NTV

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Batı DEAŞ'ın yanında

ntv.com.tr

Türkiye

Pakistan'da parlamenterlere seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörle mücadele üzerinden Batılı ülkeleri eleştirdi. "Batı DEAŞ'ın yanındadır" diyen Erdoğan, teröristlerin elinde yakalanan silahların Batı menşeili olduğunu kaydetti.

Pakistan'da bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pakistanlı parlamenterlere seslendi.

Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"Biz sözde değil hakiki manada iki kardeş ülkeyiz. İnsanlarımız arasında öyle bir dostluk ve sevgi bağı vardır ki bizler Pakistanlı kardeşlerimizin sevinciyle sevinir üzüntüsüyle kederleniriz. Çanakkale Savaşı'nda binlerce Pakistanlı kardeşimizin yardımımıza geldiğini unutmadık, unutmayacağız. Kurtuluş Savaşı'nda gördüğümüz desteği hiçbir zaman hatrımızdan çıkarmadık, çıkarmayacağız. 1999 depreminde en büyük yardımı Pakistanlı kardeşlerimizden gördüğümüzü de unutmadık. 

Soma'daki maden faciasından sonra Pakistan bir gün yas ilan etmişti. Biz de Peşaver'deki okul saldırısından sonra bir günlük yas ilan ettik. İnşallah bu kardeşlik ve dayanışma ruhunu bütün dünyaya yayacağız. 

Darbe girişiminin ardından Pakistan'ın bizim yanımızda yer alan ilk ülke olduğunu belirtmek istiyorum. Senato ve meclisin kararları için şükranlarımı ifade etmek istiyorum. Ülkemize gerçekleştirilen destek ziyareti, terör örgütleriyle mücadelemizde bize güç katmıştır. Allah sizlerden razı olsun, dayanışmamızı ilelebet ve muhafaza eylesin. 

FETÖ sadece Türkiye için değil, faaliyet gösterdiği tüm ülkeler için tehdit olan eli kanlı bir terör örgütüdür. Pensilvanya'dan dünyayı yönetiyor, 170 ülkeyi. Vatikan'la dinler arası diyalog nasıl oluyor? İslamla diğer dinler arasında diyaloğu nasıl ortaya koyabiliyoruz, bu mümkün mü?

Bu terör örgütünün kardeş Pakistan'a zarar vermeden en kısa sürede bertaraf edileceğine yürekten inanıyorum. Pakistan hükümetinin aldığı kararları yerinde buluyor, verdiği destek için teşekkür ediyorum. El-Kaide ve onun bir parçası olarak ortaya çıkan DEAŞ gibi örgütler İslam'a karşı yürütülen savaşın aracı olan yapılardır. 

Biz DEAŞ'a karşı ciddi bir mücadele veriyoruz. Bu mücadeleyi yılmadan vermeye devam edeceğiz. Bu örgütün İslam'la yakından uzaktan alakası yoktur. İslam'a bunların verdiği zararı kimse vermiyor. Bizim dinimizde kimsenin, günahsız herhangi bir insanı öldürmeye hakkı yoktur. Bunların yanında kimler var? Batı DEAŞ'ın yanındadır. Bunların elinde yakaladığımız silahların Batı menşeili olduğunu tespit ettik. Bütün bunlar İslam'a karşı yapılıyor. Pakistan terörle mücadele ediyor mu, ediyor. Terörden kendisini kurtaramadı, Türkiye'de kendini kurtaramadı. Sadece DEAŞ değil, PKK, PYD ve YPG ile de sürdürüyoruz. Üzerlerinden çıkan silahlar batılı ülkelerin silahları. Müslüman bir sokulduğu yerden bir daha sokulmamalı. 

Müslüman bu katil sürülerini İslam dünyasından ve tüm dünyadan söküp atmalıyız. Aksi takdirde kimse huzura kavuşamayacaktır. Biz el ele verip sorunlarımızın üzerinden gelemezsek Müslümanları düştükleri zillet çukurundan çıkaramayız. İslam ile terörü iç içe ifade edenler, onu iç içe yaşatmaya çalışanlar İslam dinine en büyük zararı verenlerdir. 

"İSLAM ÇATISINDA BİRLEŞMEYE MECBURUZ"

Terör örgütleri Müslümanlar arasında faklılıkları kaşıyarak kendilerine taban bulmaya çalışıyorlar. Bizim dinimizde mezhepçilik yok. Mezhep bir yorumdur. Onların üzerinde Dini mübini İslam vardır. İslam'da birleşmeye mecburuz. İslam çatısı altında birleşerek yarınlara yürümeye mecburuz. Harekette birlik olmazsa fikirde birlik faydasızdır. Bölgemizdeki insani krizleri her platformda dile getiriyor. Çözüm önerilerimizi sunuyoruz. Dünyada tek bir Müslüman'ın bile kanının haksız yere dökülmesini önleyene kadar bu mücadelemizi sürdüreceğiz.

