NTV

'Macbeth' 48 yıl sonra Ankara'da

Anadolu Ajansı

Türkiye

William Shakespeare'in ölümsüz eserinden Verdi'nin notalarıyla opera sahnesine aktarılan ''Macbeth'', 48 yıl aradan sonra yeniden başkent seyircisiyle buluşacak.

Shakespeare'in 1606 yılında kaleme aldığı yapıt, Ankara Devlet Opera ve Balesinin bu sezondaki en iddialı yapıtları arasında yer alıyor. Eserin rejisi, 2006 yılında da aynı yapıtı İstanbul Devlet Opera ve Balesinde sahneye koyan Yekta Kara'nın imzasını taşıyor.

İlişkili Haberler


Orkestrayı dönüşümlü olarak Antonio Pirolli ile Artyom Makarov'un yöneteceği eserde, ''Macbeth'' rolünde Çetin Kıranbay, Eralp Kıyıcı ve Serkan Kocadere, ''Lady Macbeth'' rolünde Nilgün Akkerman, Sayra Seyhan Geçim ve Şule Köken, ''Banco'' rolünde Özgür Savaş Gençtürk, Bülent Ateşoğlu ve Mithat Karakelle sahne alıyor.

Dama'yı Burcu Yılmazkurt ve Zeynep Pınar Çakıt'ın, Macduff'u Aykut Çınar, Murat Karahan ve Şenol Talınlı'nın, Malcolm'u Haser Tek, Oğuz Sırmalı ve Tankut Eşber'in dönüşümlü olarak canlandıracağı eserde, Alaaddin Ataseven, Umut Kosman, Eray Kocatürk, Emre Uluocak, Alaaddin Ataseven, Volkan Şen, Burcu Soysev, Sabri Doğan Çapanoğlu ve Umut Kosman da başlıca rollerde yer alıyor.

Shakespeare'in trajedileri arasında en kısası olan, ancak en önemlileri arasında yer alan yapıt, bugüne değin dünyadaki tüm önemli tiyatro sahneleri ve operalarında izleyiciyle buluştu.

Sayısız filme de konu olan yapıtın bir kısmı Raphael Holinshed'in ve İskoç filozof Hector Boece'nin, İskoç Kralı Mac Bethad (Macbeth) hakkında yazdıklarına dayanıyor. Macbeth'in hikayesi, genellikle güç düşkünlüğü ve arkadaşlara ihanet konularında örnek bir öykü olarak gösteriliyor. Eserin konusu şöyle gelişiyor:

''Kral Duncan'ın ordusunda başarılı birer general olan Macbeth ve Banco, terk edilmiş bir alanda ilerlerken cadılarla karşılaşır. Cadılar Macbeth'e önce Cawdor Baronu, sonra da İskoçya Kralı olacağını, Banco'nun da kralların babası olacağını söyleyerek kaybolur. Kralın habercileri, Macbeth'i yeni Cawdor Baronu olarak selamladığında o, cadıların diğer kehanetlerinin de gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini merak etmeye başlar. Lady Macbeth ise Macbeth'in hırsını körüklemek için her türlü yolu denemeye kararlıdır. Kral Duncan ile maiyeti Macbeth'in şatosuna geldiğinde Lady Macbeth kocasına cesur olup onu hemen öldürmesini söyler ve Macbeth kralı öldürür.

Taç sahibi olan Macbeth, Banco'nun soyunun kral olacağını unutamamaktadır. Banco ve oğlunun öldürülmesi için kiralık katil tutar. Banco öldürülür fakat oğlu kaçar. Banco'nun hayaletini görmeye başlayan Macbeth, korkuya kapılıp yeniden cadılara gittiğinde, cadılar Macduff'a dikkat etmesini ve Banco'nun ailesinin hükümdar olacağını söyler. Lady Macbeth, kocasına Macduff'un ailesi ile Banco'nun oğlunu öldürmesi için baskı yapar. İktidarı korumak için işlenen tüm bu cinayetlerden dolayı Lady Macbeth dehşete kapılır. Uyurgezer halde dolaşırken işledikleri bütün cinayetleri sayıklar. Macbeth, karısının ölüm haberini alır. Pişman olmaya başlayan Macbeth ile ilgili kehanetler doğrulanır. Macduff'un Macbeth'i öldürmesiyle Macbethlerin hükümdarlığı sona erer.''

