NTV

'Var git, düşmana geçit verme'

Anadolu Ajansı

Türkiye

Çanakkale Savaşları'nın üzerinden 94 yıl geçmesine rağmen ortaya çıkan yaşam hikayeleri, dinleyenlerin ve okuyanların yüreklerini burkuyor. 

Vatan savunması için binlerce kişinin gözünü kırpmadan canını verip şehit olduğu Çanakkale Savaşları'na katılan pek çok Mehmetçik, yıllar sonra bile arkalarında bıraktığı hüzünlü öyküleriyle anılıyor. İşte bunlardan birisi ise üç oğlunu Çanakkale'de şehit veren Karabüklü anne ile oğlu arasında yaşananlar... Osmanlının zor yılları... Düşman Çanakkale'yi geçerse koskoca bir imparatorluk son bulacak. Çanakkale geçilmemeliydi... Eli silah tutan herkes cepheye koşuyordu.
 
Yıl 1915. Eskiden Çankırı'ya bağlı olan Eskipazar ilçesinin Beytarla köyünde Gülsüm ananın gözü gibi sakındığı oğulları Ahmet, Hasan ve Mustafa da cepheye çağrılmıştı. 3 kardeş askerlik şubeleri Çerkeş'te toplanmak için hazırlık içindeydi. Gülsüm Ana, cepheye gidecek çocuklarının atlarını hazırlarken, kahramanların eşleri de yolluk ve azık koyuyordu heybelerine. Ayrılık vakti geldiğinde, Hasan bir ara annesinin döktüğü gözyaşlarına ve çocuklarının boynu bükük duruşuna dayanamadı, ''Ana kal dersen kalırım. Sen istersen, İn Deresi'ndeki tarlayı satıp, parasını askerlik bedeli olarak yatırayım. Sizin başınızda kalayım'' dedi.
 
Oğlunun bu sözleri üzerine kaşları çatılan Gülsüm Ana, sert bir ses tonuyla oğluna, ''Olur mu öyle şey. Bilirim ki, savaşmaktan korkmazsın, bizleri düşünürsün. Ama vatanın sana bizden daha çok ihtiyacı var. Ben bakarım bebelerine, var git düşmana geçit verme'' dedi ve fidan gibi oğullarını cepheye gönderdi.
 
KARDEŞLER CEPHEDE 
Çanakkale'ye varan kardeşlerden Hasan 2. Kolordu'ya bağlı 13. Alay 2. Tabur'da piyade er olarak Kanlıtepe siperlerinde, Ahmet 5. Kolordu'ya bağlı 38. Alay 11. Bölük'te Seddülbahir'de en küçük kardeş Mustafa ise 5. Kolordu'ya bağlı 38. Alay 9. Bölükte piyade er olarak Seddülbahir muharebesinde göğsünü siper etti düşmana.
 
Önce en küçük kardeş Mustafa şehit oldu. Kardeşinin öldüğünü öğrenen Ahmet, belki de daha bir hırsla saldırmıştı düşmana ve kardeşinden 9 gün sonra o da Seddülbahir sırtlarında şehitlik mertebesine ulaştı.

Hasan ise Kanlıtepe mevkisinde kardeşlerinin şehit olduğundan habersiz geçit vermiyordu düşmana. O da kardeşlerinden 5 ay sonra, vatan için şehit oldu.
 
''AĞLAMAYIN, ONLARIN RUHUNU İNCİTMEYİN'' 
Beytarla köyüne peş peşe gelen şehit haberleri üzerine Gülsüm Ana, gelinlerinin ve torunlarının feryatları karşısında adeta yıkılıyordu ama belli etmiyordu. Onlara, ''Susun artık yeter! Ağlamayın, onların ruhunu incitmeyin. Ben şehit anası, sizler şehit karısı ve çocukları oldunuz. Allah bizi bununla şereflendirdi'' diyerek, dünyaya, Türk anasının dirayetini ve yüceliğini gösteriyordu. 

3 FİDAN ÇANAKKALE'DE YATIYOR 
Çanakkale Savaşları Araştırmacısı Ahmet Uslu, yaklaşık bir ay önce yollarının eskiden Çankırı'ya, şimdi ise Karabük'e bağlı Eskipazar'a düştüğünü, burada sergi açtığını söyledi. Sergiyi gezen herkesten Çanakkale anıları dinlediklerini ifade eden Uslu, ''Afaki olarak her yerde 'Çanakkale'de dedem kaldı, amcam kaldı, büyük amcam kaldı' gibi sözlerle karşılaşılır. Bunların belgelerini isterdik ama çoğu zamanda bunlar bize gelmezdi'' dedi.
 
Eskipazar ilçesinde karşılaştıkları bir şehidin torununun, büyük dedesi ve amcalarının Çanakkale'de şehit düştüğünü kendisine anlattığını belirten Uslu, şunları söyledi:
 
''Şehit torunu bunu bize yaşlı gözlerle anlattı. Dedelerinin isimlerine Genel Kurmay Başkanlığı kayıtlarından ulaştık. Şehit olduğu yerleri, bölükleri ve alaylarını bulduk. Hakikaten bir aileden 3 fidan Çanakkale'de yatıyor. Bir aileden 3 fidan değişik yerlerde farklı zamanlarda savaşmış, böyle olay çok. Ama bu kardeşler aynı zamanda, aynı savaşta savaşmış ve şehit olmuş. Bir annenin aldığı 3 şehadet mektubu. Onlardan geride kalan yavrularını düşünün. Hikayenin ilginç olan tarafı ise birisinin bedel ödeyip, kalma imkanı varken annesinin 'Hadi sen de git, faydan olur. Bir kişi bir kişidir' diyerek oğlunu askere göndermesidir. Gelmeyeceğini bile bile Çanakkale'ye 3 evladını gönderen bir ana düşünün. İşte Çanakkale Savaşı'nın arka cephesi...''