NTV

Kılıçdaroğlu: Yol ayrımındayız, rejim değiştiriliyor

Anadolu Ajansı

Türkiye

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bugün geldiğimiz noktada, tıpkı 12 Eylül darbecilerinin yaptığı gibi bir anayasa değişikliğiyle karış karşıyayız. Rejim değiştiriliyor." dedi.

Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde, CHP'nin eski yöneticileri, milletvekilleri, Parti Meclisi (PM) üyeleri ve il başkanlarıyla bir araya geldi.

Toplantının açılışında konuşan Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliği görüşmelerinden sonra kendilerine "Nasıl katkı verebiliriz?" diye telefonların geldiğini, bunun kendilerini gururlandırdığını bildirdi.

Geçmişte sorumluluk üstlenmiş, bugün o sorumluluğun biraz dışında olan ancak ülkesine karşı sorumluluğunu yitirmemiş kişilerin "Biz de görev üstlenmek istiyoruz." dediğini belirten Kılıçdaroğlu, bugünkü toplantının ana amacının bu olduğunu ifade etti.

Kılıçdaroğlu, 2015, 2016 ve 2017'deki değişik konuşmalarında, "Türkiye, cumhuriyet tarihinin en derin krizlerinden birini yaşıyor." dediğini hatırlatarak, bugün gelinen noktada bu derin krizin, Türkiye için bir beka sorununa dönüştüğünü öne sürdü.

Türkiye'nin gelecek açısından ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Biz Cumhuriyetimizi kolay kurmadık, bağımsızlığımızı kolay elde etmedik, ciddi mücadeleler, olağanüstü çabalar, şehitler, gaziler var, yapılan görüşmeler, Lozan, Sevr var. Bütün bunları düşündüğümüz zaman Türkiye Cumhuriyeti'nin birliğini ve dirliğini sağlamak için 1920'lerden başlayarak, önce cumhuriyeti kurmak, TBMM'yi toplamak gibi çok ama çok önemli adımlar attık. 1920'lerden bu yana pek çok acı tablolarla karşılaştık ama bugün geldiğimiz noktada, geleceğe dönük umutları yeşertmek zorundayız. Biz varsak, biz derken sadece CHP'lileri kastetmiyorum, 'Bu ülkede demokrasi olsun, insanlar özgürce düşüncelerini açıklamalı, birlikte yaşayabiliriz, düşüncelerimiz farklı olsa bile bir araya gelip uygarca tartışabiliriz.' diyen kim varsa herkese sesleniyorum, bir yol ayrımındayız."

"Bizi bir yol ayrımına getiren temel nokta nedir?" diye soran Kılıçdaroğlu, "4 Mayıs 2016'da bir saray darbesi yaşadık, ilk kez oluyor. Yüzde 49,5 oyla seçilen bir başbakan davet edildi ve elinden istifa dilekçisi alındı. Bizim siyasi rakibimizdi ama onun haklarını savunmak bize düştü. Görevden alınırken bile kimse onun haklarını savunmadı." ifadesini kullandı.

"SİYASİ AYAĞINI ORTAYA ÇIKARAMIYORLAR"

Genel Başkan Kılıçdaroğlu, arkasından 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığını anımsatarak, şöyle devam etti:

"Bu darbe girişimine ben, 'kontrollü bir darbe girişimi' dedim, bazı çevreler alınganlık gösterdiler, 'Ne demek kontrollü darbe girişimi?' diye. Şu soruyu sorduk, 'Bu darbe girişiminden sizin önceden haberiniz var mıydı, yok muydu?' Bu sorunun yanıtı şu ana kadar alınmış değil. Arkasından 20 Temmuz sivil darbesi... Şu anda biz, bir darbe sürecinin içindeyiz OHAL'in ilanıyla. 12 Eylül'e, 1971 darbesine bakın aynı süreci şimdi yaşıyoruz. O dönemde darbe yapanlar apoletliydi, şimdi siviller aynı darbeyi yapıyor. Onbinlerce kişinin görevine son verildi, hapishanelerde yer yok. Asıl 15 Temmuz darbe girişiminde bulunanların sivil ayağı, siyasi ayağı henüz çıkmış değil ortaya. Israrla duruyoruz, bunun siyasi ayağını ortaya çıkarın diye ama siyasi ayağı ortaya çıkmıyor, çıkaramıyorlar. Bugün geldiğimiz noktada, tıpkı 12 Eylül darbecilerinin yaptığı gibi bir anayasa değişikliğiyle karış karşıyayız. Rejim değiştiriliyor. Biz, rejim değiştiriliyor dediğimiz zaman, 'Hayır, niye rejim değişsin, cumhuriyettir rejimimiz.' diyorlar ama parlamenter demokratik sistem içinde bir cumhuriyet. Tek adam rejimiyle siz, parlamenter demokratik sistemi askıya aldığınız zaman rejimi değiştiriyorsunuz demektir."

