NTV

Erdoğan: Ey Kılıçdaroğlu ispat et, Cumhurbaşkanlığından istifa edeceğim

ntv.com.tr,Anadolu Ajansı

Türkiye

Türkiye'nin bulunduğu coğrafyanın terör örgütleri üzerinden dizayn edilmek istendiğini söyleyen Erdoğan, "Yüzyıl önce Arapça konuşan, faaliyet gösterdiği yerin insanları gibi giyinen Lawrence vardı. Bugün de cübbeli, sakallı, hoca ve alim kılıklı modern Lawrenceler aynı şeyi yapıyor" dedi. CHP Lideri Kılıçdaroğlu'nun iddia ettiğinin aksine yeni anayasa düzenlemesinde Cumhurbaşkanı'nın Meclis'i feshetme yetkisi bulunmadığını belirten Erdoğan ''Ey Kılıçdaroğlu, bunu ispat et, Cumhurbaşkanlığından istifa edeceğim'' ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Abdi İpekçi Spor Salonu'nda 4.TÜGVA Gençlik Buluşması programına katıldı.

Burada bir konuşma yapan Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Bizim arzumuz gençliğin molotofla taşla değil, bilgisayarla kitapla dolaşmasıdır. İnsana sarf malzemesi gibi bakan ideolojilere prim vermeyen bir gençlik yetişsin istiyoruz.

Ölümü, öldürmeyi ve şiddeti kutsayan ideolojilere prim vermeyen bir gençlik yetişsin istiyoruz. Derdimiz o. Bu öyle bir gençlik olmalı ki hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun, hangi fikri savunursa savunsun okumalı, araştırmalı, sorgulamalı, zihnini birilerine asla kiraya vermemeli. Pensilvanya'ya kiraya verenler gibi olmamalı. Adam profesör ama maalesef kiracı. Ondan bir şey olmaz. Onlarla ilgili Peyami Safha'nın güzel bir sözü var ama bu toplulukta bu ifadeyi kullanmak istemem. 

Dünya yeni bir dönüşüm dalgasıyla sarsılıyor. Biz de ülke olarak büyük bir değişimden geçiyoruz. Siz de tarihin dönüm noktalarından birine şahitlik ediyorsunuz. Suriye'de 1 milyon kardeşimiz hayatını kaybetti. 3 milyonu ülkemizde olmak üzere birçok Suriyeli başka ülkelere göç etti. Halep'te kardeş kardeşi katlediyor. Son bir umutla kendilerini Avrupa'ya atan mültecilerin karşılaştıkları insanlık dramları hepimizi yürekten yaralıyor.

Avrupa'nın ulvi değerleri diye parlatılan kavramların, bizzat o değerlerin sahipleri tarafından çiğnendiğine, ayaklar altına alındığına şahit oluyoruz. Eşref-i mahlukat olan insana ruh katan, ona yaşama gayesi veren her ne kadar ilke varsa hepsinin içinin boşaltıldığı günler yaşıyoruz. Bu süreçte öne çıkan DEAŞ, YPG gibi terör örgütlerinin, FETÖ gibi ihanet çetelerinin en büyük zararı Müslümanlara verdiklerini görüyoruz.

Nasıl bir asır önce coğrafyamızdaki ülkemizin sınırları kanla, gözyaşıyla ve fitneyle çizilmişse bugün de aynısı terör şebekeleri üzerinden yapılmak isteniyor. Yüzyıl önce Arapça konuşan, faaliyet gösterdiği yerin insanları gibi giyinen Lawrence vardı. Bugün de cübbeli, sakallı, hoca ve alim kılıklı modern Lawrenceler aynı şeyi yapıyor. Bir asır evvel Sykes ile Picot arasında yapılan gizli anlaşmalar vardı, bugün de kapalı kapılar arkasında süren kirli pazarlıklar var.

Ey Kılıçdaroğlu sen o 15'leri gördün mü? Gazi Mustafa Kemal'in partisinin başıyım diyorsun, ne diyor Gazi Mustafa Kemal, 'Gençler cumhuriyeti size emanet ediyorum' diyor.

"ATATÜRK HAVALİMANI'NDA KAÇIYORDUN"

Orada F-16'lar karşısında yılmayan gençler vardı. Tankların karşısında yılmayan gençler vardı. Helikopterlerden atılan o mermiler karşısında yılmayan gençler vardı ama Kılıçdaroğlu, sen neredeydin? Atatürk Havalimanı'nda kaçıyordun. Halbuki biz seninle Atatürk Havalimanında buluşabilirdik ama yoktun.

Destan yazan gençliği ben karşımda görüyorum. Hepiniz bir hilal uğruna yola çıkmış gençlersiniz. Bir hilal uğruna 15 Temmuz'da 249 güneşimizin batışına şahitlik ettik. Biliyoruz ki bizde daha nice 249 güneş var. Milletimiz o gece tankların altında ezildi, helikopter ateşinin altında can verdi ama namusunu çiğnetmedi. Ben elinde silahıyla duran kalleşin üzerine giden Safiye kardeşimi unutabilir miyim? Nene Hatun'un torunları farklıdır.

