NTV

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu NTV'de

ntv.com.tr

Türkiye

Suriye'de 'kimyasal silah' kullanılmasına ilişkin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Rusya'nın rejime sahip çıkması son derece yanlıştır. Böyle bir insanlık suçunun arkasında durmak olmaz. Bu sürerse Astana ve Cenevre'nin anlamı kalmaz. ABD tekrar 'kırmızı çizgi aşıldı' dedi, bakalım bundan sonra ne yapacak? Trump'ın 'kırmızı çizgi aşıldı' açıklaması önemli" dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, NTV canlı yayınında Ahmet Yeşiltepe'nin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. İdlib’e rejimin düzenlediği kimyasal saldırı ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nden soruşturma kararı çıkmasının engellendiğinin hatırlatılması üzerine Çavuşoğlu, çok sayıda insanın öldürüldüğü saldırıdan sonra bile bir karar alınamamasının, BM’de reform konusunun ne kadar önemli olduğunu bir kere daha gösterdiğini belirtti.

Suriye’de Beşşar Esed rejiminin ilk defa kimyasal silah kullanmadığını, daha önce de çok kez kırmızı çizgiyi aştığını anlatan Çavuşoğlu, birçok yöntemle insanların vahşice öldürüldüğünü söyledi. Rusya’nın rejime bu şekilde sahip çıkmasının son derece yanlış olduğunun altını çizen Çavuşoğlu, rejimin desteklenebileceğini ancak böyle bir insanlık suçunu desteklemenin doğru olmayacağını ifade etti.

Çavuşoğlu, “Böyle bir uygulamanın arkasında durmak kim durursa dursun vahim bir hatadır. Doğru da değildir.” diye konuştu.

Türkiye olarak her türlü insani krize hazır olduklarının altını çizen Çavuşoğlu, kendilerini endişeye sürükleyen esas şeyin saldırıların devam edip etmeyeceği meselesi olduğunu anlattı. Mevlüt Çavuşoğlu, “Saldırılar devam ederse Astana'nın da bir anlamı kalmaz, Cenevre'nin de bir anlamı kalmaz. Kimyasal silahların altında müzakere mi yapılır?" şeklinde konuştu.

ABD'de Donald Trump yönetiminin söz konusu saldırıların ardından yaptığı "kırmızı çizgilerin ötesine geçildiği" yönündeki açıklamanın anlamlı olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, “Ama tüm dünya olarak artık bunu engellememiz lazım. Bu bakımdan, bu açıklamayı önemli buluyoruz ve destekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bakan Çavuşoğlu, Türkiye'nin Münbiç’e yönelik bir hazırlık içinde olup olmadığı sorusuna karşılık, Türkiye için Suriye ve Irak kaynaklı tehditlerin devam ettiğini dile getirdi. Söz konusu tehditlerin içinde DEAŞ, YPG ve PKK olduğunu belirten Çavuşoğlu, bu nedenle mücadelenin devam edeceğini vurguladı.

Çavuşoğlu, sadece Münbiç değil Suriye’nin diğer bölgelerinden de tehdit olduğunun altını çizerek, “Biz teröristlerle mücadele ederken herhalde müttefiklerimiz kalkan olmaz. Olmaması da lazım. Biz bunlarla konuşuyoruz. Başka garip bir konu, bugün iki süper gücün, Rusya ve Amerika’nın, bir terör örgütünü birbirine kaptırmama yarışına girmesidir. YPG ve PYD’den bahsediyoruz. Bir terör örgütü üzerinden bile rekabet var.” ifadelerini kullandı.

"BU TUZAĞA BARZANİ'NİN DÜŞMEMESİ LAZIMDI"

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kerkük’te IKBY bayrağı asılması ve referandum kararı alınmasını da değerlendirdi. Bu durumun Barzani yönetimine de Erbil’e de bir tuzak olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Esasen bu, Barzani yönetiminin herkesle arasını bozma girişimidir. Bu işin mimarı Talabani’nin partisidir.” diye konuştu. Barzani’ye karşı Talabani’yi destekleyen güçler de olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, amacın buradaki tarafların kendi arasında kavga etmesi ve dolayısıyla güçlenmesinin önlenmesi olduğunu belirtti. Çavuşoğlu, “Bu tuzağa Barzani’nin düşmemesi lazımdı. Biz kendilerini uyardık.” dedi.

