NTV

En iyi Metallica için uyku, az içki, spor ve masaj

Türkiye

Metallica, 13 Temmuz'da 5'inci kez İstanbul'a geliyor. Grubun efsane ismi Lars Ulrich, Türkiye'ye gelmeden önce Irmak Kazuk'un sorularını yanıtladı. İşte Ulrich'in yeni konser konsepti, geçmiş konserler ve albümler ile İstanbul'a dair düşünceleri...

Soru: İlk olarak turneyle başlayalım. "By request" turnesi nasıl gidiyor şu ana kadar?

Lars Ulrich: Güzel.. Güzel gidiyor. Yaklaşık 1 haftadır Avrupa'dayız, öncesinde Mart ayı itibariyle Latin Amerika'daydık. "By request" çok eğlenceli. İnsanlar oy veriyor, sen çalıyorsun. Çok eğleceli. Yaz mevsimi, Haziran ayı, Avrupa'dayız, hava güzel, herkes gülümsüyor.. Neden şikayetçi olabilirsin ki? Hiçbirşey..

Soru: Peki "By request" fikri nasıl ortaya çıktı? Fikir kimindi?

Lars Ulrich: Hmm.. (şşt yaparak kendini gösteriyor)

Soru: Senin mi? Her zaman ki gibi..

Lars Ulrich: Şşşt.. Ben her zaman ipleri seyirciye vermek istedim. Çünkü turnedeyseniz sahneye çıkıyorsunuz, yaptığınız şarkı listesini çalıyorsunuz, ve bu hep farklı oluyor. Yapmak istediğiniz şey hep listeyi değiştirmek oluyor. Sanırım Elvis Castello, Efsanevi isimli turnesinde, yaklaşık 10-15 sene önceydi galiba, bunu yapmıştı. Turnesinde bir çarkı vardı, onu çeviriyordu.



Soru:
Çarkıfelek gibi..

Lars Ulrich: Evet onun gibi birşey. Ve okun gösterdiği şarkıyı da çalıyordu. Ben hep bunun güzel bir fikir olduğunu düşündüm. İşte bunun kendimize has versiyonu "Metallica By Request" oldu. Bütün şarkılarımızı kapsıyor. Sanırım 145 civarı... Siz oy veriyorsunuz, biz her konserde en çok oy alan 16 şarkıyı seçiyoruz. Ayrıca "günün seçimi" diye bir şey var, tam sınırda kalan 3 şarkı için biz konserde çalarkan SMS ile oy verip, son parçayı belirliyorsunuz. Gayet keyifli, eğlenceli.

Soru: Bu sizin için bir anlamda bir anket anlamı taşıyor mu? Hayranlarınızın hangi parçalarınızı daha çok sevdiğini görmek adına..

Lars Ulrich: Evet, biz biraz daha parçalarımızı seçilebilir hale getirdik. Seyirci genelde Master of Puppets, One, Sad but true gibi parçalarımızı daha çok duymak istiyor. Özellikle büyük bir stadyum ya da bir festival ortamındaysanız. Ama soruyu şöyle algılamak gerekirse; eğer daha küçük, kapalı bir salondaysanız, daha çeşitlilik görmek mümkün. Ama açık bir alanda 50 bin kişinin duymak istediği parçalar genelde bu tarz oluyor.. Ama tabii örneğin Amerika'da insanların yaptığı parça isteklerinde zaten neler rağbet gördüğünü anlıyoruz. Zaten Enter Sandman, Master of Puppets ve One gibi parçaların Metallica'nın en iyi şarkıları olduğunu anlamak için beyin cerrahı olmaya gerek yok. Bu bizi şaşırtmıyor ama örneğin Whiskey in the Jar'ın bu kadar oy aldığını görmek ilginç.

Soru: Yani zaman zaman bazı sürprizlerle karşılaşıyorsunuz seçimlerde. Aslında geçtiğimiz günlerde Helsinki'de ilk defa, Fray ends of Sanity'yi canlı çaldınız, nasıl bir deneyim oldu sizin için?

Lars Ulrich: Güzeldi, evet 26 senede ilk defa öyle birşey oldu. Güzeldi.



Soru:
Bir röportajda Kirk heyecanlı olduğunu söylemişti. Rob'a göre de çalması en zor parça "Frayed ends of Sanity". Senin böyle hissettiğin bir parça var mı?

