NTV

Başbakan Yıldırım: Açık uçlu sorular sorulacak

Anadolu Ajansı

Türkiye

Başbakan Binali Yıldırım, TEOG yerine gelecek yeni sistemle ilgili bilgi verdi. Çanakkale'de konuşan Yıldırım, liseye girişte 4 yılın başarı ortalamasının alınacağını ve tek sınav yapılacağını söyledi. Sorular da artık test değil, klasik olacak.

Başbakan Binali Yıldırım, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nin (ÇOMÜ) akademik yılı açılışında konuştu.

TEOG'UN YERİNE GELECEK SİSTEM

Konuşmasında üniversite sınavları ve TEOG konusunda açıklamalarda bulunan Başbakan Yıldırım, mezun olanların sayısıyla üniversitelerin kontenjan miktarının aynı olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

"2 milyon 400 bin öğrencimiz geçmiş yıllardan gelen ayrı tuttuğumuzda her mezun olan öğrenci iyi kötü bir yere giriyor. Demek ki kapasite arz talep sorunu ortadan kalkmış. Sorun ne? Geçmişten gelen birikim. Bunu bir kere bir şekilde halletmek gerekiyor. Şimdilik bunu bir kenara bırakırsak üniversiteye girişin sınav stresinin azaltılması lazım. Çünkü ihtiyaç yok. Olur da 10 milyon, 1 milyon alacaksın, millet birbirini kıracak. Yok böyle bir şey. Mezun olan sayısı da aynı üniversitelerin sunduğu kontenjan da aynı. Sorun nerede? Tabii herkes aynı yere gitmiyor, herkes Onsekiz Mart'a gitmek isterse o zaman sorun başlıyor. Onun da yolu bir sınava kaderi bağlamak yerine ta 4+4+4 bütün kademelerde öğrencinin kabiliyetine, yetkinliğine başarısına göre hazırlanması."

Öğrencilerin temel eğitimin 4 yılını ilkokul, 4 yılını ortaokul olarak okuduğunu anımsatan Yıldırım, "Öğrencinin liseye hazırlanması lazım. Spor lisesine mi, sanat lisesine mi, sosyal bilimlere mi, fen bilimlerine mi, imam hatibe mi, Anadolu lisesine mi gidecek? Nereye gidecekse ikinci 4 yılda şekillenmesi lazım. Yeni uygulama bunu getiriyor. Sınav kalkıyor. Her yılın yıl sonu başarı ortalaması alınıyor 5, 6, 7 ve 8... Bu bir veri. Ayrıca derslerdeki öğrencinin ilgisi ve kabiliyeti ne tarafa gidiyor? Matematik mi, Türkçe mi, sosyal bilimler mi, spor mu, sanat mı... Buralar izleniyor ve tespit ediliyor. Buna belirli bir oranda da katkı yapan yine 8. sınıfta sınav yapılıyor. O sınav nasıl oluyor? O sınavın soruları soru bankasından geliyor. Her okul, her sınıf kendine göre yapmıyor. Neden? Hormonlama ve şişirme olmasın. O sınavları, soru havuzundan, bankasından çekiyorlar her okul, her sınıf yapıyor. Okuma sistemini de onlar yapmıyor. Dışarıda yapılıyor" diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, elektronik sistemle sınavların okunduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Olay bu. Burada elde edilen sonuç 4 yılın sonucuyla birleştiriliyor. Bir mezuniyet ortaya çıkıyor. O mezuniyet puanına göre öğrenci istediği yere yerleşiyor. Böylece 'Torpil oldu, o oldu, bu oldu, işte zayıf okuldaki öğretmen daha fazla not verdi.' Şu okula yerleşmesi için ayrı kurs veriyor. Evde kurs veriyor. Çocuklar çocukluğunu yaşamaktan maalesef ona imkan tanınmıyor. Perişan oluyor. Stres. Sınava girecek her tarafı titriyor çocuğun. 6. sınıfa giden torunum var. Gittim, boynuma sarıldı. 'Dede TEOG kalktı, ne güzel.' dedi. 'Kızım senin TEOG'la ne işin var?' dedim. O bile TEOG stresine girmiş. Daha iki sene var. Yazık günah değil mi bu evlatlarımıza. Bırakalım istedikleri gibi sosyal faaliyetlerini de yapsınlar, derslerine de çalışsınlar. Hepsini bir araya getiriyoruz, bir sonuç elde ediyoruz. Onunla da zaten okullar kalitelerine göre bakacaklar. Yerleştirmesini yapacak. Bu konuda ana babayı strese sokan, mali sıkıntıya sokan bu anlamsız yarış. Dersleri öğrenmeyi bırakıyor öğrenci. Hababam TEOG nasıl kazanılacak? Tiyolar, 'Şöyle yaparsan böyle yaparsan alırsın.' Burada bir de sorular testti bayağı sınıfta yaptığı klasik sorular olacak. Açık uçlu sorular. Sosyal bilgiler 'Şunu anlat' matematik, 'Şu problemi çöz.' A, B, C şıkkı mı falan yok. Açık uçlu sorular sorulacak. Çalıştıysa, hazırlandıysa öğrenci zaten buna cevap verecek. Buradan alınacak sonuçlar da mezuniyette esas belirleyici notlar olacak."

