NTV

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli NTV'de

Türkiye

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli NTV canlı yayınında Nazlı Çelik'in sorularını yanıtladı.

Nazlı Çelik: Referanduma 3 gün kaldı ve herkes sizin ne diyeceğinizi bekliyor. Efendim bu iş nereden çıktı?

Devlet Bahçeli: Öncelikle 16 Nisan’da yapılacak olan referandumun hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu referandum milletimiz için çok önemlidir. Bazı önemli kararlar da alınmaktadır bu referandumda. Bu ülkede yaşayan ve seçmen olarak sorumluluk taşıyan her insanın sandığa gitmesini görev olarak kabul etmesinde yarar vardır. Pazar gününü mutlaka ve mutlaka sandığa giderek milletimizin geleceği için sandığa gidip tercinizi ortaya koymalarını istiyoruz. Türkiye'de 9 Ocak’tan itibaren TBMM’ye getirilen ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nin değerli milletvekillerinin tamamı tarafından sunulmuş olan bir anayasa değişikliği metni üzerinde hem meclis içinde hem de meclis dışında çok yoğun tartışmalar olmuştur. Hala devam etmektedir bu tartışmalar. Bütün siyasi partilerimiz, değerli liderleri, milletvekilleri, meclisteki grup başkanvekilleri ve kamuoyunda uzman olarak bilinen başta bizim insanlarımızla birlikte basınımızın değerli temsilcileri her akşam konu üzerinde tartışmalarını sürdürmüş ve halkımızın daha iyi anlaması için gayret sarf etmişlerdir. Bugüne kadar bu değerlendirmeler ışığında milletimiz sandığa giderek kendi tercihini ortaya koyacaktır ve referandum sonucu milletimiz açısından geleceğimizin belirlenmesinde önemli bir rol oynayacaktır. Siyasi partilerimiz seçin beyannamelerinde, parti programlarında önceliklerini özellikle 82 anayasasının katı şartlarını daha demokratik ve normalleşme sürecine taşıyabilecek bir değişimi ve bir yeni anayasa anlayışı ifade etmişlerdir. Bu değişim ve yeni bir anayasa anlayışı farklı farklı topluma aktarılmıştır ama bütün siyasi partilerimizde bu görüş hakim hale gelmiştir. 82 anayasasının kesin olarak değiştirilmesi konusunda ve yeni bir anayasaya ihtiyaç konusunda kanaat ortaya koymuşlardır.

Nazlı Çelik: Siz yıllar boyu başkanlık sistemine karşı söylemler geliştirdiniz ve hatta Türkiye'nin parlamenter sistemle devam etmesi yönünde birçok beyanınız olmuştu. Derken bir grup toplantısında AK Parti’nin uzun süredir düşündüğü ve istediği bu teklifi siz dile getirdiniz. Ne oldu da böyle bir sürpriz çıkış oldu?

Devlet Bahçeli: Bu konu tartışmanın odağını teşkil etmektedir aynı zamanda da Milliyetçi Hareket Partisi’ne saldırının kaynağını teşkil etmektedir. Anayasa değişikliği konusunda bu metne itirazı olanlar Milliyetçi Hareket Partisi’ni geçmişi ile bugün ve geleceği açısından aşırı derecede suçlamaya çalışmışlardır. Milliyetçi Hareket Partisi’nin önceliği milletimiz ve devletimizdir. Devlet ve milletimizin bekasıdır.

Nazlı Çelik: Nedir efendim Türkiye'nin bekası, bir bölünme riski mi vardı bundan mı korktunuz?

Devlet Bahçeli: Beka varoluştur. Türk milletinin ve devletinin varlığını koruma meselesidir. Eğer gelişen siyasi olaylar beka sorununu ortaya çıkartıyor, ülkemizi ve milletimizi yakın bir tehdit ve tehlike altına alıyorsa bu Milliyetçi Hareket Partisi açısından çok önem arz eder. Gelişmeleri takip ettiğimiz zaman bir beka sorunuyla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz.

Nazlı Çelik: FETÖ mü bu PKK mı yoksa farklı bir şey mi?

Devlet Bahçeli: Buna çok geniş kapsamlı yaklaşmak lazımdır. Birinci temel sorun birlik ve beraberliğimizin korunması. Bunu bozmaya çalışan her türlü terör faaliyetinin sonlandırılması. Bu esaslar halinde devam etmekte yarar görmekteyiz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak başında bu yana görüşlerimiz içinde parlamenter sistemi savunmuşuzdur. 1973 yılında seçim beyannamemiz yani Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nden Milliyetçi Hareket Partisi’ne dönüştüğümüz dönemde parti programının hazırlanmasında özellikle üzerinde durduğumuz güçlü bir iktidar ve mutlu bir millettir. Güçlü iktidar kavramı içinde de o günkü şartlar içinde tarihi süreçten bu yana milletimizin benimsemiş olduğu bir yönetim anlayışı esas alınmıştır. Ancak gelişme sürecinde parlamenter rejime ve çok partili hayata geçilmiştir. Parlamenter sistemin uygulanması sırasında da Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı temel sorunları dikkate alarak bazı kararlarını ısrarlı şekilde sürdürmüştür.

Nazlı Çelik: Yani o dönem parlamenter sistemi destekliyorduk ve hatta başkanlık sistemi gelirse bölünme riskinin asıl o zaman kaynaklanacağını dile getiriyordunuz.

Devlet Bahçeli: Başkanlık sistemini savunan siyasi partilerimiz olmuştur. Anayasa değişikliği çalışmaları sırasında kurulmuş olan komisyonlara sunulan önerilerde de parlamenter sistemin korunması ve güçlendirilmesinden yana olanlar olduğu gibi bir sistem değişikliğine gitmek suretiyle başkanlık sistemini önerenler de olmuştur. Milliyetçi Hareket Partisi parlamenter istemin korunması ve güçlendirilmesinden yana olmuştur. Parlamenter sistemi özellikle cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ortaya koymuş olduğu sorunları da göz önüne alarak bir sigorta olarak görmüştür. Bazıları halk tarafından cumhurbaşkanının seçilmesini istemiştir. Ama Türkiye'de açılım denen bir süreç, çözüm denen bir süreç başladığı sırada Türk milletinin etnik ve mezhep temelli bölünmesine gayret gösteren unsurların yoğun bir faaliyet içine girmiş olmaları karşısında biz o dönem içinde halkın cumhurbaşkanını seçmesini sağlıklı görmedik. Ama mecliste de seçilirken önemli sorunlar yaşanmıştır. 12 Eylül öncesinde 115 turdan sonra cumhurbaşkanı seçilememiştir ve hepimizi üzen büyük tahribat altında toplumu önemli yarılmalara sürükleyen bir 12 Eylül rejimi ile karşı karşıya kalınmıştır. Bütün bunları dikkate alarak hareket ettiğimiz zaman parlamenter sistemi Milliyetçi Hareket Partisi olarak hep düşünmüş ve öne çıkartmışızdır. Ancak bir anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi sonrasında farklı bir durum ortaya çıkmıştır. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini Milliyetçi Hareket Partisi erken bulmuştur ve hayır oyu kullanmıştır. Cumhurbaşkanlığı seçimiyle sürekli tırmanan terör ve terörün kat etmiş olduğu siyasal alan ve o alan içinde bölünmeye sürükleyebilecek bazı demokratik adımlar adı altında mesafe kat etmeleri ülkemiz içinde bir tehlike teşkil etmekteydi. Onun için cumhurbaşkanlığı seçiminde gerekli kılınan anayasa değişikliğinde biz hayır oyu kullandık. Netice itibariyle bizim oylarımız yetersiz kaldı. 18 maddenin üzerinde her maddenin üzerinde başka tartışma yapacağımız yerde bu noktayı ele alarak ve aradaki farklılaşmayı, ayrışmayı, dayatmaları göz önüne alarak Türkiye'yi daha sağlıklı ve demokratik bir topluma nasıl götürebileceğimizi düşünmek gerekmektedir. Türkiye'deki istikrarsızlık, kaos, kriz, kargaşa, darbe, kalkışma bütün bunların hepsini dikkate alarak hareket etmek lazım.