Lars Ulrich: Yani, alışılmışın dışında birşeyler çalmak her zaman heyecan verici ve eğlencelidir. Çalması en zor parça olup olmadığı konusunda emin değilim, ama evet inişleri çıkışları var, doğru. Hatta bir bölümünü yazarken ne düşünüyorduk, nasıl bir moddaydık ben bilmiyorum. Ama eminim "Öyle bir şarkı yazalım ve o kadar anlaşılmaz olsun ki, 25 sene sonra belki çalarız" demedik. Yok, hayır gerçekten eğlenceliydi. Şu ana kadar sadece Helsinki'de çaldık, bakarsınız İstanbul'da bu sayıyı 2 yaparız.

Soru: 13 Temmuz'da 5. kez İstanbul'a geleceksiniz. Nasıl bir konser olacak?

Lars Ulrich: Mükemmel olacak, nasıl olabilir ki? En iyisi olacak, çok eğleneceğiz. Bunu benim kadar sen de biliyorsun, özellikle Avrupa'nın güney kısmında yaşayan insanlar heyecanlarını yansıtmayı çok seviyorlar. İstanbul'a en son geldiğimizde Lübnan, Suriye, Ürdün ve Yunanistan gibi o bölgeden birçok gencin geldiğini hatırlıyorum. Rock tarihi çok olmayan yerlerde çalmak hep özel olur. Gerçi İstanbul'da ilk defa 1993'te çalmıştık. Ama her seferinde farklı ülkelerden insanları gördük. Yine bir yaz mevsimi, hava güzel, her şey çok güzel olacak.

Soru: İstanbul sana ne hatırlatıyor? Bu 5. olacak.

Lars Ulrich: Her defasında çok fazla gezecek fırsatımız olmamıştı. Ama ilk gittiğimizde 93'te 2-3 gün kalmıştık ve tabii ki mükemmel İstanbul Boğazı'nı, camiileri ve şehrin inanılmaz silüeti hala aklımda. Umarım bu defa yine kalabiliriz ve şehrin tadını tam anlamıyla çıkarabiliriz.

Soru: Peki daha önce geldiğinizde Türk rock gruplarını dinleme fırsatınız oldu mu?

Lars Ulrich: Aslında hayır. Türk rock severlerle bir araya geldik, ama hayır, onları ya da herhangi bir grubu dinledim desem yalan olur. Sadece gençlerle, tanışma organizasyonunda bir araya geldik, sohbet ettik. Ama müzisyen dinlemedim. Önerebileceğin gruplar var mı?

Soru: Evet aslında bazı gruplar var ama biz sizin performanslarınızla devam edelim. Grubun bugüne kadar çok fazla sayıda tarihi canlı performansı oldu, ama aldığım nota baktığımda, 1991 Rusya konserini görüyorum. Tam 500 binden fazla insan. O gün nasıldı? O günü hatırlıyor musun?

Lars Ulrich: Evet, Tushino Havaalanı. Metallica, AC/DC, Black Rose ve Pantera olarak oradaydık. Bir nevi öğrenci isyanı, direnişi gibi birşeydi. Ve onlarla yapılan anlaşmaya göre, bir rock konseri düzenlendi. Tam Sovyetler Birliği'nden Rusya'ya geçiş dönemi sonrasıydı. Ve onlar Metallica ve AC/DC'nin çalacağı bir rock konseri kazanmışlardı, çok çılgındı. O günle alakalı "Those about to rock" diye çok iyi bir film, belgesel çekilmişti. Rus askerleri yerde, helikopterleri havada geziniyordu, çok acaipti.

Soru: Metallica kurulduğundan bu yana 33 yıl geçti..

Lars Ulrich: Emin misin? O kadar olmuş mu? 33 yıl mı?

Soru: Kısa mı geldi?

Lars Ulrich: Bana geçen hafta gibi geliyor..

Soru: Ama hala aynı enerjiye sahipsiniz. Burada, röportajda, sahnede canlı performansta. Bunu nasıl yapıyorsunuz?

Lars Ulrich: Bunun üzerine çok da fazla düşünmüyoruz ama 10-15 sene önceye nazaran tabii ki kendimize daha iyi bakıyoruz. Yediğimize, uykumuza dikkat ediyoruz. Şarap ve tekila'da kaybolmuyoruz. Koşuyoruz. Burada bize her konser sonrasında masaj yapacak kalabalık bir ordu var. Böylece en iyi Metallica olmaya çalışıyoruz.



Soru:
Peki mental olarak nasıl bu kadar güçlü kalıyorsunuz?

Lars Ulrich: Mental boyutu zor değil, gerçekten fiziksel kısmı daha önemli. Evimizden tek seferde 2 haftadan daha uzun bir süre ayrı kalmamaya çalışıyoruz. Yani zaman geçtikçe, işin sonunda eve döneceğimizi biliyoruz, bu da bizi mental olarak güçlendiriyor. Böylece dinç kalıyoruz. Yeni başlıyoruz..