'MACBETH İÇİN UZUN BİR SÜRE'
Eseri sahneye koyan Yekta Kara, AA muhabirine eserle ilgili bilgi verirken, Ankara'ya son olarak 1991 yılında Mozart'ın ''Zahide'' operasını sahneye koyduğunu, 19 yıl aradan sonra yeniden başkent seyircisiyle buluşmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.

Başkent seyircisinin ''Macbeth'' operasını da son olarak 1962'de izlediğini ifade eden Kara, ''Neredeyse yarım yüzyıla yakın bir süre. Bu, 'Macbeth' gibi bir baş yapıt için çok çok uzun bir süre'' dedi.

Yapıtı 2006 yılında İstanbul'da sahneye koyduğunu anımsatan Kara, ''Buradaki ekiple Macbeth'i elbette ki bambaşka bir anlayışla çalıştım ve çok keyif aldığımı da söylemek istiyorum'' diye konuştu.

''Macbeth''in, Shakespeare'in tüm eserlerinde olduğu gibi insanı anlattığını dile getiren usta yönetmen, Shakespeare'in insanı, insanın doğasını, duygularını çok iyi bilen ve bunu sahneye çok iyi aktarabilen bir yazar olduğunu belirtti.

Verdi'nin de William Shakespeare'e çok büyük bir hayranlığı olduğunu anlatan Kara, Verdi'nin yaşamı boyunca 3 farklı Shakespeare yapıtını bestelediğini ifade etti. Bu yapıtlardan ilkinin ''Macbeth'' olduğunu belirten Kara, ''Verdi, Macbeth ile çok uzun süre hesaplaşmıştır. Yani, önce bestelemiştir, oynanmıştır, gelen eleştiriler doğrultusunda da yeniden elden geçirmiştir. Ondan sonra da Paris'te yeni versiyonuyla seyircisiyle buluşmuştur'' sözleriyle eserin doğuşunu aktardı.

'10 ASIR SONRA BUGÜN'...
''Macbeth''in insanı anlattığı için her zaman geçerli olabilecek bir eser olduğunu belirten Kara, ''Operaların çoğunda aşk vardır. Aşk uğruna insanlar gözyaşı dökerler, sorunlar yaşarlar, acılar çekilir, ölüm gündeme gelir. Macbeth'te aşk yok, yani Macbeth ile Lady Macbeth arasında biz hiçbir aşk sahnesine tanıklık etmiyoruz. Ama buna karşın büyük bir iktidar hırsı var'' dedi.

''Macbeth'' adlı eserin ana temasının ihanet ve hırs olduğunu dile getiren Yekta Kara, eserin temasını şöyle özetledi:

''Bu kadını ve erkeği, Macbeth ile Lady Macbeth'i bir araya getiren, onların işbirliği yapmalarına neden olan, ortaklaşa geliştirdikleri, inanılmaz bir iktidar hırsı. Bu hırs doğrultusunda da iktidara geçmek için birlikte cürüm işliyorlar. İnsanın doğasında tabii pek çok şey değişmedi.

Macbeth, 11. yüzyılda İskoçya'da geçen bir eser. Biz aradan geçen 10 asırdan sonra 21. yüzyılda Ankara'da sahneliyoruz. Dünyanın neresinde olursa olsun ve sadece bunu siyaset anlamında söylemiyorum, iş dünyasında da sanat dünyasında da söz konusu, insanların içindeki hırslar bitip tükenmiyor ve bu hırslar doğrultusunda aslında pek çok tatsız olay da yaşanıyor. Hatta dünya ölçeğinde bakarsak, bu uğurda yine kan dökülüyor, savaşlar oluyor, insanlar birbirini öldürüyorlar. Demek ki insanoğlunda değişen çok fazla şey yok. Ama eğitimle, kültürle biz o içimizdeki ilkel duyguları, iktidar hırsını bastırmayı öğreniyoruz. Bunu yapamayanlar da yine Macbeth örneğinde olduğu gibi cürüm işlemeye devam ediyorlar.''