Nazlı Çelik: O zaman hayır çıkarsa bu kaos sokaklarda devam mı edecek?

Devlet Bahçeli: Şimdiki açıdan öyle bir riskin olduğu benim kanaatimdir. Bunun ayrıntılarını zamanımız olduğu takdirde çok yoğun konuşmak gerekir. Halk tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanı var, halk tarafından seçilmiş bir TBMM var. Halk tarafından TBMM parlamenter sistem için yasamadan bir yürütme çıkarmak durumundadır. Yani bir başbakan ve bakanlar kurulu olacak cumhurbaşkanı da bunu onaylayacak. Fakat uygulamada cumhurbaşkanı anayasamızda belirtilen 104 ve 105. Maddelerdeki görev ve sorumluklarını aşarak kendi partisinden bir başbakan ve bakanla kurulunu oluşmuş olması ve Meclis'te de büyük bir çoğunluğu elde etmiş olması tabiatıyla bir yönetim şekli ortaya koyuyor. Fakat bu yönetim şekli anayasal değil. Yani cumhurbaşkanı her şeye müdahale edebilir bir konuma geliyor. Burada bir tek adamlığa gidiş bir diktatörlük kanaatleri vesaire gibi toplumda tartışılır hale geliyor. Böyle bir durumda hükümet ve bazı sorumlular ve Sayın Cumhurbaşkanı bir fili durumdan bahsediyor. Bu fiili durumdan bahsediliyorsa burada bir dayatma var demektir, anayasayı çiğneme vardır, cumhurbaşkanlığının görevinin aşılması vardır. Böyle bir durumun karşısında ya fiili durumu devam ettirirseniz Türkiye'de nelerin olabileceğini kestirmek zaman içinde belli olmayabilir. Ama fiili durumu hukuki bir zemine taşırsanız o zaman farklı bir anlayışı hakim kılabilirsiniz.

Nazlı Çelik: Peki Cumhurbaşkanı'nın anayasal sınırlarına dönmesini neden zorlamadınız da…

Devlet Bahçeli: İşte bu konuda çok net olmak lazım. Milliyetçi Hareket Partisi’nin meclisteki milletvekili sayısı 40’tır. Diğer siyasi partileri de bir araya getirmiş olsanız parlamenter rejimin korunması ve Cumhurbaşkanı'nın 104 ve 105’inci maddeye doğru çekilmesini sağlamak mümkün görünmüyor. Bunu ille yaparım derseniz başka bir yola sevk etmeniz lazım. Bir kaos, kargaşa, kriz vesaire gibi olaylarla bunu beslerseniz o zaman belki siyasi iktidar bu konuda kanaat değiştirebilir gibi toplumda ve toplum üzerinde etkili olan bazı çevreler ki Türkiye bunları yaşayarak geldi. Kimse kafasını kuma gömmesin. Kimse gözünü kapatarak olayları seyretmesin. Türkiye'de yıllardan beri yaşananları görmek lazım. Bu devleti seviyorsak bu millete saygı duyuyorsak o zaman partiler üstü düşünmek durumundasınız. Biz diyoruz ki açıklamamızda böyle bir fiili dayatma var, bir anayasayı çiğneme var. Bakanlar kurulunun cumhurbaşkanı hakkıdır anayasada yeri var. Çok sık topluyor, her konuda her değerlendirmede kendisini öne çıkartıyor. Çünkü halk tarafından seçilmiş ve yüzde 50’nin üzerinde bir oyla seçildiği için bunda kendisini haklı görüyor. Ama öbür tarafta da bir Başbakan ve bir Bakanlar Kurulu var. Milliyetçi Hareket Partisi burada bunu hukuki bir düzene taşıyınız dedi.

Nazlı Çelik: Sizin bu kararı vermeniz de Milliyetçi Hareket Partisi’nin iç çekişmeleri rol oynadı mı? Hükümetten destek aldığı kurultay sürecinde özellikle iddialar ortaya atıldı. Hatta pazarlık yapıldığı iddiaları da ortaya atıldı.

Devlet Bahçeli: Bunu söyleyenler eğer Milliyetçi Hareket Partiliyse çok şerefsiz insanlardır. Milliyetçi Hareket Partisi’nde pazarlık kavramı yoktur. Milliyetçi Hareket Partisi’nde bir ferdin çıkarları dahil parti çıkarları düşünülerek herhangi bir düşünceyle bir siyasi geliştirmek, bir proje üretme bir planlama yapmak yoktur. Eğer Milliyetçi Hareket Partisi’ni bunlar söylüyorsa çok büyük hata işliyorlar. Ama bunun dışındaki çevreler geçmişte kendi yaptıkları bazı pazarlıkların burada da yapılabileceğini düşünerek Milliyetçi Hareket Partisi’ni suçluyor, toplumda itibarsızlaştırmak istiyorlarsa da o zaman siyasi ahlaksızlık içindeler demektir.

Nazlı Çelik: Bu kararı alırken kurmaylarınızla bir araya geldiniz onların fikirlerini aldınız mı yoksa tek başınıza mı aldınız bu kararı?

Devlet Bahçeli: Ben kendi partimizin yöneticisi olan arkadaşlarımla her zaman görüşürüm. Nelerin yapılması gerektiği konusunda kanaatlerini alırım. Bir politika üretirken başkanlık divanında bunları değerlendiririz. Bunları kamuoyuyla paylaşarak yapmadığımız gibi kendi aramızda yapmak suretiyle bazı politikaları üretiriz. Milliyetçi Hareket Partisi bir partinin yedek lastiği değildir. Milliyetçi Hareket Partisi bir şahsı arzuları istikametinde sonuç alması için kullanılabilir bir parti değildir.

Nazlı Çelik: Can simidi dendi, yedek lastik dendi hatta 7 Haziran’da da bir çok formül size sunulmuştu siz kapıları kapatınca 45 gün içinde hükümet kurulamayınca yeniden seçime gitmek durumunda kaldık. Bu dönüş neden dendi. Burada hep kurtarıcı rolünü üstlendiğiniz söylendi AK Parti’nin.

