NTV

Numan Kurtulmuş'tan ''başkanlık'' açıklaması

Anadolu Ajansı

Türkiye

Başkanlık sisteminin, MHP Lideri Bahçeli'nin gündeme getirmesiyle bir kez daha sıcak gündemin içerisine girdiğini belirten Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, "Herhangi bir şekilde bir metin parlamentoya gittiği zaman rahatlıkla 330'un çok üzerinde bir sonucun çıkacağını görüyorum'' dedi.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, bir restoranda, gazete ve televizyonların Ankara temsilcileriyle kahvaltıda bir araya geldi.

BAŞKANLIK SİSTEMİ

Gündeme ilişkin soruları yanıtlayan ve değerlendirmede bulunan Kurtulmuş, başkanlık sistemi konusundaki görüşlerinin sorulması üzerine bunun 1980'lerden sonra yoğun bir şekilde konuşulduğunu anımsattı.

Başkanlık sistemiyle ilgili görüşlerinin son derece net olduğunu dile getiren Kurtulmuş, Türkiye'de birtakım yapısal değişikliklerin yapılmasını başından itibaren zorunlu gördüklerini anlattı. 

Başkanlık sisteminin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin gündeme getirmesiyle bir kez daha sıcak gündemin içerisine girdiğini belirten Kurtulmuş, "Bu konu önümüzdeki günlerde tartışılır. Bizim temennimiz, bütün siyasi partilerin bu konuyla ilgili görüşlerini ortaya koymasıdır. Kamuoyunun, parlamentonun gerçekten iyi bir tartışmayla etkin bir yürütme sisteminin parçası olarak, başkanlık modeli etrafında yoğunlaşması. Sonuç itibarIyla biz millet için böyle olacağını, milletin seçilmiş unsurları olarak böyle olmasının daha doğru olduğunu düşünüyoruz ama kararı verecek olan millettir. Yani parlamentoya kısa süre içerisinde giderse, 367'ye ulaşırsa bile biz bunun millete götürülüp, millete sorulmasının en doğru yol olduğu kanaatindeyiz. Zaten 330-367 arasında alırsak mecburen bir referandum olacaktır. Dolayısıyla yolumuz, yöntemimiz bellidir. Herkes samimiyetle bu konu üzerinde görüşlerini ortaya çıkarsın" açıklamasında bulundu.

Bu konuda yanlış anlaşılmaların da olduğunu ifade eden Kurtulmuş, başkanlık sistemi deyince federal sistemin gündeme geldiğine dikkati çekti. Kurtulmuş, düşündükleri başkanlık sisteminin içerisinde federal sistem diye bir şey olmadığının altını çizdi.

"Başkanlık sistemi olunca seçilmiş bir parlamento olmayacakmış, parlamentonun alternatifi başkanlık sistemiymiş" şeklinde yanlış anlaşılmaların da olduğunu anlatan Kurtulmuş, bunun doğru olmadığını vurguladı.

Bir gazetecinin, Başbakan Binali Yıldırım'ın Bahçeli ile yaptığı görüşmenin detayları ve "330 endişesi taşırsanız, yine de Meclis'e getirir misiniz?" sorusu üzerine Numan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Bizim bu konudaki tavrımız net ve açık. Gördüğüm kadarıyla Sayın Bahçeli de kendi stratejisini açık bir şekilde ortaya koyuyor, görüşlerini ifade ediyor. 'Getirin metninizi görelim' diyor. Dolayısıyla herhangi bir şekilde bir metin parlamentoya gittiği zaman buradan ben rahatlıkla 330'un çok üzerinde bir sonucun çıkacağını görüyorum. Bu, kapalı kapılar ardından pazarlık yapılacak bir mesele değil, kamuoyu önünde konuşulacak bir meseledir."

Kurtulmuş, başkanlık seçimi zamanlamasının teknik bir iş olduğunu, bunun açık bir şekilde yürütüldüğünü söyledi. Kurtulmuş, CHP ve HDP'nin pozisyonunu açıkça ortaya koymalarının da bu süreci hızlandıracağını, bu konuda AK Parti'den fire çıkmayacağını bildirdi.

Bahçeli'nin tavrına ilişkin soruya ise Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, "Bahçeli'nin tavrı çok net, çok açık. Meseleye kapalı kapılar ardından 'Başbakanla Bahçeli ne görüştü' diye bakmaya gerek yok. Tavrını açık bir şekilde ortaya koyuyor, bu meselenin fiilen artık çözülmesi gerektiği yönünde kanaat belirtiyor. Ben şimdiye kadarki tanıdığımız Bahçeli tavrından da bunun tersi bir şey çıkacağını tahmin etmiyorum" karşılığını verdi.

Kurtulmuş, Türkiye'nin Başika'daki varlığına değinerek, oraya herhangi bir şekilde işgalci niyetle gidilmediğini ve Türk askerinin Başika'daki varlığının devam edeceğini söyledi.

