NTV

'Hiç kimse fikirleri sebebiyle itham edilmemeli'

Anadolu Ajansı

Türkiye

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, KCK operasyonu kapsamında BDP Anayasa Hazırlık Komisyonu Üyesi Büşra Ersanlı ve yayıncı Ragıp Zarakolu'nun tutuklanmalarıyla ilgili, ''Düşünceleri sebebiyle hiç kimsenin itham edilmemesi lazım'' dedi.

Başbakan Yardımcısı Arınç, Bursa Olay Televizyonu'na gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

''Son olarak KCK operasyonları kapsamında bir yazar ve bir profesör gözaltına alındı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusunu cevaplayan Başbakan Yardımcısı Arınç, ''Tabii üzüntü verici, endişe verici. KCK dediğimiz Kürdistan Halk Toplulukları Birliği'nin kendisine isim olarak seçmiş olan örgüt kapsamında bazı yargı operasyonları var, gözaltına alınanlar var. Esasen KCK diye bildiğimiz örgüt hakkında 2-3 seneden bu yana davalar açılıyor, yargılanmalar devam ediyor'' diye konuştu.

Arınç, belli kimlikleri, kişilikleri olanların soruşturma kapsamında olmasının Türkiye'yi çok fazla meşgul etmediğini belirterek, konuşmasına şöyle devam etti:

''Yani bunlar evet birtakım organizasyonlar içinde bulunmuş olabilir denildi. Ancak Büşra Ersanlı ismindeki bilim kadını ve bir yayıncı Ragıp Zarakolu'nun gözaltına alınmış olması ve daha sonra tutuklanmış olması daha çok ilgi çekti. Tabi olaya çıplak gözle baktığımız zaman yargı kararıyla yapılmış gözaltına alma ve tutuklama var. Savcılar ellerindeki delilleri yeterli gördükleri takdirde tutuklama istemiyle mahkemeye sevk ediyor. Mahkemelerde bunu yeterli ve haklı görürse tutuklama kararı veriyor. Buna karşı yapılacak itirazlar ve taleplerin yeri de mahkeme kanununda gösteriliyor. Biz sadece keşke bu tür insanlar gözaltına alınmasa,tutuklanmasa diyebiliriz. Şüphesiz düşünceleri, bugüne kadarki eylemleri ve faaliyetleriyle bu tür faaliyetlere yakın olduğunu bildiğimiz bir bilim kadını var. Hatta BDP'nin yeni Anayasa hazırlığı komisyonunda görev aldığını biliyoruz.''

''Ancak düşünceleri ve fikirleri sebebiyle hiç kimsenin itham edilmemesi lazım'' diyen Arınç, ifade özgürlüğünün, bilimsel özgürlüğün sınırlarının geniş olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:

''Fakat burada savcılığın ve hakimin tutuklama kararı örgütle ilişki kurmak ve o örgüt adına eylem yapmaktır. Bu ciddi bir iddiadır. Dolayısıyla iddianame tanzim edilip dava açılacaksa suçlamaları hepimiz yakından göreceğiz. Şu aşamada, evet üzülelim. Bir, yaşını başını almış diyeceğimiz Anadolu tabiriyle, bir bilim kadının ve yıllardır Türkiye'de beğenirsiniz, beğenmezsiniz yayıncılık yapan bir insanın hele hele böyle bir ithamla içeriye alınması kamuoyunu tedirgin edebilir, bizleri üzebilir. Ama Türkiye'deki yapılan son dönemdeki bazı operasyonların bazı bağlantıları sebebiyle bir mahkeme kararına ulaşmasını, bir mahkeme kararıyla aklanmalarını arzu etmek her halde daha akıllıca olacaktır. KCK'nın eğer bu noktalara kadar uzanan bağlantıları varsa ve KCK bu tür etkiler altında kalarak Türkiye'de bir şehir yapılanmasıyla PKK bağlantısını siyasiler kanalıyla legalize etme çabası varsa (ancak hukuki tabirler olarak böyle söylüyorum) endişe verici bir gelişmedir. Dolayısıyla üzülelim ama yargı kararının da bir an önce ortaya çıkmasını isteyelim''

'HEM HALKIN HİSSİYATINA HEM GENELKURMAY'IN ASKER İHTİYACINA EVET DEMELİYİZ'
Başbakan Yardımcısı, ''Türkiye'de son 3 gündür bedelli askerlik tekrar gündeme geldi, Sayın Başbakanımızın ifadesi şu; 'toplumun her kesimini memnun edecek şekilde, birilerini küstürüp, birilerini üzmeyecek şekilde...' Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz efendim?'' sorusuna şöyle cevap verdi:

''Efendim, bedelli askerlik konusu geçmişten bu yana bir istek olarak gündeme geliyor. Yaşını başını almış, askere gidememiş, insanlar var. İşini kurmuş, işçi çalıştıran, hatta yurt dışı ile bağlantılı ihracat yapan, kendi işini büyüten insanlar var. Ben bu yaşa geldim, bundan sonra nasıl askerlik yapacağım diye düşünen insanlar var. Zaten şu kadar askerimiz var, diyelim ki 800 bin kişi. 'Biz nihayet 3-5 bin kişiyiz, bizim askere gidip gitmememizin ülkeye ne faydası var' diye, bunların web siteleri var. Bu sitelerde düşüncelerini paylaşıyorlar. İlk defa ben, şahsen, yani hükümetin bir kararı yok bu konuda, ben bu konuyu haklı bulduğumu ifade ettim. Çünkü 1999 depreminde ekonomik sebeplerle bedelli askerlik, onun öncesinde ve sonrasında 1-2 defa uygulandı.''

