NTV

Erdoğan: Türkiye yanlış güvenlik anlayışını terk etmiştir

ntv.com.tr

Türkiye

Beştepe'de muhtarlara seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye artık yanlış güvenlik anlayışını terk etmiştir" dedi. "Bundan sonra sorunların kapımızı çalmasını beklemeyeceğiz" diyen Erdoğan, Musul meselesinin de bu anlayışla çözüleceğini kaydetti.

"Türkiye artık yanlış güvenlik anlayışını terk etmiştir."

Açıklama Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan geldi. 

Beştepe'deki 28. Muhtarlar Toplantısı'nda konuşan Erdoğan, "bir sorun kapıyı çalmadan, bıçak kemiğe dayanmadan, bataklığa gömülmeden" harekete geçilmeyen güvenlik anlayışı nedeniyle Türkiye'nin her dönemde sorunlar yaşadığını belirtti.

"Artık bedel ödemek istemiyoruz" diyen Erdoğan, "Burada siz muhtarların önünde ilan ediyorum, Türkiye artık bu yanlış güvenlik anlayışını terk etmiştir" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, "Bundan sonra sorunların kapımızı çalmasını beklemeyeceğiz, bundan sonra bıçak kemiğe dayanana kadar sabretmeyeceğiz, gırtlağımıza kadar bataklığa gömülmeye rıza göstermeyeceğiz. Artık sorunların üzerine biz gideceğiz. Terör sorunumuz mu var? Terör örgütlerinin gelip bize saldırmasını beklemeyeceğiz. Bu örgütler, nerede faaliyet gösteriyorsa, nerede yuvalanıyorsa gidip orada tepelerine tepelerine bineceğiz" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı bu yeni yaklaşımın gereği olarak Musul meselesini de Musul'da çözeceklerini kaydetti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile dün akşam yaptığı görüşmeye ilişkin bilgiler de veren Erdoğan, görüşmede Halep konusunun ele alındığını aktardı. Erdoğan, "Saat 22.00 itibarıyla orada hava bombardımanlarını durduklarını ifade ettiler. El Nusra'nın orayı terk etmesi noktasında kendilerinin ricaları oldu. Arkadaşlarımıza bu konuda gerekli talimatı verdik, onlar da bu çalışmayı yapmak suretiyle, 'El Nusra'yı Halep'ten çıkarmak ve Halep halkının bu noktadaki huzurunu sağlamak için bir çalışmanın içerisinde olalım' diye aramızda böyle bir mutabakatı görüştük" dedi. 

Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

"Bir atanmışlar var, bir seçilmişler. Seçilmiş gibi görünenlerin bir kısmına da atanmış hükmündedir. Kendi bileklerinin hakkıyla değil alavera dalavera ile bir yere gelmişlerdir. Bu kişilerin bir çoğu gerçek anlamda bir seçime girseler belki kendi eşlerinin, çocuklarının ve mahallelerindeki esnafın dahi oyunu alamayacak durumdalar. 

Belirli görevlere atanmışların da benzer yanlışlara kapıldıklarını görüyoruz. Müsteşar, genel müdür, vali, kaymakam... Atamayla gelen kamu görevlileri millete hizmet etmekle mükelleftir. İster seçilmiş olsun ister atanmış olanların kendilerine tahsis edilen makamlar birer emanettir. 

Milletine efendilik yapan değil, hizmetkar olan bir yönetim anlayışının yerleşmesi konusunda önemli bir mesafe kaydettiğimizi düşünüyorum. 15 Temmuz gecesi vatanına bayrağına sahip çıkmak için devletinin yanında yer almıştır. O gece darbecilerin karşısına dikilen vatandaşlarımız istiklaline sahip çıkarsa güvenli bir gelecekleri olacağını biliyorlardı. Bu nedenle 15 Temmuz'a ikinci kurtuluş savaşı diyoruz. 

"MİSAK-I MİLLİ HEDEFLERİNİ KORUYAMADIK"

Misakımilli'yi gündeme getiren kim Gazi Mustafa Kemal. Niye rahatsız oluyorsunuz? Biz rahatsız olmuyoruz. Misakımilli batıdan doğuya nasıl başlıyor? Burada bir tarih, burada bu milletin geçmişi yok mu? Bundan rahatsız olunmamalı. Bunun dünü ve bugünü öğrenilmeli. Birileri bunu anlamak istememiyor. Çünkü dertleri başka. Bu noktada Sayın Bahçeli'nin dünkü konuşmasında da ifade ettiği gibi, kendisine teşekkür ediyorum. Çünkü siyasi hareketler de doğruda bütünleşmeyi ortaya koyduğu sürece bu millet kazanacaktır. Bunu başarmamız lazım.

