NTV

Silivri'de yoğunluk yok 'uzun tutukluluk var'

Türkiye

Meclis komisyonu, Silivri Cezaevi'nde incelemelerde bulundu. Balyoz ve Ergenekon sanıklarının 'uzun tutukluluk' şikayetinde bulunduğu komisyonla, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ da konuştu.

Meclis İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde kurulan Cezaevleri Alt Komisyonu, 3 yıl aradan sonra Silivri Cezaevi'ni ziyaret etti.

Yaklaşık 10 saat cezaevinde kalan 6 kişilik hayet adına açıklama, Komisyon Başkanı ve AK Parti Çorum Milletvekili Murat Yıldırım’dan geldi: "Balyoz, Ergenekon ve Odatv sanıkları tutukluluk sürelerinin uzun olmasından şikayet etti... "

Ayrıca, komisyonla görüşen eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un, "Eğer 7 yılda silahlı terör örgütü kurduğum görülmemişse bu devleti kapatmak lazım" dediği öğrenildi.

Silivri Cezaevi’nin fiziki koşulları ve koğuşların durumuyla ilgili incelemeler yapan komisyon üyeleri, bazı Balyoz, Ergenekon ve Odatv sanıkları ve seçilen milletvekillerine ziyarette bulundu.

Üyeler, Mustafa Balbay, Mehmet Haberal, Engin Alan, İlker Başbuğ, Hurşit Tolon, Alaaddin Sevinç, Yalçın Küçük, Müyesser Yıldız, Sedat Peker, Oğuz Bulut, Soner Yalçın ve Oktay Yıldırım'ı görüşürken, Başkan Yıldırım şunları söyledi:

“Burada yoğunlukla ilgili ciddi bir şikayet yok. Yoğunluk da yok. Cezaevinin kapasitesi 11 bin 270 iken 8 bin 586 mevcut bulunmaktadır. Ancak bazı yerlerde su sıkıntısının olduğunu belirttiler ve yemeklerin de fazla yağlı olduğu yönünde şikayetler alındı.

En çok da Balyoz sanıklarının, Ergenekon ve Odatv sanıklarının yargıyla ilgili şikayetleri var ve tutukluluk sürelerinin uzun olmasından kaynaklanan bir durumu dile getirdiler. Bu da yargının işi.”

RAPOR İLGİLİLERE GİDECEK
Komisyon olarak buradaki incelemelerinde fiziki şartlarla ilgili durumu gündeme getirdiklerini ifade eden Yıldırım, şunları kaydetti:

''Gördüğümüz kadarıyla da eksik olan şeyleri var. Su sıkıntısı ve yemeklerle ilgili durumu idareye bildirdik. Bunların en kısa zamanda çözüme kavuşturulması yönünde gerekeni söyledik. Orada yargıyla ilgili bayağı serzenişleri var. Biz, yargıyı bağımsız olarak görüyoruz. Biz, bunları rapor olarak hazırlayacağız. Alt Komisyon, daha sonra Üst Komisyon'a raporu sunduktan sonra, ilgili kurum ve kuruluşlara da bildirmiş olacağız. Burada, Adalet Bakanlığı'na, İçişleri Bakanlığı'na, Milli Savunma Bakanlığı'na... Bu raporu da yine kamuoyuyla paylaşmış olacağız.''

İLKER BAŞBUĞ DA KONUŞTU
Komisyonun eski eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'la görüşmesini, CHP Sivas Milletvekili Malik Ejder Özdemir aktardı.

Özdemir, Başbuğ'un, "Ben 2002 yılında orgeneral oldum. 7 yıl boyunca devlette en düzeylerde görev yaptım. Genelkurmay Başkanlığı yaptım. Bu görev sürem boyunca Sayın Başbakan'la haftada 1 kere olağan görüşmelerim vardı. Sayın Cumhurbaşkanı'yla aylık görüşmelerimiz oluyordu. Ama şimdi, geldiğimiz noktada benim bir yasadışı silahlı terör örgütü kurduğum söyleniyor. 7 yıl boyunca eğer silahlı terör örgütü kurduğumu devlet fark etmemişse, bu devletin kapatılması lazım" diye bir serzenişte bulundu.




BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü:
Çok büyük haksızlıklar yapıldığını görüyorum. Burada, cezaevinde kalan tutuklularla siyasi kanaatlerimizi bağdaşmayabilir ama adalet sadece siyasi kanaatlerimizin bağdaştıklarına lazım değil, herkese lazım. O nedenle burada nasıl KCK tutukluları için adil yargılama olduğundan derin şüphelerimiz varsa, ağır bir haksızlık silsilesiyle karşı karşıya kalındığını düşünüyorsak, burada da bunu doğrulayacak çok fazla şikayet dinledik.

Çok fazla şikayet dinledik. Tabii ki dosyalara tamamen hakim değiliz. Başbakan'ın söyledikleri, bizim söylediklerimizden daha ağır. Bunların birer canavar haline geldiklerini söylediğine göre, canavar Başbakan'a kadar uzanmışsa, geri kalan herkesi yutmuş demektir. Burada bunun sonuçlarını, sendromunu görüyoruz.

Tutuksuz yargılamanın bir an önce, uzayan bu davalarda, mutlaka gündeme gelmesi için bir tedbir alınmasını istiyoruz. Çeşitli partilerden arkadaşlar olarak buradayız. Bizim bir şey sormamıza gerek kalmadan insanlar ifade edebilecekleri ve etmek istedikleri en önemli dertleri, kendi yargılama koşullarının adil olmayışına dair düşüncelerini duyuramadıklarıdır. Yani bunu duyurmak istiyorlar. O yüzden de, 'aksi ispat edilene kadar herkes masumdur' ilkesinin, masumiyet karinesinin kendi koşullarında gerçekleşmediğini söylüyorlar. Engin Alan da bunu söyledi. Üstelik kendisi hakkındaki efsaneyi de çürüttü, (Ben, Başbakan'la münakaşa içinde olduğumdan tutuklanmış değilim, bir münakaşa da etmedik kendisiyle, tutuklanma sebebimin bununla ilgisi yoktur.