Rakka operasyonu hakkındaki soruya karşılık Çavuşoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'ın Türkiye ziyaretinde bu konunun ele alındığını, Türkiye'nin çok açık ve somut önerilerde bulunduğunu kaydetti.

"Şu anda ABD yönetimi bize kesin bir karara varmadıklarını söyledi. Değişik alternatiflerden hangisini değerlendirebiliriz, hangisi olabilir; bu konuların eksisi ve artısını konuştuk." diyen Çavuşoğlu, Tillerson'ın "Henüz bizim bir kararımız yok, sizi dinlemeye geldik, Türkiye ne diyor bunu dinlemeye geldik." dediğini aktardı.

"BARZANİ YÖNETİMİNİ, ETNİK HASSASİYETİ KULLANARAK TUZAĞA DÜŞÜRÜYORLAR"

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) bayrağının Kerkük'teki kurum ve kuruluş binalarına asılmasını ve Kerkük'ün bölgesel yönetime ilhakı için referanduma gidilmesi kararını değerlendiren Çavuşoğlu, "Referandum olayı esasen oradaki yönetimin ve meclisin alacağı bir karar değil. Referandumla ilgili kararı alamaz. Ne yapıyor? Bağdat yönetiminden 'Referandum yap' diye talepte bulunuyor. Talepte bulunması burada referandum yapılacağı anlamına gelmez. Bağdat yönetimi de zaten bunun saçma olduğunu söyledi. Barzani yönetimini, etnik hassasiyeti kullanarak tuzağa düşürüyorlar." şeklinde konuştu.

Kuzey Irak'ta uzun vadede ortaya çıkacak siyasi yapılanmaya Türkiye'nin tavrının ne olacağının sorulması üzerine Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Biz karşıyız. Biz, Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve milli birlik, beraberlik ve ulusal bütünlüğünü destekliyoruz. Böyle ayrı devlet kurmalara da karşıyız. Bunu da açık ve net şekilde söylüyoruz. Kuzey Irak yönetimiyle bir sorunumuz yok. PKK'ya karşı da ortak mücadele yapıyoruz. Ama bunu yapmamız demek Irak'ın toprak bütünlüğünü bozacak şekilde adım atmalarını destekleyeceğimiz anlamına gelmez."

"YA ÜÇÜNÜ UYGULAYACAĞIZ YA DA HİÇBİRİ UYGULANMAYACAK"

İran ile ilişkiler konusunda Çavuşoğlu, İran'ın bölgesel politikalarının ne olduğunun herkes tarafından bilindiğini belirtti.

Çavuşoğlu, "İran bizim komşumuz, yanlış yaptığı zaman yanlış diyoruz ama İran'a karşı haksızlık olduğu zaman tüm dünyaya karşı da İran'ı destekleyebiliyoruz. Ama yanlış yaptığı zaman da bunu da söylemek görevimiz" dedi.

AB İLE İLİŞKİLER

Avrupa Birliği (AB)-Türkiye ilişkilerini de değerlendiren Çavuşoğlu, Türk halkının, AB'ye bakışının 15 Temmuz'dan sonra değiştiğini kaydetti.

Türkiye-AB arasında geçen yıl 18 Mart'ta varılan mutabakat ve Geri Kabul Anlaşması konusunda Çavuşoğlu, Türkiye'nin mülteci anlaşmasında yükümlülüklerini yerine getirdiğini, AB'nin ise tamamen getirmediğini söyledi.

Türkiye'nin AB ile yürüttüğü müzakerelerde karşılaması gereken kriterler konusundaki soru üzerine Çavuşoğlu, Türkiye'nin 5 kriterlerle ilgili son düşüncelerini kağıda döktüğünü belirterek şunları kaydetti:

"16 Nisan'dan sonra AB'ye vereceğiz. Ondan sonra bize kararınızı verin. Geri Kabul Anlaşması ile birlikte bu anlaşma da yürürlüğe aynı anda girmesi lazım, yani Vize Serbestisi Anlaşması. Aksi takdirde Göç Anlaşması'nı yaparken onlarla beraber üçünü birden uygulamamız gerektiğine yönelik kararımız da var, anlaşmanın doğasında var. Ya üçünü uygulayacağız ya da hiçbiri uygulanmayacak."

ETİKETLER