Devlet Bahçeli: Bunlar yanlış görüşlerdir. Bunlar AK Parti’nin hasım unsurlarla muhalefet yapmayı planlamış olan partilerin uydurmalarıdır. Onların AKP ile sorunu varsa onunla yapsınalr Milliyetçi Hareket Partisi’ni neden alet ediyorlar. Milliyetçi Hareket Partisi’ni araya katarak bir takım düşüncelerini bizim üzerimizde yani Anadolu’da bir tabirle, “Yörük sırtından kurban kesilmez”. Eğer Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı yıpratarak yerine gelmeyi düşünüyorsa bunu muhalefet olarak yapsın. Ama Milliyetçi Hareket Partisi’ni suçlayarak zaten Adalet ve Kalkınma Partisi içerde 316 kişiler desteğimize ihtiyaçları yokki.

Nazlı Çelik: Bir diğer iddiada başkan yardımcılığı görevinin size vaat edildiği yönündeydi. 16 Nisan sonrasında evet çıkar ve size böyle bir teklif gelirse kabul etmez misiniz?

Devlet Bahçeli: Böyle bir teklif bize yapılamaz. Milliyetçi Hareket Partisi yama bir parti değildir. Milliyetçi Hareket Partisi bazı makamları elde ederek siyasi yönlendirmek gibi bir ihtiyacı yoktur. Milletinden aldığı destek oranında ülke yönetiminde söz sahibi olmaya çalışır. O bakımdan Türkiye'de buna da ihtiyaç yokken Milliyetçi Hareket Partisi’ni sadece ve sadece Adalet ve Kalkınma Partisi’nin önermiş olduğu bir anayasa değişikliğine inandığı çerçevede destek verdiği için başka bir amaçla istismara yöneliyorlarsa buna kimsenin hakkı yoktur.

Nazlı Çelik: O zaman başkan yardımcılığı bana teklif etseler ki kimsenin buna haddi yoktur böyle bir şeyi kabul etmem mi diyorsunuz?

Devlet Bahçeli: Kabul etmem. Milliyetçi Hareket Partisi yama bir parti değildir. Bazı makamlarla kendi idealleri ve ülkülerini birilerinin emrine vermez.

Nazlı Çelik: Sayın Kemal Kılıçdaroğlu dün akşam katıldığı bir yayında Sayın Bahçeli’nin hangi gerekçe ile ever demiş olduğunu anlamış değilim dedi.

Devlet Bahçeli: Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na saygı duyarım. Fakat referandum sürecinde takip etmiş olduğu politikalarda hiçbir şeyi ya anlamamış veya anlamak istememiştir. Her madde üzerinde tartışma yaparak siyasi güncelliğini sürdürme gibi bir hataya düşmüştür ve bu Cumhuriyet Halk Partisi’ni de zora bırakmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi’ni anlamıyorsa 60 günden beri Türkiye'de bu konuşuluyor. Yani ilkokul 5. Sınıftaki bir kişiyi çağırsanız 60 gün bu 18 maddeyi anlatmış olsanız o anlar ama bir ana muhalefet partisinin anlamaması mümkün değil.

Nazlı Çelik: Şimdi 18 madde müzakereleri yapılırken birçok tavsiye ve itirazlarınız olduğunu ben bizzat duydum. Buradan bakıldığında başkan yardımcılarının sayısı belli değil. Bununda belli olması daha iyi olmaz mıydı?

Devlet Bahçeli: Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde cumhurbaşkanının kendisine yardımcı seçme hakkı metinde bulunmaktadır. Bu ihtiyaca dayalı bir konudur. Ama sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi mecliste 600 milletvekili var 600 milletvekili dışında 500 yardımcı ordusu kurmanın aklı izahı var mıdır? Bunlar bir kara propagandadır. Bu toplumsal ihtiyaca bağlıyor. Seçilmiş olan kişinin kafasındaki planlama ve projeler çerçevesinde hangi bakanlıklara ihtiyacı varsa bu görev taksimindeki koordinasyonları kurmak açısından ihtiyaç duymuş olduğu bir başkanlık yardımcısı ortaya koyabilir.

Nazlı Çelik: Başkan yardımcılarının sayısı kadar yetkileri de çok tartışılıyor. Özellikle seçilmemiş atanmış yardımcıların olması konusunda mesela başkana bir şey oldu rahatsızlandı ve görevine devam ediyor 5-6 ay. Yardımcılarda yine başkan yetkisiyle idare edecekler devleti.

Devlet Bahçeli: Öyle bir sorun yok 45 gün içinde bir sebeple cumhurbaşkanlığı makamı boşalmışsa onun yerine vekalet eden kişi yeniden bir cumhurbaşkanlığı seçimi için anayasadaki ilgili hükümler doğrultusunda hareket edecektir. ABD’nin başkanlık sistemindeki gibi seçilmiş bir başkan yardımcısı söz konusu olmadığı için bir sebeple cumhurbaşkanlığında bir boşalma olduğunda onun süresi kadar devam söz konusu değildir.

Nazlı Çelik: En çok tartışılan konularda birisi de cumhurbaşkanının partili olması. Evet çıkarsa hemen gider partime üye olurum dedi zaten sayın cumhurbaşkanı. Aynı zamanda partisin de başında olması tarafsızlık konusunu gündeme getiriyor.

Devlet Bahçeli: İster parlamenter sistem içinde seçilmiş olsun isterse b,r partinin üyesiyken ayrılıp halkın huzuruna çıkıp cumhurbaşkanı adayı olsun böyle bir anlayışla seçilmiş olan kişiden tarafsız kalacağım sözü önemli bir erdemdir ve bunu yapmakta önemli bir başarı sayılır. Ama tarafsız olmaları mümkün değildir. Cumhuriyet Halk Partisi kalkıp kendileri diyorsa partili cumhurbaşkanı olmaz, rahmetli İsmet İnönü’yü neyle izah edeceklerdir. Yönetimde tarafsızlık başka bir şey ama sen partili değilsin dediğiniz takdirde bunun inandırıcılığı yok. Süleyman Demirel cumhurbaşkanlığı yaptı sen Doğru Yol Adalet Partili değilsin diyebilir misiniz hayatı orada geçmiş. Burada partili cumhurbaşkanı olabilir. Bunun denetimini halk yapacaktır. İstediğiniz kadar partili değildir diyin bakalım ne yapacak? Milliyetçi Hareket Partisi’ne üye olacak değil ya kendi partisine üye olacak. Kurduğu partiye üye olacak. Genel başkan olup olmaması partinin sorunu.

Nazlı Çelik: Yeminde baktığımızda, “üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için” diyor.

Devlet Bahçeli: Yemin konusunda tarafsız hareket etmek mecburiyetindedir. Ama partili cumhurbaşkanı olmak demek Adalet ve Kalkınma Partisi’ni cumhurbaşkanlığı makamı ile birlikte ülkeyi yönetmede kullanmak anlamını taşıyorsa zaten burada bir sakatlık var demektir geçmiş dönemde. Mesela geçmişte İnönü değişmez genel başkan seçildi. Geçmişte olmuş bunlar. Ama daha sonra parlamenter sistemde partisi ile ilişkileri kesiliyor diyebilirler. Ama partili cumhurbaşkanı oldu diye birçok şeyi farklı algılayarak toplumu yanıltmanın bir gereği yok. Partili cumhurbaşkanı olduğu zaman sorun bizim sorunumuzdan çıkıyor mensubu olduğu partinin sorunu haline geliyor. İster genel başkan yapar ister üye yapar. Özal partisinden ayrıldı ama partisini yönetti. Süleyman Demirel partisini yönetti. Belki burada farklı bir şey ortaya çıkacak.

