NTV

Erdoğan: Avrupa bizim muhalefetten daha sert

ntv.com.tr

Türkiye

Ankara'da konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa'nın 16 Nisan'da yapılacak anayasa değişikliği referandumuna karşı muhalefetten daha sert bir duruş sergilediğini savundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Arena Spor Salonu'nda düzenlenecek "İnsan İçin Orman, Ekonomi İçin Orman" programına katıldı.

Burada bir konuşma yapan Erdoğan'ı açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"21 Mart'ı özel bir gün olarak kabul eden herkesin Nevruz Bayramı'nı tebrik ediyorum. 

30 dekara kadar arazisini ceviz badem ağaçlarıyla ağaçlandıran vatandaşlarımıza 40 bin TL'ye kadar kredi veriyoruz. 81 ilde tabiat turizmi seferberliği başlatıyoruz. Dünyanın ilk 5 ülkesi arasına girmeyi hedefliyoruz.

Şehirlerimizin etrafı çirkin gecekondularla dolarken dahi her gecekondunun bahçesine ağarlar ve çiçekler dikilmiştir.

Açıkçası bu gecekondular şehirlerimizi adeta istila eden beton, çelik ve cam yığını binalardan daha kişilikli, daha şahsiyetli daha özgündür. İnsan fıtratına daha uygun yapılarla tanışacağımız günler yakındır.

Anayasa değişikliğini 16 Nisan'da milletimizin takdirine sunuyoruz. Bu değişimin özünde cumhurbaşkanlığı ve başbakanlığın birleştirilerek güçlü, etkin ve sorumlu bir yönetimin oluşturulması vardır. Çekişme ve krizler yüzünden geçmişte çok büyük bedeller ödedik. Gazi Mustafa Kemal İnönü ile ciddi sıkıntılar yaşadı. Celal Bayar yine aynı şekilde. 

Sayın Sezer döneminde aynı ekolden geldikleri halde merhum Ecevit ile anayasa kitapçığı fırlatma hadisesi yaşandı. Darbeler, muhtıralar ve pek çok usülle hükümet devre dışı bırakıldı. 1960 darbesinde milletin seçtiği başbakan ve bakanları darağacına çıkartmadı mı?

2007 yılında bize cumhurbaşkanı seçtirmek istemeyenlere bu cesareti sistemdeki zayıflıkların verdiği açıktır. 17-25 Aralık darbe girişimini hatırlayınız. Bölücü örgütün çukur eylemlerini hatırlayınız. Bu çukur eylemlerinde bulunanlar 'hayır' diyor. Kandil ne diyor, hayır. PKK hayır diyor. Bu ülkemizi bölmek isteyen bu bölücü terör örgütleriyle beraber hareket etmenin izah edilen bir yanı olabilir mi?

"NASIL PASLAŞTIKLARINI GÖRÜYORUZ"

FETÖ terör örgütünün arkasında kimlerin olduğunu biliyoruz. Almanya'da nasıl paslaştıklarını görüyoruz. Hollanda'da, Belçika'da nasıl paslaştıklarını biliyoruz. Milletimize bu bedelleri ödetmeye kimsenin hakkı yoktur.

Yaşadıklarımızdan aldığımız dersle yönetim sistemimizi değiştiriyoruz. Türkiye istikrarını kaybetmesin diye yönetim sistemini değiştiriyoruz. Anayasa değişikliğinin ne getirdiği ne götürdüğü bellidir. Bu metni okumaya dahi tenezzül etmemiş bir muhalefet anlayışı var. Ana muhalefet partisi başkanı cumhurbaşkanı ve başbakan başka partiden olursa kavga çıkar diyor. Biz de böle olmasın diye cumhurbaşkanı ve başbakanı birleştiriyoruz. Metni dahi okumamışsın. Öyle yalanlar, ifitiralar ortaya atıyorlar ki insanın hafsalası almıyor. 

Cumhurbaşkanı Meclis'i feshedecek diyorlar. Böyle bir yetki yok. Cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimleri birlikte yapılacaktır. Milleti aldatmayın. Buna baktılar inanan yok. Cumhurbaşkanı belediyeleri muhtarlıkları kapatacak demeye başladılar. Cumhurbaşkanı çıkartacağı kararnamelerle ülkeyi istediği gibi yönetecek diyorlar. Bu da kuyruklu yalan. Hakkında yasal düzenlemenin olduğu konuda cumhurbaşkanı kararname çıkaramaz. Çıkardığı kararnameleri parlamento iptal edebilir.

