NTV

'Konservatuara girenlerin çoğu bizden'

Türkiye

12. yılında 16. dans okulunu kuran Tan Sağtürk'le konservatuar, dans okuları ve Türkiye'deki dans ve müzik eğitimi üzerine konuştuk...

Tan Sağtürk ile MKM Akatlar Kültür Merkezi’nde buluştuk. Bir yandan kendi okullarının gösterilerinden biri için genel prova yaparken bir yandan da baleye dair samimi bir sohbet gerçekleştirdik...

Uzun seneler yurt dışında dansettiniz, başarılı oldunuz. Peki ama her şey dışarıdan göründüğü kadar kolay mı?
Kesinlikle değil. Mesela orada kontratlar senelik yapılır. Başarılı olamazsan veya sakatlanırsan kontratın iptal olur. Sen de biliyorsun, bale pek kolay algılanamayan bir meslek ve bir o kadar da zor çünkü sadece parmaklarının ucunda dansedip keyif almak değil bir yandan da ömür boyu robot gibi çalıştırılmak demek. Fakat bir defa içine girince çıkmakta da zorluk çekiyor insan.

İnsanın aklına, benliğine nüfuz ediyor değil mi?
Aynen öyle. Benim şansım ise Türkiye'ye döndükten bir süre sonra kendi çalışma ortamımı oluşturmam oldu. İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nden ayrılmam hem cesurca hem de hayatımda verdiğim en doğru kararlardan biriydi. Elbette bu benim kendi adıma düşüncem, devam eden bütün arkadaşlarıma da son derece saygıyla yaklaşıyorum.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde baş dansçı iken hiçbir garantiniz olmadan istifa ettiniz. Ondan bir sene kadar önce de ömür boyu kontratınız olmasına rağmen gene istifa edip Fransa’dan Türkiye’ye döndünüz. Neden böyle bir karar verdiniz?
Çünkü Fransa, Almanya gibi bu tarz kültürün çok köklü olduğu ülkelerde ne yaparsak yapalım sadece bir tane daha eklenmiş olacaktı ama Türkiye’de henüz yapılmış hiçbir şey yoktu. Nitekim ne yaparsak ilk olur hale geldi. Mesela Diyarbakır’da, Mardin’de, Gaziantep’te okul açıyoruz, ilk oluyor. Oysa ki Cumhuriyet dönemindeyiz, böyle olmaması gerekirdi.

Laf okullara gelmişken Türkiye’de Tan Sağtürk Akademi olarak okul sayısı 16 oldu galiba.
Evet, bu sene okullarımızın 12. yılı ve şu ana kadar 16 tane okul kurduk. Okullarda bale ve dansın dışında drama ve müzik bölümü de var. Çekmeköy'de ormanın içinde çok güzel camdan bir bina yaptık ve o binada Çağdaş Sirk Sanatları bölümü oluşturduk. "Kabile" grubu Türkiye’nin Cirque de Soleil’i denebilecek bir grup ve çok hoş işler yapıyorlar. Grubun eğitmenleri bizim öğrencilerimizi de çalıştırıyor. Bunun dışında yakın zamanda İstanbul'da 2 okul daha açılıyor. Biri Eylül ayında Kemerburgaz’da, diğeri ise Bahçeşehir'de. Kemerburgaz'daki okul metrekare olarak çok büyük bir okul olacak. Önümüzdeki dönemde de gene 2 okul daha açılacak yani her sene 2 okul açıyoruz. Her okulda hemen hemen 500 kadar öğrenci Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak bizim tarafımızdan eğitiliyor. Bize gelen talep yoğun oldukça her yere birim kurar olduk. Kendi eğitmenlerimizi yetiştirip o eğitmenlerle okul açar hale geldik.

Kendi içinde birbirinden bağımsız işleyen bir sistem yarattınız.
Evet, her okulun kendi müdürü ve müdürleri denetleyen ayrı bir CEO var çünkü fark yaratabilmeniz gerekiyor. Her ne kadar başta öğrenciler, veliler Tan Sağtürk ismine geliyorsa da devamlılığı, kalmalarını sağlamak başka bir beceri. Bize gelen öğrenciler 10 sene boyunca kalıyor.

Yurt dışında bağlantı yaptığınız okullarda var değil mi?
Fransız Devlet Bale’sinde çalıştığım dönemdeki baş dansçılardan biri çok yakın bir arkadaşım. Bir süre önce Amerika’ya taşınıp, Florida Ballet’nin baş dansçısı oldu, sonra da yönetime geçti. Onunla beraber Miami'de 60 öğretmeni ve öğrencileri olan hazır bir okulu devralıyoruz. Aynı şekilde Londra'da da bir okul bulduk. Haziran ayında okulların gösterilerini izlemeye gideceğiz eğer olursa Chelsea ayağını ben, Miami ayağını ise arkadaşım kontrol edecek. Avrupa’da aynı eğitimi veren herkesin iki, bilemedin üç okulu vardır. Bizimki gibi 16 tane okulu olan yok, o yüzden de başka örneği yok. Nitekim Amerikanın en iyi bale okullarından biri olan Geoffrey Ballet bu işi nasıl yaptığımızı araştırmış ve sistemi çok beğenmiş. İlk kez bir okulla "Kardeş Okul" projesi başlatmak istemiş, bu sene onlarla kardeş oluyoruz. Tokyo’da da 60 yıllık çok önemli bir okul var. Onlar da sistemi görmek istediklerini söyleyip, Türkiye’ye geldiler, misafirimiz oldular. Ortak çalışmak üzere bir anlaşma yaptık. Zaten Türkiye'den yurt dışına, yurt dışından da Türkiye'ye öğrenciler gidip, geliyordu ama işi anlaşmaya dökünce çocukların ekonomik koşullarını daha rahat ayarlayabiliyoruz, maddi imkanı yeterli olmayan öğrencileri de yurt dışına gönderebiliyoruz.