Kurtulmuş, bölgenin, farklı niyetlerdeki birtakım silahlı gruplar tarafından taciz edilmesine Türkiye'nin asla müsaade etmeyeceğini vurguladı.

Başika ile ilgili "Türkiye'nin, burada ne işi var" diyenlere seslenen Kurtulmuş, "Önce burada bu kadar çok yabancı askeri gücün ne işi olduğunu açıklamak mecburiyetindeler" ifadesini kullandı.

Kurtulmuş, Suriye ve Irak'taki her gelişmenin, birinci dereceden Türkiye'yi ilgilendirdiğini belirterek, Suriye'den kaynaklanan göç meselesiyle ilgili şimdiye kadar "kılı kıpırdamayanların", Türkiye'nin Cerablus operasyonunu eleştirmeye hiçbir haklarının bulunmadığını dile getirdi.

Musul ve çevresindeki terör örgütlerinin bir şekilde Türkiye'ye karşı tehdit olduğuna işaret eden Kurtulmuş, "Musul'da bir denge değişikliğinin ilave yüz binlerce kişinin Türkiye'ye gelmesini sağlayacağı da ortadadır. Dolayısıyla 'çok yakın bir şekilde Türkiye'nin, Musul'daki gelişmelerle ilgilenmesi de en doğal hakkıdır' diye düşünüyoruz. Ümit ederiz ki Türkiye'yi rahatsız edecek hiçbir gelişme olmaz ve Musul bir an evvel DEAŞ'tan temizlenir" diye konuştu.

"ULUSLARARASI PLAN ÜZERİNDE ŞİMDİDEN KONUŞULMALI VE UZLAŞILMALI"

Kurtulmuş, Musul'da "nasıl bir yönetim kurulacağına" ilişkin, uluslararası camianın çok kesin bir planla ortaya çıkması gerektiğinin altını çizerek, "DEAŞ'tan temizlendikten sonra Musul'un, Musul halkı tarafından yönetilmesini sağlayacak bir uluslararası plan üzerinde şimdiden konuşulmalı ve uzlaşılmalıdır. Musul kentinin, dışarıdan gelecek birtakım unsurlarla yönetilmeye çalışılması ya da yapısının değiştirilmeye çalışılması çok farklı sonuçları ortaya çıkarabilir. Türkiye olarak tavrımız ve pozisyonumuz bellidir. Esas bundan sonra 'bu bölge halklarının aralarındaki farklılıklar nasıl giderilir, nasıl aradaki dostluk köprüleri yeniden inşa edilir', bunların üzerinde konuşma imkanımız olur" değerlendirmesinde bulundu.

"Irak'taki bütün Şii grupların yani farklı kanaatleri bulunan bölünmüş grupların, Türkiye'ye karşı birleşmekte olduklarına yönelik bazı duyumlar geliyor. Onları bütünüyle karşımıza almamak için hangi adımları atmak lazım " şeklindeki soruya Kurtulmuş, "Türkiye'nin, Irak'taki bütün önemli Şii gruplarıyla başından itibaren iyi ilişkileri oldu. Irak'ın bütün Şii grupları biliyor ki; Türkiye başından itibaren özellikle Irak'ta hiçbir şekilde mezhebi politika izlemedi" cevabını verdi.

Numan Kurtulmuş, buradaki gerginliğin temel sebebinin Türkiye değil, İran'ın izlediği "mezhepçi siyasetin, Irak'a yansıması" olduğunu söyledi.

İran'ın ABD ile yakınlaşmasının ve bunun Irak'taki siyasete bir şekilde yansımasının, son zamanlardaki gerginliğin arkasındaki durum olduğunu ifade eden Kurtulmuş, "Dolayısıyla Irak'taki Şii dostlarımızla ilişki, Türkiye tarafından hiçbir şekilde bozulmamıştır. Bugün de bu grupların hepsiyle bir şekilde ilişkilerimiz var" dedi.

"BUNLARLA İLGİLİ HAZIRLIKLARINI YAPIYOR"

Kurtulmuş, en kritik hususun ve herkesin odaklandığı yerin Musul olduğunun altını çizdi. Operasyonun doğru şekilde yapıldığı takdirde, Türkiye'ye yönelik risklerin çok azalacağını ya da ortadan kalkacağı görüşünü dile getiren Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Söz gelimi Musul'da, Haşdi Şabi eliyle yapılacak olan mezhebi bir kıyım, öyle söyleyelim ya da saldırı çok farklı sonuçları ortaya çıkaracak. Bu sonuçlar sadece orayla ilgili kalmayacak bütün bölgeye sirayet edecek. Bu noktada Türkiye'nin buna müsaade etmeyeceğini, bir mezhep savaşının bölgede başlamaması için elinden gelen her türlü gayreti ortaya koyacak.

