NTV

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: Cenazede yaşanan hadiseleri kınıyoruz

ntv.com.tr

Türkiye

Cumhurbaşkanlığı'ndan HDP'li Aysel Tuğluk annesinin cenazesine yönelik saldırıya ilişkin bir açıklama geldi. Sözcü İbrahim Kalın, "Yaşanan hadiseleri Cumhurbaşkanlığı adına en net şekilde kınadığımı ifade etmek istiyorum" dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Beştepe'de düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.

Aysel Tuğluk'un annesi Hatun Tuğluk'un cenazesinde yaşananlara değinen Kalın, "Yaşanan hadiseleri Cumhurbaşkanlığı adına en net bir şekilde kınadığımı ifade etmek istiyorum" dedi.

"Bu gayri insani tutumu kabul etmek mümkün değil" ifadelerini kullanan Kalın, şunları kaydetti:

"Bu, bizim inanç değerlerimizle, kültür ve medeniyet değerlerimizle asla bağdaşmayan bir tutumdur, çirkin bir yaklaşımdır. Ölüye saygı bizim inancımızın, medeniyetimizin en temel unsurlarından bir tanesidir. Bir cenaze töreninde bu tür hadiselerin yaşanmasını telin ettiğimizi ifade etmek isterim" diye konuştu. 

Bu konuda adli sürecin başladığını ve soruşturmanın devam ettiğini anımsatan Kalın, ilgili birimler tarafından bu konunun takipçisi olacaklarını da kaydetti.

ASTANA ZİYARETİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, geçen hafta İslam İşbirliği Teşkilatı Bilim ve Teknoloji Zirvesi dolayısıyla Kazakistan'ın başkenti Astana'da önemli bir uluslararası toplantıya katıldığını belirten Kalın, bu toplantıda İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak bilim, teknoloji ve eğitim konusunda mesajlar verdiğini, Arakan meselesi ve ikili görüşmeler bağlamında yoğun bir görüşme trafiği yaşadığını ifade etti.

İbrahim Kalın, 2018 yılının başında da Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev'in Türkiye'ye resmi bir ziyaretinin planlandığını vurgulayarak, iki ülke arasında kurulmuş Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısı'nın Türkiye'de gerçekleşeceği bilgisini paylaştı.

Erdoğan'ın, Astana'da yaptığı ikili görüşmeler kapsamında Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani Ahmedzai ile gerçekleştirilen temasların önemine işaret eden Kalın, "Orada yaşanan güvenlik sorunları, Afganistan ve Pakistan arasında yaşanan gerilimlerin aşılmasına yönelik de Sayın Cumhurbaşkanımızın bir dizi girişimi oldu, bunlar da devam edecek." ifadesini kullandı.

"BEYAZ SARAY AÇIKLAMASINI MEMNUNİYETLE KARŞILADIK"

Kalın, Astana'daki temaslar kapsamında Arakan'da yaşanan insanlık dramını da gündeme getirdiklerini belirterek, şunları söyledi:

"Yaklaşık üç haftadır, Sayın Cumhurbaşkanımızın bu olaylar başladığı andan itibaren çok yoğun bir diplomasi trafiği oldu. Kendisinin yaptığı çağrılar, görüşmeler, temaslar neticesinde şimdi yavaş yavaş uluslararası toplumun da harekete geçmeye başladığını görmüş bulunuyoruz. Sayın Trump ile Kazakistan'dayken yaptığı görüşmede de bu konuyu detaylı bir şekilde gündeme getirmişti. Hemen ardından Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın, onun ardından da Beyaz Saray'ın yaptığı açıklamaları biz de memnuniyetle karşıladık.

Dün de BMGK'da Mynmar'daki hadiseleri kınayan ve şiddetin derhal durdurulması çağrısında bulunan bir karar onaylandı. Bu konuyu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda da Sayın Cumhurbaşkanımız hem genel kurula hitabında hem de ikili görüşmelerinde gündeme getirecek."

Sadece bununla yetinilmediğine değinen Kalın, İslam İşbirliği Teşkilatı Rohingya Temas Grubu olarak daha önce kurulmuş bir yapının davetiyle de bir etkinlik yapılacağını bildirdi.

İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ve üye olmayan bütün ülke liderlerini bu etkinliğe davet edeceklerini anlatan Kalın, etkinlikte Arakan, Mynmar ve bu meselenin çözümüne ilişkin konuları da etraflı bir şekilde ele almayı planladıklarını kaydetti.

Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatıyla Arakan'a yardım kampanyası başlattıklarını hatırlatarak, 2012'den beri bu meselenin gündemlerinde olduğunu ve Arakan'a yapılan ciddi insani yardımların bulunduğunu ifade etti.

Orantısız güç kullanımına devam edildiğini bildiren Kalın, Mynmar hükümetine özellikle "insani yardımların ulaştırılması noktasında gerekli kolaylıkları sağlamaları" konusunda çağrıda bulundu.

"KÖRFEZ KRİZİ ELE ALINDI"

Kalın, birkaç gündür yoğun bir diplomasi trafiği içinde olduğunu ifade ettiği Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dün Kuveyt Başbakanı Şeyh Jaber Al Mübarek Al Hamad Al Sabah'ı kabul ettiğini belirterek, "Kuveyt Başbakanı ve Dışişleri Bakanı ile Körfez'de yaşanan kriz etraflı bir şekilde ele alındı. Özellikle Kuveyt Başbakanı ve Dışişleri Bakanı, sürecin geldiği noktayı detaylı bir şekilde aktardı. Tabi Türkiye'nin de burada oynadığı rol üzerinde Katar, Kuveyt ve diğer Arap ülkeleriyle neler yapılabilir, bu krizin aşılmasına dönük, bu konular detaylı bir şekilde ele alındı." dedi.

Katar Emiri Şeyh Tamim Bin Hamad El-Sani'nin de bu akşam Türkiye'yi ziyaret edeceğini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşeceğini aktaran Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İkili konular, Körfez krizi ayrıca Birleşmiş Milletler gündemi etraflı bir şekilde ele alınacak. Katar Emiri Şeyh Tamim'in bu ziyareti de kriz başladıktan sonra da ilk ziyaret oluyor. Dolayısıyla ilk ziyaretini Türkiye'ye yapmak suretiyle de bu süreçte Türkiye'nin oynadığı role ilişkin de önemli bir mesaj verilmiş oluyor. Biz bu Körfez krizinin diyalog yoluyla çözülmesi taraftarıyız. Zira bu gerginlikle sadece bölgenin düşmanlarına katkı sağlar, onları sevindirir. Bölgede istikrar ve barışın tesis edilmesi hem bölge hem bizim için büyük önem arz ediyor."

"KERKÜK'E KARŞI ADIMLARA SESSİZ KALMAYACAĞIZ"

Kalın, Kuzey Irak'ta devam eden bağımsızlık referandumu sürecine de değinerek, Kuzey Irak Kürt yönetiminin bu yanlış karardan bir an önce dönmesini beklediklerini ifade etti.

Kararın karşı karşıya kalınan sorunları çözmeyeceğine, sorunları daha da karmaşık hale getireceğine işaret eden Kalın, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"Onları daha bir yalnızlığa itecektir. Çünkü gördüğünüz gibi şu ana kadar bu bağımsızlık referandumuna İsrail dışında destek veren tek bir ülke, uluslararası örgüt dahi yok. Bizim açımızdan, biz Kuzey Irakla şu ana kadar hep iyi ilişkiler içerisinde olduk. Irak Kürtleriyle bu ilişkileri aynı şekilde devam ettirmek niyetinde ve arzusundayız. Ama bunu gölgeleyecek, baltalayacak adımlardan da Kuzey Irak yönetiminin ivedilikle sarfınazar etmesi, geri durması gerekiyor. Onların da bu sürece katkı sağlaması gerekiyor.

Bizim açımızdan hassasiyet arz eden bir diğer konu da Kerkük'ün de bu referandum kapsamına dahil edilmiş olması. Halbuki Kerkük, 'KRG' ifade edilen Kürt bölgesine dahil değil. Böyle bir defakto durum yaratılmaya çalışılması elbette kabul edilemez. Bu vesileyle Kerkük'ün tarihi, kültürel kimliğini gölgeleyecek her türlü adıma karşı olduğumuzu ve sessiz kalmayacağımızı da ifade etmek isterim. Oradaki Türkmen, Arap ve Kürt kardeşlerimiz barış ve huzur içinde yaşamak için elbirliğiyle hareket etmek durumundadırlar."

