NTV

CHP Sözcüsü Böke'den ''Karargah rahatsız'' yorumu

Anadolu Ajansı

Türkiye

CHP Sözcüsü Böke, 25 Şubat'ta Hürriyet gazetesinde yayımlanan "Karargah rahatsız" başlıklı habere ilişkin, "AKP ne yaparsa yapsın geleneksel mağdur olma şenliklerini başlatamadı bir türlü. Boşuna çabalamasınlar, milletin de bizim de artık bu danışıklı dövüşlere karnımız tok'' dedi.

İlişkili Haberler

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında parti genel merkezinde toplandı.

Yaklaşık 4 saat süren toplantının ardından açıklamada bulunan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke, "Türkiye'nin hayırlı bir geleceği seçeceği referanduma 48 günün kaldığını" söyledi.

Referandum yaklaşırken, bir oldu bittiyle demokrasiyi ortadan kaldırmaya niyet edenlerin, rejim değişikliğini ülkeye sunanların telaşının büyüdüğünü savunan Böke, "Hayır"ın dalga dalga büyüdüğünü görenlerin telaşının, çarpıcı itirafları da beraberinde getirdiğini bildirdi.

Tarihe "Başbakanlığı ve kendi hükümetini ortadan kaldırmak için kampanya yapan ilk ve tek başbakan olarak geçecek Binali Yıldırım'ın" hafta sonu "Tek adam olacak, başka ne olacak" dediğini öne süren Böke, getirilmek istenenin bir tek adam rejimi olduğunu CHP'nin, saygın anayasa hukukçularının ve milletin zaten bildiğini aktardı.

Böke, söz konusu değişiklikle ilgili CHP, "Tek adam olacak, Meclis feshedilecek, yargı bağımsızlığı olmayacak" dediğinde itirazların edildiğini anımsatarak, "Şimdi Başbakanın telaş kaynaklı bu itirafıyla bu konu da böylece tamamen kapanmış oldu. Bir tek adam rejiminin getirildiği, AKP'nin kendisi tarafından da itiraf edilmiş oldu. Dolayısıyla artık Türkiye'nin 16 Nisan'da neyi oylayacağı konusunda herhalde kimsenin tereddüdü kalmamıştır. Türkiye'nin önüne konmuş olan yol ayrımı çok açık" ifadesini kullandı.

"Ülkenin tapusu tek adamın mı olacak, yoksa ülkenin tapusu 80 milyonun mu olacak?" diye soran Böke, bu referandumda "Egemenlik kayıtsız şartsız millette mi olsun, yoksa egemenlik tek bir kişiye teslim mi edilsin Egemenlik milletin temsil edildiği Meclis yoluyla mı kullanılsın, yoksa egemenlik tek bir kişinin koltuğunda oturduğu sarayda mı kullanılsın?" sorularının oylanacağını savundu.

"Tek adam rejimi" olduğunda nelerin yaşanacağını, dünya örneklerinden, 2,5 yıldır yaşanan fiili durumdan 80 milyonun çok iyi bildiğini ileri süren Böke, "Tek adam rejimi istikrarsızlık, yoksulluk, hayat pahalılığı, darbeler getirir, tek adam rejimi şiddeti, ayrıştırmayı, terörü besler, tek adam rejiminde cebinizdeki para erir, biter. Tek adam rejiminde kaos, belirsizlik, öngörülemezlik olur. Oysa tek adam değil, milletin egemen olduğu demokrasilerde istikrar, refah, umut olur, herkes yarınından emin olur. Yarınından emin olduğu için yatırım olur, yatırım olduğu için istihdam olur. En önemlisi demokrasi olduğunda güvenli bir yaşam olur. Ne can ne mal güvenliğimizden tedirgin olmayız" dedi.