Osmanlı'nın yıkılışı millet üzerinde derin bir yara açmıştır. 2.5 milyon metrekare olan topraklarımızın büyüklüğü 9 yılda Lozan'ın imzalanmasıyla 700 bin metrekareye düşmüştü.

Maalesef hem batı hem de güney sınırlarımızda Misak-ı Milli hedeflerimizi koruyamadık. Dönemin şartları itibarıyla bu durumu mazur görenler, göstermeye çalışanlar olabilir. Bu yaklaşımı bir yere kadar mazur görmek mümkündür. Asıl vahimi, zorunluluklardan kaynaklanan bu durumu esas olarak kabul edip kendimizi tamamen bu kabuğun içine hapsetme anlayışıdır. Biz işte bu anlayışı reddediyoruz. Türkiye'yi 1923'ten beri böyle bir kısır döngüye hapsedenlerin amacı coğrafyamızdaki bin yıllık varlığımızı, Selçuklu ve Osmanlı geçmişimizi bize unutturmaktır. 

"ARTIK BEDEL ÖDEMEK İSTEMİYORUZ"

Kurtuluş Savaşımıza girerken hedefimiz, Misakımilli sınırlarımıza sahip çıkmaktı. Maalesef hem batı hem de güney sınırlarımızda Misakımilli hedeflerimizi koruyamadık. Dönemin şartları itibarıyla bu durumu mazur görenler, göstermeye çalışanlar olabilir. Bu yaklaşımı bir yere kadar mazur görmek mümkündür. Asıl vahimi, zorunluluklardan kaynaklanan bu durumu esas olarak kabul edip kendimizi tamamen bu kabuğun içine hapsetme anlayışıdır. Biz işte bu anlayışı reddediyoruz. Türkiye'yi 1923'ten beri böyle bir kısır döngüye hapsedenlerin amacı, coğrafyamızdaki bin yıllık varlığımızı, Selçuklu ve Osmanlı geçmişimizi bize unutturmaktır. 2016 yılında 1923'ün psikolojisi ile hareket edemeyiz. Bunda ısrar etmek ülkeye ve millete yapılacak en büyük haksızlıktır. Cumhuriyetimizi kurduğumuzdan beri dünyada her şey değişirken biz, o tarihteki konumumuzu korumayı kazanç olarak göremeyiz. Çünkü biz Kurtuluş Savaşımızı 'hatt -ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır, o satıh bütün vatandır' stratejisiyle kazanmış bir milletiz. İstiklalimizi bu anlayış ile kazandığımız halde bizi Cumhuriyet tarihimizin tamamını 'hatt-ı müdafaa' ile geçirmeye zorlayan anlayışı geride bırakmak mecburiyetindeyiz. 93 yıldır başımıza ne geldiyse bu anlayıştan gelmiştir.

"SORUNLARIN KAPIYA DAYANMASINI BEKLEMEYECEĞİZ"

Geriye dönüp bakıldığında, bir sorun kapıyı çalmadan, bıçak kemiğe dayanmadan, gırtlağa kadar bataklığa gömülmeden harekete geçilmediğini gördük. Bunun için dikkat ederseniz, kapımız hiç boş kalmadı. Rahat nefes aldığımız dönemimiz hiç olmadı ve her dönem bu tür bedeller ödedik. Siyasette büyük bedeller ödendi, darbelerle, muhtıralarla, vesayet yönetimleriyle çok zaman kaybedildi, ekonomide de büyük bedeller ödendi. Türkiye aynı kulvarda yarışa başladığı ülkelerin fersah fersah gerisinde kaldı. Artık bedel ödemek istemiyoruz. Burada siz muhtarların önünde ilan ediyorum, Türkiye artık bu yanlış güvenlik anlayışını terk etmiştir.