Nazlı Çelik: Yargı konusu da çok tartışılıyor. Başa gelecek kişi cumhurbaşkanı olacak. Güvenoyu yok, yürütme yetkisi kendisine geçiyor olacak ama aynı zamanda partisinin grup başkanı olduğu için Meclis'teki çoğunluk sayıdaki milletvekilinin başkanı olacak. Zaten yargının 6’sı cumhurbaşkanı 7’si Meclis'ten olmak üzere tamamını yargının Cumhurbaşkanı ve Meclis atıyor. Bu kuvvetler ayrılığının ortadan kalkması anlamını taşır mı?

Devlet Bahçeli: Bu konular Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ortaya koymuş olduğu ve Milliyetçi Hareket Partisi’ne sunmuş olduğu metin üzerinde uzun uzun tartışıldı ve bugünkü metinde bir uzlaşı sağlandı. Bu uzlaşı sağlanmışken burada şu şöyle olur bu böyle olur demek doğru değil. Geçmişteki uygulamaları da bildiğimiz için hangi partiden ne kadar hakim ve savcının Adalet Bakanlığı aracılığıyla hangi kurumlara nasıl yerleştirildiğini bilenleriz. Yarın Meclis'te çoğunluk sizde olursa ne olacak? Partilere verilen bir kontenjan olursa bu kontenjanlar neyi ifade edecek? O bakımdan sürekli milletin kafasını karıştırma gerek yoktur diye düşünüyorum ben.

Nazlı Çelik: Mesela Anayasa Mahkemesi'nin 15 üyesinde 12’sini cumhurbaşkanı 3’ünü Meclis atıyor. Cumhurbaşkanının yargılanacağı yerde Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi olacak. Bu noktada kendi yargıçları mı yargılayacak kendi atadığı?

Devlet Bahçeli: Bir dönemde Abdullah Gül tarafından atananlar ondan önce var sonrası var. Bir cumhurbaşkanı Anayasa Mahkemesi'ne bir üye atadı diye o yargıcın hiç mi şahsiyeti yok, karakteri yok, bağımsız yargı kavramı yok? Yargının ne olduğunu bilmeyen insanlar mıdır ki orada kulluk yapacaklar? Bu hakim ve savcılara hakarettir. İsteyen istediğini atasın. Her atanan insan kendisini atayana kul kölelik yapacaksa onu zaten yargıdan kökten atın gitsin. Bu biraz insanınıza olan güvenden kaynaklanmalıdır. Ben şahsen eğer normalleşme sürecine girdiğimiz takdirde bazı sıkıntıları aştığımızda…

Nazlı Çelik: Çok kişisel bir iradeye bırakmış olmuyor muyuz?

Devlet Bahçeli: Önceden de vardı efendim. Adalet Bakanı ne yapıyordu acaba, başbakanın dışında hakaret edebilir miydi? O zaman başbakanla cumhurbaşkanı aynı partideyse ne oluyordu? Olumsuzlukları gündeme taşıyarak tartışma milletin kafasını karma karışık etmiştir.

Nazlı Çelik: Peki denge fren mekanizması nasıl işleyecek o zaman?

Devlet Bahçeli: Meclis'te.

Nazlı Çelik: Meclis'in çoğunluğunun burada cumhurbaşkanının kendi partisinde olduğunu görüyoruz.

Devlet Bahçeli: Milliyetçi Hareket Partisi halka giderek, halkın desteğini alarak mecliste çoğunluğu sağlamak hedefimiz dururken mevcut yapının içinde meclis şunu yapacak bu yetki yoktur, sanki şimdi çıkan kanunlarda hangi milletvekili hangi kanunu çıkartmıştır. Hükümetten gelmeyen bir tasarı Meclis'te nasıl kanunlaşmıştır. Bunları tartışsınlar.

Nazlı Çelik: Milletvekili listelerini de bir genel başkanın yaptığı varsayılırsa aynı zamanda cumhurbaşkanı olacak kişide üye olduktan sonra genel başkan olacaksa şimdi güçlü bir lider veya şu andaki mevcut durumda hangi milletvekili seçilen başkanın sözünün dışına çıkabilir?

Devlet Bahçeli: Biz de çıktılar işte 4 tane. Biz zayıf bir lider miydik? Onun haricinde hayır oyu için düşüncelerini söyleyenler oldu hala partideler. İhraç ettiklerimiz kendi kanaatlerinin ötesinde tüzük ve programın dışında hareket edecek noktalara geldikleri için ihraç edildi. 1 Kasım seçimlerinden sonra yaşanan süreçtir. Hayır oyu kullanan partide sayın Kadir Koçdemir bey var. Kimse de kendisini ihraç etmek gibi bir duruma girmemiştir. Milliyetçi Hareket Partisi gelişi güzel bir parti değil.

Nazlı Çelik: Sinan Oğan’a kürsüne konuşurken bir saldırı olmuş ve sizin bir açıklamanız olmuştu bununla ilgili. “Bir ülkücü yapacağı işi yarım bırakmaz” dediniz. Bazı çevreler tarafından bu tehdit olarak algılandı.

Devlet Bahçeli: Oynanan oyunlar var, oyunların senaryoları var, figüranları var. Eğer böyle bir düşünce bizde hakim olmuş olsa gidip kürsüye şöyle elinizin tersiyle itmenin size ne faydası olacak. Yani bunu ülkücüler yapmamıştır. Yapmış olsalar hiçbir şeyi ülkücü yarıda bırakmaz. Kafasına ne koymuşsa onu yapacak kudrettedir. Bir zamanlar birisinin arabası kurşunlandı, birisinin bilmem nesi oldu. Şimdi Türkiye'de adalet var, emniyet var, buyurun üzerine gidin. İlle bazı televizyonlarda, özellikle bazı program yanların gece gündüz bunları televizyona çıkartarak Milliyetçi Hareket Partisi’ni karalamanın bir manası yok. O sebepten dolayı sözümüz sözdür, eğer ülkücü bir şeye karar vermişse yapar.

Nazlı Çelik: Muhalifler o zaman bunu kendi kendilerine mi yapıyor?

Devlet Bahçeli: Kim oyuncudur, kim figürandır, kim senaristtir bunlar belli değil.

Nazlı Çelik: Neden bu kadar çok muhalif isim çıktı efendim?

Devlet Bahçeli: Milliyetçi Hareket Partisi’nde o kadar muhalif yok. Muhalefet olabilir tabi ama seviyeli yapacak. Bir siyaseti yürütürken partisinin faydası için yapacak.

