için farklı, memur için farklı, iş adamı için farklı, siyasetçi için farklı. Biz projeleri konuştuğumuz zaman arkadaşlar ‘Ne acele ediyorsunuz efendim, daha zaman çok diyor.’ O tabi 25 yılı, emekliliği düşünüyor, ben de bir daha ki seçimi düşünüyorum, öyle bir ayrıntı var.” diye konuştu.

Hükümet olarak toplumun her kesimiyle istişareye önem verdiklerini, bu çalışmaların bereketini, hayrını göreceklerinden tereddütleri olmadığını belirten Başbakan Yıldırım, burada dile getirilen sorunların ufak tefek düzenlemeler ve uygulamadaki titizliklerle aşılabileceğini kaydetti, bakanlarının gereken notları aldığını, kendisinin de bizzat takipçisi olacağını ifade ederek sözlerini tamamladı.

ETİKETLER