Bundan sonraki hedefiniz nedir?
Elbetteki bir topluluk kurma hevesimiz ve kararımız var. Çok iyi dansçılar çıkmaya başladı. 4 yıllık bir üniversite ile anlaşma yapıp kendi topluluğumuza da aktarabileceğimiz bir yapı oluşturmaya çalışacagız, böylece diğer topluluklardan bambaşka bir çalışma biçimimiz olacak.

Provada izlediğim kadarı ile çok iyi dansçılar çıkmış gerçekten. Gösterilere nasıl ve ne kadar zamanda hazırlanıyorsunuz?
Bizde kimse Şubat sonuna kadar gösteri ile ilgili bir çalışma yapmaz, yasaklardan biridir bu. Eylül ve Şubat arası öğrencilere sadece ve sadece teknik donanım verilmeye çalışılır. Şubat sonundan Haziran başına kadar ise toplam 24 saatlik bir çalışma zamanımız olur. 24 saat normal şartlarda çok kısa bir zaman ama teknik çalışmanın üstüne konulduğu için koreografi demin izlediğiniz hale geliyor.

Hemen hemen herkes latin, modern veya caz dans edebilir ama klasik bale için belli bir vücut formu gerekiyor ve her milletin farklı bir vücut yapısı var. Sen Türkler için ne düşünüyorsun?
Klasik bale için gerçekten de belli bir vücut formu gerekiyor ama benim için önce kafa yapısı ve istek önemli. Şimdiki eğitim sistemleri bizim okuduğumuz zamanlara göre çok daha hızlı yetiştiren, olmayan vücudu bile oldurmaya başlayan sistemler. Eğer olayın ekonomi ve görgüsü buraya doğru kayarsa Türk yapısının olmazlarını da olur hale getirmek mümkün olabilir, nitekim bunu kendi okullarımızda gözlemliyoruz.

Konservatuara öğrenci hazırlıyor musunuz?
Konservatuara girenlerin yarısından çoğunun bizden gittiğini görüyoruz ama benim amacım öğrenciler konservatuara girsin, meslek edinsin değil çünkü şu anda Türkiye'deki sistemde ben kendi çocuğumun da devlet konservatuarından mezun olup devlet opera ve balesi'ne gitmesini arzu etmeyebilirim. Yurt dışı seçeneğini her zaman kafamda tutarım ve tercih ederim. Oysa ki buradaki eğitim sistemi çok daha kuvvetlenmiş olsaydı, dönüp eskiyi aramasaydık o zaman tabii ki isterdim.

Bu sanat açısından bakınca oldukça üzücü bir durum.
Elbette öyle. Nitekim böyle olmasaydı bizim rakibimiz çok olacaktı, halbuki şu anda rakiplerimizi yurt dışında arıyoruz. Bu konuda dolambaçlı konuşup, politik de olunabilir ama hayır, çok açık ve net söylüyorum çünkü egosantriğiz biz.

Konservaturda bütün okullara denklik getirildiği için ders programları çok yoğun ve sanatçı adayı olan öğrenciler ana sanat dalı olan dersi günde ancak 1 saat görebiliyormuş. bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Ben ana meslek dersinin 1 saate inmesini bırak, sanatçı olarak yetiştirilen birinin evinin, ailesinin başka şehirde olması gerektiğini düşünenlerdenim çünkü tek başına kalmak bir takım şeylerin farkındalığını arttırıyor ve hayat boyunca bir şeye odaklanmayı sağlıyor.

Bu ay sonunda 3. Uluslararası Bale Yarışması yapılacak hatta ilkinin sahne içi sunumunu da sen yapmıştın. Türkiye'den ve yurt dışından bir sürü dansçı katılıyor. Bu tarz yarışmalar bize ve baleye ne katıyor?
Festival niteliğinde yapıldığı için çok çok kıymetli bir şey ve iyi niyetli bir başlangıç. Arkadaşlarım birinci yarışmayı çok iyi organize edip düzenledi, tam yerine oturdu ve NTV ile ortak yayınlandı. Sunucu ben olduğum için gayet iyi biliyorum ki canlı yayında, seyirci varken yarışma yürütmenin hem televizyon kanalı hem de yarışma için riskleri çoktu. Mesela bir ara yarım saat aralıksız konuşmam gerekti. Neyse ki konu bale olduğu için daha da uzun konuşabilirdim. Biz bu yarışmayı Tokyo'daki, Moskova'daki, Varna'daki yarışmaların arasına yükseltebilirsek o zaman daha da fazla değer kazanacaktır, bunun için de bütçe bulup önemli sanatçıların ve jürilerin gelmesini sağlamamız lazım. Lüksü hiç önemli değil ama bilinirliği çok çok önemli ve ancak bu şekilde dünyada bilinen bir yarışma haline gelebilir.