NTV

Kılıçdaroğlu: Çatlasalar da patlasalar da onlara cevap vermeyeceğim

Anadolu Ajansı

Türkiye

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, "Ben şu kanaate vardım; ben olmasam onlar miting de düzenleyemeyecekler. İstiyorlar ki onlara, her eleştirilerine cevap vereyim. Ben, millete söz verdim, ahdettim ki hiçbir zaman kısır çekişmelerin içine girmeyeceğim. Çatlasalar da patlasalar da onlara cevap vermeyeceğim" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Balıkesir'in Gönen ilçesinde Cumhuriyet Meydanı'nda seçim otobüsü üzerinden halka hitap etti.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, demokrasiyi büyütmek, herkesin hukuk karşısında eşit haklara sahip, adalet ve hukukun üstün olduğu bir Türkiye istediklerini söyledi.

"Anayasa değişikliğiyle üstünlüğün hukukunu getirmek istiyorlar" diyen Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı, başbakan yardımcıları, bakanlar, valiler, kaymakamlar ve hakimlerin partili olduğu bir ülkede demokrasiden söz edilemeyeceğini ileri sürdü.

Kılıçdaroğlu, herkesin sandığa giderken düşünmesi gerektiğini belirterek, "Ben dahil hepimizin düşünmesi lazım. Bunun bir parti, kişi ya da seçimle ilgisi yok. Bu, bir memleket, demokrasi, itibar meselesi. Biz 80 milyonu tek adama teslim edecek miyiz 'Hayır' diyeceğiz çünkü babalarımız, dedelerimiz, bize 'Akıl akıldan üstündür' dedi. Babalarımız, dedelerimiz, bize 'Oturun istişare edin, bir büyüğe, bilene danışın, konuşun, anlaşın, uzlaşın, memleket sorunlarını çözün' diye öğrettiler" ifadelerini kullandı.

Ülkenin geleceği için demokrasinin güçlenmek zorunda olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Sandığa gideceğiz, 'Hayır' oyu kullandığımız zaman bu ülkeye en büyük faydayı, hayrı yapacağız. Hep birlikte eğer bu kararı alabilirsek emin olun dünyaya, 'Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşları, devletin bütün baskılarına, imkanlarına rağmen demokrasiden yana oldu, demokrasiyi güçlendirdi' diyeceğiz. 'Ben ülkemde demokrasi istiyorum arkadaş' diyecek. Demokrasiyi güçlendirmek için mücadele edeceğiz, bunun için mücadele edeceğiz. Bunun için çaba harcıyoruz zaten. Eğer demokrasiyi güçlendirirsek dünyada itibarımız artar. Tek adam rejimi için, 'Mustafa Kemal Atatürk de tek adamdı' diyorlar. Asla ve asla tek adamlığa soyunmadı. Bunu söyleyenler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü tanımıyorlar. Mustafa Kemal Atatürk, Erzurum Kongresi'nde, Sivas Kongresi'nde, 23 Nisan 1920'de Meclis açıldığında tek adam değildi. O bir önderdi ama herkesin önderiydi. Hep birlikte karar aldılar."

"ATATÜRK'E VERİLMEYEN YETKİYİ BİR KİŞİYE VERECEĞİZ"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 1924 Anayasası görüşüldüğünde Atatürk'e Meclis'e fesih yetkisi verilmek istendiğini anımsatarak, "Fakat 'Bizi buraya Türk milleti getirdi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Meclis'i feshedemez' dediler ve bu kararı aldılar. Şimdi biz bu yetkiyi 2017'de bir kişiye vereceğiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e verilmeyen yetkiyi bir kişiye vereceğiz" değerlendirmesinde bulundu.