Bizim genç kızlarımızı üniversite kapılarının önünde boynu bükük bekletmediler mi? Şu anda işte bu cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine karşı çıkanlar, dün üniversite önlerinde bizim başörtülü kızlarımızı boynu bükük bekletenlerin ta kendileriydi.

İkna odalarını kuranlar onlardı, ikna odalarında bizim kızlarımızı inim inim inleten onlardı. İşte ben de o kızlardan iki tanesinin babasıyım. Ama onların öyle bir derdi yok, onların öyle bir sorunu yok. Ama bizim öyle bir sorunumuz vardı. Biz damdan düştük. Damdan düşetek bugünlere geldik. Biz özgürlük, hak ne demek biliriz. 

İsviçre'de posterimi devasa yapıp şakağıma silah dayayanlar kimse bunlar burada da işbirliği yaptılar. Hayır diyenler kim? Kandil, İmralı, Pensilvanya onlar hayır dediğine göre biz doğru yoldayız. Benim bakanım Avrupa'ya gidecek uçuş izni vermiyorlar. Hollanda'da arabaya mahkum ediyorlar. Hani bunlarda kadın hakları vardı? Bunlar dürüst, samimi değil.

"3 HAFTA SONRA YENİ MİLAT"

Bunlar cahiliye dönemini yaşıyorlar. Kız çocuklarını diri diri gömenlerin devamıdırlar. Genç kızlarımız artık üniversite kapılarında boynu bükük beklemiyorlar. Daha da olacak, hak yerini buluyor. Üniversite harçları gençlerimiz ve aileleri için kabusa dönüşmüyor. Gençlerimiz baskı görmeden özgürce eğitim hayatına devam ediyorlar. 

18 yaşındaki gençler emekli olup maaşlarını alacak diyor. Bunlarda yalan gani çünkü bu zat bir yalan makinesidir, akşam başka sabah başka. Utanmadan sabah öğle akşam benle uğraşıyorlar diyor. Uğraşılmayacak gibi değil ki. Yaşlı amcalara gidip onları kandırmaya çalışıyor. Yaşlı amca bana bunları anlatma diyor. Binali Yıldırım ve Devlet Bahçeli'ye teşekkür ediyorum. Parlamentoda görevlerini yaptılar. Şimdi milletçe biz görevimizi yapmalıyız. 3 haftanın sonunda yeni bir milat oluyor. Gençlerimiz inşallah 2019 seçimlerinde parlamento için aday olabiliyorlar."

"14 YILDA NELER ÇEKTİĞİMİZİ BİZ BİLİYORUZ"

Programına İstanbul'da devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beylikdüzü'deki toplu açılış töreninde halka hitap etti. 

Erdoğan'ın buradaki konuşmasından dikkat çeken kısımlar ise şöyle:

"Ülkemizin mevcut sistemi milletimizin ekonomik sıkıntılarına çare olamıyor. Madem sistem böyle kötüydü Türkiye bu günlere nasıl geldi diyeceksiniz. Zaman zaman tek parti hükümetleri çıkmış ve ülkemizi geliştirip kalkındırmıştır. Sürekli engellemelerle tacizlerle karşılaşmışlardır. Biz 16 Nisan'da milletimizin takdirine sunduğumuz değişiklikle bu istikrarlı dönemleri kalıcı hale getirmek istiyoruz. Türkiye cumhurbaşkanları ile başbakanlar arasındaki kavgalardan çok çekti.

Sorunlar öylesine ayyuka çıkmıştı ki karşılıklı hakaret ve tehditler hala hafızalarımızdadır. Aynı ekolden geldikleri halde Sezer merhum Ecevit'e anayasa kitapçığı fırlattı mı? Ertesi gün ekonomi allak bullak oldu. IMF'den aldıkları borçları, batan bankaların borçlarını milletçe ödemedik mi? Özal da Demirel de Erbakan da Türkeş de Yazıcıoğlu da başkanlık sistemi demiştir. 

Bu ülkede otel odalarında hükümetlerin kurulduğunu biliyoruz. Böyle ülkeden hayır olur mu? Çalışma olmuyor, sürekli çekişme oluyor. Bir dönem içinde 5 defa parti değiştiren milletvekillerine şahit olduk.