Nazlı Çelik: Başkan olacak kişi 5+5 yıl iki dönem görev yapacak. Ama isterse Meclis tekrar seçime gitme kararı alabilir ve 9. yılda bir dönem daha görev yapsın diyebilir. Neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuldu efendim?

Devlet Bahçeli: Bunları söyleyen insanlar kendileri inanıyorlar mı? Sayın Başbakan Binali Yıldırım beyin Türkiye'de ulaşmadığı yer kalmadı gece gündüz, Sayın Cumhurbaşkanı toplu açılışlar sebebiyle ulaşmadığı yer kalmadı, ilgili bakanların ulaşmadığı yer kalmadı hepsi aynı zamanda bir cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin kabulü için düşüncelerini halkla paylaşıyorlar. Bir danışman kalkıyor bir eyalet sisteminden bahsediyor. Öyle bir açıklamayı yapan insanlar ya Adalet ve Kalkınma Partisi’nin hedefini sabote ediyorlar veya bir iç pazarlıkla görevlendirilmiş konuşmacılar bunlar. Bunları zaman gösterecek. Eyalet sistemini getireceğiz diye bir danışman cumhurbaşkanı danışmanı olarak söylüyor ve cumhurbaşkanı da buna ses çıkartmıyor kabulleniyor ise o zaman 2 gün içinde eyalet sistemine karşı olan üniter yapıda düşüncesi olan ülkücülerin kararı ne olabilir?

Nazlı Çelik: Siz kendisine ilettiniz mi?

Devlet Bahçeli: Benim iletmeme gerek yok. Geçmişte Kayseri’de bir belediye balkanlığı yapmış başka bir özelliği olmayan bir kişinin danışman olarak Türkiye'yi sabote edebilecek cümleler kullanmasını anlamakta ben zorlanıyorum ve kabul etmiyorum. Böyle danışman olmaz. Benim danışmanım olmuş olsa o saatte görevden alırdım.

Nazlı Çelik: Danışmanlardan Mehmet Uçum da “Halk gümbür gümbür devrim yapıyor. Halk kendi devletini kurmak için adım atıyor” dedi.

Devlet Bahçeli: Boş bir laf. Bunlar konuşunca danışmanlık görevimi yapıyorlar acaba. Türkiye rejim değişikliği yapmıyor, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini değiştiriyor.

Nazlı Çelik: Bu danışmanların sözleri ülkücülerin oyunu etkiler mi?

Devlet Bahçeli: Etkilemez. Bana tesir edemezler mesela. Parti ile ilişkisi kesilmiş olanlar var muhalefet değil. Parti ile ilişkisi kesilmiş olanları her gün televizyonda Milliyetçi Hareket Partisi’nin bilmem nesi olarak takdim edip kanaat yürütüyorlar. Hele hele bazen Kemal Kılıçdaroğlu beyin davranışları konuşmaları…

Nazlı Çelik: O zaman tabanda bir hayır beklentiniz var mı?

Devlet Bahçeli: Tabi. Bazıları var herhangi bir davranışından, uygulamasından dolayı kızgın ve kırgın olan insan Recep Tayyip Erdoğan tekrar cumhurbaşkanı olmasın diye hayır oyu kullanacağım diyebilir. Bazıları da çok güzel hizmetler yapıldı diyebilir. 7 Haziran seçimlerinden 2 milyona yakın milliyetçi ülkücü hareket 1 Kasım’da oraya gitti. Giden gider kalanlarla biz yolumuza devam ediyoruz.

Nazlı Çelik: Siz 2019 yılında cumhurbaşkanlığına aday olur musunuz?

Devlet Bahçeli: Benim hiçbir erken düşüncem olmaz. Bir planlamam olmaz. Ben inanmış bir adamım. Cenabı Allah’ın takdiri neyi öngörüyorsa ona rıza gösterenlerdeniz biz.

Nazlı Çelik: Erdoğan aday olsa destekler misiniz?

Devlet Bahçeli: Kim öle kim kala. Cumhurbaşkanı seçimi başka şey şahıs olarak Türkiye'de fiili durum dayatmayı hukuki zemine çekerek bir hükümet sistemini gözden geçirmek başka şey. Bu her zaman Recep Tayyip Erdoğan’ın destekleyeceğimiz anlamı taşımaz. Milliyetçi Hareket Partisi terörle mücadelede, ülkenin istikrarında, Suriye, Irak’ta Türkiye'nin tehditlere karşı duruşunda bugünkü siyasi iktidara ne pahasına olursa olsun destek vermektedir.

Nazlı Çelik: Eğer evet çıkarsa HDP ile müzakerelere yeniden başlayacağını düşünüyor musunuz?

Devlet Bahçeli: Bu onların bileceği bir iştir tarihi bir hata olur.

Nazlı Çelik: Barzani’nin ziyareti sırasında önce İstanbul Atatürk Havalimanı’nda sonrasında da Esenboğa Havalimanı'nda bir Kürt bayrağının göndere çekilmesi sonrasında sizde meydanlardan sayın Cumhurbaşkanına bir çağrıda bulundunuz. Bundan haberi olup olmadığını sordunuz. Kendisi ile görüşmeniz oldu mu?

Devlet Bahçeli: Görüşmem olmadı.

Nazlı Çelik: Sonrasında iş Kerkük’teki statü sorununa dayandı. Oradaki resmi kuruluşlara Kürt bayraklarının asılması ve bir referandum süreci var. Ankara’nın hamlesi ne olmalı?

Devlet Bahçeli: 1978 yılında Diyarbakır Lice ilçesi Fis köyünde PKK’nın olağanüstü kongresi çile bağımsız Kürdistan devletinin kurulması ve Marsist Leninst temelli bir devlet oluşması için o günden bugüne kadar yürütülen bir mücadele var. Bu mücadele 1984’ten sonra silahlı propagandaya dönüşmüştür. Şimdi alan daha da genişlemiştir, batı ülkelerinin de desteğiyle 4 parçalı bir Kürdistan kurulması istenmektedir. Bunlardan birisi Kuzey Irak’taki Barzani yönetimidir. Bir tanesi Suriye’deki gelişmelerle Amerika’nın desteklediği bir yapılanmadır. Yıllardan beride Türkiye'de devam eden bir başka olay vardır. Bütün bunları dikkate aldığınız takdirde o zaman bağımsızlığını ilan etmek üzereyken Türkiye'ye gelen Barzani’nin Kuzey Irak Kürt Yönetimi’nin bayrağını Türkiye'de dalgalandırmaları tarihi bir hatadır. Bu teşvik edicidir bu cesaretlendiricidir. Bugün Kuzey Irak Yönetiminin bayrağını kabul ediyorsun benim bayrağımı niye kabul etmiyorsun derlerse ne diyeceksiniz? İşte Kerkük’te diyorlar. Ankara bu konuda sayın cumhurbaşkanının ve başbakanın son ifadeleriyle kesin tavırları bayrak insin diyor. Bu kararlılığı devam ettiriyorsa Milliyetçi Hareket Partisi olarak destek veririz.

Nazlı Çelik: Türkiye'de yeni bir kalkışma ihtimali darbe ihtimali siz görüyor musunuz?