''Genelkurmay'a soruyorsunuz, Genelkurmay diyor ki; 'Hayır benim asker ihtiyacım var. Ben bedelliyi kabul etmiyorum.' Şimdi ben siyasetçiyim, benim işim ülkeyi yönetmek, benim işim yasama meclisinde görevimi yapmak. Benim işim askerlik değil, ama askerin de işi o işi yapmak. Dolayısıyla asker, 'benim ihtiyacım var bana asker lazım' dediği anda, ben de hükümet olarak sen doğru söylüyorsun, o zaman bedelli olmaz diyorum'' diye konuşan Arınç, şunları kaydetti:

''Ancak siyasi bir karar verilecekse buna hükümetin de evet demesi lazım. Bugüne kadar hükümetler, Genelkurmay'ın, silahlı kuvvetlerin asker ihtiyacı konusundaki beyanlarına aynen uydular. Bugün de uyduğumuz gibi. Şimdi tam bunları konuşurken ve bir formül ararken bir de halkın hissiyatını dinlemek lazım. Şehitler, gaziler, şunu söylüyorlar; 'biz gittik askerlik yaptık, benim babam, benim kardeşim, benim oğlum Hakkari'de, Şemdinli'de, Çukurca'da hayatını kaybetti, şehit oldu.' Veya gaziler; 'ben gözümü, elimi, kulağımı kaybettim, birader sen de git bakalım, sen niye kendine ayrıcalık yapıyorsun?' Parası olan ve olmayan arasında bir ayrım mı yapacaksın? Bu çok ciddi bir şey. Türkiye'nin terörle boğuştuğu bir zamanda, her gün tabutların içinde şehitlerin geldiği bir zamanda, 'efendim bedelli olsun' dediğiniz zaman, bunu anlayışla karşılamayacak, buna karşı çıkacak, 10 binlerce insan da var.''

Arınç, ''Öyle bir şey yapmalıyız ki, hem halkın hissiyatına evet demeliyiz, hem Genelkurmay'ın asker ihtiyacına evet demeliyiz'' ifadelerini kullandı.

CHP'nin, yıllık geliri belli bir miktarın altında olanlar için önerdiği askerlik yapmama konusuna da değinen Arınç, düşük gelir beyan edecek, 10 binlerce insanın olduğuna dikkati çekerek şunları söyledi:

''Demek ki onlar hiç para ödemeden, hiç askere gitmeyecekler. Bu asker mevcudunun azaltılması, profesyonel askerliğe geçiş konusunda bir teklifse bunu anlayışla karşılarız. Ama bedelli teklif eder görünüp, yani sağ gösterip sol vurmaksa bunun samimiyetle hiç ilgisi yok. Siz bedelli kapsamında daha dar daha özgül bir düzenleme mi istiyorsunuz? Yoksa 800 binlik mevcudu 50 bine düşürmek mi istiyorsunuz? Açıkça dersiniz ki; '50 bine düşsün.' Oturalım konuşalım. 'Hayır canım bugünkü mevcut devam etsin' derseniz sizin teklifinize kargalar bile güler. Dolayısıyla CHP'nin teklifini bir kenara koyalım.''

Arınç, MHP'nin bedelli askerlik konusundaki teklifinin daha akıllı, daha mantıklı olduğunu ifade ederek, ''Mesela zannederdik ki biz, bu şehitlerimizin, ayrıcalık olmasın, fakir zengin ayrımı düşüncesiyle MHP'nin buna kesinlikle karşı çıkacak. Geçmişte çıktı. Ama 6-7 ay öncesi, Sayın Bahçeli'nin 'şu şu şu şartlar altında bir düzenleme yapılabilir' düşüncesi, bugün en iyi düşüncedir. Dolayısıyla biz bu çalışmamıza son vermemiştik. Yine Genelkurmay ile asker ihtiyacımızı göz önünde tutarak, ama bir bedelli yapılabilir mi konusunda da her gün çalışmalarımıza devam ediyorduk'' dedi. Arınç, ''Milletin vicdanı tamam, mademki askerlik konusunda bu kadar gelir geldi, ülkemizin güvenliği, ülkemizin bağımsızlığı, ülkemizin terör belasından kurtulması ve bu açıdan bize hizmet etmiş insanların gönüllerini yapmak, onları hoş etmek konusunda bir formül bulalım noktasındayız. Formülümüzü Allah'ın izniyle ortaya çıkarttığımızda, millet diyecek ki Allah sizden razı olsun, ne güzel düşündünüz'' diye konuştu.