ÜNİVESİTEYE GİRİŞ

Ünivesitelerde de sınavların basitleştirileceği bilgisini veren Yıldırım, şunları anlattı:

"Buna benzer bir şey. Sınav olacak. Tek bir sınav. Bir müddet daha. Bu da esasında ortaokuldan liseden gelen başarıyla birleştirilerek bu sınav gerçekleştirilecek. Bu sınav tek başına belirleyici bir sınav olmayacak. Böylece öğrencilerimizin 12 yıllık birikimini bir iki saatlik heyecana sığdırarak onların geleceğini belirleyemeyiz. Karartamayız. O yüzden velilerimiz ve öğrencilerimiz rahat olsunlar. Bizim istediğimiz onların kabiliyetlerinin en uygun olduğu kendilerini geliştirmek için en fazla istedikleri alan nereyse oraya gitmeleridir. Üniversiteye girerken sınav vardı. Puan veriliyordu elimize, nereye gideceğin belli değil. Gece 11'de TRT'ye girerdi. Falanca üniversite şu arada kayıt yapıyor. Yarım saat. Sabah koştur koştur oraya. Onlar diyor ki 'Kaçırdınız. Değişti. Kayıt yapamıyorsun. Senin puanın yüksek indirmişler. Bir alttakini al.' Oradan bu tarafa, oradan öbür tarafa koştur. Bir türlü istediğin yere giremiyorsun. Elinde puanın olduğu halde giremiyorsun."

Başbakan Binali Yıldırım, o günlerden bugünlere gelindiğini belirterek, daha iyisini de mutlaka başaracaklarını kaydetti.

Akademik yılın ülkeye, millete ve geleceğe hayırlı olması temennisinde bulunan Yıldırım, öğrencilere şöyle seslendi:

"Akademi dünyamızın değerli mensuplarına, hocalarına başarılar diliyorum. Öğrenci kardeşlerimize yeni akademik yılda başarılı bir çalışma diliyorum. Gençler bizim geleceğimiz. Şu anda nüfusumuzun yüzde 100'ü genç değil. Ama gelecekte yüzde 100'ü gençlerden oluşacak. Biz bu emaneti ve sorumluluğu sizlere devredeceğiz. Sizlere devrederken de gözümüz arkada kalsın istemiyoruz. O yüzden bu altın yıllarınızın bir saniyesini bile boş geçirmeyin. Üniversiteden sonra kendinizi geliştirmek için çok vaktiniz olmayacak. Hayata atılacaksınız. Hayatın zorluklarıyla boğuşacaksınız. Ben 45 yaşında lisan öğrenen biriyim. Ortaokulda, lisede, üniversitede, masterda aldım. Bitirdiğim zaman baktım ki bir şey bilmiyorum. 45 yaşında tekrar lisan öğrenmek mecburiyetinde kaldım. Siz öyle yapmayın. Bu yılları dil öğrenmek için bir fırsat bilin. Çünkü dil bilmek önemli. Ama dil tamam ama bir yabancı dil bilirseniz fark yaparsınız. Mukayeseli üstünlük sahibi olursunuz. Bunu sakın ihmal etmeyin. Bütün arkadaşlarınıza kucaklayıcı olun. Empati yapın. Ayrıştırıcı olmayın. Bu topraklar hepimize yeter. Zararlı fikirlerin kafanıza girmesine asla müsaade etmeyin. Bölücülük gelince reset atın kafaya."