Devlet Bahçeli: Şu an için yeni bir kalkışma hareketi adına ne derseniz diyin şu andaki kararlılık devam ettiği takdirde bir risk olarak görmüyorum. 15 Temmuz’dan bu yana her türlü tedbiri alarak PKK ile, DHKPC ile, PYD ile, FETÖ ile mücadelelerini sürdürmektedir Türkiye Cumhuriyeti. Ancak bu mücadelenin artık sona gelmek lazım.

Nazlı Çelik: Bylock’çu siyasiler olabileceğini sizde gündeme getirmiştiniz sayın Kemal Kılıçdaroğlu da gündeme getirdi. Gerek iktidar kanadında gerek sizin partinizin içinde bu isimler duruyor mu?

Devlet Bahçeli: 15 Temmuz gecesi TRT baskınıyla birlikte bir bildiri okunmuştur. O bildiriyi dikkate aldığınız takdirde bu darbe teşebbüsünün bildirisi olarak alınmalıdır. Böyle bir bildiri okuyan Yurtta Sulh Konseyi sadece askerlerden teşekkül etmez. Mutlaka onun bir sivil ayağı da var demektir. Onun sivil ayağı da yapılmış olan soruşturmalarla, yargı aşamasında sorgulamalar bir sonuca doğru gidebilir.

Nazlı Çelik: Eğer gerçekleşseydi bunun başbakanı, cumhurbaşkanı kim olacaktı size gelen bir duyum var mı?

Devlet Bahçeli: Bizim duyumumuz yok ama şu an için çatı davası bağladığında askeri kanadı şu an sorgulanmakta. O süreç devam ederse sona doğru gelinmesi lazımdır.

Nazlı Çelik: Siz siyasi ayağında AK Parti içinde hala kişiler olduğunu düşünüyor musunuz?

Devlet Bahçeli: Kimsede şu vardır demiyorum ama bizim içimizde birkaç tane olduğunu biliyorum. Kimler olduğunu da biliyoruz. Partiden ayrılanlar var ayrılmayanlar var başka türlü davrananlar var. Ama Gülen hareketiyle ilişkili olanlar olabilir diye düşünüyorum. Çünkü FETÖ çok yaygın bir çalışma içine girmiştir. 8 ayak üzerine kurulmuştur. Bunlardan birisi eğitimdir. Bir tanesi emniyettir.

Nazlı Çelik: Siz yıllardır bu işin içindesiniz yıllarca MGK’lara katılmış başbakan yardımcılığı yapmış bir isim olarak bugüne kadar FETÖ başta askeriye, emniyet olmak üzere devlet kurumlarının tamamında neredeyse çok yoğun yapılandığını görebiliyoruz. Bunu zamanında neden göremedik gözden mi kaçtı, göz mü yumuldu?

Devlet Bahçeli: Göz yumulduğu da söylenebilir belli bir ölçüde. Bu 8 ayak devleti sarmış kuşatmış. Birisini tutuklamış olsanız götüreceğiniz yer emniyet orada FETÖ’cüler var, savcılıkta var. Bunun içinde siyasi ayağın olmaması mümkün değil. Bu kadar geniş kapsamlı bir çalışmayla çok yüksek maddi imkanlarla ve uluslararası desteklerle ve 8 alanda kesin olarak egemenliğini kurmuş bir hareketin amacı ne olabilir? Ya siyasallaşacaktır veya kalkışma hareketi gibi yaptığını yapacaktır. Siyasallaşma sürecinde Milliyetçi Hareket Partisi üzerinde oyun oynadıklarını kesin olarak biliyorum. Olup bitenleri ülkücü kardeşlerimin çok soğukkanlı ve sabırlı incelemelerinde yarar vardır. Bir partinin yönetiminde değişiklik isteyebilirler, olağanüstü kongre taleplerinde bulunabilirler tüzüğümüzde de bu hak vardır.Burada yapılanın sadece kurultay olmadığı görülüyor. Kurultay çalışmalarında itirazlarla yargı sürecine gidildiğinde orada yargıçların alınan kararların bazıları şu an tutuklanmış durumdalar. FETÖ ile mücadele büyük çaplı ele alındıktan sonra Milliyetçi Hareket Partisi de kendisi üzerinde oynan oyunlarla ilgili olarak sahip olduğu bilgileri not almıştır. Bunun üzerine çalışmalarını devam ettirecekti ve kamuoyuyla da bunu paylaşacaktır.

Nazlı Çelik: Kemal Kılıçdaroğlu kontrollü darbe olduğunu söyledi bunun siz ne dersiniz?

Devlet Bahçeli: Kontrollü darbe sözünü söyleyen kişini kontrolünde kimde olduğunu bilmesi lazım. Darbe kontrolsüz olur mu? Bu kadar geniş bir alanda etkili olmuş 15 Temmuz yaşanmışsa, 248 tane vatan evladı şehit edilmiş, 2 bin 193 kişi gazi olmuş ise bu kadar büyük planlama kontrolsüzdür demek yanlıştır. Almanya’daki yayınlara bakınız, Türkiye'deki değerlendirmelere bakınız.

Nazlı Çelik: Kemal Kılıçdaroğlu’nun kastı buradaki kontrolün hükümetin elinde olduğu yönünde bir imaydı.

Devlet Bahçeli: 248 kişinin şehit olduğu bir yerde böyle bir şeyi kendisi nasıl düşünebilir? Burada bunları söylemek istemem ama bazı konuların açıklığa kavuşması lazımdır. 15 Temmuz günü saat 21’den sonra ikametgaha gidiyorum, eve çekiliyorum. Ancak alçaktan uçan uçaklar büyük gürültüler yapıyor. Böyle bir durum bir tatbikat ise genelkurmayın hükümetin açıklamalarda bulunması lazım. Böyle bir durum karşısında bir açıklama olmuyorsa o zaman partiye dönmeyi tercih ettim. Ben partiye geldim hala uçaklar devam ediyor, gürültüler geliyor. Böyle durum karşısında bazı arkadaşlarımızda benim yerimi soruyorlar. Özel kalemde genel başkanımız partide diyor ve partiye geldi arkadaşlarımız. O arkadaşlarla bu değerlendirmeyi yaparken bu bir kalkışma hareketine benziyor dedim. Böyle bir durum karşısında Milliyetçi Hareket Partisi’nin bir tavrının olması lazım. Milletle milliyetçilikle demokrasiyi ikiz görür. Arkadaşlarımıza bu hareketle bir su gibi renksiz be kokusuz dedim. Demokrasiden yana olmak durumundayız. Özel kalem talimat verdim sayın başbakanı arayınız diye. Başbakanın özel kaleminde bir arkadaşımız çıktı görüşme imkanı sağlanamıyor ancak sizin aradığınızı söyleyebilirim dedi. Sayın başbakana bu bir kalkışma hareketidir, kabul edilemez hükümetin yanındayız dedim. Bu olay karşısında sabaha kadar gelişmeleri de takip ettik. Bütün bunlar bilinirken kimi kim kontrol etmiş. Ben partiye kontrolle mi geldim başbakanı kontrolle mi aradım? Bunu kalkıp kontrollü bir darbe diyerek başka türlü amaçlara doğru çekmek yarın sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun cevaplandırmakta güçlük çekeceği konular hanesindedir.