"İSTİKRARI ANA MUHALEFETE RAĞMEN KORUDUK"

Ana muhalefet başındaki zat 14 yıldır ülkeyi ne güzel idare ediyorsunuz, sistem değişikliğine ne gerek var diyor? 14 yıldır ülkede istikrarı biz, bu ana muhalefete rağmen koruduk. Üstelik bu 14 yıl içinde neler çektiğimizi biz biliyoruz. Daha hükümeti ilk kurduğumuz günden itibaren ayağımıza hangi çelmelerin takıldığını, nerelerde hangi cunta toplantılarının yapıldığını, hangi cinayetlerin bahane olarak kullanılmaya çalışıldığını biz unutmadık, tehditleri unutmadık.

2007 yılında cumhuriyet yürüyüşleriyle, biliyorsunuz rektörleri yürüttüler. Bunları kim yürüttü? Bunların arkasında hangi zihniyet vardı? 29 Ekim Cumhuriyet kutlamalarında alternatif kutlamaları kimler yaptı? Ana muhalefet partisi. Niye? Çünkü bunlar her yerde ikilikten yanaydı, bölmekten yanaydı. 15 Temmuz gecesi ülkemiz uçurumun eşiğinden döndü. Suriye'de Libya'da Irak'ta oynanan oyunun aynısını ülkemizde sahnelemeye çalışacaklardı.

Şayet 1991'den beri kesintisiz istikrarlı yönetilmiş olsaydı, Türkiye bugün bulunduğu yerin iki kat ilerisinde olacaktı. Şu anda kişi başı milli gelir 11 bin dolar... 22 bin dolar olacaktı, fena mı? 

Ana muhalefetin başındaki zat İnegöl'de konuşuyor. Fakat yalan makinesi. Diyor ki; Cumhurbaşkanı seçildiğinde akrabasını şusunu busunu yardımcı olarak atayacak diyor. Biz göreve geldiğimizde 36 bakanlık vardı, biz bunu 25'e indirdik. Biz buralara durup dururken gelmedik. Sana bir SSK yöneticiliğini verdiler, hastanelerin ne halde olduğunu biliyorsunuz. Bu adama 5 tane keçi verin kaybedip gelir. Böyle bir genel müdür bir kasetle partisinin başına geldi. Şimdi oradan bir yalan makinesi çalışıyor.

Ben başkan olursam lokantaları kapatacakmışım. Dünyanın hangi başkanlık sisteminde böyle bir şey var. Muhtarlıkları kapatacakmışım. Bir defa muhtarlar seçimle geliyor, anayasal teminatı var. Cumhurbaşkanı yasalarla gelmiş bir kişiyi görevden alamaz. Kendisine 500 tane yardımcı atayacak diyor. Dünyanın neresinde böyle bir uygulama var. 16 Nisan'da buna haddini bildirmeye var mıyız?

Hatalarımız olabilir ama İstanbul'u çöp dağlarından, hava kirliliğinden kurtardık. O günden bu güne aynı zihniyetimiz İstanbul'da iktidar. Şu anda belediye başkanımız metrobus'larla raylı sistemlerle bugünlere geldik. 12 yıl başbakanlık yaptım. Türkiyemizi muhasır medeniyetler seviyesinin üzerine getiriyoruz. Üniversite olmayan ilimiz yok."

''SEN BENİM ŞAKAĞIMA O PANKARTTA SİLAHI DAYASAN NE YAZAR?''

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra ise Büyükçekmece'deki toplu açılış töreninde konuştu.

Erdoğan, "Birkaç gün önce İsviçre Parlamentosu'nun önünde büyük bir pankart ve bu pankarta benim resmimi yapmışlar. Şakağıma da silahı dayamışlar. Sen benim şakağıma o pankartta silahı dayasan ne yazar? 'Erdoğan'ı öldürün' diyor. Ne yazar? Rabbimin bana verdiği ömrü ne bir an ileri ne bir an geri çekmeye sizin gücünüz yetmez. Biz bu yola kefenimizle çıktık. Kefenimizle yürüyoruz. Rabbimin verdiği ömür Allah'ın izniyle devam edecek. Biz, şu kubbede hoş bir seda bırakmaya çalışıyoruz. Biz, bu millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik" dedi.

''İSPAT ET, CUMHURBAŞKANLIĞINDAN İSTİFA EDECEĞİM''

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun iddia ettiğinin aksine yeni anayasa düzenlemesinde Cumhurbaşkanı'nın Meclis'i feshetme yetkisi bulunmadığını ifade eden Erdoğan şunları söyledi:

"Diyor ki (Kılıçdaroğlu) 'Cumhurbaşkanı'nın Meclis'i feshetme yetkisi var.' Yalan söyleme. Cumhurbaşkanı'nın Meclis'i feshetme yetkisi yok. Ey Kılıçdaroğlu, şu hazırladığımız yasal düzenleme içerisinde çık böyle bir şey varsa bunu ispat et, ben Cumhurbaşkanlığından istifa edeceğim. Ama o da kalkıp şu CHP'den ayrılsın ki CHP de bundan kurtulsun. Edemez. Biz dürüstüz bunda dürüstlük yok.''

ETİKETLER