Kılıçdaroğlu, yapılan değişiklikle, yetkilerin bir kişinin üzerine verileceğini, tek kişinin her şeye egemen olacağını iddia etti.

"CUMHURBAŞKANI TARAFSIZLIĞI ASKIYA ALINIYOR"

Yapılan değişikliğin, yürürlükteki anayasa ile kendi içinde ciddi çelişkiler yarattığını ileri süren Kılıçdaroğlu, değişikliğin oturulup düşünülmeden, tartışılmadan, anayasa hukukçularına sorulmadan yapıldığını bildirdi.

Kılıçdaroğlu, "cumhurbaşkanının tarafsızlığı" konusunun bunlardan biri olduğunu savunarak, şu görüşlere yer verdi:

"Cumhurbaşkanının tarafsız olması, anayasanın temel ilkesi. Yapılan değişiklikle cumhurbaşkanının tarafsızlığı askıya alınıyor. Çünkü aynı zamanda başkan, bir siyasi partini de genel başkanıdır. Bir siyasi partinin genel başkanı tarafsız olamaz, bir milletvekili tarafsız olamaz, zaten yemininde de tarafsızlık yoktur. Anayasada başkanın, cumhurbaşkanının parlamentoda yapacağı yeminde tarafsızlık ilkesi var. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Kaldı ki Sayın Cumhurbaşkanı açıkladı, bir insanın karakterinde tarafsızlık olur mu? Olmaz, doğru diyor. Ben bir partinin genel başkanı olacaksam, tarafsız olamam. 'Benim partimin programı, ilkeleri, hedefleri vardır, ben onlar için çalışacağım.' derim. Kendi içinde temel bir çelişkiyi yaratan bir anayasa değişikliğine ne diyeceğiz? 'Yargı bağımsız ve tarafsız olacak.' diyorlar. Hepimiz bunu istiyoruz. Yargının bağımsız ve tarafsız olması, temel haklarımızın güvence altına alınması açısından çok önemli. Bir partinin genel başkanı Anayasa Mahkemesinin 15 üyesinden 12'sini tayin ederse orada yargı bağımsızlığından söz edilebilir mi?"

Kemal Kılıçdaroğlu, "CHP Genel Başkanı, Anaysa Mahkemesine 12 üye atıyor, HSYK'nın üyelerinin yarısını atıyor ve dönüp diyoruz ki 'Yargı bağımsız ve tarafsız olacaktır.' Bir siyasetçi eğer hakim tayin ediyorsa orada yargı bağımsız olmaz. Kendi iç çelişkilerini, kendi içinde yaratıyor." diye konuştu.

"KİMSENİN CAN VE MAL GÜVENLİĞİ OLMAYACAK"

Anayasada "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." denildiğini ve egemenliğin kullanılmasının hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağının söylendiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Biz şimdi ne yapıyoruz? Bir kişiye veriyoruz egemenliği. Anayasa başka söylüyor, yapılan değişiklikler başka. Hangisi doğru?" diye sordu. Kılıçdaroğlu, "Daha garip olan ise şu, yine Anayasa, 'Türk milleti egemenliğini, yetkili organları eliyle kullanır.' diyor, organı eliyle demiyor dikkatinizi çekerim. Nedir o organlar? Yasama, yargı ve yürütme, bu organları eliyle kullanır. Bütün yetkiyi bir kişiye bağladığınız zaman otomatikman bu maddelerin tamamını askıya almış oluyorsunuz." ifadesini kullandı.

"Yargının tarafsız olmamasının ya da bütün yetkilerin bir kişiye bağlanmasının ne sonucu olacak?" sorusunu yönelten Kılıçdaroğlu, bununla, hiç kimsenin can ve mal güvenliğinin olmayacağını belirtti.

Kılıçdaroğlu, anayasada, "Yasama yetkisi Türk milleti adına TBMM'nindir. Bu yetki devredilemez." dendiğini anımsatarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Yeni anaysa değişikliği ile devletin yapısı ve işleyişiyle ilgili düzenlemeleri TBMM değil, başkan belirleyecek. Yetki devri. Anayasanın bir başka maddesinde 'yetki devredilemez' diyor. Kendi içinde çelişkiler var. Bu Meclisi bir kişi, hiçbir gerekçe göstermeden feshedebilecek. Fesih yetkisi var, 'Kapattım, yeniden seçime gittim.' diyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e verilmeyen yetki bir kişiye veriliyor. Neden, hangi gerekçeyle? Bizi bir kişi seçmedi ki. Seçen millet, milletin oylarıyla geliyoruz ama milletin oyları bir kişi için geçerli değil, mili irade de geçerli değil. Kişi, 'Milli irade benim ne 80 milyonu, bırakınız onları. Yeri, zamanı gelince ben o isimleri kullanırım ama şimdi 80 milyonu bir tarafa bırakın, milli irade benim, ben istediğim zaman parlamentoyu feshederim.' diyor."