PAKİSTAN İLE HİNDİSTAN'A DİYALOG ÇAĞRISI

Yaklaşık 75 yıldır çözülemeyen Keşmir sorunu vicdanlarımızı yaralamaya devam ediyor. Son dönemde yaşanan gelişmeler bu sorunun çözümünün ne derece acil ve önemli olduğunu göstermiştir. Gerilimin tırmanmasından derin endişe duyuyoruz. Siyasi ve insani boyutu olan bu meselenin hak ve hukuka uygun şekilde çözülmesi için uluslararası toplum daha fazla çaba sarf etmelidir. Doğrudan diyalog yoluyla çözüme kavuşturulmasını arzu ediyoruz." 

 "YAZILANLAR KABUL EDİLEMEZ"

Erdoğan öncesinde ise Başbakanı Navaz Şerif ile bir araya geldi. İki lider, baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından kameralar karşısına geçti.

Buradaki konuşmasında Pakistan'a FETÖ ile mücadelesi üzerinden teşekkür eden Erdoğan özetle şu ifadeleri kullandı:

"Tüm Pakistanlı kardeşlerime tüm milletim adına en kalbi duygularla sevgilerimi iletmek isterim. Pakistan ile ilişkilerimiz başbakanlığım döneminden bu yana 14 yıldır artarak devam ediyor. Aramızda siyasi, askeri, ekonomik, ticari kültürel bir çok çalışmalar devam ediyor. Bunların yanı sıra savunma, sağlık ve enerji alanlarında kaydettiğimiz birçok gelişme var. 2017 yılına girmeden serbest ticaret anlaşmasını tamamlamayı düşünüyoruz. Keşmir konusunda son dönemdeki gelişmeleri ele aldık. Artan gerilim gözardı edilemeyecek boyutlara ulaşmıştır. 

Kontrol hattındaki gerilimi ve can kayıplarını endişeyle izliyoruz. Bu sorun Pakistan ile Hindistan arasında diyalog yoluyla ve Keşmir halkının istekleri gözönüne alınarak çözülmesi gerekiyor. Biz de ülke olarak aynı zaman İslam İşbirliği Teşkilatı dönem başkanı olarak elimizden gelen desteği vermeye devam edeceğiz. Bunun yanında ikisi de kardeşimiz ve dostumuz olan Pakistan ve Afganistan arasındaki ilişkilerin de gelişmesini istiyoruz. Pakistan ve Afganistan'ın işbirliği terör belasının çözülmesi için olmazsa olmazdır. 

Türkiye ve Pakistan en zor zamanlarda birbirinin yanında olmuştur. Tıpkı İstiklal Harbimizde olduğu gibi. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında da milletimizin karagün dostu olduğunu Pakistan göstermiştir. Pakistan'ın desteğini asla unutmayacağız. Darbe girişiminin ardında FETÖ ve onun Pensilvanya'daki başının bulunduğu artık kesinlik kazanmıştır. 

Yıllardır hizmet, eğitim, diyalog gibi en masum kavramları kullanan bu yapının hedeflerine ulaşmak için, kan dökmek dahil, her yolu deneyebileceğini gördük. Geçmiş itibariyle 40 yıla dayalı bir çalışma ile TSK başta olmak üzere polis, yargı, bakanlıklara bu kavramlar bahane edilerek sızma hareketi gerçekleştirilmiştir. 

Bunun neticesinde de o gece tüm milletimizin vergileriyle aldığı F-16'lar ve helikopterlerle kendi halkına bomba yağdırmış, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne bomba atılmış ve her türlü ihaneti alçaklığı yapmışlardır. O gece 248 şehit verdik. Milletimiz bağımsızlığına sahip çıktı. Milletimiz şahadete yürüdü ve demokrasisine sahip çıktı. Tüm dostlarımızı örgütün karanlık emelleri konusunda uyarıyoruz. 

Ülkemizdeki FETÖ kalıntılarıyla mücadele içerisindeyiz. Bugünkü Pakistan gazetelerinde bazı köşe yazarlarının "masum" ifadeleri kabullenilecek ifadeler değildir. Çünkü onlar bu süreci bizimle yaşamadılar. Pakistan yönetiminin işbirliğine çok teşekkür ediyoruz. Bu şer şebekesinin adalet önünde hesap vermeleri konusunda gerekenleri yapıyoruz.

Pakistan'ın güvenliğin ve kamu düzenine tehdit oluşturan bu örgüt konusunda Pakistan yönetimi gerekeni yapmıştır. Örgütle bağlantılı şahısların ülkeyi terk etmeleri istenmiştir. Artık Pakistan'da da barınamayacak. Bu kararlı tavrından dolayı Pakistan hükümetine şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Bu tutumun tüm dost ve kardeş ülkelere örnek olmasını temenni ediyorum.

Terörle mücadelede Pakistan ile ortak yanlarımız var. Pakistan da çok büyük bedeller ödemiş bir ülke, hala da ödemeye devam ediyoruz. Biz FETÖ, PKK, YP, PYD gibi örgütlerle yoğun bir mücadele veriyoruz. Aynı şekilde terörle mücadelede Pakistan'ı yalnız bırakmayacağız. Gereken desteği tecrübelerimizle vermeye kararlıyız."

ETİKETLER