"TEK ADAM REJİMİNDE KEYFİLİK OLUYOR"

Böke, tek adamın bulunduğu Suriye, Irak, Mısır, Libya'da yaşananların görüldüğüne işaret ederek, "Nerede tek adam varsa, orada istikrarsızlık, kaos var. Millet yok, bir kişi var. Bizzat yine Türkiye'de de son 2,5-3 yıldır yaşıyor olduğumuz saray rejimi de bu hukukun uydurulmaya çalışıldığı bu durum yoluyla, tek adamın istikrarsızlık olduğunu bize çok açıkça gösterdi" ifadesini kullandı.

Tek adam rejimi olduğunda, siyasi istikrarın yok olduğunu savunan Böke, şöyle devam etti:

"Bugün tek adam rejimini savunanlar, 1 Kasım'da milletin kapısını çaldılar ve dediler ki 'Bize oy verin, istikrar getireceğiz.' 6 ay geçmedi, bir baktık Başbakan bir gecede gitti, fırlatıverdiler, kapının önüne konuverdi. Bundan büyük istikrarsızlık olabilir mi Bir başbakanın bir gecede fırlatıldığı bir düzende öngörülebilirlik olabilir mi Tek adam rejimi olduğunda keyfilik oluyor, keyfilik olduğunda da istikrarsızlık oluyor. Yine tek adam rejimi Türkiye'nin bütün kurumlarını çökertti. Yargısını, ordusunu, devletin kendisini bu tek adam rejimi çökertti. Ülke açıkça terör örgütlerinin eline bırakıldı, darbe girişimi yaşandı. Bundan büyük istikrarsızlık olabilir mi Tek adam olduğu zaman o tek adam kolaylıkla kandırılabilir, o tek adam kolaylıkla hata yapabilir ama o hatanın ve kandırılmanın bedeli 80 milyon için istikrarsızlık olur."

Böke, "tek adam rejiminde sadece siyasi değil, ekonomik istikrarsızlığın da olacağını, yatırımın da istihdamın gerçekleşmeyeceğini" ileri sürdü.

"770 BİN KİŞİ İŞSİZ KALDI"

Türkiye'nin hukukun üstünlüğü konusunda 113 ülke arasında 99'uncu olduğunu savunan Böke, hukukun ve kuralın bulunmadığı yerde, yatırımın da istihdamın da olamayacağını bildirdi.

Böke, iş yapma kolaylığında Türkiye'nin 2,5 yılda 18 ülkenin gerisine düştüğünü ileri sürerek, buna istikrarsızlık ve belirsizliğin yol açtığını belirtti. Bu istikrarsızlık sebebiyle bu 2,5 yılda 770 bin kişinin işsiz kaldığını iddia eden Böke, tek adam varsa, toplumsal istikrarın olamayacağına değindi.

Tek adam rejiminin, kendi siyasi hırsıyla bütün toplumu yok saydığını, toplumun yarısını "terörist" ilan ettiğini ileri süren Böke, "Yüzde 50'nin terörist ilan edildiği, yüzde 50'nin sistem dışına itildiği bir toplumda, sistemde istikrar, barış, birlikte yaşama olmaz. Kutuplaşma, ayrımcılık, yok saymak olur. Öyle olduğunda da bunun bedelini yüzde yüz, herkes, hep beraber öder" dedi.

Böke, Türkiye'ye son 2,5-3 yıl içerisinde yaşatılan ve sonunda ekonomik, toplumsal ve siyasi istikrarsızlık getirmiş olan tek adam rejiminin kalıcı hale getirilmek istendiğini belirtti.

"YÜKSELEN 'HAYIR'I GÖRÜYORLAR"

Milletin, tek adam rejiminin maliyetini bildiğini, bu nedenle "Hayır" dediğini belirten Böke, "Irak'ı, Liba'yı, Suriye'yi görüyor, kendi hayatına bakıyor ve neden 'Hayır' demesi gerektiğini kimsenin ona söylemesi gerekmiyor. Türkiye hep beraber tek adam rejimine, istikrarsızlığa, kaosa ve krize 'Hayır' diyor" diye konuştu.

