NTV

Erdoğan: Tıksırıncaya kadar içiyorlar

Türkiye

Başbakan Erdoğan, heykelden, içki yasağı tartışmasına birçok konuda değerlendirmede bulundu.

Başbakan Tayyip Erdoğan, il başkanları toplantısında çeşitli konulara ilişkin değerlendirmede bulundu.

İlişkili Haberler


Heykel ve içki tartışmalarına değinen Erdoğan şunları kaydetti: "Son tartışmalar doğal akışı içinde giden tartışma değil. Açık açık kampanyadır. Hükümet aleyhine yürütülen zorlama kampanyalardır. Bu her seçim öncesinde yapılan malum tezgahlardan birisidir. AK Parti muhafazakar demokrat bir partidir. Bizim için aile çok önemlidir. Mahremiyet çok önemlidir. Başkasının kutsal değerlerine hakaret etmediği sürece her türlü fikrin serbestçe ifade etmesini savunuyoruz. En geniş özgürlükleri savunan bir partiyiz. Sekiz yıldır bizim bu noktada samimiyetimiz test edildi. Sekiz yıldır hangi özgürlüğü kısıtladık? Sekiz yıldır kimin yaşam tarzına müdahale ettik. Kimin giyimine kuşamına müdahale ettik. Ne kadar viski, bira tüketiyosun dedik mi? İsteyen istediği kadar içiyor. Aksırıncaya, tıksırıncaya kadar içiyorlar. Sekiz yıldır biz yaşam tarzlarına yönelik neyi yasakladık? Mahalle baskısı diyorlar. Hükümete, bakanlara atılan iftiralar bugüne kadar hangi partiye bu boyutta yapıldı?

Yandaş medya diyorsun, candaş medyanın tüm mensuplarını partine davet edeceksin. Sevsinler seni. Bunu kimse yutmaz. Sen yargılanmasi için imza ettiğin kişiyi il başkanı yapacaksın, namuslu insanları yolsuzlukla itham edeceksin. CHP Genel Başkanı RTÜK Kanununu diline doladı. İnsan kimi neyle itham ettiğini incelemez mi? Yüzlerin kızarmadığı bir muhalefetle karşı karşıyayız. Artık sivil muhalefetin de edebi terk ettiği bir süreçten geçiyoruz. Birileri yıllarca bu toplumun belli bir kesimine tepeden baktılar. Tarihi sadece bunlar biliyor, bilim bunların tekelinde. 

Heykel için ucube derken, kralın da çıplak olduğuna işaret ettim. İçlerindeki despotizmi yıkamayanlar krala da çıplak dedirtmek istemiyorlar. Gözü olan herkes güzelle çirkini estetikle ucubeyi birbirinden ayırır. Bunun için sırça saraylarda büyümüş olmaya gerek yoktur. Oraya gittim ve o heykeli ve çevresini gezdim, dolaştım. O zamanki belediye başkanına bunu yapmamasını söyledim. Fakat kararlıydı. 2006 yılının sekizinci ayında bunun olamayacağına karar verildi. Üç ay sonra ise yapılacağına yönelik karar çıktı. Heykelin hemen altında kalacak şekilde tarihi eserler var. Bir tarihi eser var diye İstanbul'da yıllarca Tarih Tabiat Varlıkları Kurulu bizim metroyu Unkapanı'nda durdurdu. Nereden bakarsan bak 10 yıl kaybettik. Burada ise bunu rahatlıkla yapıyor. 48 metre yüksekliğe çıkıyor. Camiler onun gölgesinde kalıyor.

GÜZEL SANATLARI BİTİRMEM GEREKMİYOR
Bu işlere yorum yapabilmek için illa güzel sanatlar fakültesini bitirmek zorunda değilim ki. Görsel medya yolda giderken beğendiniz mi diye sorar. Vatandaş beğendim ya da beğenmedim der. Böyle bir eser inşa edecekseniz, o çevreyle uyumlu olmasına bakacaksınız. İzmir Karşıyaka belediyesi talip olmuş, ne kadar güzel. Gelsin alsın Karşıyaka'da diksin. Çok da heyecanlı, eyvallah yapsınlar.

BİR TANE HEYKEL YIKTIK MI?
Bu heykeltraşın çok başarılı olduğunu eleştiren birisi değilim. Ama ben o tarihi eserlerin olduğu yerde böyle bir olayın yaşanmasına müsade edemem, doğrudur diyemem. Bugüne kadar AK Parti hükümeti bu ülkede bir tane heykel yıktı mı? Var mı böyle bir şey, yok. Nedir bu kıyamet? Dert başka. AK Parti'nin yükselişini bununla durduracağız zannediyorlar, durduramazsınız. Karslı vatandaşlar bile buna müsade etmiyor. Bir tane sanatkar akıl veriyor. Hükümet bunlarla uğraşacağına Kars'ta işsizlikle mücadele etsin diyor. Bunlara verilen para Kars'taki altyapıya verilmiş olsaydı farklı olurdu."

TAHLİYEDE FARKLI BİR ORGANİZASYON VAR
Tartışmalı tahliye kararlarını değerlendiren Erdoğan, "Tahliye kararlarını yargı verdi. Aynı yargı benimle ilgili dosyayı 24 saatte Diyarbakır'dan Ankara'ya getirebildi. Aynı yargı Erbakan'la ilgili kararı 5 günde verebildi. İşlerine gelince veriyorlar. Meşhur Erzincan dosyası süratle yürütülebildi. Ankara'da Sincan gayet başarılı çalıştı. Bunlar çıkıyordu da, sizin öncelikler denilen yol haritanız yok muydu? Bunu bir ay önce de verebilirdiniz. Burada da yine bir farklı organizasyon söz konusu.

Yargıtay'ın iş yükünün fazla olduğunun farkındayız. Yeni hakimler alalım dedik. Burada bizler sözlü imtihanlarda kamera yerleştireceğiz dendi. Bu işin tarihinde kamera diye bir şey olmuş mu? Dert başka, ipe un sermek. İpe un serdiler, bu süreci engellediler. Bunu da aşacağız. Uygulama noktasına gelince sudan bahanelerle engellendi. Hakim ve savcı alımları engellendi, yüksek yargı ağır iş yükünü atmamak için adeta direnmiştir. 1934'ten beri hakim adaylığı sınavları Adalet Bakanlığı tarafından yapılıyor. 2008'de mülakatlarda görüntü ve ses kaydı şartı getirildi. Danıştay bize bunu şart koştu. Adalet Bakanlığı yürütmenin durdurulması için başvuruda bulunuyor, iki yıldır bu genel kurula gelmiyor. Aynı Danıştay Sağlık Bakanılğı aleyhine tam günde yapılan başvuruyu 24 saatte karara bağlıyor. Sonra da çıkıyorlar iş yükümüz fazla diyerek hükümeti suçluyorlar. Bazı konularda iş yükü de personel azlığı da mazeret olmuyor.

Yargıyı birilerinin arka bahçesi olmaktan çıkarıp, milletin ön bahçesi haline getireceğiz. Onama mı bozma mı diyerek belli çevrelerin arzusuna göre karar veren bir yargıdan vicdanla karar veren yargıya geçişi tamamlayacağız. Bu süreçte aleyhimize yürütülen kampanyaları boşa çıkaracağız. Ben Katar'da hukukçular anayasa yapmayacak demedim, halkın katkısı olacak dedim" diye konuştu.