PYD-YPG üzerinden o bölgede, şehirlerin demografisini değiştirmeye kalkacak, orada bir 'oldu-bitti' oluşturarak, Türkiye'yi rahatsız edecek bir gelişmeye karşı da Türkiye son derece duyarlıdır. Bunlarla ilgili hazırlıklarını yapıyor. Bu çok doğal bir şey çünkü bu bir ulusal savunma meselesidir. Ümit ederiz ki bu noktaya gelmeyecek, gelişmeler bu noktaya gelmeyeceğini de ortaya koyuyor."

Kurtulmuş, bir gazetecinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Misakımilli" vurgusu yaptığını hatırlatması ve Türkiye'nin bu konudaki perspektifinin sorması üzerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aynı konuşmada, "Bizim Türkiye olarak hiç kimsenin bir karış toprağında gözümüz yok. Şu andaki 786 bin kilometrekarelik vatan toprakları bize yetiyor." dediğini de anımsattı.

Misakımilli sınırları içerisinde olan Musul ve Kerkük'ün statüsünde ısrar etmelerinin sebebinin de bu olduğunu anlatan Kurtulmuş, "Musul ve Kerkük'teki etnik ve yapısal birtakım değişiklikler Türkiye'nin güvenliğini yakından ilgilendirir. Zaten öyle olduğu için Türkiye sınırlarının dışında ama Misakmilli'nin bir parçası olarak kabul edilmiştir, bir asır evvel. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızın altını çizdiği şey bu. Bu iki şehir Türkiye için önemlidir. Türkiye'nin güvenliğinin bir parçasıdır. Oradaki yapının bozulmaması için gayret sarf ederiz. Bozulmasından Türkiye'ye son derece olumsuz sonuçlar doğacağını biliriz ama bizim kimsenin toprağında gözümüz yok. Yani Kerkük'ü, Musul'u Türkiye'ye katalım gibi bir plan içerisinde hesap içerisinde değiliz, bunu ifade etti" diye konuştu.

Bölgeye Türkiye'nin bir kara operasyonunda bulunup bulunmayacağına ilişkin bir başka soru üzerine Kurtulmuş, fiili olarak Türkiye ile çok yakın temas içerisindeki iki askeri grubun Musul Muhafızları ve Peşmergeler olduğunu belirtti. Türkiye'nin her iki grupla da bu operasyonu koordineli bir şekilde sürdürdüğünü aktaran Kurtulmuş, şöyle devam etti: 

"Türkiye gerektiğinde sahada olacağını da bütün ilgililere söylemiştir ve sahada olmasını zorunlu hale getiren sebepleri de ilgili taraflara iletmiştir. Bunlardan birisi de orada yapılacak olan Allah muhafaza bir mezhebi ya da etnik katliamın önüne geçmektir. Türkiye'nin pozisyonu bellidir. Bunu bütün ilgili taraflar biliyor. Bütün ilgili tarafların da buna hassasiyetle riayet edeceklerini düşünüyoruz. Bu çerçevede kaldığı sürece zaten Türkiye'de sahada fiilen kara operasyonu içerisinde olmasını gerektirmeyebilir. Gerekirse olacağız. Cumhurbaşkanımızın söylediği odur. Bu meseleler inşallah bu noktaya gelmez, böyle olmasını ümit etmeyiz. Türkiye titizlikle takip ediyor."

"TÜRKİYE ELİNDEN GELENİ ORTAYA KOYAR"

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, "Başika Üssü'ne yönelik bir saldırı olursa Türkiye karadan girecek mi?" sorusuna, "Kusura bakmayın Başika'ya bir saldırı olursa bu Başika'ya yapılan saldırının Ankara'ya yapılan bir saldırıdan hiçbir farkı yoktur. Şimdi uluslararası bir operasyon yapıyorsunuz. Bu uluslararası operasyonun gündeminde hiçbir şekilde orada mezhebi ve etnik temizlik yapılması yok. Zaten böyle bir şey yapılması savaş suçudur, insanlık suçudur. Böyle bir şey Allah muhafaza ortaya çıkarsa Türkiye bunun ortaya çıkmaması için bütün diplomatik, askeri temaslarını yoğunlaştırıyor, bu ortaya çıkmasın diye. Çıkmayacağını ümit ediyoruz, bu yönde gayret sarf ediyoruz. Ama olursa da önlenmesi için Türkiye elinden geleni ortaya koyar" yanıtını verdi.

Türkiye'nin terörle mücadelede nerede, ne şekilde hareket etmesi gerekiyorsa bunu yaptığını ve devam edeceğini vurgulayan Kurtulmuş, "Zaten son zamanlarda terör örgütlerine karşı, hem PKK'ya hem DEAŞ'a karşı başarı kazanılmasının temel sebeplerinden birisi her yerde, sadece şehirlerde değil, Türkiye'nin içerisinde, dışarısında, kırsal alanında çok yoğun bir teröre karşı mücadele verilmiş olmasıdır. Bu devam edecek, bu devam ederken de kimseden izin alacak noktada değiliz" değerlendirmesini yaptı.

ETİKETLER