"7 milyon 200 bin öğrencimiz var. Bazı ülkelerin nüfusları bunun altında. Belki en az 40-50 tane BM'ye üye ülke nüfusu Türkiye'deki üniversite nüfusundan küçük ama burada bir eksiklik görüyorum. Yabancı öğrenci sayısı istediğimiz düzeyde değil, 108 bin... Halbuki normal şartlarda bizim minimum 350 bin öğrencimiz olması lazım. Bundan sonraki çalışmalarda bu konuya biraz daha eğilmenizi istiyorum. Bu hem maddi katkıdır ama onun da ötesinde burada okuyan her öğrenci bu ülkenin vatandaşı gibi gittiği yerde ülkemizin gönüllü elçisidir. Bu çok önemli bir şey. Bu tecrübeyi yaşamış biri olarak söylüyorum. 2 sene İsveç'te kaldım. İsveç hakkında benim kafamda yer etmiş şeyler var. İşte bu bizim milyarlar harcayarak yapamayacağımız bir iştir. FETÖ bunu yaptı ama ihanet etti ama onlar bu duygularımızı kötüye kullandılar. Bayrağımızı istismar ettiler, Atatürk'ü istismar ettiler, değerlerimizi, dinimizi, kutsalımızı istismar ettiler. Şimdi omuz omuza, rükuda duran iki insan birbiri hakkında şüphe duyuyor. Yaptıkları en büyük kötülüktür bu. Acaba bu ne? Onun için bu değişik ülkelerden şu anda bin kadar öğrencimiz var, 62 ülkeden. Fena değil ama bu sayıyı minimum üniversite nüfusunun yüzde 5'i olmalı. Size bir hedef. 10 demiyorum. 2 bin 500 yeter. Bunun için gayret ederseniz ülke için de üniversite için de Çanakkalemiz için de güzel bir hizmet olur. Buraya gelen burayı gören herkes mutlaka gittikten sonra tekrar gelir. Çünkü, 'Öğrencilikte bir şey anlamadım der bir daha gideyim bakayım Çanakkale'ye eski hatıralarımı tekrar yaşayayım' diye tekrar gelirler."

"YABANCI ÖĞRENCİ SAYISI İSTEDİĞİMİZ DÜZEYDE DEĞİL"

AK Parti'nin göreve başladığında Türkiye'de 76 üniversite bulunduğunu bugünse bu rakamın 186'ya ulaştığını aktaran Yıldırım, bugün her ilde üniversite bulunduğunu ve bu konuda iyi bir noktaya ulaşıldığını söyledi.