"BUNUN YALANININ FRENİ YOK"

Önceki gün 'Cumhurbaşkanı tüm lokantaları kapatabilir' diyor. El insaf, yalanın da palavranın da bir haddi hududu olur. Bunun yalanlarının freni yok. Şimdi sıra ne zaman boyacılara, simitçilere, çekirdekçilere gelecek diye bekliyorum. Biz, cumhurbaşkanlığı sistemini herhangi bir yeri kapatmak için değil, ülkenin ve milletin önünü açmak için getiriyoruz.

Gençlerimizin önünü açıyoruz. Bunlar gençlerimizin önünü kapattılar. 7.5 milyon gencimiz hem seçme hem seçilme hakkına sahip olacak. Gençlere sesleniyorum, parlamentoya girmeye hazır mısınız? Yeni yönetimde ülkeyi yönetecek kişiyi hiçbir aracı olmadan doğrudan millet seçiyor. 

Bu gençliği çoluk çocuk diye vasıflandıranlara 16 Nisan'da gerekli cevabı hep birlikte verelim diyorum. Geçmişte olduğu gibi yüzde 15 alarak başbakanlık koltuğuna oturma ve ülkeyi krize sürükleme dönemi bitiyor. Bu ülkede 25 günlük hükümetler kuruldu. Burada istikrar, güven olur mu?

"MUHALEFETİN HEZEYANLARINA KULAK ASMAYIN"

Bu demektir ki cumhurbaşkanlığı görevine gelecek ki en az 25-30 milyon kişinin desteğini almak zorundadır. Böyle bir cumhurbaşkanının açma kapama gibi bir yetkisi olabilir mi? 

Milletimden ricam şu, muhalefetin hezeyanlarına kulak asmayın. Biz, anayasa değişikliğiyle gelecek yeni sistemin ülkemizin ve milletimizin faydasına olduğuna inanmasak böyle bir yola çıkar mıyız ya? 

Bu hayırcı takım kim biliyor musunuz? 15 Temmuz Şehitler Köprüsü yapıldığı zaman hayır dediler. FSM yapıldı hayır dediler. Yavuz Sultan Selim yapıldı hayır dediler. Osmangazi yapıldı hayır dediler. Marmaray'a hayır dediler. 18 Mart'ta Çanakkale Köprüsü'nün temelini attık. Ona hayır diyemediler. Çünkü biliyorlar bunlar yapar mı yapar. Bunu gördüler. 14 sene içerisinde yapılan köprüler, tüneller, barajlar bunların hesabını alt üst etti. Çünkü bunlar bunların hesabını yapamaz. 

Hadi bizim muhalefetin telaşını anladık. Peki bu Avrupa ülkelerine ne oluyor? 16 Nisan karşısındaki duruşları muhalefetten daha sert. Halkoylamasından hangi sonucun çıktığı sizi neden bu kadar ilgilendiriyor. Onlarda Türkiye'de yönetim sisteminin değişmesinin sonuçlarının gayet iyi farkındalar. Hasta adam dedileri ülkeyi gömüp başına taş dikemediler. 

"AJANLIK YAPAN AVRUPALI'YA İZİN VERİLMEYECEK"

Bundan sonra çeşitli sıfat altında ülkemizde ajanlık yapan hiçbir Avrupalı'ya izin verilemeyecek. AB üyelik süreci, geri kabul anlaşmasıymış; hiçbiriyle bizi tehdit edemeyecekler. 16 Nisan'dan sonra Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçelim çok daha farklı bir Türkiye doğacak. 

16 Nisan bittikten sonra masaya oturacağız, konuşacağız. Bu devran böyle yürümez. Gereği neyse biz Türkiye olarak yapacağız. Hollanda'da yerlerde sürüklenen Hüseyin Kurt kardeşimizin hesabını soracağız. Yerlerde sürüklenen sadece benim insanım değil. Yerlerde sürüklenen aynı zamanda AB müktesebatıdır. Bunlarda insanlık, vicdan yok. Bu Avrupa ikinci Dünya Savaşı öncesinin ırkçı, faşist Avrupası'dır." 

ETİKETLER