NTV

'Felix'i Uzay'a yollamak kolay bir iş değildi'

Türkiye

Felix Baumgartner’in 39 km’den yaptığı ve ses duvarını aştığı atlayış, uzay-havacılık sektörü içinde bir dönüm noktası oldu. Baumgartner’in ilkleri başarmasını sağlayan basınç giysisi, SolidWorks 2013’te mercek altına alındı ve tarihi başarıya ait bilinmeyen detaylara değinildi.

Avusturyalı hava dalışçısı Felix Baumgarter, 14 Ekim 2012 tarihinde kırdığı rekorlarla insanın teknolojiyle fiziksel sınırlarının çok ötesinde işler başarabileceğini ortaya koymuştu.

İlişkili Haberler


Baumgartner’in 39 km’den yaptığı ve ses duvarını aştığı atlayış, uzay-havacılık sektörü içinde bir dönüm noktası oldu. Baumgartner’in ilkleri başarmasını sağlayan basınç giysisi, SolidWorks 2013’te konuşuldu. Bu detaylardan bir tanesi, ‘yeni nesil uzay giysisi ve kapsülünün’ hazırlanmasında SolidWorks yazılımlarının da rol oynamış olmasıydı.

‘Korkusuz Felix’ lakaplı Baumgartner, 39.045 metreden Dünya’ya yaptığı atlayışta saatte 1.342 km hıza ulaşarak ses hızını aşan ilk insan olmayı başarmıştı. Hayatta kalmanın imkansız olduğu şartlarda ilklere imza atan ve bilim ve teknoloji adına tarihi bir başarı elde eden Baumgartner’in başarısında, en büyük pay belki de üzerindeki basınç giysisiydi. Birçoklarının bilmediği detay, Baumgartner’in kaskının ve kendisini taşıyan kapsülün tasarım ve üretiminde SolidWorks CAD yazılımı kullanılmasıydı.

SolidWorks 2013’te sahneye çıkan Kıdemli Ürün Müdür Steven Endersby, Baumgartner’in atlayışı hakkında bilinmeyen noktalara değindi. Endersby, Redbull Stratos ekibi tarafından gerçekleştirilen atlayıştan haberdar olduğunda aklına gelen ilk şeyin, ‘bir insanın ses duvarını aşıp aşamayacağını simülasyonla test etmek olduğunu’ belirtti.

Endersby, SolidWorks’ün tarihi atlayışta oynadığı role değinmeden önce tarihi başarı hakkında görüşlerini paylaşmak için Redbull ekibinden Art Thompson ve Jon Wells’i sahneye davet etti.

‘UZAY’DAN ATLAYIŞ BİR TEST UÇUŞU PROGRAMIYDI’
Thompson, ‘Uzay’dan Dünya’ya atlayış fikrinin nereden geldiği’ sorulduğunda, bu hayalin 1960 yılında Joe Kittinger’ın 31 km’den yaptığı hava dalışıyla doğduğunu söyledi. Kittinger’in ABD Hava Kuvvetleri’nin başlattığı proje kapsamında ilk denemeyi gerçekleştirdiği belirten Thompson, ‘Amaç, Apollo programları hayata geçirilmeden önce insanın bu kadar yüksekte hayatta kalıp kalamayacağını görmekti” dedi.

Thompson, Dünya’ya yapılan serbest dalışın hikayesini anlattı: “Hava Kuvvetleri balonlarla yüksek irtifalara insan taşımaya ve deneyler yapmaya başladı. 1960 yılında ise Kittinger 31 km’den atlayarak bir ilke imza attı. 52 yıl önce yapılan bu serbest düşüşün ardından, tüm paraşütçülerin hayali bunun bir benzerini gerçekleştirmekti… Felix yakın arkadaşımdır. Bir gün beni aradı ve ‘Art, Kittinger’ın rekorunu biliyorsun. Onu kırmayı hiç düşündün mü? Bana yardımcı olur musun?’ dedi. Ben de düşünüp sana yarın telefon ederim’ dedim… XPrize ve Columbia projelerinde yer almış iki arkadaşımla bilimsel bir test uçuşu projesi hazırlayarak Avusturya’ya gittik ve Redbull şirketine sunum yaptık.”

