NTV

Sele kış uykusunda yakalandılar

Yaşam

Haskızılören köyünde yaşanan sel felaketinde, sel sularına kapılarak bölgeden yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki Nebiler köyüne sürüklenen yılanlar, bölge halkını tedirgin etti. Selle birlikte bölgeye yaklaşık 100 bin yılanın geldiği tahmin ediliyor.

Antalya'nın Serik ilçesinde 9 ve 10 Ekim'de şiddetli yağış nedeniyle meydana gelen sel felaketi, doğal yaşamı da etkiledi. Sel suları, 4 kişinin öldüğü, 2 kişinin ise halen kayıp olduğu Haskızılören köyünden yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki Nebiler köyüne çok sayıda yılanın sürüklenmesine neden oldu. Köylülerin haber vermesiyle bölgeye gelen, Tekirova'da, birçok farklı cinsten sürüngenin yer aldığı Ekopark'ın işletmecisi Selami Tomruk, Nebiler köyünden topladığı yaklaşık 1240 yılanı, doğal yaşam alanlarına taşıdı. 

Nebiler köyünde çobanlık yapan İbrahim Kurtan, sel felaketinin hemen ardından köy yakınlarındaki ormanlık alanlarda daha önce görmediği türden birçok yılana rastladığını anlattı. Sürüsündeki bir koyunun da yılan sokması nedeniyle telef olduğunu kaydeden Kurtan, yılanlar yüzünden pamuk tarlalarında da çalışılamadığını belirtti. 

Kurtan, bunun üzerine daha önceden tanıdığı Selami Tomruk'a bilgi verdiğini, sel felaketinden birkaç gün sonra Tomruk ile bölgede yılan toplamaya başladıklarını bildirdi. 

Selin yaşandığı dönemin yılanların kış uykusuna yattığı dönem olduğuna dikkati çeken Selami Tomruk, ani gelen selin yılanları, alışık olmadıkları ve yaşam alanları olmayan kilometrelerce uzaklıktaki bölgelere sürüklediğini anlattı. Selden birkaç gün sonra çalışmalara başladıklarını ve bugüne kadar bin 240 yılan yakaladıklarını bildiren Tomruk, yakalanan yılanları, parazit temizleme işleminin ardından insan yaşam alanlarının dışındaki doğal ortamlarına geri bıraktığını söyledi.
 
''BU YILANLARIN BİR ÇOĞU ÖLECEK'' 
Tomruk, şöyle konuştu: 

''Sel ile bölgeye yaklaşık 100 bin yılanın geldiğini tahmin ediyorum. Bu yılanlar bölgedeki ekolojik alanlarını milyonlarca yılda oluşturuyor. Bir anda başka bir yere adapte olamazlar. O sistemi bulmaları lazım. Çünkü onun karşıtı farenin, kertenkelenin de orada olması lazım. Hayvanlar aç kalacak. Bir yılan bir yerden başka bir yere maksimum 5 kilometre göç edebilir. Bu hayvanlar sel ile 20 kilometrelik bir mesafeden geldi. Yiyecek bir şey bulamayınca köylere girecekler. Köylü korkacak ve bu yılanları öldürecek. Bu nedenle fareler çoğalacak. Parazit taşıyan fareler hastalıklara neden olacak. Bu bölgeye ait olmayan türler var. Bu yılanların birçoğu ölecek. En azından kışı geçiren yılanların yaşamlarını sürdürmelerini sağlamamız gerekiyor. Çünkü yaz aylarını burada geçirmeleri imkansız.'' 

Tomruk, Mayıs ayında da köylülerle biraraya gelerek yeniden yılan toplama işlemi yapacaklarını, o dönemde yakaladıkları yılanları cinslerine göre ne kadar yükseklikte, nasıl bir ekolojik sistemde yaşayacağını tespit ederek o bölgelere bırakacaklarını anlattı. 

Yılanların insanlara zarar verebilecek parazitler taşıyan, fare gibi kemirgenleri yediğine değinen Tomruk, doğal dengenin korunması için yılanların önemli olduğunu vurguladı. 

Tomruk, ''Farelerin taşıdığı ölümcül hastalıkların insanlara bulaşmaması için bu yılanları öldürmememiz gerekiyor. Yılan nesli azalıyor ve zincirin bir halkası kopuyor. Yılan neslinin azalmasının en önemli sebebi, sera ve tarım alanlarında kullanılan kimyasallar. İnsanların yılanları öldürmesi ve doğal felaketler de yılan neslinin azalmasına neden oluyor'' dedi. 

Tomruk, Sağlık Bakanlığı tarafından ekoloji için bir fon oluşturması gerektiğini de sözlerine ekledi.
 
''ÖLDÜRÜLÜRLERSE EKOLOJİK DENGE BOZULUR''
Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, sel sularıyla sürüklenen yılanların, suyun debisinin azalmasıyla belli bir yerde yoğunlaşabileceğini söyledi. 

Suyun çekilmesinin ardından halen canlı kalan yılanların çevreye yayılacağını belirten Öz, geldikleri noktaya kadar olmasa da yılanların 5-10 kilometre çapında bir alana dağılabileceklerini ifade etti. 

Prof. Dr. Mehmet Öz, vatandaşların bölgede gördükleri yılanları zehirli olup olmadığına bakmaksızın öldürmesinin de doğal yaşama zarar vereceğine dikkati çekti. Vatandaşları doğal yaşam alanlarına dönene kadar yılanları öldürmemeleri konusunda uyaran Öz, şöyle konuştu: 

''Bölgede zehirli yılan sayısı az. Yılan sokması olaylarına da zaten çok nadir rastlanır. İnsanların, yılanların zehirli zehirsiz olmasına bakmaksızın, 'Popülasyonu arttı, eski haline getirelim' diye müdahale etmesi, sakıncalı. Çünkü oradaki canlılar çevreye dağılacak ve eski yerine yerleşecek. Siz oradaki topluluğu birden ilaçlar ya da öldürürseniz, o türün sayısını azaltmış olursunuz. Besin zincirinde bir türün sayısının azalması, diğer popülasyonların artmasına neden olacaktır.'' 

Yılanların, bulunduğu bölgede fare, böcek, kurbağa, kertenkele ve hatta diğer yılanlarla beslendiğine değinen Prof. Dr. Öz, yılanların öldürülmesinin tarım alanlarındaki zararlıların çoğalması riskini de barındırdığını vurguladı. 

Öz, ''Türler ekolojiyi dengede tutarlar. Birinde azalma olduğu zaman, diğer popülasyon geometrik artış gösterecek, bu artış da çevreye zarar verecektir. En iyisi herşeyi oluruna bırakmaktır. Vatandaş 'Oradaki yılanları öldürerek işi çözüyoruz' derse yanlış yapmış olur'' dedi.