Artık bedel ödemek istemiyoruz. Bundan sonra sorunların kapımızı çalmasını beklemeyeceğiz, bundan sonra bıçak kemiğe dayanana kadar sabretmeyeceğiz, gırtlağımıza kadar bataklığa gömülmeye rıza göstermeyeceğiz. Artık sorunların üzerine biz gideceğiz. Terör sorunumuz mu var? Terör örgütlerinin gelip bize saldırmasını beklemeyeceğiz. Bu örgütler, nerede faaliyet gösteriyorsa, nerede yuvalanıyorsa gidip orada tepelerine tepelerine bineceğiz.

Suriye ve Irak'ta bize yönelik tehdit mi var? Bu tehditleri orada yok edeceğiz. Sineklerle uğraşmak yerine bataklığı kurutacağız. Artık ülke içinde ve dışında PKK'yı saklandığı inlerinde bulup bertaraf edeceğiz. Açıkça söylüyorum, biz kendilerini bulup yok etmeden nereye gideceklerse gitsinler.

"HEPSİNİN KÖKÜNÜ KAZIYACAĞIZ"

Bölücü örgütüne destek veren, imkan sağlayan kim varsa hepsinin de kökünü kurutacağız. Şimdiden söylüyorum, biz kendilerini bulup yok etmeden, nereye gideceklerse gitsinler, bu kadar açık söylüyorum. Aynı şekilde yurt dışında üslendiği yerlerde rahat nefes alabildikleri tek günleri olmayacak.

FETÖ ile mücadele ediyoruz, bu ihanet çetesinin kamudaki, sivil toplum kuruluşları içindeki, iş dünyasındaki tüm elemanlarını adım adım takip ediyoruz. Bu ülkede artık kimsenin yaptığı ihanet, yanına kar kalmayacak. Hiçbir terör örgütünü, hiçbir teröristi biz bu topraklarda barındırmayacağız. Ya imha olacaklar, ya teslim olacaklar ya da defolup gidecekler. 

Türkiye Cerablus operasyonuna başlarken ilgili ülkelere bilgi verdi ama kimseden izin almadı. İkisi farklı şeyler. ÖSO ile operasyona başladık ve devam ediyoruz. Sahada gördük ki Suriye'nin sorunu DAEŞ değil. Ortada taktik sorunu var. 6 yılda 600 bine yakın insanın canına mal olan bu oyunu bozan Türkiye'nin 2 ay önce başlattığı operasyondır.

"AVRUPA SÖZÜNDE DURMADI"

Türkiye'nin Musul'a girmesine engel olanlar Suriye'deki oyunu bozmamızdan rahatsız olanlardır. PKK ve FETÖ senaryoda kendilerine düşen rolü oynuyorlar. Asıl mesele bölgenin yeniden yapılandırılma meselesidir. Türkiye olarak kendi planlarımızı uygulamaya başladık. Biz kapıları açık tutsak gidecekleri yer Avrupa. Bundan çekindikleri için tamam parayı vereceğiz dediler ama sözlerinde durmadılar. 

Türkiye'nin Musul operasyonuna girmesini engellemeye çalışanlar, Suriye'deki oyunlarını bozmamızdan rahatsız olanlardır. İstiyorlar ki Türkiye yerinde otursun, olup bitenleri seyretsin, sonra da payına düşen bedel neyse onu ödesin.

"MUSUL'DA OLACAĞIZ"

Bizim 911 kilometre Suriye, 350 kilometre Irak sınırımız var. Biz burada sınırdaş olacağız, biz söz söylemeyeceğiz, sınırı olmayanlar, aman yarabbi, onlar istediği gibi kesecek, biçecek, ondan sonra da elbiseyi yapacak. Yok böyle bir şey. Bu tavrımızın ne savaş çığırtkanlığıyla ne Irak'ın egemenliğini ihlalle ne de başka herhangi bir art niyetle ilgisi yoktur. Biz kendi istiklalimizi ve istikbalimizi korumak için m�cadeleyi nerede yürütmemiz gerekiyorsa orada olmak istiyoruz. Şu anda bunun yeri Musul'dur. Öyleyse biz Musul'da olacağız.

"TÜRKİYE'YE SÖZ SÖYLERKEN BUNU DÜŞÜNECEKSİN"

Ey Irak yönetimi, bu 300 bin Iraklıya kapısını açarak, seni rahatlatan Türkiye değil mi Başkaları yapmadı bunu, biz yaptık. Onun için Türkiye'ye bir laf atarken, bir söz söylerken bunu düşüneceksin. Böyle bir dost bulamazsın, sen bu dostu incittiğin takdirde kaybedersin. Onun için günlerdir 'Biz hem sahada olacağız, hem de masada olacağız' diyorum.