Hangi gerekçeyle 80 milyonun seçtiği TBMM'yi, milli iradeyi feshetme gereği duyulacağını soran Kılıçdaroğlu, "Bir akıllı adamın çıkıp bana bunun gerekçesini anlatması lazım. Seçim meydanlarına çıkıyorlar, sabah, öğleden sonra, ikindi Kılıçdaroğlu. Arkadaşlar başka derdiniz yok mu? Anayasa değişikliğini neden anlatmıyorsunuz millete? Ben şu kanaate vardım; ben olmasam onlar miting de düzenleyemeyecekler. İstiyorlar ki onlara, her eleştirilerine cevap vereyim. Ben, millete söz verdim, ahdettim ki hiçbir zaman kısır çekişmelerin içine girmeyeceğim. Çatlasalar da patlasalar da onlara cevap vermeyeceğim" diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, Celal Bayar'ın kızı Nilüfer Gürsoy'un "Mustafa Kemal Atatürk, hiçbir zaman tek adamlığı istememiştir" açıklamasını yaptığını aktararak, şöyle devam etti:

"Bunu Demokrat Parti ocağında yetişen bir kişi söylüyor. Çünkü Demokrat Parti'nin Cumhuriyet, Atatürk, demokrasi, bayrak ve vatanıyla bir sorunu yoktu. Şimdi Nilüfer Gürsoy, 'Cumhuriyet ve demokrasi tehlikededir' diyor. Birisi kalkıp açıklama yapıyor, 'Halk, 16 Nisan'da sandığa yeni bir devlet kurmak için gidecek' diye. Sormak istiyorum, senin Türkiye Cumhuriyeti devletiyle ne alıp veremediğin var Sen Türkiye Cumhuriyeti devletinden ne istiyorsun Buna cevap veriyorlar mı Ona söylüyorum, kulakları duysun. Türkiye Cumhuriyeti devletini, İstiklal Marşı'nı, bayrağımı, vatanımı seviyorum ve sizin getirdiğiniz anayasa değişikliğine 'Hayır' diyorum."

Halka ve Allah'a güvendiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, 16 Nisan'da yeni bir demokrasi destanı yazılacağına inandığını belirtti.

"YETKİSİ ALINMIŞ BİR PARLAMENTO, GÜÇLÜ BİR PARLAMENTO DEĞİLDİR"

Herkesin sandığa gitmesi gerektiğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "Eşiniz 16 Nisan'da 'Bugün arkadaşlar kahvede bekliyor, gidip konken oynayayım' derse sakın izin vermeyin. Tutun kolundan doğru sandığa götürün. Sadece eşinizi değil, kardeşinizi, dayınızı, amcanızı, yeğeninizi. Bu bir seçim değil, bir partiye, bir kişiye oy vermeyeceğiz. Demokrasiyi oyluyoruz. Demokrasiden yana mı, tek adam rejiminden yana mı oy kullanacağız?" dedi.

"Her türlü yolsuzluğu yapsalar dahi hesap sorulamayacak bir düzen getiriyorlar" iddiasında bulunan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mütedeyyin kardeşlerime sesleniyorum. Kul hakkı yemenin en büyük günah olduğunu en iyi siz bilirsiniz. Kul hakkı yiyenden hesap sorulmayacaksa ne yapılacak Yolsuzluk yapana 'Neden yolsuzluk yaptın ' diye soru dahi sorulmayacaksa buna nasıl gidip 'Evet' diyeceksiniz? Bir Allah'ın kulu çıkıp bana bunu anlatsın. Yolsuzluk yapan, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyen bir bakana, başkan yardımcısına ben TBMM'de soru dahi soramayacağım. Böyle bir düzen getiriyorlar. Meclis kürsüsüne çıkıp 'Neden bu işi böyle yaptınız?' diyemeyeceğim."

Yeni anayasayla milletvekili sayısının 600'e çıkarılacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bunun size faturası en az 187 trilyon lira. Bu 187 trilyonu 50 milletvekiline vereceğine Gönen'in pirinç üreticisine, süt üreticisine, çiftçisine, emeklisine versene. Üretiyor, hiç değilse alın teri döküyor, ona ver kardeşim o zaman bu parayı. 'Hayır' diyor, 'Güçlü parlamento.' Ne demek güçlü parlamento? Yetkisi alınmış parlamento, güçlü parlamento değildir" açıklamasında bulundu.

Kılıçdaroğlu, "Bu anayasa değişikliği gelirse istikrar gelecek" sözlerine de değinerek, "Sanki 15 yıldır memleketi başka biri yönetiyor. Siz yönetiyorsunuz. 'Bu gelirse terör bitecekmiş. Sanki 15 yıldır başkaları iktidarda. 15 yılda hangi kanunu çıkaramadınız, hangi kararı alamadınız Neden bunu getiriyorsunuz? Gerçekten çıkıp bunu millete anlatamıyorlar. Millete anlattıkları tek konu var, o da benim. Onu da ben sizin takdirinize sunuyorum" diye konuştu.