Nazlı Çelik: Cumhuriyet Halk Partisi yine yeni sisteme geçilirse ileride değişmez olan 4 maddenin aşındırılacağı iddiasını ortaya koyuyorlar. Bunun güvencesi kim olacak?

Devlet Bahçeli: Türk milletidir. Türk milletiyle özdeşleşmiş Milliyetçi Hareket Partisi’dir.

Nazlı Çelik: Cumhurbaşkanı Diyarbakır’da tek millet ifadesini kullandı. Siz bu tanımı beğendiniz mi?

Devlet Bahçeli: Doğru bir tabir kullanmış. Bugün için tek millet, tek devlet, tek vatan diyerek dörtlü Rabia yapıyor. Bu işareti yapan yaptığı şekliyle sadık kalırsa bizim içi sorun yok. Bunu Diyarbakır’da söylüyorsa tabi tek millet diye ifade edecektir.

Nazlı Çelik: Akşener’in bir iddiası var, “Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve AK Parti’nin oylarını topluyoruz 61 buçuk ediyor. Ben bu kadar evet çıkarsa siyaseti bırakacağım” diyor.

Devlet Bahçeli: Bizim böyle bir sorunumuz yok böyle bir kişiye verilecek cevabımızda yok. Bizden uzak dursunlar da Allah’a yakın olsunlar.

Nazlı Çelik: Yine Cumhuriyet Halk Partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Devleti ele geçirmek için 30 yıl çalışmaya gerek yok sadece 1 kişiyi kandırmak yetecek.” Başkanın yanılgıya düşmesini önlemek için sistem içinde geliştirilen bir denetim mekanizması var mı?

Devlet Bahçeli: Millettir bir, TBMM’dir iki. Maddeler üzerinde afaki cümleler kafa karıştırmanın gereği yok. Devleti bir kişi nasıl ele geçirecek? Bu devlet çadır devleti mi?

Nazlı Çelik: Şimdiki anayasada hükümet kurulamaması halinde 45 içinde cumhurbaşkanlığı seçimleri yenileyebilir. Şimdi bu kaldırılıyor ve cumhurbaşkanı ve Meclis'in seçimleri karşılıklı olarak yenileme yetkisi var. Tek bir kararla Meclis yenilenebiliyor. Dünya üzerinde bir başkanlık modelinde bu var mı?

Devlet Bahçeli: Türkiye’ye has oldu bu. Meclis'i feshediyorsan kendini de feshediyorsun. Ben çekiliyorsam diyor mecliste kendisini yenilesin.

Nazlı Çelik: Aynı zamanda seçilme yaşının 18’e düşürülmesi çok tartışılıyor. Yine Kemal Kılıçdaroğlu, “Ben seçilme yaşının 18’e düşürülmesinde değilim ama askerlikten muaf tutulmasını konuşuyorum” diyor. Baktığımızda askerlikle ilgili maddeye ama 2019’a kadar çıkacak uyum yasalarının içinde böyle bir öneri gelirse sizin tavrınız ne olur?

Devlet Bahçeli: 18 yaşındaki insanın ben askerlik yapmamak için mebus olacağım diyorsa o zaman asli görev olan vatan görevi olan askerliği kabullenemeyen insanın millet hizmetinde bulunmasını kabullenmesi mümkün değildir. Bunlar hep çarpıtıcı şeyler. Eğer bugün toplam nüfusun genel cinsiyete göre dağılımına baktığınızda yüzde 49 yüzde 51 arasında değişiyor. 18 yaş grubunda da ne yapacağız 18 yaşındaki kızları da askere alacak bir yol mu getirecek? Bunlar toplumda ve televizyonlarda 60 günden beri tekrarı öze inmemek özü kavramamak kavramış olsa da paylaşmamak anlayışıdır. Fakir fukara askere gidiyormuş zengin gitmiyormuş. Bu bir ayrımcılıktır. Bu tür anlayışlar topluma zehir saçmaktır.

Nazlı Çelik: Sisteminin değil rejimin değiştiğini de hep vurguladı.

Devlet Bahçeli: Yanlış. Gitsinler Avrupa’da monarşi ile yönetilen 8 ülke var. Milliyetçi Hareket Partisi’nin 18 maddelik anayasa değişikliği ile ilgili attığı bu hayırlı adımda Avrupa’daki önemli bir rejim değişikliğinde öncü olacaktır. Adalet ve Kalkınma Partisi’yle Milliyetçi Hareket Partisi’nin anayasal değişikliğindeki modeli sistem değişikliğidir, eğer bunu rejim değişikliği olarak Avrupalı buluyorsa Almanyalı buluyorsa o zaman İsveç’ten Hollanda’ya kadar hepsinde rejimin değişmesi lazımdır.

Nazlı Çelik: Yeni sistemin isim babası da aslında sizsiniz.

Devlet Bahçeli: Hayır ben değilim ortaklaşa.

Nazlı Çelik: AB süreci devam etsin mi etmesin mi diye referandum yapılırsa sizin ve partinizin görüşünüz ne olur?

Devlet Bahçeli: Eskiden bu yana AB sürecine karşı Milliyetçi Hareket Partisi’nin kesin bir tavrı vardı. 57. Hükümet döneminde biz AB’nin adaylık statüsünü kazanması açısından gayret gösteren bir hükümetin üyesi olduk. Şu an Avrupa bu kafayla gidiyorsa 60 yıla yakın Türkiye'yi oyalıyorsa ve Türkiye aleyhine bir takım kurumları çalıştırır hale geliyorsa AB dost değil ki dostlar arasında olasınız.

Nazlı Çelik: İdam konusu yine gündeme geldi, sizin bir öneriniz olmuş muydu konulsun maddelerin içine diye?

Devlet Bahçeli: İdam konusu başından beri bizim savunduğumuz bir konudur. Yani savaş ve savaş benzeri hali dışında kalanları idam dışı tutmuştuk ama bu konular idam olarak. O zaman bize muhalif olarak bir gökkuşağı koalisyonu oluşmuştu. İdama karşı olarak çok ağır suçlamalarda bulunmuşlardı bize. Hala aynı kanaatteyiz vatana ihanet edenlerin idamı konusundaki kararlılığımızı muhafaza ediyoruz. Meclise bir idam yasası geldiği takdirde Milliyetçi Hareket Partisi oyunu idamdan yana kullanır.

Nazlı Çelik: Amerika’nın Suriye’ye füze operasyonu oldu bu bölgede nasıl dengeleri değiştirir? PYD’ye verilen destek burada hem Rusya’nın hem de Amerika’nın kapalı kapılar ardında YPG ve PYD’ye kol kanat germesi söz konusu söz konusu. Burada nasıl hareket edilmeli?

