NTV

Erdoğan: Kanı biz teröre karşı veririz

Türkiye

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kocaeli'de toplu açılış töreninde konuştu.

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları;

Çevrecilik alanında, şehir (Kocaeli) genelinde 2 milyon ağaç toprakla buluşturuldu. Ey Geziciler; 12 tane ağaçtan bahsetmiyoruz ha, dikkat et, dikili ağacınız yok bu memlekette. Ama bizim belediyelerimiz, çevre, şehircilik, orman, su işleri... Elhamdülillah, biz bu işlerde yarıştayız ve attığımız adımlarla ülkemizi yeşille donatıyoruz.

"Ana muhalefetin başındaki, Türkiye'de başkanlık sistemiyle ilgili 'kan dökülür' diyor. Bunlar, siyasi sapkınlık içinde. Bunlar, siyaseti bilmiyor. Bunlar, siyaset cahili. Siyasi literatür cahili. Yani Amerika başkanlık sistemine geçerken kan mı döktü, Güney Amerika'da başkanlık sistemine geçenler kan mı döktü Bunların hiçbiri yok. Bu kararı kim verir Millet, millet. Senin öyle bir yetkin yok, öyle bir gücün de yok. Eğer benim milletim bu ülkede kalkıp da 'Evet biz başkanlık sistemine geçiyoruz' derse, sen de kuzu kuzu takip edersin.

10 Ağustos'ta millete gittik mi, gittik. 14 parti bir araya geldiler mi, geldiler. Bu kardeşiniz tek başına onların karşısına çıktı mı Siz ne yaptınız Yüzde 52 ile bu kardeşinizi desteklediniz. Onların hali ne oldu, hiç. Yarın olacak olan da budur. Biz kanı sadece Kızılay'a veririz Kızılay'a. Olay bu kadar basit.

Ben bu zatın ismini ağzıma almam. Ve biz kan veririz, kanı biz nerede veririz Vatanımızın kurtuluşunda veririz. Kanı biz nerede veririz Teröre karşı veririz. Şu anda tek millet diyenler, tek bayrak diyenler, tek vatan diyenler, tek devlet diyenler bu işin mücadelesini veriyor. Biz inanarak, dimdik ayakta durarak bu yolda yürümeye devam edeceğiz ve bu ay çok ilginç bir aydır. Bunlar, bu ana muhalefet geçmişi itibarıyla doğru, bunlar hep kan döktüler. Bunlar, işte bu ayın içerisinde iki gün var ki çok önemlidir. Bunlardan birisi yarın vasıl olacağımız 14 Mayıs, diğeri de iki hafta sonra ulaşacağımız 27 Mayıs. Bu tarihlerden biri demokrasimiz için ak bir gündür, 14 Mayıs. Diğeri tam tersine kara bir gündür.

Millet yerine bu CHP hep darbecilerin kapısını çalmıştır. Darbecilere umut bağlamıştır, aradan geçen 66 yıla rağmen tarzlarını ve üsluplarını hiç değiştirmeden yollarına devam ettiklerini görüyoruz. İşte, tek parti dönemindeki siyasi kurumun adını ve mirasını yaşatma iddiasındaki ana muhalefetin başına musallat edilen zatın hezeyanlarını hep birlikte takip ediyoruz. İnanın bana bunların ağababalarının 14 Mayıs 1950'deki hissiyatları, 27 Mayıs 1960'taki sevinçleri neyse, şimdikilerin de duyguları aynı. Bunlar millete ve milletin değerlerine düşmanlığı siyaset sandılar. Bunca yıldır yaşadıklarından ders almadıkları gibi tam tersine kinlerini ve hırslarını sürekli biledikleri anlaşılıyor. Yoksa hangi aklı başındaki insan milli iradenin, Meclis'in, siyasetin konusu olan bir meseleyi getirip de içinde kan geçen cümlelere sıkıştırır. Hani siz Atatürkçüydünüz Ne diyor Atatürk Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyor. Sen milletin olan böyle bir egemenlik hakkını ne zamandan beri eşkıyalara, çetelere veriyorsun Kanı kim döker Mafya döker, çete döker, eşkıya döker, terörist döker. Bunlar zaten şu anda terör örgütünün ağzıyla konuşmaya başladılar.

Bunlara şunu telkin etmemiz lazım; eğer kendinize güveniyorsanız, merak etmeyin 2019'da zaten Cumhurbaşkanlığı seçimi de var. Ama ondan önce millet başkanlığa karar verirse, eh, hadi bakalım o zaman 'hodri meydan' deriz ve buyurun meydana çıkarsın.

İşte görüyorsunuz, Türkiye, sınırları içinde ve dışında dünyanın en eli kanlı terör örgütlerine karşı tarihi bir mücadele veriyor ama birileri çıkıyor bundan vazgeçmemizi istiyor. Milliyetçi Hareket Partisi çıkıyor diyor ki 'Teröre karşı biz iktidarın yanındayız'. Ama ana muhalefet aynı şeyi söyleyemiyor. Niye Dert başka dert. Çünkü bunlarla gizli ortaklıkları var. Sıkıntı burada.

Denizlerdeki balinaların, fokların, kaplumbağaların yaşam alanları konusunda gösterdikleri duyarlılığı 23 milyon Suriyeli'nin hayat hakkından esirgeyenlere yazıklar olsun. Kendi güvenliklerini, refahlarını, konforlarını diğer insanların hayatta kalma mücadelelerinin önünde tutanlara yazıklar olsun. Ülkelerine gelen mültecilerin önce cüzdanlardaki paralarına, kollarındaki, boyunlarındaki ziynetlerine göz diken kölelik ve sömürge döneminin kalıntısı zihniyetlere yazıklar olsun.

(Bangladeş'te Cemaat-i İslami Partisi Lideri Motiur Rahman Nizami'nin idamına ilişkin) Ne diyorum biliyor musunuz Fazla söze gerek yok, 'Zalimler için yaşasın cehennem' diyorum. Kimsenin sesi çıktı mı Çıkmadı. Demokrasiye inandıklarını söyleyenlerin sesi çıktı mı Çıkmadı. Ama Batı'da böyle bir şey olsa kıyamet kopar. Fakat orada ölen bir Müslüman olduğu için, bir Müslüman lider olduğu için hepsi güldüler ve adeta Suriye'de olduğu gibi alkışladılar. Türkiye'de idam cezası olmadığı halde yargının verdiği kararlardan terör operasyonlarına kadar her gün ensemizde boza pişirenler Bangladeş'teki bu vahim olayı görmezden, duymazdan geliyor. Bunun adı vicdansızlıktır, insafsızlıktır, riyakarlıktır.