''ASLA KISIR BİR TARTIŞMANIN İÇİNE GİRMEYECEĞİM''

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Gönen'in ardından Balya'da da halka hitap etti.

Kılıçdaroğlu, 16 Nisan'da gerçekleştirilecek halk oylamasında bayrak, vatan, demokrasi ve beraber huzur içinde yaşamak için "Hayır" diyeceklerini söyledi.

Türkiye'nin sınırlarını başkalarının çizmediğini, bu toprakların hamurunda şehitlerin bulunduğunu, gazilerin gözyaşları, anneler ve çocukların özverilerinin olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, "O nedenle bu toprakların mayasında bağımsızlık ruhu var. Bu toprakların mayasında huzur olması lazım. Birlikte yaşama irademizin olması lazım. Bizi ayrıştırmak, bölmek istiyorlar. Sabah, öğle, akşam her konuşmada Kemal Kılıçdaroğlu diyorlar. Canları sağ olsun. Ne derlerse desinler, onlarla asla ve asla kısır bir tartışmanın içine girmeyeceğim" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliğinin memlekete felaket getireceğini ileri sürerek şöyle devam etti:

"Ayrıştırmak, bölmek istiyorlar. Kavga edelim istiyorlar. Kavgaya yer, izin vermeyeceğiz. Birlikte huzur içinde yaşayacağız. Ben istiyorum ki bu ülkede huzur olsun, bereket olsun, her evde tencere kaynasın, herkesin işi, aşı olsun. Şimdi ben size sormak isterim, çiftçinin dünya kadar sorunu, 6,5 milyon işsizimiz, 17 milyon yoksulumuz var. Ya ülkenin bu kadar derdi, sorunu varken bu referandum niye geliyor Çiftçinin sorununu çözecek mi Emeklinin, sanayicinin derdini çözecek mi Peki bu kimin derdini çözecek Kendi dertlerini. Üstünlerin sınıfını yaratmak istiyorlar. Üstünlerin sınıfı, üstünlerin hukuku."

"EMİN OLUN NE VİCDAN NE AHLAK BUNA İZİN VERMEZ"

Yeni anayasa ile 18 yaşındaki bir gencin milletvekili olabileceğine de değinen Kılıçdaroğlu, şunları dile getirdi:

"18 yaşında çocuğu ya da torunu olan bir vatandaş Allah aşkına 'Benim çocuğum milletvekili olacak' diye düşünüyor mu hiç? Var mı içinizde böyle birisi? Kendi çocukları için 18 yaşında milletvekili, ömür boyu askerlikten muafiyet, kendi çocukları iki yıl milletvekilliği yaparsa milletvekilliği emeklilik haklarını kazanmış olacak. Sizin çocuklarınız El Bab'a girecek, sizin çocuklarınız eksi 35-40 derecede PKK ile mücadele edecek. Bizim çocuklarımız El Bab'a girerken Suriyeli gençler Türkiye'de volta atacak. Diyorlar ki 'Evet oyunu verin 4 milyon Suriyeliye vatandaşlık vereceğiz.' Vermek istiyor musunuz? Ben de istemiyorum. 6,5 milyon işsizimiz var. Benim gencecik fidan gibi çocuklarım gidecek Suriye'de Suriyeliler için savaşacak, Suriyelilerin gençleri Türkiye'de oturacak. Buna vicdan izin verir mi? Ahlak izin verir mi? Emin olun ne vicdan ne ahlak buna izin vermez."

''O YEDİ DÜVEL GELDİ İSTANBUL'U İŞGAL ETTİ"

Kılıçdaroğlu, konuşması sırasında bir vatandaşın "Çanakkale" diye bağırması, üzerine şöyle konuştu:

"Çanakkale dediniz bir şey anlatayım size. Çanakkale türküsünü hepimiz biliyoruz. Çanakkale türküsünü bir ozanımız, şairimiz söylediği zaman hepimizin yüreği burkulur. 'Çanakkale içinde aynalı çarşı' diye başlar, 'Ölmeden mezara koydular beni' diye biter. Dolayısıyla Çanakkale ağıtı hepimizin yüreğini burkar. Çanakkale'de ne oldu Yedi düvel geldi Çanakkale'ye, yedi düvel. Geldiler 13-15 yaşında çocuklarımız dahil olmak üzere binlerce şehidimiz oldu. Çanakkale'nin her karışında binlerce şehidimiz var ve Çanakkale geçilmez destanını yazdılar. Sonra 1 kişiye yetki verildi. Gitti bir metni imzaladı, tam 3 yıl sonra hiçbirisi tek kurşun atmadan Çanakkale Boğazı'nı geçti ve geldi Dolmabahçe'nin önünde demirlediler tamamı ve İstanbul'u işgal ettiler. O yedi düvel geldi İstanbul'u işgal etti. Bir kişiye verilen yetkinin ne kadar derin sorunlar yaratacağını bundan daha güzel örnek gösteremez. Şimdi deniliyor ki 80 milyonu değil 1 kişiyi dinleyelim."

"EMİN OLUN HAYIRLI BİR İŞ YAPACAĞIZ"

Bir partinin genel başkanının hakim tayin etmemesi gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Adliyeye siyaset girmesin. Bir partinin genel başkanı, genelkurmay başkanını tayin edemez. Bir partinin genel başkanı Türkiye'deki bütün üst düzey bürokratların niteliklerini belirleyemez. O yetki Meclis'e aittir. Meclis'in yetkisini elinden alıp bir kişiye vermemek gerekir. Bunu yaptığımız zaman liyakat sistemini çökertiriz. Devlette liyakat esası vardır. Ne demek liyakat İşi ehline vermek demektir. İşi ehline vermezseniz devlette liyakati, adaleti, hakkı, hukuku sağlayamazsınız. Onun için hep birlikte kararlı bir şekilde sandığa gideceğiz, 'Hayır' diyeceğiz. Emin olun hayırlı bir iş yapacağız ve dünyaya şu mesajı vereceğiz: 'Bütün baskılara rağmen, valisinden kaymakamına kadar, bütün baskılara rağmen biz sandığa gittik ve demokrasiyi savunduk. Baskılar bizi yıldıramadı' diyeceksiniz ve bu bizim onurlu bir haykırışımız olacak. Demokrasiyi istediğimizi bütün dünyaya bildirmiş olacağız."

Kılıçdaroğlu, tüm vatandaşlara 16 Nisan Pazar günü oy kullanma çağrısında bulundu.

''80 MİLYON VATANIMIZIN GELECEĞİ İÇİN OTURUP KARAR VERMEK ZORUNDAYIZ''

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, daha sonra ise bir düğün salonunda, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, muhtarlar ve iş adamlarıyla bir araya geldi.

Burada bir konuşma yapan Kemal Kılıçdaroğlu, 16 Nisan'da gerçekleştirilecek referandum öncesinde ülkücüsü, milliyetçisi, demokratı, liberali, sosyal demokratı herkesin iyi düşünmesi gerektiğini belirtti.

Ülkenin geleceğinden sadece kendisinin değil, herkesin sorumlu olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, "Vatanseverlik sadece bana özgü bir kavram değil. 80 milyon vatanseverdir. 80 milyon vatanımızın geleceği için oturup karar vermek zorundayız. Öyle bir yönetim tarzı geliyor ki bir kişi öyle yetkilerle güçlendiriliyor ki parlamentonun elindeki bazı yetkileri alıp bir kişiye veriyoruz. Devletteki liyakat sistemini de o bir kişi belirleyecek" diye konuştu.

"BİR KİŞİYE HER TÜRLÜ YETKİYİ VERİYORUZ"

Kılıçdaroğlu, devletteki liyakat sisteminde kimin müsteşar, genel müdür, müftü, emniyet müdürü, vali, kaymakam, hakim, doktor olacağını TBMM'nin belirlediğini, müsteşarın niteliklerinin Devlet Memurları Kanunu ile belirlendiğini anımsatarak, şöyle devam etti:

"12 yıl devlet hizmetinde çalışacak, en az 5-6 yıl üst düzey görev yapacak, o niteliklere sahip birisi ancak müsteşar olarak atanabilecek. Öyle yetkiler veriyoruz ki bir kişi bu kuralları tamamen tuzla buz ediyor. Meclisten alıyoruz bu yetkileri. İsterse dayısının oğlu ilkokul mezunu, herhangi bir bakanlığa müsteşar olarak atayabilecektir. Yeğeni orta okul mezunu genel müdür olarak tayin edebilecektir. Bu devlette liyakatı çökertmez mi Çökertir. Bunun bir partiyle ilgisi var mı Hayır. Bir kişiyle ilgisi var mı Hayır. Bu bir memleket sorunudur. Mübarek kitabımız der ki; 'İşi ehline verin.' Ne demektir 'Bilene teslim edeceksiniz bu işi' der. Ben ameliyathaneye girebilir miyim Hayır, tıp eğitimi görmedim. Ben ressam olabilir miyim Hayır, öyle bir yeteneğim yok. Maliyeci olabilir miyim Olabilirim, orada eğitimini aldım. En son yapılan büyüme tanımı, gelişmiş ülke tanımı şudur; küçük ayrıntılarda iş bölümüne giden ülke gelişmiş ülkedir. Her işin uzmanı olmak zorundadır. Bana deseler ki; 'Otur halı doku.' Ben o işin uzmanı değilim. Ama bir başka annemiz oturur mükemmel halı dokur. O onun uzmanlık alanıdır. İşi ehline vermek budur. Biz şimdi işi ehline vermeyi bir tarafa bırakıyoruz. Bir kişiye her türlü yetkiyi veriyoruz. 'Al Türkiye Cumhuriyeti Devletini, al 80 milyonu tepe tepe kullan.' diyoruz. Buna razı mısınız Hangi partiden olursak olalım, hangi partiye sempati duyarsak duyalım bu bir memleket meselesidir ve hiç kimsenin buna razı olmaması lazım."

"VİCDAN DENEN BİR ŞEY VAR, HEPİMİZİN DÜŞÜNMESİ LAZIM"

Verilecek yetkiyle bütün bakanlar, bütün başkan yardımcıları, valiler, kaymakamlar, emniyet müdürleri, komutanlar, savcılar, hakimler bir kişinin bir kararnameyle tamamıyla değiştirebileceğini savunan Kılıçdaroğlu, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

"Hani öyle 35-40 yıl bekleyelim de paralel devlet kuralım da bekleyelim de buna hiç gerek yok. Bir kişiyi ikna ettiniz mi mesele bitmiştir. Peki Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu kadar ucuz bir devlet mi Bir kişiye verilen yetkinin tehlikesine dikkat çekiyorum. Oysa bugün bu yetkilerin büyük bir kısmı parlamentodadır, cumhurbaşkanındadır, başbakandadır. Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar kurulu oturur, düşünürler, tartışırlar konuşurlar. Tek adama bütün bu yetkileri veriyoruz. Vicdan denen bir şey var, hepimizin düşünmesi lazım. Ve bu kişiye Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e verilmeyen bir yetkiyi daha veriyoruz, tek başına hiçbir gerekçe göstermeden Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni feshedebiliyor. 'Ben direndim, seni düşündüm.' diyeceksiniz torununuza. Çocuğunuza diyeceksiniz ki 'Seni, senin geleceğini düşündüm ve ben bütün baskılara gittim 'Hayır' oyunu kullandım, sana güzel bir Türkiye bırakmak için' Bu onur hepimizin onuru olacaktır."

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, yapılan değişiklikle cumhurbaşkanlığı makamının aynı zamanda bir partinin genel başkanının makamı, bir partinin genel başkanının da aynı zamanda cumhurbaşkanı olacağını belirtti.

"DEVLETİ DEVLET YAPAN ADALETTİR"

Cumhurbaşkanlığı makamının Türkiye'nin tahinde çok önemli olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, değerlendirmelerine şöyle devam etti:

"Bizim kültürümüzde, devlet anlayışımızda çok önemlidir. Çünkü cumhurbaşkanlığı makamı hepimizin 80 milyonun ortak paydasıdır. O makam Türkiye'yi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni temsil eder. O makama da hepimiz saygı gösteririz. Çünkü o makam bayrağı temsil eder. Arabasında Türk bayrağı taşır. Yurt dışına çıkarken Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni temsil eder. Peki bir partinin genel başkanı olursa ne olur Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni temsil edebilir mi 80 milyonu temsil edebilir mi Yoksa sadece kendisine oy veren partililerin mi cumhurbaşkanı olur. Tarafsızlık önemlidir. Çünkü tarafsız olduğu zaman mahkemeye hakim tayin edebilir. Hiç kimse tarafsız bir cumhurbaşkanına 'Neden mahkemeye hakim tayin ettin ' diye özel bir suçlama getiremez. Ama bir partinin genel başkanı mahkemeye hakim tayin ederse, orada adalet yıkılır, adalete gölge düşer. Adalet çok önemlidir. Devleti devlet yapan adalettir. Hak hukuk ve adalet kavramı bütün inançların ve bütün düşüncelerin en temel en belirgin özelliğidir. Adalet mülkün yani devletin temelidir. Bir bilgenin dediği gibi, 'Adalet kutup yıldızı gibidir, yerinde sabit durur ama bütün kainat onun etrafında döner.' Adalet bu kadar soylu bir kavramdır. Şimdi biz adalete, mahkemeye siyaseti bulaştırıyoruz."

Türkiye'nin bir yol ayrımında bulunduğunu ileri sürerek, onurlu yaşamanın en temel şartının demokrasi olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, "Benim düşündüğüm gibi karşımdaki insanı düşünmeye zorlayamam. Benim gibi düşünmeyen bir insana kızamam. O da ben de farklı düşünebiliriz. Siyasal partilerin varlık nedeni de zaten budur. Birbirimizi demokrasi içinde saygıyla dinlemeliyiz" ifadelerini kullandı.

"BU DA BİR REJİMDİR, ADI DA TEK ADAM REJİMİDİR"

Kemal Kılıçdaroğlu, her zaman halkın hakemliğine başvurulması gerektiğini vurgulayarak, şöyle dedi:

"Bu anayasa değişiklikleri görüşülürken, toplumun değişik kesimlerinden bize 'Neden Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuyorsunuz ' denildi. Amasya Tamimi aklımıza geldi. Gazi Mustafa Kemal, Amasya'da der ki 'Türk istiklalini milletin azim ve kararı kurtaracaktır.' 'Bir halkın kaderini bir mahkeme belirlemesin.' dedik. Bir halkın, milletin kaderini o milleti oluşturan vatandaşlar belirlesin. Sandığa gidelim, demokrasimize sahip çıkalım. Sandığa gidelim. Demokrasiyi bir tarafa atalım, demokrasi bize fazla geliyor. Ne demek demokrasi Hiç gerek yok. Başımıza bir adam seçelim, eline de uzun bir sopa verelim, kim konuşursa kafasına vursun. Bu da bir yöntemdir. Bu da bir rejimdir, adı da tek adam rejimidir. Bu rejimi özlüyorsanız 'Evet' oyu kullanacaksınız. Demokrasi istiyorsanız onurla, gururla gidilecek 'Hayır' oyunun altına mühür vurulacak. Bu kadar basit."

"Devleti devlet yapan adalettir" diyen Kılıçaroğlu, hak, hukuk ve adalet kavramının bütün inanç ve düşüncelerin en temel ve belirgin özelliği olduğunu, yeni sistemle referandumdan sonra adalete, mahkemeye siyaset bulaştırılacağını ileri sürdü.

Kemal Kılıçdaroğlu, iş dünyasının yatırım için hukukun üstünlüğü şartı arayacağını ifade ederek, "Öyle bir yetki veriyoruz ki bir kişi istediği zaman herhangi bir il, ilçe veya ülke genelinde OHAL ilan edebilir. Bugün önce Milli Güvenlik Kurulu, Bakanlar Kurulu, TBMM ve sonra OHAL yetkisi, Meclisten çıkıyor. Şimdi bir kişi çıkacak 'Ben Balıkesir'de OHAL ilan ettim' diyebilecek. Milli güvenlik de bir kişinin elinde olacak. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde Milli Güvenlik Kurulu'nu kaldırmak istiyorsun, neden Milli güvenlik, bir kişinin elinde. Ya yanlış yaparsa. Emniyet müdürleri, kaymakamlar, valiler, profesörlerin çoğunu bir paralel örgüte teslim ettiler, değil mi? Şimdi öyle uzun uzun çalışmaya gerek yok. Bir kişiyi elde ettin mi devleti ele geçiriyorsun, 24 saatte. Hepimizin düşünmesi lazım. Sizlere büyük görev düşüyor" değerlendirmesinde bulundu.

ETİKETLER