NTV

Erdoğan: İtirazım var

Türkiye

Böcek soruşturmasındaki tahliyelere tepki gösteren Başbakan Erdoğan, ''Yargıya sesleniyorum; bütün belgeler, suç aletleri, bunları yapanlar ortadayken, neymiş adli kontrolle serbest bırakıyormuş... Benim itirazım var'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda konuştu.

Konuşmasında demokrasi ve sandık vurgusu yapan Başbakan Erdoğan, ''Eğer siz sandığı kabul etmiyorsanız sizin demokrasiniz Sisi'nin demokrasisi olur. Öyle bir arayış içindeyseniz onu bilemem ama biz değiliz. Esed'in demokrasisini mi isteyeceğiz? Bunu mu arıyoruz? Hayır'' ifadesini kullandı.

Başbakan Erdoğan'ın makam aracı ve ofisinde bulunan dinleme cihazlarına ilişkin soruşturmada tüm zanlılar hafta içi serbest bırakılmıştı.

Başbakan konuşmasında bu konuya da değindi. Yargı kararına tepki gösteren Erdoğan, ''Yargıya sesleniyorum, bütün belgeler, aletler suçlular ortadayken nasıl adli kontrol şartıyla serbest bırakıyorsun? Benim itirazım var'' dedi.

Başbakan, Anayasa Mahkemesi'nin Balyoz Planı Davası'na ilişkin "ihlal" kararına değinerek, "2010 referandumuna 'hayır' diyenler şu anda 'evet' oylarının neticesini aldılar" değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan satır başları şöyle:

''Demokrasi, sandıkta başlar ve sandıkta tecelli eder. Her zaman ifade ediyorum; sandık namustur. Bir siyası parti sandıklara sahip çıkamıyorsa sandıkları gözetim altında tutamıyorsa vatandaşın verdiği oyun sandıkta kaybolmasına, çalınmasına göz yumuyorsa o siyasi parti daha en baştan kaybetmiştir. İstanbul Türkiye'nin özetidir. Siyasi tarih bunu böyle yazmıştır.

Uzun bir mücadelenin ardından yurt dışındaki vatandaşlarımıza bulundukları ülkelerde oy kullanma hakkını teslim ettik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız bulundukları ülkelerde, belirli yerlere kurulacak sandıklarda artık oylarını kullanabilecek.

Bunu da ilk kez cumhurbaşkanlığı seçiminde tecrübe edecekler. İnşallah cumhurbaşkanlığının halk tarafından seçileceği bu seçimlerde, ilk kez böyle bir tecrübe yaşanırken yurt dışındaki vatandaşlarımızın da demokratik haklarını kullanmaları, bulundukları yerlerde bunu ilk kez tecrübe etmeleri, milli iradenin tecellisi bakımından inanıyorum ki sandığın çok daha güçleneceği bir seçim olacaktır.

BALYOZ DAVASI'NDAKİ TAHLİYELER
AYM'ye bireysel başvuru hakkını biz getirdik. 2010 referandumuna 'hayır' diyenler şu anda 'evet' oylarının neticesini aldılar. AİHM'den bunu sonucu alabilirler miydi? Hayır. Darbelere karşı sadece kendi partimiz için değil Türkiye için dik bir duruş sergiledik. Son 1 yıl içinde en ağır saldırıları başarı ile atlattık. Ama bunları unutursak büyük yanılgıya düşeriz.

'SİSİ'NİN DEMOKRASİSİ'
Eğer siz sandığı kabul etmiyorsanız sizin demokrasiniz Sisi'nin demokrasisi olur. Öyle bir arayış içindeyseniz onu bilemem ama biz değiliz. Esed'in demokrasisini mi isteyeceğiz? Bunu mu arıyoruz? Hayır.

17-25 ARALIK OPERASYONU
17 ve 25 Aralık operasyonuyla hedef tamamen AK Parti'den kurtulmaktı. Bu ülkede ne molotofla, ne taşla, ne sopayla iktidar arama gayreti içinde olanlar, iktidarı bulamayacaksınız, bunu bilin.

Bu ülkede iktidarın yolu sandıktan geçer. Bazı okur yazar olduğunu iddia edenler, televizyonlarda yorum yapıyorlar; 'Demokraside her şey sandık değildir...' Kusura bakma, demokraside evet, her şey sandıktır.

Son 1 yıl içinde, Gezi olaylarıyla başlayan, süreç itibarıyla söylüyorum, demokrasimiz, ekonomimiz, toplumsal barış, çözüm süreci, dış politikamız, cumhuriyet tarihinin en zor testlerinden, en zor imtihanlarından geçti. Biz son 1 yıldaki en ağır saldırıları başarıyla atlattık, o badirelerden zaferle çıktık ama yaşananları unutursak, inanın çok büyük bir hataya düşmüş oluruz. Son 1 yıl içinde yaşananları, teşkilatımızdaki her bir kardeşimin, hatta 77 milyon aziz milletimin tüm yönleriyle tekrar tekrar düşünmesi ve değerlendirmesi gerekir.