Bu yeni yaklaşımın gereği olarak da Musul meselesini Musul'da çözmek niyetindeyiz. Musul'u mezhepçiliğe feda edersek sorunun kendi sınırlarımıza dayanmasını engelleyemeyiz.

"ABD İLE MUTABAKATA VAR"

Suriye için nasıl harekete geçtiysek Musul için da harekete geçeceğiz. Sünni ve Türkmen kardeşlerimiz var. Orayı kalkıp da farklı bir mezhebi anlayışa terk edemeyiz. Şia'nın düşmanı değilim bu bir yorumdur. Ama ben mezhepçiliğe karşıyım. Biz mücadeleyi nerede yürütmek zorundaysak orada olacağız. Hava kuvvetlerimizin harekata katılması konusunda ABD ile mutabakata vardık.

"PUTİN İLE HALEP KONUSUNDA ANLAŞTIK"

Dün akşam Sayın Putin ile görüşmem oldu. Halep'i konuştuk. Görüşmede Halep'i konuştuk. Saat 22.00 itibarıyla orada hava bombardımanlarını durduklarını ifade ettiler. El Nusra'nın orayı terk etmesi noktasında kendilerinin ricaları oldu. Arkadaşlarımıza bu konuda gerekli talimatı verdik, onlar da bu çalışmayı yapmak suretiyle, 'El Nusra'yı Halep'ten çıkarmak ve Halep halkının bu noktadaki huzurunu sağlamak için bir çalışmanın içerisinde olalım' diye aramızda böyle bir mutabakatı görüştük. 

HALEP'TEN GÖÇ UYARISI

Halep'te yanan ateşi bir an önce söndürmek bizim oradaki kardeşlerimize olan borcumuzdur. Halep nerenin sınırı Kilis, Gaziantep. Halep'te Allah göstermesin bir göç başlarsa nereden bakarsanız bakın en az 1 milyon insan Türkiye'ye gelecektir. Bunun bedelini kusura bakmayın da biz ödemeyiz. Bunu tahrik edenler Türkiye ile masaya oturup konuşmak zorundadırlar. O güzel Halep ne hale geldi. 

Ülkemiz içindeki PKK ve DAEŞ saldırılarının yoğunlaşması, FETÖ'nün diri tutulmaya çalışılması Suriye ve Irak'ta doğru yolda ilerlediğimizin göstergesidir. Türk ordusunun darbe girişimi sonrası başlattığı temizleme çalışması nedeniyle harekat kabiliyetini yitirdiğini sanıyorlardı. Fırat Kalkanı ile böyle olmadığını gösterdik.

"ORDUSUNUN MEZHEBİ YAPISINI AÇIKLASIN"

Bağdat yönetimi önce kendi ordusunun mezhebi yapısını kalksın da dünyaya açıklasın. Hangi mezhepten oluşuyor? Burada yıllarca sayın Maliki'ye bizzat söylediğim şeydir bu; nüfustaki mezhebi oran neyse orduyu da ona göre oluşturun.

Biz ilişkilerimizde kalıcı tahribata yol açılmaması konusunda hassas davranıyoruz. Yeni güvenlik anlayışımızın gereği olarak sorunları kapımıza dayanmadan çözme konusunda kararlıyız. Biz bu zorlukların üstesinden geliriz. Yarın her şey geride kaldığında bize destek olan dostlarımızı ve yola çukur açanları unutmayacağız. 

Bugüne kadar binlerce DEAŞ'lıyı sınırdışı eden, onbinlercesine ülkemize giriş yasağı koyan bir ülke olarak, bu konuda birikimimizi ve öngörülerimizi kimse yabana atmasın. Türkiye'ye karşı PYD-YPG gibi terör örgütlerinin, Bağdat yönetimi gibi mezhep fanatiklerinin, Esed yönetimi gibi kendi halkını katledenlerin yanında yer alanları bir kez daha ikaz ediyorum. Yanlış yoldasınız, tutuşturmaya çalıştığınız ateş bizden çok sizi yakar."

ETİKETLER