Felix’in giydiği basınç giysinin tasarımına ilham veren kişi, SR-71 Blackbird casus uçağının test pilotluğunu yapmış Bill Weawer oldu. Weaver, 25 Ocak 1966 tarihinde Blackbird ile uçarken 23 bin 800 metre yükseklikte uçağın kontrolünü kaybetti. Mach 3.18 (satte 3378 km) hızla giden uçaktan kendini fırlattı ve hayatta kalmayı başardı. David Clark şirketinin ürettiği basınç giysisi Weaver’ın hayatta kalmasını sağladı. Thompson konuşmasında, ‘Felix için tasarlanan giysiyi düşündüğümüzde, ihtiyacımız olan giysi böyle bir şey olmalı” dedim.

‘OLDUKÇA GERGİN BİR SÜREÇ’
Bir kişiye uzay giysisi giydirerek balonla atmosferin ucuna göndermenin oldukça gerilimli bir süreç olduğunu belirten Thompson, ‘Bu bir nevi klostrofobi etkisi yaratabilir. Bir kişiyi tamamen saran bir giysi giydiriyorsunuz ve ardından şişiriyorsunuz. Daha sonra kapsülün içine koyup yalnız bırakıyorsunuz. Bu çok kolay bir iş değil” dedi.

Felix’de az da olsa klostrofobi olduğunu belirten Thompson, “Bana bir keresinde bana ‘Hava Kuvvetleri klostrofobisi olan pilotları ne yapıyor’ diye sordu. Ona, ‘ondan kurtulup diğerini buluyorlar diyemedim’” esprisini yaptı.

Projelerinden bahsettikleri zaman NASA’nın oldukça heyecanlandığını belirten Thompson, daha sonraki süreçte bürokrasinin araya girmesiyle gergin dönemler de yaşandığını ancak en sonunda bu tür konuların üstesinden geldiklerini anlattı. Thompson, Mart 2102’de 13 metrelik uzunluğuyla dünyanın en büyük kağıttan uçağını yaparak uçurmaya çalışmanın da stres atmak için yaptıkları bir proje olduğunu anlattı.

‘BUM-BUM’
Thompson, elde ettikleri başarının nasıl bir his olduğunu anlatırken, tıpkı mühendislerin sürekli üzerine bir şeyler ekleyerek uzun süreçlerde oluşturdukları tasarımlar gibi, beş yıllık bir çalışmanın meyvesini aldıklarını söyledi.

Uzay’dan Dünya’ya atlayışı kendi ‘tamamlanmış projeleri’ olarak ifade eden Thompson, ‘beş yıllık bir bebeğimiz oldu’ dedi.

Wells, yerdeki kontrol odasında ‘bum-bum’ sesi duydukları zaman ses duvarını aştıklarına ilk kez tanık olduklarını ve daha sonraki ölçümlerde bu başarıyı doğruladıklarını belirtti.

İki mühendis, ‘yeni nesil uzay giysisi geliştirdiklerini ve David Clarke şirketinin bu giysi üzerinden geliştirme sürecine devam edeceğini’ söyledi ve yeni nesil uzay giysisinin ‘daha esnek, daha rahat ve kullanan kişiyi anlayacak kadar gelişmiş bir teknolojiye sahip olacağını’ ifade etti.

Thompson, sözlerini şu ifadelerle bitirdi: “Helyum balonlarıyla yukarılara çıkmayı başarıyoruz. Daha fazla yukarı çıktıkça daha fazla risk ve zorlukla karşılaşacağız. Astronotları gelecekte Uzay’a taşıyacak Orion kapsülleri elde edilen yeni bilgilerle tasarlanıyor. Geleceğin neler getireceğini göreceğiz.”