'BÖCEK' SORUŞTURMASI
Şimdi ben bugün buradan bir şey söylüyorum. Bu çok önemlidir. Türkiye'de bir başbakanın ofisi dinlenilecek ve başbakanın ofisinin dinlenilmesiyle ilgili Başbakanlık Teftiş Kurulu bütün belgelerini, bilgilerini toplayacak, ilgili mercilere, yargıya aktaracak... Hale bak, hepsi dışarıda. Ben şimdi buradan, paralel veya paralel değil, yargıya sesleniyorum; bütün belgeler ortadayken, suç aletleri ortadayken, bunları yapanlar ortadayken, neymiş adli kontrolle serbest bırakıyormuş...

'İTİRAZIM VAR'
Benim itirazım var. Bu ülkede eğer siz bir başbakanın dinlenilmesini bu kadar rahat değerlendirebiliyorsanız, o zaman size soracağım, sizin evinizin, yatak odanızın dinlenilmesini, ortam dinlenilmesiyle vesairesiyle dinleyenlere karşı tavrınız ne olacak acaba? Soruyorum. Yani yargı mensupları layüsel, onlar için hiçbir şey geçerli değil ama onun dışında cumhurbaşkanı dinlenilirse, dinlenilebilir, örgüt bu dinlemiş olabilir. Önüne malzeme gelecek, bilgi gelecek, olabilir. Temenni ederim ki kısa zaman sonra sizler de aynı şekilde dinlenilmezsiniz. Bu gidiş hayra alamet bir gidiş değil. Tabii ben bundan sonra da itirazlarıma devam edeceğim. Yargıda yine aynı şekilde itirazlarımı yapacağım.

Çünkü bu, öyle kolay geçilecek bir iş değil. Yani Başbakana taş atılır, söylenen şey şu; 'Siyasetçisin ağır eleştiriye, ağır hakaretlere dayanacaksın.' Aynen... Bir kapıdan girer, öbür kapıdan çıkar. Küfür ederler. 'Siz siyasetçisiniz, -hakaret denmiyor- ağır eleştiri, katlanacaksınız.' Bir kapıdan alıyorlar, öbür kapıdan bırakıyorlar. Böyle bir yargı olur mu Böyle bir anlayış olabilir mi Biz eski Türkiye'den kurtulmak istiyoruz, derdimiz bu. Eski Türkiye'nin görüntülerinden kurtulmak istiyoruz, derdimiz bu. Biz artık, yeni Türkiye'yi, adaletin, hukukun, tam manasıyla tecelli ettiği bir Türkiye olarak inşa etmek istiyoruz.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ
Kimin dava insanı, kimin de ikbal peşinde, koltuk peşinde, makam peşinde olduğunu çok daha net göreceğimiz bir döneme giriyoruz. Şuna ben kalpten inanıyorum, daha doğrusu inanmak istiyorum; bu teşkilat içinde, bu kadro içinde kendi şahsi hırslarını, davasının önüne geçirecek inşallah bir tek kişi bile bulunmuyordur. Altını çizerek ifade ediyorum; cumhurbaşkanlığı için adayımız her kim olursa olsun kaygılanacağımız en son şey, AK Parti'nin geleceğidir. Neden? AK Parti şahıslarla değil, tekrar ediyorum, ilkelerle, sınırları belli politikalarla, en önemlisi de dava şuuru ve hareket ahlakıyla var olan ve var olacak bir partidir. Bunu böyle bilmemiz lazım.

'Partinin başına Ahmet gelmiş, Mehmet gelmiş', bunun tartışmasını yapmak, davaya ve harekete karşı inanın büyük saygısızlıktır. Bizler, şahısların peşinde mi gidiyoruz? Şahıs dediğiniz nedir ya? Hepimiz ölümle bir defa mukayyediz. Bugün Tayyip Erdoğan var. Bir an sonraya garantim var mı? Kardeşler, Allah korusun eyvallah da her an ölümle başbaşa mıyız? Başbaşayız. Nice insanlar görüyoruz değil mi? Genç... Eve giderken, bir haber, bir telefon, 'Kalp krizinden öldü'. Olur mu? Olur. Ne olacak öldüğü zaman? Mensubu olduğumuz dava bitecek mi? O dava devam ettiği sürece siz, o arkadaşınıza, o liderinize saygıyı göstermiş olursunuz.

Eğer sahiplenmiyorsak, kusura bakmayın orada başka tezgahlar var demektir, orada başka oyunlar oynanıyor demektir. Önce bunu aşmamız lazım, önce bunu bir defa bir kenara koymamız lazım. AK Parti, tek adam partisi değildir. AK Parti'nin kurulları var, kuralları var, mekanizmaları var. Bugüne kadar ne yaptıysak, genel başkandan sandık müşahidine kadar her kademedeki arkadaşımızın uyumuyla, koordinasyonuyla, kardeşlik anlayışı içinde birlikte hareket etmesiyle yaptık. Kim diyorsa ki 'Ben olmazsam, dava olmaz', o büyük bir kibrin, gururun içindedir. Kim diyorsa ki 'Şu olmazsa, dava olmaz', o da büyük bir yanlışın içindedir.

Şimdi kalkmış, ikisi de Genel Müdür ile Bahçeli, Türkiye'nin cumhurbaşkanında aranan vasıfları anlatıyorlar. Sizden daha güzel vasfa sahip olanlar olabilir mi... Bu ne demektir? Bizde bu vasıflar yok, oturduk konuştuk, bizim vasıflarımızın üzerinde vasfa sahip olan böyle bir kişiyi bulduk. Yaptıkları iş bu. Bu ülkede kimin cumhurbaşkanı seçilebileceğinin vasıflarını en güzel millet belirler, millet.''