NTV

'Türkiye'yi hedef alan bir noktaya rastlamadık'

Anadolu Ajansı

Türkiye

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türk vatandaşlarını alıkoyan IŞİD ile ilgili ''Biz örgütün, buna benzer örgütlerin hem yapılarını hem hedeflerini çok iyi tahlil ediyoruz. Bunların içinde Türkiye'yi hedef alan bir noktaya rastlamadık'' dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Çekirge Polisevi'nde düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, "IŞİD terör örgütünün son olarak 'İstanbul'u da alacağız' şeklinde bazı duyumlar var. Bu haberler de dün yansıdı, böyle bir şey var mıdır? Suriye'nin ardından Türkiye'yi de 'cihad alanı' ilan ettikleri söyleniyor. Eğer bu konu doğruysa Türkiye'nin atacağı adımlar nelerdir?" şeklindeki sorusunu Arınç, şöyle yanıtladı:

"Böyle bir soruya şu kadar cevap vereyim; herkes her şeyi söyleyebilir, ancak bir örgütün gerçekten böyle bir fikir doğrultusunda Türkiye'ye yöneltecek hiçbir gelişmenin olmadığını söylemeliyim. Yoksa bir örgüttür o örgütten birisi veya birkaç tanesi, şu veya bu amaçla böyle bir söz söylemiş olabilir, böyle bir söz söylendiği de kesin, net ve açık değildir. Gazetelerimizde bu tür haberler çıkabilir ama kim nerede ne amaçla söylemiştir, bu belli değil.

'BU TÜR ÖRGÜTLER PROPAGANDAYI ÇOK SEVERLER'
Ancak biliyorsunuz bu tür örgütler hem propagandayı çok severler hem tehdidi ve panik havası meydana getirmeyi çok arzu ederler. Ama biz örgütün, buna benzer örgütlerin hem yapılarını hem hedeflerini çok iyi tahlil ediyoruz. Bunların içinde Türkiye'yi hedef alan bir noktaya rastlamadık."

'TÜRKİYE HER ZAMAN HAZIR'
Arınç, Türkiye'nin bu tür tehditlere karşı her zaman hazırlıklı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Böyle bir şeyin olması, olabilmesi ihtimaline karşı da bugün için değil, geçmişten bu yana Türkiye'nin çok önemli bir jeopolitik noktada olduğunu belki bazı devletlerin bile bazı örgütlerin bile zaman içinde hedeflerinde olabileceğini düşünürüz. Buna mukabil senaryolar hazırlanır, bu senaryolar üzerinde çalışmalar yapılır ve devlet bütün imkanlarıyla bu dış tehditlere karşı tedbirini alır. O yüzden 'IŞİD'den birisi şöyle demiş, ona karşı tedbiriniz nedir?' denilmez, 'Türkiye'ye yönelen dış tehditlere karşı Türkiye'nin bir hazırlığı var mıdır ' derseniz, evet belki yıllar öncesinden bu yana her zaman güncellenen bir çalışmamız mutlaka vardır. Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde de bunun dışındaki bütün planlarda da bu tür tehditlere karşı Türkiye'nin her zaman hazır olduğunu söyleyebilirim.''

AYM'NİN BALYOZ KARARI VE TAHLİYELER
Başbakan Yardımcısı Arınç, Balyoz Davası'nda AYM'nin verdiği hak ihlali kararı ve ardından yaşanan tahliyeleri de değerlendirdi.

AK Parti'nin Anayasa Mahkemesi'nde yaptığı değişikliklerle bireysel başvurunun önünü açtığını hatırlatan Bülent Arınç, muhalefeti eleştirdi.