Irak Meclisi'nin, Kerkük Valisi'ni görevden alındığına ilişkin son dakika haberini de değerlendiren Kalın, şu görüşlerini paylaştı:

"Bu tabii Irak hükümetinin, devletinin, parlamentosunun aldığı bir karardır. Şu ana kadar Kerkük Valisi'nin izlediği politikalara baktığınız zaman, gerek PKK'nın oradaki mevcudiyetiyle ilgili tavrı konusunda gerekse Türkmenler ve referandum konusundaki tavrına baktığınız zaman, kendisinin de bu sonucun oluşmasında bir doğrudan müsebbibi olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz. Bizim çağrımız bu referandum kararından derhal vazgeçmeleri ve Irak'ın toprak bütünlüğü içerisinde Erbil ile Bağdat arasındaki sorunların çözümüne yönelik adımların atılması olacaktır."

ALMANYA'YA TEPKİ

Almanya'da 24 Eylül'de yapılacak seçimleri hatırlatan Kalın, özellikle son bir aydır Alman iç siyaseti ve seçim ortamının Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a kilitlendiğini belirtti. Kalın, "Sayın Cumhurbaşkanımızın şahsında Türkiye'ye yönelik asılsız saldırıları, çirkin ithamları, iftiraları külliyen reddediyoruz. İç siyaset malzemesi yaparak Türkiye gibi bir ülkeyi karşısına almak, ne Alman siyasetinin ne Alman devletinin menfaatinedir. İnşallah bu seçim sürecinden sonra Alman siyaseti tekrar aklıselimle hareket eder ve Türkiye gibi önemli bir ülkeyi kaybetmek gibi bir durumla karşı karşıya kalmazlar" diye konuştu. 

Türkiye'nin Almanya bağlamındaki haklı ve meşru güvenlik taleplerini ve endişelerini de anımsatan Kalın, şöyle devam etti:

"Son dönemde Türkiye'de ne kadar Türkiye karşıtı illegal örgüt varsa PKK'sından DHKP-C'sine şu anda da FET�'süne kadar, bunların Almanya'da kendilerine bir yer bulması, rahatlıkla o sistemi istismar, suistimal ederek Türkiye aleyhine faaliyetler yapması, para toplaması, militan devşirmesi kabul edilemez. Biz Alman makamlarına bunu defaatle ifade ettik, etmeye de devam edeceğiz. Dolayısıyla eğer Almanya gibi bir ülke hukukun üstünlüğü, demokrasi gibi ilkelere gerçekten inanıyorsa bu ilkeleri ortadan kaldırmak için çalışan PKK, DHKP-C gibi, FETÖ gibi terör örgütlerine kendi topraklarında faaliyet yapma izni vermez. Ciddi, demokratik, hukukun üstünlüğüne dayalı bir devletten beklentimiz budur."

"NATO'NUN AÇIKLAMASI TARTIŞMALARI BİTİRMELİ"

Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kazakistan dönüşü S-400 anlaşmasına ilişkin yaptığı açıklamanın belli çevrelerde spekülasyonlara ve dedikodulara yol açtığını söyledi.

İçeride ve dışarıda "Türkiye neden böyle bir tasarrufta bulunuyor? Türkiye Batı'dan uzaklaşıyor, NATO'da artık güvenilir bir ülke değil." diye yorumlamaya çalışanların olduğunu dile getiren Kalın, Türkiye'nin ulusal güvenliğinin gerektirdiği bütün adımları hiçbir ülkeye danışmadan, egemenlik hakları çerçevesinde bugüne kadar attığı gibi bundan sonrada atmaya devam edeceğini bildirdi.

NATO içerisinde Türkiye'nin güçlü bir müttefik olduğunu vurgulayan Kalın, şöyle konuştu:

"NATO içerisinde Türkiye'nin yeri son derece bellidir. Nitekim NATO Genel Sekreteri'nin bu S-400'lerle ilgili dün yaptığı açıklamayı da biz memnuniyetle karşıladık. Sayın Stoltenberg'in egemenlik hakları çerçevesinde buna saygı duyulması gerektiği çerçevesinde yaptığı açıklama aslında en doğru açıklamadır. Bizce bu tartışmayı artık bitirmesi gerekir. Artık NATO'nun en üst düzey yetkilisinin yaptığı bu açıklamadan sonra hala birilerinin çıkıp 'Türkiye'nin bu egemenlik hakkını kullanması' konusunda birtakım asılsız iddialarda, spekülasyonlarda bulunması, sadece suni gündem oluşturmak anlamına gelir."