Soru: Yeni mi başlıyorsunuz? Bu iyi haber..

Lars Ulrich: Evet, ilk yarının ilk yarısındayız..

Soru: Ayrıca bir film yaptınız, "Through the never", geridönüş nasıl oldu? Beklentinizi aldınız mı yada?

Lars Ulrich: Bence geridönüş çok iyi oldu. Hayranlarımız filmi beğendi, zaten güzel bir prodüksüyon oldu. Daha da fazla insanlara ulaşmasını bekliyor ve umuyoruz. Filmimizi lütfen sinemada izleyin, iphone'dan değil. İzleyen herkesten çok iyi tepkiler aldık. Biz de gerçekten çok emek verdik ama bunun yanında enerjimizi ve ruhumuzu yansıtmaya çalıştık.

Soru: Peki yeni albüm çalışmalarından konuşalım..

Lars Ulrich: Sanırım şunu söyleyebilirim, ağır gidiyoruz. Acele etmiyoruz. Ama yazmaya başladık. Ağustos'tan önce birşey olmayacağını söyleyebilirim. Şurası açık ki, bu turneden ve İstanbul'a gelip çalmaktan sonra Metallica'nın yapacağı yegane şey albüm kaydı olacak.

Tabii Türk yemeklerini de es geçmemek lazım.

Soru: Ama haliyle sadece Türkiye'de değil, tüm dünyadaki Metallica hayranları albüm konusunda heyecanlılar. Onlar nasıl bir albüm beklemeli? Örneğin St.Anger albümünden sonrası, grup için yeni bir sayfa anlamı taşıyordu. Yeni bir basçı, yeni bir prodüktör, yeni bir his belki de...

Lars Ulrich: Söyleyebileceğim şey Death Magnetic hala benim 6-7 sene sonra güzel şeyler hissettiğim bir çalışma oldu. Şu an yeni ablümün sound'u şöyle olacak, tarzımız bu olacak gibi şeyler söyleyemem. Ama şunu söyleyebilirim sıradaki albüm Metallica albümü gibi bir albüm olacak. Zaten Metallica gibi olmayan bir albüm yapabilir miyiz inan bilmiyorum. İzleyeceğimiz yol o olacak. Ama albüm çıktıktan sonra, yine bana röportaj için geldiğinde, dinleyip bana ne hissettiğini söylersin. Gazeteci olan sensin. Ben bateristim.

Soru: Tabii bu 33 sene içerisinde bazı inişler çıkışlar oldu. Onların başında da Cliff Burton'un vefatı geliyor. Hiç "Eğer Cliff hayatta olsaydı, bizi gördüğünde şunu" hissederdi dediğiniz oluyor mu? Sizce, Metallica'nın 33 sene yine aynı enerjiyle yaşadığını görmek, ona ne hissettirirdi gerçekten?

Lars Ulrich: Cevaplaması gerçekten çok zor bir soru. İçinde "eğer" geçen soruları cevaplamakta pek iyi olduğumu söyleyemem. Şu olsaydı ne olurdu? Danimarka Dünya Kupası'na katılsa ne olurdu gibi... Bilemiyorum.. Cliff eğer o kazayı geçirmeseydi, hayatta olsaydı, zaten bizimle birlikte çalıyor olurdu. Burada Jason Newstead ve Robert Trujillo'a haksızlık yapmıyorum tabii. Belki de burada benimle birlikte şu anda sana röportaj veriyordu. İstanbul'da yapacağımız konseri ve geçireceğimiz mükemmel zamanı konuşuyor olurduk. Bilmiyorum... Sevgi doluydu... Hayata aşkla yaklaşırdı.. İstanbul'da çalmaktan gerçekten zevk duyardı... Kesinlikle..

Soru: İstanbul'da sahnede çaldığınız dakikalarda Dünya Kupası finali oynanıyor olacak. Türk hayranlarınıza mesajınız var mı? Çünkü finali kaçıracaklar..

Lars Ulrich: Aynı saatte mi?

Soru: Evet. Bilmiyor muydun?



Lars Ulrich:
Yani evet, kupa Brezilya'da, eğer maç akşamüstüyse, sanırım aynı saat olabilir. Bakın ne diyeceğim. Bu büyük rock konserine gelin, dev ekranlarda maçı da izletiriz kim bilir. Ama harika olacak, harika vakit geçireceğiz. İstanbul'da ki 5. konserimiz olacak, sizi orada görmek için sabırsızlanıyoruz.