Başbakan Binali Yıldırım Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

"7 milyon 200 bin öğrencimiz var. Bazı ülkelerin nüfusları bunun altında. Belki en az 40-50 tane BM'ye üye ülke nüfusu Türkiye'deki üniversite nüfusundan küçük ama burada bir eksiklik görüyorum. Yabancı öğrenci sayısı istediğimiz düzeyde değil, 108 bin... Halbuki normal şartlarda bizim minimum 350 bin öğrencimiz olması lazım. Bundan sonraki çalışmalarda bu konuya biraz daha eğilmenizi istiyorum. Bu hem maddi katkıdır ama onun da ötesinde burada okuyan her öğrenci bu ülkenin vatandaşı gibi gittiği yerde ülkemizin gönüllü elçisidir. Bu çok önemli bir şey. Bu tecrübeyi yaşamış biri olarak söylüyorum. 2 sene İsveç'te kaldım. İsveç hakkında benim kafamda yer etmiş şeyler var. İşte bu bizim milyarlar harcayarak yapamayacağımız bir iştir. FETÖ bunu yaptı ama ihanet etti ama onlar bu duygularımızı kötüye kullandılar. Bayrağımızı istismar ettiler, Atatürk'ü istismar ettiler, değerlerimizi, dinimizi, kutsalımızı istismar ettiler. Şimdi omuz omuza, rükuda duran iki insan birbiri hakkında şüphe duyuyor. Yaptıkları en büyük kötülüktür bu."

"EN AĞIR CEZAYI MUTLAKA ALACAKLARDIR"

Türkiye'nin aynı anda 3 terör örgütüyle mücadele eden tek ülke olduğunu, 15 Temmuz alçak darbe girişiminin arkasında FETÖ terör örgütünün olduğunu, bu örgütün 15 Temmuz'dan sonra artık tam anlamıyla açığa ve gerçek niyetlerinin ortaya çıktığını anlattı.

250 şehit, 2 bin 194 gazi olan, adeta bir savaş sonucu bağımsızlığın ve demokrasinin kazanıldığı bir sürecin arkasından hukuk içerisinde bu alçak örgütle mücadelenin tüm hızıyla devam ettiğini dile getiren Yıldırım, "Her ne kadar mahkemelerde tiyatro oynasalar da yargıyı yanıltmaya gayret etseler de terörist başının gönderdiği rüya tabirlerine göre rollerini oynasalar da hiç bir faydası yok. Hukukun içerisinde hak ettikleri en ağır cezayı mutlaka alacaklardır. Şehitlerimizin kanı yerde kalmayacak, gazilerimizin ahı yerini bulacak ve bunlar gerekli şekilde cezalandırılacak. Ben rektörümüzü tebrik ediyorum. Burası onların üslendiği önemli merkezlerden biriydi. Kararlı bir mücadele sonucu şimdi görüyorum ki burada bu mikrop temizlenme noktasına gelmiş" diye konuştu.

Üniversitelerin bir ülkenin gelişmesi için vazgeçilmez kurumlar olduğunu, 3 katlı entegral, diferansiyal denklemlerin öğrenilebileceğini ancak bunları öğrenmenin tek başına bir işe yaramayacağını belirten Yıldırım, şöyle devam etti:

"Bunlardan çıkaracağınız sonuçlar önemlidir. Bir olaya bakışınızın açısı ne kadar çok genişlemişse, ne kadar çok muhakeme yeteneği kazanmışsanız, ne kadar sorunları analitik düşünebiliyorsanız... Eğer bu ve buna benzer FETÖ gibi bölücü terör örgütleri gibi, marjinal, marksist, lenist örgütler gibi bölücü yıkıcı faaliyetlerin etkisinde kalmıyorsanız, o zaman üniversite size hak ettiğiniz bilimi, bilgiyi veriyor demektir. Bir bakıyorsunuz hiçbir birikimi olmayan, diploması olmayan bir adamın etrafında üniversite okumuş, profesör olmuş adamlar fırıl fırıl dönüyor. Yarım bıraktığı ekmeği kapıp yemek için birbiriyle kavga ediyorlar. Tabağında bıraktığı yemek için birbirlerine giriyorlar. Akla ziyan bir iştir. Böyle bir şey olur mu değerli kardeşlerim. Allah akıl, fikir vermiş, Allah bize engin bir muhakeme kabiliyeti vermiş. Tabii inancımız var, inanacağız ama inancımızın istismar edilmesine, kullanılmasına, belirli kötü niyetli örgütlere değerlerimizi satmayacağız. Kafalarımızı kiraya vermeyeceğiz. Bizim sahip olduğumuz değerler bize yeter. Nedir o değerlerimiz? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bu bize yeter, başka birşeye ihtiyacımız yok. Birliğimiz, beraberliğimiz, toprak bütünlüğümüz, kardeşliğimiz."