Kalın, S-400'lerin Türkiye-Rusya ilişkilerinde de önemli olduğuna işaret ederek bunu gündeme getirirken "Türkiye Batı'dan uzaklaşıyor, Avrupa değerlerinden uzaklaşıyor" gibi takdim etmeye çalışanlar olduğuna işaret etti.

"FRANSA'NIN AÇIKLAMASI DA OLUMLU"

Kalın, bu kapsamda Fransa'nın yaptığı açıklamayı da "olumlu" karşıladıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, terörle mücadelede kullanılan SİHA'lara (silahlı insansız hava aracı) yönelik tartışmaların çok talihsiz bir şekilde başlatıldığını dile getirerek, adeta terör örgütü ve yandaşlarını cesaretlendirici bir mahiyette sunulmasının kabul edilebilir olmadığına vurgu yaptı.

"BAŞARI GÖLGELENMEYE ÇALIŞILIYOR"

Bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk Silahlı Kuvvetlerince açıklamalar yapıldığını anımsatan Kalın, "Bu SİHA'lar sadece ve sadece teröristleri ortadan kaldırmak ve ülkemizin güvenliğini sağlamak için kullanılmaktadır. İlginç olan şey şu; ne zaman Türkiye terörle mücadelede belli bir mesafe kat etse, belli başarılara imza atsa bu tür konular gündeme getirilerek, adeta bu başarı gölgelenmeye çalışılıyor." şeklinde konuştu.

Tüm güvenlik birimlerinin ülkenin güvenliği için canla başla, büyük bir özveriyle kahramanca mücadele ettiklerinin altını çizen Kalın, onların bu mücadele azimlerini gölgeleyecek ya da kıracak açıklamalardan herkesin uzak durması gerektiğini ifade etti.

Sivilllere yönelik bir kaybın olmaması için bütün güvenlik birimlerinin hassasiyet gösterdiğini aktaran Kalın, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bunu adeta yok sayan bu tür sorumsuzca açıklamaların terör yandaşlarını cesaretlendirdiğini de gözardı edemeyiz. Burada ister bir siyasi parti mensubu olsun, ister bir kanaat önderi olsun kişilerin nerede durması gerektiği konusunda bir zihni netliğe sahip olması gerekir diye düşünüyoruz. Dolayısıyla Türkiye bundan sonra da bu İHA'ları, SİHA'ları kendi güvenli çerçevesinde elbetteki kullanmaya devam edecek. Çünkü bunlar bizim ulusal güvenlik meselemizdir. Nasıl diğer ülkeler ulusal egemenlik hakları ve ulusal güvenlikleri çerçevesinde bu mücadeleyi yürütüyorlarsa Türkiye de bu mücadeleyi en etkin bir şekilde bundan sonra da yürütmeye devam edecektir."

"5,1'LİK BÜYÜME SEVİNDİRİCİ"

Ekonomi gündemine ilişkin de görüşlerini paylaşan Kalın, büyüme rakamının 5,1 olarak açıklanmasını "sevindirici ve umut verici" olarak değerlendirdi.

Kalın, "Bazı çevrelerin, kredi derecelendirme kurumlarının, vesairenin beklentilerinin tersine bu, Türkiye ekonomisinin bünyesel yapısının ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha teyit etmektedir. Özellikle dünyadaki Avrupa bölgesindeki, Amerika'daki hatta Asya ekonomilerindeki büyüme oranlarına baktığınız, bunların yüzde 2, 3 civarında olduğunu değerlendirdiğiniz zaman 5,1 gibi bir büyüme oranının gerçekten Türk ekonomisinin geleceği açısından da ümitvar bir tablo arzettiğini ifade etmek isterim." değerlendirmesini yaptı.

Bu sonucun alınmasında yatırımlar, dış sermaye, turizm, ihracat gibi tüm alanlarda atılan adımların olumlu katkı sunduğuna işaret eden Kalın, 5,1'in bile yeterli olmadığını, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın değerlendirmesinin de üçüncü çeyrekte bu rakamın biraz daha yukarı çekilmesi yönünde olduğunu dile getirdi.

"ERDOĞAN TRUMP İLE GÖRÜŞECEK"

Kalın, Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın New York'ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında bir görüşmesi yapacağı bilgisini de verdi.

ETİKETLER