"Saraycılar, bu yükselen 'Hayır'ı görüyorlar ve telaşları da bu yüzden. Son çare bir yandan 'Hayır'ı terörize etmek derdindeler, bir yandan da çok ihtiyaç duydukları ve alışmış oldukları mağduriyetleri yeniden yaratma telaşındalar" diyen Böke, şu değerlendirmelerde bulundu:

"(Hayır)'ı terörle yan yana getirme arayışının bir uzantısı olarak geçtiğimiz hafta içinde İçişleri Bakanı doğrudan CHP'yi, CHP'nin bir vekilini ve Genel Başkanımızı hedef alan, haddini de çok aşan değerlendirmelerde bulundu. Kendisine, toplumu kutuplaştırmayı, Türkiye'nin namuslu insanlarını terörist ilan etme hadsizliğini bir alışkanlık haline getirmiş olanlar bir kez daha uyarılmak durumundalar. CHP'yi terörle ilişkilendirmeye hiç kimsenin, hele hele de Türkiye'yi üç terör örgütünün zeminine taşımış olan, üç terör örgütünü bu ülkenin başına bela etmiş olanların hakkı yoktur. 'Cumhuriyetle hesaplaşacağız, devleti ele geçireceğiz' diye, devleti çökerttiler ve işte ülkenin tankını, topunu, uçağını bir terör örgütüne kendileri bilerek, isteyerek teslim ettiler. Bunun sonucunda hep beraber, 80 milyon bir darbe girişimi yaşadık, 80 milyon beraber kayıp verdik. Terör örgütüyle kapalı kapılar ardında siyasi pazarlıklar yaptılar, sonra o pazarlıklardan döndüler, Türkiye'nin şehirlerinin bomba deposuna dönmesine göz yumdular, 'İzin verin' dediler valilere. Bu yetmiyormuş gibi mezhepçi bir yaklaşımla, bir maceraya sürüklenildiği konusunda yaptığımız uyarıları hiç görmezden gelerek Suriye'ye girdiler ve IŞİD belasını bir Türkiye belasına çevirdiler. Şimdi, her üç terör örgütü karşısında da kandırılmayıp, dimdik durmuş olan CHP ve CHP'lileri terörle yan yana getirmeye çalışanlar şunu bilsinler, buna kargalar güler."

"MAĞDURİYETLER YARATILMAYA ÇALIŞILIYOR"

İktidarın referandumu kazanmak uğruna, Türkiye'nin yarısından fazlasını "terörist" ilan etmek gibi tehlikeli bir oyun oynadığını ileri süren Böke, "İçişleri Bakanı sıfatı taşıyan biri de bu oyunun parçası haline gelmiş ve müthiş bir sorumsuzluk örneği gösteriyor. Bu gerçekten çok üzücü" dedi.

Böke, OHAL şartlarında bütün baskıya rağmen "Hayır" kampanyası sürdürenlerin, tehditle, baskıyla, saldırıyla karşı karşıya kalmalarının en temel sebebinin, bu yaratılan atmosfer olduğunu savunarak, "Her şeyden önce İçişleri Bakanının kendi ağzından çıkanı, kendi kulağının duyması gerekir. İçişleri Bakanının görevi Türkiye'nin başındaki terör belasıyla ilgili bizlere hesap sormak değil, hesap vermektir. En önemli görevi milletvekillerine tehdit savurmak değil, milletvekillerini korumaktır" ifadesini kullandı.

Bir yandan terörle "Hayır"ın yan yana getirilmeye çalışıldığını, bir yandan da suni mağduriyetler yaratıldığını öne süren Böke, şu görüşlere yer verdi:

"AKP ne yaparsa yapsın geleneksel mağdur olma şenliklerini başlatamadı bir türlü. Bu hafta da bir gazetede çıkan bir haberden hareketle yeni bir mağduriyet yapma arayışındalar. Boşuna çabalamasınlar, milletin de bizim de artık bu danışıklı dövüşlere karnımız tok. Eğer demokratik rejimin sınırları dışına çıkan tek bir kişi, tek bir kurum bile varsa yine kandırılmayın, eskiden olduğu gibi kandırılmayın hemen hesabını sorun. Eğer yoksa da kuru gürültüyü bırakın. Türkiye'nin yapılacak çok işi var. Siyasi istismar ve karşı tarafı terörize etmeye kalkan hamaset, gerçekleri örtemeyecek bu sefer. Millet egemenliğini saraya devreden ve bu devirle üç yıldır yaşanan ekonomik sıkıntıları derinleştirecek olan ve OHAL'i kalıcı kılacak olan bu teklife, sahada biz görüyoruz zaten her siyasi görüşten vatandaşımız 'Hayır' diyor. Ve Türkiye'nin yeni hikayesi 16 Nisan'da yazılmaya başlanacak. Türkiye'nin 16 Nisan'da yazılacak hikayesi, demokrasi ile yazılacak ve biliyoruz ki bu referandum Türkiye'ye çok hayırlı gelecek. İstikrar, refah, özgürlük getirecek, hayırlı işler bunu getirir çünkü."

''BAHÇELİ'DEN BİR ŞEY DUYMADIK"

"Türkiye'nin 17 Nisan sabahı yazılmaya başlanacak yeni hikayesinde ne var?" diye soran Böke, şunları kaydetti:

"Bir gecede sinsi kararnamelerle insanları işsiz, üniversiteleri hocasız bırakacak bir düzen olmayacak ve işinden olan genç akademisyenler, intihara sürüklenmeyecekler. Bilimin ve aklın önündeki bütün prangalar kalkacak, üniversiteler, gençlerimiz özgürleşecek. Türkiye'nin bütün kurumları yeniden ayağa kalkacak, hiç kimse darbeye cüret edemeyecek. Ekonominin kuralları belli olacak, kimse bir gecede kendi keyfiyle yeniden kural yazmayacak. Bir anda Varlık Fonu ile kamu kurumlarına el koyamayacak. Herkes ekonomide eşit olacak. Bir gecede şirketlere el koyan kayyum atama yöntemi ortadan kalkacak. Kimse bir sabah, kendi adını bir listede 'Acaba işsiz kaldım mı ' diye aramayacak, herkes işine gidecek. Gençler bir tehdit olarak değil, Türkiye'nin yarını olarak görülecek. Düşünce, ifade özgürlüğünün önündeki engeller hepimiz için ortadan kalkmış olacak, hiç kimse attığı bir tweet nedeniyle hapse atılmayacak. Aydınlık günler 17 Nisan'da hayırlarla gelecek."

"FARKLIYIZ AMA KONUŞABİLMELİYİZ"

Böke, açıklamasının ardından, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. "Mesut Barzani, Türkiye'ye geldi. Bu konuyla ilgili bir bayrak tartışması var, bu konudaki değerlendirmeniz nedir?" sorusuna Böke, "Bunun değerlendirmesini Türkiye'de halka bırakmak gerekiyor ama her konuda bir sözü olan Sayın Bahçeli'nin belki de kendi milyonlarca seçmenine anlatacağı bir şey olabilir. Henüz bir şey duymadık kendisinden" yanıtını verdi.

"Referandum kampanyasının" sorulduğu Böke, netleştiğinde bunu herkesin duyacağını ancak vatandaşlarla bir araya gelinerek kampanyanın zaten yapıldığını söyledi.

"Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun, Necmettin Erbakan'ı anma toplantısına katılması bazı çevrelerce eleştirildi. Bu konudaki düşünceniz nedir " sorusu üzerine Böke, "80 milyonun birbiriyle konuştuğu bir Türkiye özlemimiz var. Farklıyız ama konuşabilmeliyiz, aksi takdirde biz bir millet, ülke, vatan olamayız" dedi.

Öte yandan kendisine geçtiğimiz günlerde tehdit telefonu gelen Böke'ye, Emniyet tarafından bir kadın koruma verildiği görüldü.

ETİKETLER