KUZEY IRAK'TAKİ REFERANDUM

Yıldırım, Kuzey Irak'taki referanduma ilişkin de şu değerlendirmeleri yaptı:

"Kuzey Irak'ta bir referandum oldu. Efendim işte 'orada Kürtler'in daha iyi şartlarda yaşamasına niye karşı çıkıyorsunuz?' Kim vadediyor? Oradaki Kürtler'in daha iyi şartlarda yaşayacağını kim söylüyor? O referandumu bütün dünyaya inatla, Türkiye'nin ikazlarına inatla, Irak merkezi hükümetinin açıkça karşı çıkmasına, İran'ın, komşu ülkelerin karşı çıkmasına rağmen inatla yapmak isteyen, yapan bu yöneticilerin orada yaşayan Kürtler'i, Araplar'ı, Türkmenler'i, Asuriler'i, Ezidiler'i, Keldaniler'i düşündüğünü mü zannediyorsunuz? Kendi ikbal hırsları için, kendi iktidarlarının devamı için milyonlarca insanı maceraya sürüklemede tereddüt etmediler. Asıl sorunlar bundan sonra başlıyor. Düşünün orada bağımsız, yapay bir devlet. Kuzey, güney, doğu kapalı, Suriye de kapalı. Ne yapacak, nerede nefes alacak? Çok kısa sürede o insanlar, en önce onların karşısına çıkacak. Tebaandaki ahaline birşey yaparken kendini düşünmeyeceksin. Onların geleceğini düşünüceksin. Zaten bugüne kadar DEAŞ'tan, PKK'dan, çeşitli Irak'taki darbelerden, işgalllerden her türlü ezayı cezayı çekmiş bu insanlar. Yetmedi mi? Şimdi bir bela da siz ihtiraslarınıza kurban giderek bunlara reva görüyorsunuz."

Yıldırım, Kürt kardeşleriyle hiçbir problem olmadığını, Türkiye'de Kürdüyle, Türküyle, Lazıyla, Çerkeziyle, her mezhep ve meşrepten vatandaşla bir, beraber ve kardeş olunduğunu, 80 milyonun birlikte Türkiye olduğunu aktararak, aynı şekilde Irak'ta, Suriye'de yaşayan Kürt ve Türkmenler ile Araplar'ın da dindaş ve komşu olduğunu dile getirdi.

Ayrılık ateşini yakanların, bölgedeki sorunların çözümü için değil, sorunların daha da büyümesi için en önemli yanlışı yapanlar olduğuna dikkati çeken Yıldırım, "Bizim derdimiz bunlar. Hiçbir şekilde orada yaşayan insanlara, sivillere bunun bedelini ödetmeyeceğiz. Alacağımız her türlü tedbir bu yanlışı yapanlara karşı olacak. Hiçbir zaman masum halka karşı bir tedbir bizim şanımıza da yakışmaz, geçmişimize de yakışmaz, geleceğimize de yakışmaz" dedi.

"TÜRKİYE'YE DEĞEN OY KAYBEDİYOR"

Başbakan Yıldırım, Türkiye'nin ikinci büyük mücadelesinin bölücü terör örgütü PKK olduğunu, bugün yine şehitler verildiğini belirterek, şehitlere Allah'tan rahmet, gazilere ve yaralılara şifa diledi.

Yıldırım, "Şunu büyük bir rahatlıkla söylerim ki son iki yıldır yaptığımız mücadele sonucu terör örgütü belini doğrultamaz hale gelmiştir. Çok değil iki yıl önce bir yılda dağa götürdükleri genç sayısı 3 binin üzerindeydi. Şu anda bu sayı onun altında. Götüremiyorlar. Çünkü gençler gördüler, çıkmaz yolu da gördüler, geleceği de gördüler. Gelecek Türkiye'de, gelecek Türkiye Cumhuriyeti'nin 80 milyonuyla bir ve beraber olmasıdır. Bunu gördü" diye konuştu.

