NTV

Biyoyakıtlar tehlikeli mi?

Türkiye

Biyoyakıtların daha fazla karbondioksit salımına neden olduğu düşünülüyor...

Avrupa Birliği (AB) liderleri Aralık 2008’de yeni bir Yenilenebilir Enerji Yönergesini kabul ettiler. Buna göre 2020 yılına kadar her üye devletin ulaşım yakıtlarının yüzde 10’unu aralarında biyoyakıtlar, hidrojen ve çevre dostu elektrik üretimi sağlayan yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamaları gerekiyor.

Euroactive'in bu konuda yaptığı haber ise şöyle:
Yönergede ayrıca biyoyakıtlar için sürdürülebilirlik kıstasları da belirleniyor. Birliğin, biyoyakıtların fosil yakıtlarıyla karşılaştırıldığında karbon çıkışını en az yüzde 35’ini karşılayacak şekilde kullanılması öngörülüyor. Rakamın 2017’de yüzde 50’ye 2018’de yüzde 60’a çıkarılması hedefleniyor.

Ancak biyoyakıt üretiminin artırılmasının ormanlık alanların yok edilmesini tetikleyeceği ve gıda güvenliği üzerinde ciddi sonuçları olacağı, enerji üretim sağlanacak mahsullerin diğer ekim alanlarında yaygınlaştırılacağı gibi endişeler artmaya başladı.

Yenilenebilir Enerji Yönergesi ve Yakıt Kalitesi Yönergesi geçen yıl aralık ayında AB iklim değişikliği ve enerji paketine dâhil edildi. Yönergelerde Avrupa Komisyonu’ndan toprak kullanımında dolaylı yoldan meydana gelen değişikliğin sera gazı çıkışı üzerindeki etkilerinin ve bu etkilerin nasıl en alt seviyeye indirilebileceği üzerine bir rapor hazırlamasını talep ediyor.

AB önümüzdeki on yılın sonuna kadar ulaşımda kullanılan yakıtın yüzde 10’unun yenilenebilir enerji kaynaklarıyla özellikle biyoyakıtlarla sağlanması hedefini belirlemişti. Ama şimdi birlik bu hedefin çevre üzerindeki potansiyel olumsuz etkileri üzerinde düşünüyor.

Konuyla ilgili dört büyük çalışma hâlen devam ediyor.

Endişelerin en başında biyoyakıt üretiminin emtea piyasasında ürün sıkıntısına sebep olması ve gıda fiyatlarında artışa, çiftçileri yeni ekim alanı arayışıyla tropikal ormanları yok etmeye yöneltmesi geliyor.

Ormanların yakılması büyük ölçüde CO2 çıkışına sebep olurken biyoyakıtların iklim üzerindeki muhtemel olumlu etkilerini de bertaraf etmiş oluyor.

Kuzey Amerika’da yetiştirilen soya fasulyesinden elde edilen biyodizelin karbon ayak üzerinde dolaylı etkisi olduğu ve standart dizelin etkisinden dört kat daha fazla etkisi olduğu belirlendi. AB raporundaki ekte belirtilen rakamlar (her gigajoule için339,9 kg CO2 çıkışı) aralıkta rapor yayınlanmadan önce metinden çıkarıldı.

Raporun gözden geçirilmesi danışmanlardan birinin (Fraunhofer of Germany) kısmen geri adım atmasına sebep oldu.

Ancak Reuters haber ajansının bilgi edinimi özgürlüğü çerçevesinde raporun bir kopyasına ulaşmasıyla gerçek ortaya çıkmış oldu.

Avrupa Komisyonu delili saklamak için rapor üzerinde oynanmadığını yalnızca yayımlanmadan önce daha ayrıntılı bir analiz yapmak istediklerini duyurdu.

Yaptığı yazılı açıklamada Komisyon “Bu çalışmayla hazırlanan analizin birçoklarınca uygu görülmeyen bir yöntemle yapıldığını ve bu nedenle analizin rapordan çıkarılmasının daha doğru olacağını” kaydetti.

Rapora yapılan ekte biyoyakıtların başlangıçta düşünüldüğü kadar çevre dostu olmadığına ilişkin verilerin arttığına dikkat çekildi.

Çevre dostu ulaşıma destek veren kampanya grubu T&E görevlisi Nusa Urbancic “Altı haftada üçüncü kez Avrupa Komisyonu biyoyakıtların iklim üzerindeki etkileri konulu çalışmaları yayınlaması için zorlandı. Ve üçüncü kez bu çalışmalar toprak kullanımının biyoyakıtlara yönelmenin makul olup olmadığının karar verilmesinde önemli bir etken olduğunu gösterdi” şeklinde konuştu.

Üzüm çekirdeğinden biyodizel üretilmesinin ise her gigajoule için 150,3 kg CO2 çıkışına sebep olduğu, şeker pancarından elde edilen etanol için bu rakamın 100,3 kg CO2 olduğu kaydedildi. Her iki rakamında geleneksel dizel veya gazın sebep olduğu emisyondan çok daha yüksek olduğu geleneksel yöntemlerle elde edilen dizelin sebep oldu CO2 çıkışının 85 kg olduğu belirtildi.

Öte yandan Latin Amerika’da yetişen şekerkamışından elde edilen biyoetanol ile Güneydoğu Asya’da üretilen hurma yağından elde edilen biyoetanolden göreceli olarak ve sırasıyla 82,3 kg ile 73,6 kg CO2 çıkışı kaydedildiği belirtildi.

Fakat araştırmalara katılan bilim adamlarından biri konunun doğru ve iyi anlaşılabilmesi için daha yapılması gereken çok iş olduğunu, farklı biyoyakıt kaynaklarının farklı özelliklerinden kesin sonuç çıkarmanın yanlış olduğunu söyledi.

Fraunhofer’den Wolfgang Eichhammer “Önemli olan daha fazla araştırma yapma yeni sürdürülebilir kıstaslar bulma ve biyoyakıtların üretim kaynakları üzerinde çok dikkatli olmamız gerektiğidir. Ayrıca yeterli verim sağlamayan biyoyaktıların yok edebilmeliyiz” dedi.

Eichhammer bilimin tarafsızlığı adına geri adım attığını belirterek konuyla ilgili Komisyon çalışmalarının değerini vurguladı.