Devlet Bahçeli: Şu ana kadar siyasi iktidarın Cumhurbaşkanı ile birlikte yürütmüş olduğu Suriye ve Irak politikalarında isabet olduğu kanaatindeyim. Çünkü iki ülke Türkiye'yi çok ciddi dış tehdit ve tehlikelerle kaşı karşıya bırakıyor. Son gelişmelerde üç tane kantonun birleşmesi Suriye’de bir Kürdistan devletinin kurulması amacını gütmektedir. Bunu Türkiye'nin kabul etmesi mümkün değildir. Dost ve müttefik bir Amerika’nın Türkiye'yi çok yakından tehdit altında tutan bir gelişmeye yandaş olması onlara her türlü desteği vermesi doğru değildir. Amerika bu konuda Türkiye ile olan ilişkilerini yeni yönetimle beraber önümüzdeki günlerde görüşmek suretiyle Türkiye'yi tehdit edebilecek davranışlardan uzak kalmaları sağlanmalıdır. Kimyasal silah kullanılması konusu bir insanlık suçudur. Bu konudaki müdahalede isabetli ve olumlu olmuştur.

Nazlı Çelik: Hollanda ve Almanya’nın Türkiye’ye karşı skandal yaklaşımlarının ardından aslında Avrupa ile ilişkilerde biraz yalnızlaşma söz konusu. Siz bu bağlamda Avrupa ile ilişkileri ve Türkiye'nin bu noktadaki dış politikasını nasıl değerlendirirsiniz?

Devlet Bahçeli: Şu an için Avrupa’da özellikle Almanya ve Hollanda’nın özellikle Türkiye’nin dışişleri ve bir hanım bakanına karşı ortaya koymuş oldukları tavır Türkiye'deki referandumda hayırcılarla birlikte hareket etmek gibi bir düşünceye sahip olmaları, PKK terör örgütünün hayır kampanyasına Almanya ve Hollanda’da zemin hazırlamaları Belçika’da zemin hazırlamaları Türkiye ile olan ilişkileri açısından büyük sıkıntılar yaratabilecek adımlardır. Onlarda seçim dalgası vardır. Bu dalga sonrasında nasıl bir yapı ortaya çıkacak, o yapı Türkiye ile olan ilişkileri AB ile olan ilişkileri dikkate alındığı takdirde zamanla bazı gelişmeler ne olabilir bugünden kestirmek mümkün değil. Fakat Hollanda ve Almanya çok büyük hatalar işlemişlerdir. Bu hatalarından dönmeliler.

Nazlı Çelik: Referandumla iki partinin söylemleri birbirine çok yaklaştı. Sayın Cumhurbaşkanının milliyetçi konuşma ve söylemleri de var. Bu birliktelik referanduma kadar mı yoksa sonrasında devam edecek mi?

Devlet Bahçeli: Düşünceler itibariyle bu yakınlaşma parti tüzel kişiliklerini korumak kaydıyla devamında yarar vardır.

Nazlı Çelik: Bir koalisyon söz konusu olur mu ilerde?

Devlet Bahçeli: Şimdilik söz konusu değil nasıl koalisyon olacak. Ortada 316 milletvekiliyle iktidarın bir çoğunluğu bulunmaktadır.

Nazlı Çelik: Referandumdan evet veya hayır çıkarsa bir erken seçim ihtimali var mı?

Devlet Bahçeli: Erken seçimle zorlanabilir Türkiye. Referandumda hayır çıktığı takdirde Türkiye'deki bazı unsurlar hayırı farklı yorumlayarak toplumsal kargaşaya zemin teşkil edecek davranışlar içine giriyorlarsa hayır neredeyse iktidara mı, Türkiye Cumhuriyeti devletine mi, Milliyetçi Hareket Partisi’ne mi bir intikam furyası haline dönüştü. Ben onlara hayır kumpanyası diyorum. İçlerinde terör örgütlerinden tutun bazı siyasi kurumlar var. Mesela Saadet Partisi de hayır oyu verecek. Saygı duyuyorum. Ama hayırı başka amaçlarla kullanabilecek durumda, mesela FETÖ’nün kalıntıları bunu istismar ederse buna müsaade etmemek lazımdır. Kargaşadan çıkış noktası da demokrasi içinde olması lazımdır.

Nazlı Çelik: Yine danışmanlardan birisi, “Hayır çıkarsa revize ederiz bu değişiklikleri ve sonrasında tekrar halkın önüne götürürüz”. Böyle bir durumda siz destek verir misiniz?

Devlet Bahçeli: Biz 3-5 danışmanın oyuncağı olamayız. Bizim muhatabımız Adalet ve Kalkınma Partisi’nin tüzel kişiliğidir.

Nazlı Çelik: Seçmene buradan vereceğiniz son bir mesaj var mı?

Devlet Bahçeli: Referandumda oy verme sorumluluğu taşıyan bu ülkenin muhterem insanlarını 16 Nisan’da sandığa gitmelerini ve gönlünden geçtikleri şekliyle tercihlerini kullanmaları bir vatan görevi olarak kabul edilmelidir. Milletimiz için referandum hayırlı olacaktır. Ben hayırcılar gibi söylemiyorum. Ama evet oyuyla daha da hayırlı hale gelecektir.

Nazlı Çelik: Referandum sürecinde hem Binali Yıldırım’ın hem de Kemal Kılıçdaroğlu’nun sık sık bozkurt işareti yaptığını gördük. Acaba hangisi daha doğru yapıyor?

Devlet Bahçeli: Benden iyi yaptıklarını söyleyebilirim. Bu kadar ellerine Bozkurt’un yakıştığını görmekten de mutluyum.

Nazlı Çelik: Klasik otomobilleriniz kaç oldu efendim?

Devlet Bahçeli: 9’u buldu.

Nazlı Çelik: Yine dün başbakanın oğlu Erzincanlılarla buluşmaya giderken eski bir otomobille kendisini götürmeye tercih etmişti. Böyle bir furya mı başladı acaba?

Devlet Bahçeli: Yeni arabalar hepsi birbirine benziyor. Eski klasik arabalar farklıdır hepsi. Kim bakarsa baksın hangi marka olduğunu bilir.

Nazlı Çelik: Hangi dizileri seyrediyorsunuz son zamanlarda?

Devlet Bahçeli: Ben Eşkıya’dan Hükümdar Olmaz’ı bir defa ismi çok güzel. Oyuncuları çok becerikli hoşuma gidiyor. Bir de Efsane onun yanında. Tesadüf ederse başkalarını da isliyoruz ama bunları kaçırmadığımızı söylemek istiyorum.

Nazlı Çelik: Biraz dinlemek kafanızı dinlemek için neler yapıyorsunuz?

Devlet Bahçeli: Hava şartlarına göre yürüyüş yapamıyoruz ama referandumdan sonra belki Türkiye yürürken biz de yürümeye başlarız.

Nazlı Çelik: Beşiktaş’ın maçını izleyecek misiniz?

Devlet Bahçeli: Başarılar diliyorum Beşiktaş’a. Çok iyi gidiyor. İlk defa önemli gelişmelere ve başarılara imza atıyor. Ben başta kulüp başkanı Fikret bey antrenör Şenol bey olmak üzere tüm Beşiktaşlıları tebrik ediyorum. Nitekim Şenol beyi de aradım başarısından dolayı. “Başka takımlarda ortaya koymuş olduğunuz başarıları Beşiktaş’a taşımanızdan dolayı sizi ayrıca tebrik ediyorum” dedim.

ETİKETLER