Sadece güvenlik esaslı mücadelenin sürdürülmediğini, aynı zamanda sosyal, ekonomik ve kalkınma mücadelesini de eş zamanlı olarak yaptıklarını dile getiren Binali Yıldırım, geçen yıllarda başlatılan hendek, çukur siyasetinin şehirleri işgal etme girişimi sonucu bir tahribat olduğunu belirtti.

Yıldırım, ilçeler, belli başlı illerin neredeyse yerle bir olduğunu, bunların hepsinin yeniden inşa edildiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Büyük bedellere mal oluyor. Olsun. Kim için yapıyoruz? İnsanımız, milletimiz, geleceğimiz için yapıyoruz. Onun için değerli gençler ayrılıkçı söylemlere asla itibar etmeyin. Bunu yapanlara da en şiddetli şekilde cevabınızı verin. Bölücü olsun, din istismarcısı olsun, mezhep istismarcısı olsun, kim olursa olsun. Bugün yabancı düşmanlığı, İslam düşmanlığının Arupa'da ne kadar rağbet gördüğüne hep beraber şahit oluyoruz. Bu Avrupa'nın geleceğininin en büyük sorunudur, en büyük felaketidir. Yapılan seçimleri gördük, referandumda Avrupalılar'ın ortaya koyduğu iki yüzlülüğü gördük. Ülkemiz hakkında ne kadar yıkıcı söylemler içinde olduklarını gördük. Bundan fayda sağladılar mı? Katiyen sağlamadılar. Hollanda denedi. Kaybetti. Almanya denedi kaybetti. Kim denerse kaybediyor. Türkiye'ye değen oy kaybediyor."

Avrupa Birliği'nden gelecek vizyonunu belirlemelerini istediklerini ifade eden Yıldırım, "Nereye gitmek istiyorsunuz, kiminle gitmek istiyorsunuz. Türkiye mecbur değil size. En fazla sizin kazancınız. Türkiye'yi bu sisteme dahil etmenin Avrupa'ya Türkiye'den daha fazla faydası var" dedi.

ÇANAKKALE HAVALİMANI TERMİNAL BİNASI AÇILIŞ TÖRENİ

Başbakan Yıldırım, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nin akademik yılı açılışındaki konuşmasından önce Çanakkale Havalimanı Terminal Binası açılış törenine katıldı.

Buradaki konuşmasında Çanakkale'nin 15 yıllık hükümetleri döneminde ulaşım ve diğer birçok alanda çok büyük hizmetler gördüğünü anlatan Yıldırım, şöyle devam etti:

"Çanakkale deniz taşımacılığı hemen hemen bitmişti. Bugün adalar dahil olmak üzere Çanakkale'de çok düzenli, gelişmiş bir deniz yolcu taşımacılığı hizmeti verilir hale geldi. Çanakkale'nin komşu illerle bağlantısı yoktu. Edirne, Tekirdağ, Bandırma, Balıkesir ve İzmir'le bağlantıları çok zayıftı. Bütün bunları bölünmüş yollar haline getirdik ve Çanakkale'yi hem Ege'ye hem Marmara'ya hem de orta Anadolu'ya ulaşılır hale getirdik. Çanakkale'de tarihi yarımadanının önceki halini biliyorsunuz. Nereden nereye geldi. 'Çanakkale geçilmez' diyen ecdadımızın, şehitlerimizin meftun olduğu o bölge bugün Türkiye'nin en onurlu, en prestijli alanları haline geldi. 18 Mart'ta, 24-25 Nisan'da akın akın insanlar geliyor, tarihini, geçmişini öğreniyor ve geleceğe heyecanla, umutla bakıyor."