"VATANDAŞLARIN ÇOĞU GERÇEKLERİ BİLMİYOR"

Vatandaşlara, "Sizin sorunlarınızı çözmek için gönderdiğiniz milletvekillerini, bir kişinin, bir sabah kalkıp 'Ben feshettim bu Meclisi, yeniden seçimlere gideceğiz.' demesi sizin içinize siniyor mu, sinmiyor mu? Doğru mu, yanlış mı?" diye sorulmasını isteyen Kılıçdaroğlu, vatandaşların çoğunun henüz bu gerçekleri bilmediğini bildirdi.

"TBMM'nin önemi nedir? Neden bu kadar üzerinde duruyoruz TBMM'nin?" diye soran Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Birden fazla nedeni var. Bir, tarihsel nedenler var. Bu Meclis, milli Kurtuluş Savaşı'nı yöneten, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e başkomutanlık yetkisini belli sınırlarla veren, 1924 Anayasası görüşülürken, Meclisi feshetme yetkisi Atatürk'e verilmek istendiğinde 'Bizi buraya millet gönderdi, bir kişi kalkıp bizi feshedemez.' diyen Meclistir. Bu Meclis, bu nedenle 'Gazi' unvanını alan bir meclistir, dünyada başka bir örneği yok. Bu Meclis, Kıbrıs Barış Harekatı'nı yöneten, 15 Temmuz darbe girişimini püskürten bir Meclistir. Üzerinde titrememiz gereken bir Meclisin anayasa değişikliğiyle yetkilerini alıyoruz, yetkisiz bir konumda oraya bırakıyoruz. Gittiğiniz, görüştüğünüz her vatandaşımıza şu soruyu sorun, 550 milletvekili sizin neyinize yetmiyor da 600'e çıkarıyorsun? Niye, hangi gerekçeyle 600 milletvekili? 178 milyon lira 5 yıllık maliyeti, emekliliklerini saymıyorum, onları da dahil ettiğinizde zaten kim bilir kaç katrilyon olacak. Bu milletin sırtına bunu yıkmaya ne hakkını var diye, soru sormamız gerekiyor."

Demokrasinin, vatandaşın haklarını güvence altına alan sistem olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, bu sistemin teminatının güçler ayrılığı olduğunu söyledi.

Bütün yetkilerin bir kişiye bağlanması halinde demokrasinin askıya alınacağını savunan Kılıçdaroğlu, "Buraya gelmeden önce Türk Dil Kurumu'nun sözlüğünü açtım. 'Diktatör nedir' diye sözlüğe baktım. Sözlükte aynen şu yazıyor; 'Bütün siyasi yetkileri kendinde toplamış kimse diktatördür'… Yetkileri dağıtmak varken, hakları güvence altın almak varken neden ve hangi gerekçeyle bir kişiye bütün bu yetkileri veriyoruz. Bunun mevcut cumhurbaşkanıyla da ilgisi yok. Bir anayasa bu, sürekli olacak bir düzenleme." diye konuştu.

"BİR KİŞİ KANDIRDINIZ MI TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ ELE GEÇİRİYORSUNUZ"

Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliğinin, cumhurbaşkanına, seçimle göreve gelmeyen cumhurbaşkanı yardımcısının vekalet etmesini içerdiğini hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ne zaman olur seçimle gelemeyen kişinin vekaleti? Darbe dönemlerinde olur. Kenan Evren, darbeyi yaptı geldi, seçimle mi geldi? Hayır. Türkiye'nin ne kadar tehlikeli bir sürecin içine sokulduğunu bilmenizi isterim. O açıdan bu süreç Milli Kurtuluş Savaşımızın ikinci adımıdır. Benim sorumluluğum yok mu? Var. Ama 80 milyon vatandaşımın tek tek sorumluluğu var. Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Demokrasi mi istiyoruz, tek adam rejimi mi istiyoruz? Oylanan budur. Gerisi lafügüzaftır. Ya bu ülkede demokrasi olsun, düşünce özgürlüğü olsun, siyasi partiler olsun, Türkiye Büyük Millet Meclisi güçlü olarak varlığını sürdürsün, her türlü düşünce rahatlıkla dile getirilsin denecek ya da otoriter tek adam yönetimi olacak, o ne derse o olacak. Anayasa Mahkemesi, hakimler ona bakacak karar vermek için. Parlamento ona bakacak 'nasıl bir kanun çıkartalım' diye. Bu tehlikeli bir yapıdır. Bunun daha büyük bir tehlikesi var. Bir kişi kandırdınız mı, başkanı kandırdınız mu devasa Türkiye Cumhuriyetini ele geçiriyorsunuz.

