Kusurlara odaklanmak güveni zedeliyor!

Edison mu, Tesla mı derseniz; kesinlikle Tesla derim…

‘Neye göre’ diyeceksiniz?

Zamanının çok ötesinde bir deha olduğundan…

“Şimdiki zaman onlara ait olabilir, ama gelecek, ki ben hep bunun için çalıştım, bana ait” der, Tesla…

Sıradışı bir hafıza…

Bence, Tanrı’nın yarattığı en farklı beyin…

Ders kitaplarında adı nadiren geçer.

Öğrenciler Edison’u tanır, ama Tesla’yı pek değil…

Edison ile önce dost, sonra rakip olurlar…

Tesla, mucid…

Edison, pazarlamacı…

Edison pazarlanabilir icatlar üzerine yoğunlaşıp büyük servetler kazanıyor.

Tesla, parayı elinin tersiyle itiyor…

‘İnsanlığa hizmet, paradan çok daha önemlidir’ der…

Tesla, 1884'te ABD’ye geldiğinde, ilk başta Edison için çalışır.

Edison, ampulün patentini yeni almış ve elektriğin dağıtımı için bir sisteme ihtiyaç duyar.

Tesla’dan bu konuda yardım ister, eğer sistemdeki sorunu çözebilirse büyük miktarda para vereceğini söyler. Tesla sistemdeki sorunu çözer, ancak vaat edilen parayı hiçbir zaman alamaz.

Rekabet, işte bu noktada başlar…

Kısa süreli birlikte çalışma dönemini, uzun süreli rekabet izler.

Edison ölüm döşeğindeyken Tesla’yı af dilemek için yanına çağırır, fakat Tesla ‘vaktimi boş laflar dinleyerek geçireceğime, insanlık adına gerekli icatları bularak geçiririm’ diyerek, Edison‘un son arzusunu yerine getirmez.

Tesla’nın ruhsal sorunları, Edison’un öğrenme güçlüğü vardır…

Edison, yaşıtlarına göre çok geç yaşta konuşmaya başlar...

Dikkat bozukluğu olan Edison, kısa süreliğine okula devam eder. Eğitim hayatına başladıktan birkaç ay sonra, öğretmenleri algılama güçlüğü olduğunu düşündükleri Edison’dan bir şey olmayacağı kanısına varmışlar.

Edison, bir gün eve geldiğinde annesine bir kağıt uzatır ve “Bu kağıdı öğretmenim verdi ve sadece sana vermemi tembihledi” der.

Annesi kağıdı gözyaşları içinde oğluna sesli olarak okur: “Oğlunuz bir dahi. Bu okul onun için çok küçük ve onu eğitecek yeterlilikte öğretmenimiz yok. Lütfen onu kendiniz eğitin.”

Edison’un eğitimini, eski bir öğretmen olan annesi üstlenmiş.

Edison’un annesi vefat ettiğinde, o artık yüzyılın en büyük bilim insanlarından biriydi ve bir gün eski aile eşyalarını karıştırırken, çekmecenin köşesinde katlı halde bir kağıt bulur...

Kağıtta “Oğlunuz öğrenme güçlüğü olan bir çocuk. Artık okulumuza devam etmesinin bir anlamı yok…” yazılıydı.

Nancy Matthewes Elliott, iyi eğitim almış ve Edison’un üzerinde iz bırakan bir kadındı. Edison, okuldan alındıktan sonra annesi ona evde eğitim verdi. Edison, kitapları ve okumayı çok seviyordu. Annesi bu konuda seçici olmasını tavsiye etti ve Edison, bu sayede fizik kitaplarına ağırlık vermeye başladı. Thomas Edison, bu özgüveni kendisine annesinin kazandırdığını, şu sözlerle özetliyor: ”Beni, ben yapan annemdir. Çok haklıydı ve benden çok emindi.”

***

Annesi, okuldan atılan Edison’dan, bir dahi yaratıyor.

Oysa biz n’apıyoruz?

Çocuklara, sürekli ders çalışmaları gerektiğini vurguluyoruz!

Yaptığımız sadece bu!

Peki, bu durumda çocuk n’apıyor?

Bu vurgulamayı yapanları gördüğü zaman, sadece ders çalışma zorunluluğunu hatırlıyor. Ebeveyn ile çocuğun ilişkisi, sadece ‘zorunluluğu hatırlatma’ üzerine kurulmamalı. Ebeveyn ile çocuğun ilişkisi bozulursa, bunu düzeltmek zor olur. Dersteki başarısızlık, bir şekilde telafi edilebilir. Ebeveyn ile olan ilişkiyi bozmadan ders çalışmayı zevkli hale getirmek gerekiyor.

Çocuğa güven duygusunun eşlik ettiği bir sorumluluk duygusu kazandırmak şart! Aksi halde sadece itaat öğrenilir. Halbuki çocuk bireysel yaratıcılık, sorun çözme gibi beceriler kazanmalı, sadece kurallara uyan, otoriteye itaat eden bir insan yetişmemeli.

Yüksek başarı beklentisi başarısızlığı getiriyor. Yüksek beklenti düzeyine ulaşamayan çocuk, ne yaparsa yapsın, ailesini bir türlü memnun edemez. Bu nedenle yenilgiyi baştan kabul eder ve hiç çalışmamaya başlar. Aslında yeterince zeki olan çocuk, ‘başaramam’ duygusuna yenildiği için başarısız oluyor.

Aile hep olumsuza, çocuğun hatalarına odaklanırsa çocuğun çalışma şevki kırılır. Aslında aileler bunu iyi niyetle yapıyorlar, fakat farkında olmadan çocuğu ders çalışmaktan soğutuyorlar. Oysa yapmamız gereken şey son derece basit, çocuğun olumlu yönlerini görebilmek ve onu cesaretlendirmek.

ETİKETLER