Başbakan Yıldırım, Çanakkale'de 15 yıl önce hava ulaşımının da olmadığını dile getirerek, havalanını açtıklarını, pistini de büyüttüklerini, şimdi de 12-13 bin metrekarelik, hem iç hatlara hem dış hatlara hizmet edecek bu terminali armağan ettiklerini söyledi.

"1 KASIM'DAN İTİBAREN İSTANBUL'DAN DA GÜNLÜK SEFERLER BAŞLAYACAK"

Çanakkale'ye Ankara'dan günlük seferler yapıldığını dile getiren Yıldırım, "1 Kasım'dan itibaren inşallah İstanbul'a da günlük seferler yapılacak. Atatürk Havalimanı'na, böylelikle iki büyük şehrimize, oradan da yurt dışına bağlantılar gerçekleşmiş olacak" dedi.

Yıldırım, Çanakkale'ye 2003'te ilk defa geldiğinde bir şey fark ettiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Çanakkale geçilmez, yazısı her yerde yazıyordu. Atalarımız, ecdadımız düşmana karşı 'Çanakka'le geçilmez' dedi ve geçilmedi. Ama daha sonra Çanakkale ulaşımda da geçilmez hale gelmiştir. Denizde yok, karada yok, havada yok. Ecdat düşman için geçilmez dedi. Çanakkale Türkiye için geçilir, Türk milleti için geçilir, havadan da gelinir, karadan da gelinir, denizden de gelinir. Çanakkale yolu en fazlasıyla hak eden bir ilimiz. Çünkü Türkiye'nin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bağımsızlık yürüşüyünde en önemli direnişin, destanların yazıldığı şehrin adıdır."

"TÜRKİYE HAVACILIKTA DESTAN YAZDI"

Başbakan Binali Yıldırım, Türkiye'nin son 15 yılda havacılıkta sadece Türkiye'de değil, dünyada destan yazdığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Türkiye'nin bugün havacılıkta dünyada 11'inci, 28 Avrupa ülkesi arasında 5'inci sıraya yükseldi. Bayrak taşıyıcımız Türk Hava Yolları, Avrupa'nın ikinci büyük şirketi haline geldi. Nereden nereye... İç-dış hat, 34 milyon yolcudan bugün 174 milyon yolcuya çıktı. Bu sene sonunda 190'ı geçecek. 350'den fazla noktaya uçuş yapıyoruz. Dünyada daha fazla uçuş yapan bir başka havayolu yok. 159 ülkeye doğrudan uçuşlarımız var. Bu ne kadardı 60 ülke. 60'tan 159'a geldi. 55 uçağımız vardı şimdi sayısını bilmiyorum. 500 uçağı buldu özel sektör, Türk Hava Yolları... Daha çok şey anlatılabilir. Hava alanlarında çalışanların sayısı 4 kat arttı. Dünyanın en büyük havalimanını Türkiye yapıyorsa boşuna yapmıyor, bu 15 yıllık bir başarının bir sonucudur. Türkiye'ye yakışan da budur."

Terminalin Çanakkale'ye hayırlı olması temennisinde bulunan Yıldırım, kentin buradan yapılacak seyahatlerle ekonomik olarak ve turizm bakımından çok daha büyük bir fayda sağlayacağını vurguladı.

Yıldırım, 2018'in "Troia Yılı" ilan edildiğini hatırlatarak, "Kültür ve Turizm Bakanlığımız buna yönelik de çok büyük bir etkinlik, program planlıyor. Böylece Çanakkale'ye hem yurt içinden hem yurt dışından çok daha fazla misafer gelecek. Çanakkale'mizi çok daha iyi tanıtma imkanına sahip olacağız" dedi.

Yapımı tamamlanarak hizmete alınan Çanakkale terminalinin hayırlı, uğurlu olmasını dileyen Yıldırım, emeği geçenlere de teşekkür etti. Başbakan Binali Yıldırım ve berabarindekiler daha sonra kurdele keserek Çanakkale Havalimanı yeni terminal binasını hizmete açtı.

ETİKETLER