Vatandaşımız diyecek ki 'nasıl ele geçirecek?' Çok basit, sadece yayımlayacağı kararnameler. Hazırlıkların tamamını yapacak, müsteşar kim olacak, genel müdür kim olacak, büyükelçi kim olacak, vali kim olacak, bütün bunların hepsini yapacak, devletin bütün kadroların tamamını bir öğleden sonra değiştirecek. Devleti ele geçirecek. Genelkurmay başkanı kim olacak, kuvvet komutanları kim olacak, bir öğleden sonra yayınlayacağı kararnameyle değiştirecek. Böyle bir devlet olur mu? Olayın ne kadar tehlikeli boyutlara ulaştığını ve Türkiye'nin nasıl bir maceraya sürüklendiğini hep birlikte görüyoruz. Bunları anlatmak zorundayız. Bunun Adalet ve Kalkınma Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi ile Halkların Demokratik Partisi ile Vatan Partisi ile Saadet Partisi ile ilgisi yok. Bu bir Türkiye sorunu, bu bir memleket sorunu. Bu nedenle bütün vatandaşları göreve çağırıyorum."

"BUNLARI MİLLİLİKLE FALAN İLGİSİ YOKTUR"

Halk oylaması ile ilgili çalışmanın büyük mitinglerle sonuca ulaşmasının mümkün olmadığını iler süren Kemal Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bu çalışma doğruda doğruya ev ev, kapı kapı, kahve kahve dolaşılarak yapılması lazım. Bütün vatandaşlara anlatılması lazım. Ben bu çalışmayı her yerde yapıyorum. 20 Temmuz darbesini de her gittiğiniz yerde hatırlatın. 20 Temmuz sivil darbe. Kışın kullanılacak kar lastiğinin ne ilgisi var ama kararnameyle düzenleniyor. Maarif Vakfı'nda görev alanların huzur hakkının terörle ne ilgisi var ama kararnameyle düzenleniyor. Okulların kapatılması, açılması neyle düzenleniyor, kararnameyle. Şu anda zaten fiilen Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin elinden alınmış durumda. Sorun ne? Sorun şu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı çıkıp, 'Siz parlamentonun yetkilerini gasp edemezsiniz' diyemiyor, buna cesaret edemiyor. Sorun burada. Herkes üstlendiği görevi yerine getirse sorun çözülecek."

Hükümetin halk oylamasında vatandaşa neden "evet" oyu kullanması gerektiğini anlatamadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, Başbakan Binali Yıldırım ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye istedikleri bir televizyon kanalında bir araya gelip değişikliği tartışma çağrısını yineledi.

İki liderin çağrısını duymazdan geldiğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "Çünkü konuşamazlar, çünkü cesaret edemezler, çünkü halka doğruları söylemiyorlar. 'Kılıçdaroğlu halka doğruları söylemiyor' diyorlar. İyi ya televizyon kanalında bizi mat edersin… Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yetkilerinin elinden alınmasını öğrenmek istiyorum. 'Milli, milli milli' diyorlar. Emin olun bunları yapanlar gayri millidir. Bunları millilikle falan ilgisi yoktur. Bir ülkeyi felakete sürükleyebilir misiniz, bir ülkeyi bir maceranın içine sürükleyebilir misiniz? Milliymiş, ne milliyetçiliği. Kesinlikle bir ilgileri yok." dedi.

ESKİ GENEL BAŞKANLAR DA KATILDI

Kılıçdaroğlu, konuşmasının ardından CHP'nin eski Genel Başkanları Altan Öymen, Hikmet Çetin ve Murat Karayalçın'ı kürsüye çağırdı.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu ve beraberindekilerin salondakileri selamlamasının ardından, toplantı basına kapatıldı.

Toplantı öncesinde eski yöneticilere, referandumda izlenecek yol haritasına ilişkin görüş ve önerilerin sorulduğu formlar ile "Anayasa değişikliği ne getiriyor?", "Neden hayır?", "Anayasa değişikliği, sorular ve cevaplar" isimli kitapçık ve broşürler verildi.

ETİKETLER