NTV

Numan Kurtulmuş: Hiçbir güç referandumu iptal edemez

Anadolu Ajansı

Türkiye

16 Nisan referandumu ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "Hiçbir güç referandumun iptal edilmesi konusunda başarılı olamaz" dedi.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk oldu.

Kurtulmuş’un açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

(Avrupa ülkelerinin Türk siyasetçilere karşı tavrı) Türkiye'nin meşru seçilmiş hükümetinin üyelerine, milletvekillerine orada konuşma izni vermeyenler, polis gözetiminde, polis kontrolünde PKK'nın Avrupa'da mitingler yapmasına, 'hayır' kampanyası yapmasına çok açıktan destek verdi. Bu, anlaşılabilir bir şey değildir.

Avrupalı dostlarımız şunu akıllarına koysunlar; terör örgütlerinin iyisi kötüsü olmaz. Bu PKK terör örgütü eğer bu kadar çok şımartılır, semirtilir, beslenirse bir gün Avrupalı siyasetçilere de zarar verir. Vermedi mi? Verdi. Olof Palme cinayetini unutmasınlar. Avrupa'nın en demokrat, en ılımlı siyasetçilerinden birisi olan Palme'yi PKK öldürdü. Yani Avrupa'nın göbeğinde dahi Avrupalı siyasetçilere karşı suikast yapabilecek bir terör örgütünden bahsediyoruz.

Fiilen arkadaşlarımız gidiyor, orada yine görüşmeler yapılıyor fakat maalesef son salon toplantıları yine iptal edildi. Arkadaşlarımız orada vatandaşlarımızın evlerinde sohbetler yapıyorlar, ev toplantıları yapıyorlar. Yani beklenen o büyük katılımlı, geçen 2014 kampanyasında yaptığımız toplantılar maalesef yapılamıyor.

Avrupa'da Neonazizm'in, aşırı ırkçılığın, neofaşizmin ayak seslerini duyuyoruz, geliyor. Yakın tarihinde hem Hitler hem Mussolini'nin faşizminden çok çekmiş olan bir Avrupa. Avrupa'nın yakın tarihi, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı arasındaki dönem kanlı bir tarih. Bu kanlı tarihin temel sebebi aşırı ırkçılıktır.

"BUNUN TÜRKÇESİ DİKTATÖRLÜKTÜR"

Şimdi şunu da söylemeye başladılar. 'Biz oy vermeyi de burada yasaklayabiliriz' noktasına da geldiler. Bu da bizim vatandaşlarımızın meseleye, 'evet’e sahip çıktıklarını çok daha net bir şekilde gösteriyor. Bunu diyen bir ülke, o zaman bir adım sonrası kendi vatandaşlarına da oy vermeyi yasaklayacak demektir. Bunun Türkçesi de bir diktatörlüktür. Bunu eğer sineye çekebiliyorlarsa, buyursunlar yasaklasınlar.

"HİÇBİR GÜÇ REFERANDUMU İPTAL EDEMEZ"

(16 Nisan referandumu) İlk haftalarda biraz meselenin ne getirip ne götüreceği bilinmediği için seçmende serin bir duruş vardı. Çok şükür sahada her gün 'evet' tarafının tahkim edildiğini, kararsız olan kitlelerin sistemi anladıkça, detayları öğrendikçe çok ciddi bir şekilde 'evet'e doğru döndüklerini görüyoruz. Hiçbir sorun olmadığını, yükselen bir şekilde 'evet' oylarında toparlanma olduğunu görüyorum.

Hiçbir güç referandumun iptal edilmesi konusunda başarılı olamaz. Hiçbir gücün buna gücü yetmez.

(Cumhurbaşkanlığı sistemi) Cumhurbaşkanı tam tersine, evet, yetkileri var ama çok da sorumlulukları var. Cumhurbaşkanı asla TBMM'nin üstünde yasa yapma bakımından herhangi bir yetkiye sahip değildir.

Cumhurbaşkanının çıkaracağı kanun hükmünde kararnameler asla yasaya aykırı olamayacak. Yani bir yasa hiyerarşisi var, anayasa hiyerarşisi var, bu hiyerarşinin altındadır. Yani nasıl hükümet, bakanlar kurulu kararı çıkarıyor aynı şey. Yeni sistemde başbakan olmadığına göre, başbakan yerine hükümetin başı olan cumhurbaşkanı bunları çıkaracak. Çıkardıklarının hiçbirisi yasaya aykırı olamayacak.

Türkiye'de bundan sonra yüzde 50 artı bir alan cumhurbaşkanı olacak ve hükümet sistemini kuracak. Dolayısıyla halkla daha iyi ilişkiler kurarak halkın taleplerini, beklentilerini karşılayabilecek ve halkın da seçebileceği siyasi figürleri ortaya çıkarması gerektiğini görüyoruz. Bu aslında muhalefete daha büyük bir imkan veriyor.

"SURİYELİLERE VATANDAŞLIK KÜLLİYEN YALAN"

(Suriyelilere vatandaşlık verilmesi) Suriyelilerin vatandaş yapılması diye bir şey yoktur. Bu, tamamıyla seçim malzemesi olarak kullanılıyor, '3 milyon insana vatandaşlık verilecek' diye. Bunlar bizim dostlarımız, kardeşlerimizdir. Biz, onların kendi ülkelerinde de sağlık, esenlik, barış içinde yaşayacakları zeminin oluşması için gayret sarf ediyoruz.

3 milyon Suriyelinin vatandaş yapılacağı meselesi külliyen yalandır. Kampanyanın bir malzemesi olarak kullanılıyor. Vatandaşlarımızı tedirgin etmek için kullanılan bir sözdür.

Biz üç milyondan fazla mülteciyi aldık, vatandaşımız yarım dilim ekmeğini paylaştı. Bu kadar çok mültecinin başka bir ülkeye gelmesi, büyük sosyal olaylara neden olurken çok şükür Türkiye bunu, millet olarak, bir ensar ruhuyla karşıladı. Birtakım sorunlar olabilir ama büyük oranda Suriyeliler meselesi Türkiye için bir sosyal probleme dönmedi. Şimdi bu milletin feraseti, hamiyetperverliğiyle kimse dalga geçmesin. Suriyelilerin vatandaş yapılması gibi bir durum yoktur. Bu tamamıyla seçim malzemesi olarak kullanılıyor. Bunlar bizim kardeşlerimiz, dostlarımızdır.

"KOMUTANLARI DERDEST EDECEK KADAR AŞAĞILIK İNSANDIR"

(15 Temmuz darbe girişimi) Dün televizyonlarda görüntüleri gördük. İkinci komutan Yaşar Paşa'nın, Kara Kuvvetleri Komutanımız Salih Paşa'nın nasıl derdest edildiği, nasıl orada onları korumak için canhıraş bir şekilde uğraşan yüzbaşının orada vurulduğunu bütün vatandaşlarımız gördü. Bu eşkıyalar, bir atmaca gibi kendi komutanlarının üstüne atlayacak kadar, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin şerefli komutanlarını derdest edecek kadar aşağılık insandır.

ETİKETLER