Arınç şunları söyledi:

"Mahkemeler tüm sanıklar için tahliye kararı verdiler. Kimisi 5, kimisi 3 yıl sonra kimisi 2 yıl sonra kaldı ki her biri 20 yıl veya 18 yıla mahkum edilmişken, Anayasa Mahkemesi'nin bu kararıyla ve ilgili mahkemelerin de tahliye kararı vermesiyle davada tutuklu sanık kalmadı. Bu son yollarda yaşanan önemli olaylardan, belki de çok önemli sonuçlar doğurabilecek olaylardan bir tanesidir. Kim karar verdi. Anayasa Mahkemesi, ona bu yetkiyi kim vermiştir? 12 Eylül 2010'da referandumu yapılan anayasa değişikliği. Kim karşı çıkmıştı buna CHP, MHP ve diğerleri. Bunu kim savunmuştu, AK Parti. Tarihin garip bir tecellisine bakın ki o gün hayır diyenler ah ne iyiymiş, Allah senden razı olsun Anayasa Mahkemesi, sen olmasan halimiz ne olacaktı diye sevinç çığlıkları atıyorlar. Demek ki özgürlük, demokratikleşme böyle bir şey. O yüzden diktatörlüktü, demokraside geriye gidişti filan deyip, Başbakanımızı veya hükümeti suçlamaya kalkanlar Anayasa Mahkemesi'nin bu kararıyla ne kadar mahçup olsalar yeridir.''

12 EYLÜL KARARI
Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında verdiği cezalarla ilgili açıklamalarda bulunan Arınç, "12 Eylül 1980 darbesini yapanlarla ilgili yargımız önemli bir karar verdi ve hayatta bulunan Milli Güvenlik Konseyi üyelerinden Kenan Evren ve Şahinkaya'nın müebbet ağır hapsine hükmetti. Türk Ceza Kanunu'nun 146. maddesi gereğince anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs, hükümeti darbe ile sonlandırmak gibi suçlamalarla. Bu Türk siyasi tarihinde ilk defa oluyor" dedi.

Türkiye'de 1960'ta ve 12 Eylül'de askeri darbe olduğunu hatırlatan Arınç, bu dönemlerde ordunun fiilen yönetime el koyduğunu ve meclis ile siyasi partilerin kapatıldığını aktardı.

Bu zaman aralıklarında muhtıraların da yaşandığını dile getiren Arınç, şunları kaydetti:

"Ama darbecilerden hiç hesap sorulmamıştı. 12 Eylül 2010 referandumuyla darbecileri koruyan hükümler anayasadan çıkarıldı. Bu anayasa referandumuna ve anayasa değişikliğinin meclisten geçmesine sadece AK Parti grubu vesile oldu. CHP reddetti, oylamalara bile girmedi. MHP reddetti, oylamalara girmedi. O zaman BDP'liler ve DTP'liler vardı. Onlar da oylamaya katılmadılar. AK Parti tek başına meclisten çıkardı, milletimizin önüne götürdü. Milletimiz de yüzde 58 oyla bu anayasa değişikliğine 'evet' dedi. Dolayısıyla geçici 15. maddenin koruması kalkınca darbecileri koruyacak bir yasal zırh kalmamış oldu.

O zaman bütün muhalifler 'Siz bunu yapamazsınız. Maksadınız başkadır. Siz ülkeyi bölüyorsunuz, parçalıyorsunuz' gibi saçma sapan laflar etmişlerdi. Oysa bugün her olayda görüyoruz ki 12 Eylül 2010 referandumuyla anayasa değişikliğini önümüze getiren her şey Türkiye'nin demokratikleşmesine, özgürleşmesine, sivil asker ilişkilerinin normalleşmesine, cuntalar ve darbeler döneminin kapanmasına yol açtı.

Hiç kimse bugüne kadar ne Kenan Evren'in ne de arkadaşlarının yargılanacağını ve bu mahkeme sonucunda da idam olsaydı idam, idam olmadığı için ağırlaştırılmış müebbet, yaşlarına hürmeten de müebbet ağır hapis cezasıyla cezalandırılacağını düşünemezdi. Bunu gerçekleştiren Türk yargısıdır. Ona bu izin ve imkanı veren AK Parti'nin meclisteki mücadelesi ve milletimizin de yüzde 58'le 'evet ben artık Türkiye'de darbe istemiyorum. Kim aklından darbe geçiriyorsa yargılanmalıdır ve sonucuna katlanmalıdır' hükmünü veren milletimize teşekkür etmemiz lazım."